Haber: Ahmet ÜN
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’da iki gün süren toplantının ardından kuruluşu ilan edilen Kürt Milli Platformu’nun 13 maddelik deklarasyonunda, temel amaçlarının Kürtlerin statü kazanmasına hizmet etmek olduğu bildirildi.
Diyarbakır’da çeşitli sivil toplum kuruluşu, siyasi parti, aydınlar ve hukukçuların da yer yaklaşık 400 kişilik grup, iki gün boyunca tartıştığı Kürt Milli Platformu’nun kuruluşunu ilan etti.
Kürt Milli Platformu’nun kuruluşuna ilişkin açıklanan deklarasyonda, Orta Doğu’da, Kürtlerin kaderlerinin ve geleceklerinin şekillendiği çok önemli bir süreçten geçildiğine işaret edildi.
“Kürt siyasetindeki mevcut yapısal sorunlar ve siyasal temsiliyet krizi, Kürtler açısından büyük fırsatlar barındıran bu dönemin, Kürtleri teğet geçmesine ve oluşan potansiyelin heba edilmesine neden olabilir” ifadelerinin yer aldığı deklarasyonda, bu temsiliyet krizinin çözümüne yardımcı olmak için bir araya gelmenin, Kürtler için tarihi, milli ve vicdani bir sorumluluk olduğu belirtildi.
Deklarasyonda, şunlar kaydedildi:
“Halihazırda, Türkiye siyaset sahnesinde Kürtlerin bu vazgeçilmez ihtiyaçlarını dillendiren ve takdiri hak eden siyasal hareketler olmakla beraber bu hareketler, Kürt milletinin derinleşen sorunlarına tek başlarına çözüm üretmede zorlanmaktadırlar. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz sürecin ağır yükü ve sorumluluğu kendini Kürdistani olarak niteleyen tüm parti, grup ve bağımsız şahsiyetlerin ortak işbirliği yapmasını zorunlu kılmaktadır. Yola çıkarken hiçbir vesayeti kabul etmiyor ve doğru bulmuyoruz. Halkımızın çıkarları için geçmişte ve günümüzde mücadele etmiş tüm kesimlerin emeklerine saygıyı elden bırakmadan hiçbir hareketin veya siyasi oluşumun devamı olmayacağımız bilinmelidir. Tabuları, statik düşünceyi ve dayatmacı hiçbir ideolojiyi kabul etmediğimiz gibi halkımıza değişime açık, katılımcı, sivil ve demokratik zeminde şiddetten uzak, kucaklayıcı, şeffaf, açık ve anlaşılır yeni bir siyaset dilinin yolunu açmak istiyoruz.”
“Kürtçe’nin resmi dil olması gibi kolektif hak talepleri, doğal ve uluslararası hukukun gereğidir”
Kürt Milli Platformunu oluşturan bileşenler ve katılımcılar olarak üzerinde mutabık kalınan “siyasal asgari illerimiz” başlık talepler ise şöyle sıralandı:
“Temel amacımız, Kürt milletinin statü kazanmasına hizmet etmektir. Kürtler için ‘Millet’ olmaktan kaynaklanan siyasi, coğrafi, idari ve hukuki statü, Kürtçe’nin resmi dil olması gibi kolektif hak talepleri, doğal ve uluslararası hukukun gereğidir. ‘Milletlerin Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı’ çerçevesinde meşru ve hukuki yollarla her türlü statüyü talep etmenin, Kürtlerin en doğal ve hukuki hakkı olduğunu savunuyoruz. Bu statünün ne olacağını belirleyecek olan da Kürt Milleti’nin kendi özgür iradesidir.
Siyasal mücadelemizde; meşruiyeti, şeffaflığı, legal ve sivil siyaseti esas alacağız. Temel dayanağımız, doğal hukuk, evrensel insan hakları ve uluslararası hukuk metinleridir. Mevcut şartlar altında şiddeti, Kuzey Kürdistan’daki hak arama mücadelesinde meşru bir araç olarak kabul etmiyor, doğru bulmuyoruz. Dolaysıyla silahların Kuzey Kürdistan’da bırakılmasını halkımız ve coğrafyamız açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
Şiddet içermedikçe ve şiddeti teşvik etmedikçe hiç kimsenin düşünce ve inancını yaşama, yayma ve örgütlenme hakkı kısıtlanamaz. Bizler bütün inançları ve inanç gruplarını halkımızın ve kültürümüzün ayrımsız saygıdeğer bir zenginliği olarak kabul ediyoruz.
Siyasetteki her türlü vesayeti baştan reddediyoruz. Platformda esas olan eşitlik ve kardeşlik hukukudur.
Herkes ve her kesim, hakaret etmemek şartıyla görüş, düşünce ve kanaatlerini serbestçe ve hiçbir baskı altında kalmaksızın, rahat bir biçimde dile getirme hakkına sahip olmalıdır.
Toplumsal barışı tehdit eden tekçi ve asimilasyoncu sisteme karşı net bir tutum benimsemeyen, Kürtler’in meşru hak ve özgürlük mücadelesine karşı pozisyon almayan kişi ve gruplarla ortaklığa ve dayanışmaya her zaman açığız.
Platformda yer almayan tüm Kürdistani parti ve gruplarla ilişkilerimizde kardeşlik hukuku prensibini esas alacağız. Tüm siyasi söylem ve ilişkilerimizde asgari etik değerlere, siyasi nezaket kurallarına ve hukuka uygun davranacağız.
Siyasetimizin ana gündemi ve varlık nedeni demokratik mekanizmaları kullanarak, Kürt milletinin ulusal meşru haklarının elde edilmesini sağlamaktır. Siyasal çalışmamızın öncelikli sahası Kuzey Kürdistan ve tüm Türkiye’dir. Ancak Kürt halkının yaşadığı Kürdistan coğrafyasının her yerinde; Kürt halkının hakları için mücadele veren tüm Kürt şahsiyet, parti ve oluşumlarla ‘Ulusal Birlik’ çerçevesinde meşru ilişkiler geliştireceğiz. Bu ilişki biçimi eşitlik düzeyinde, şeffaf ve legal zeminde olacaktır.”

