Haber: Mehmet Mucahit CEYLAN
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan akaryakıt fiyatlarının tarıma etkisini değerlendirdi. Mazot ve gübre maliyetlerindeki artışın üretimi durma noktasına getirdiğini belirten İskenderoğlu, “Destek açıklandığında mazot 45 liraydı, şimdi 80 lira. İran-İsrail-ABD savaşından hemen önce gübre 24 liraydı, şu anda 34 lira. Bu şartlar altında bizler nasıl üretim yapalım? Tarlalar boş kalacak. Tehlike çanları tarım için en üst tondan şu anda çalıyor” dedi.
Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, yükselen akaryakıt fiyatlarının tarımsal üretime etkilerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca mazotla sınırlı kalmadığını belirten İskenderoğlu, akaryakıt zammının gübre ve elektrik gibi temel girdilere de doğrudan yansıdığını, bundan dolayı kaygılı olduklarını ifade ederek şunları söyledi:
“Tabi bu akaryakıta gelen zamlar sadece akaryakıta tek gelmedi. Çiftçinin en büyük kalemi olan girdiği maliyetlerin başında gelen gübreye de aynı şekilde geldi. Tabi akaryakıta, mazota direk biraz daha fazla geldi ama aynı şekilde gübreye de geldi ve bundan sonra da çiftçinin büyük endişesi de elektriğe de gelecek, öyle görünüyor çünkü. Mazot biliyorsunuz elektriği tetikliyor ve elektriğe de gelecek. Çiftçinin ciddi anlamda endişesi ve kaygısı var. Bizim de bizlerin de endişesi var, kaygı duyuyoruz.”
“Destek açıklandığında mazot 45 liraydı, şimdi 80 lira”
Tarım desteklerinin geciktiğini ve enflasyon karşısında eridiğini ifade eden İskenderoğlu, şöyle konuştu:
“Bakın 2025 yılı desteklemelerimizi daha alamadık. TC rakamının son sayısına göre sıraya koymuşlar. 0 ve 2 almışlar. 4, 6 ve 8 olan çiftçilerimiz daha parayı almadı. İşin kötü tarafı ne biliyor musunuz? Bu desteklemeler açıklanırken mazot fiyatı Türkiye’de 45 lira bandındaydı. 2025 yılında açıklanırken 45 lira bandındaydı. Ben dün Diyarbakır’da bir petrol istasyonu yanından geçerken böyle tabelaya baktım 80 TL. Çiftçinin desteği açıklanırken 45 lira aradan bir yıl geçmiş 45 liradan 80 liraya neredeyse yüzde 90’dan fazla bir zam gelmiş.
Ve çiftçinin girdi maliyetleri, gübre ya gübre, İran-İsrail-ABD savaşından hemen önce 24 liradan Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi’nde satın aldım, şu anda 34 lira. Ya bir 25 gün bir ay içinde neredeyse yüzde 35’ten fazla bir zam geldi. Desteklerimiz açıklanırken gübre 17-18 liraydı. Şu anda 34-35 lira. Yüzde 100’den fazla bir zam olmuş. Peki çiftçi bu şartlar altında bizler nasıl üretim yapalım? Tarlalar boş kalacak. Hani bu artık söylemde değil, tarla boş kalacak.”
“Pamuk ve mısırda çiftçi zarar ediyor”
Ürün bazında maliyetlerin satış fiyatlarının üzerine çıktığını söyleyen İskenderoğlu, şunları kaydetti:
“Bir dönüm pamuğun maliyeti 34-35 lira, piyasada 25-26 liraya satılıyor. Çiftçi 7-8 lira zarar ediyor. Mısırda ise sadece gübre maliyeti dönüm başına 3.500 liraya dayandı. Bu şartlarda üretim yapmak imkânsız.
Hükümet bir an evvel nasıl asgari ücretliye enflasyon farkı veriyorsa, işçiye, memura, çalışana nasıl enflasyon farkı veriliyorsa, milletvekili maaşına nasıl enflasyon farkı veriliyorsa, Sayın Cumhurbaşkanı kendi maaşına nasıl enflasyon farkı veriyorsa çiftçinin de desteğine verilsin.”
“Artık buramıza geldi resmen, tarlayı boş bırakacağız”
Artan maliyetler nedeniyle üreticilerin tarımdan uzaklaştığını ifade eden İskenderoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çiftçi para kazanamıyorsa elindeki hayvanı satıyor, şehre gidiyor. Asgari ücretli bir iş arıyor. Çünkü çiftçinin geliri belli değil, destekler zamanında ödenmiyor. Bu da köyden kente göçü artırıyor.
Bakın 2025 yılın desteği gelmişiz 2026 yılının neredeyse mart ayı bitiyor, destek daha ödenmemiş. Böyle üretim mi olur ya? Ya böyle destek mi olur? Bu destek midir? Bizim paramız çiftçinin desteği enflasyon karşısında resmen eridi gitti. Bakın size hani eğer burada bir yanlış varsa ya beni hemen yalanlasınlar. Burada söylüyorum, sizin aracılığınızla sayın bakana sesleniyorum. Eğer benim bir yanlışım varsa, söylediğim bir şey varsa söylesinler. Onlar da çıksınlar, desinler ki Yenişehir Ziraat Odası Başkanı abartılı konuşuyor. Olmayan şeyi söylüyor. Böyle bir şey var mı ya? Ya çiftçi 2025 yılının desteğini yeni alıyor. Çiftçi 2026 yılında aldığı destek desteklenme belirlenirken mazot 45 lira şu anda 80 lira, gübre 17 lira şu anda 34 lira. Ya böyle çiftçilik mi olur? Böyle destek mi olur? Böyle üretim mi olur? Biz nasıl üretelim ya? Ya inanılır gibi değil ya. Artık buramıza geldi resmen, buramıza geldi. Tarlayı boş bırakacağız gönülleri rahat olsun.
Varsa paraları getirsinler, gitsinler Ukrayna’dan, Rusya’dan Yunanistan’dan pamuk ithal ediyorlar ya. Pamuk üretimi bitti. Kimse pamuk ekmiyor. Ya 3 yıldır pamuk 25 liraya satılıyor. Bu olacak bir şey mi ya? Hiç üretim planlaması denilen bir şey yok. Strateji yok. Gelen bakan, giden bakanın bütün projelerini yırtıp çöpe atıyor.”
“Elektrikli traktör projesinden ses yok”
Daha önce açıklanan projelerin hayata geçirilmediğini savunan İskenderoğlu, “Elektrikli traktör projesi vardı, 40 milyon dolar harcandı denildi. ‘45 dakikada şarjla 5 saat çalışacak’ dendi. Hepimiz sevindik ama yıllardır hiçbir gelişme yok” dedi.
“Yağışlar sevindirdi ama girdi maliyetlerinin yükselmesi bunu kursağımıza bıraktı”
Yağışların olumlu etkisine rağmen maliyetlerin üretimi engellediğini belirten İskenderoğlu, şöyle konuştu:
“2-3 yıldır biliyorsunuz tarımda ciddi anlamda kuraklıklar vardı, hepimiz zor durumdaydık. Bu yıl da sevindik. Allah’a şükürler olsun iyi geldi yağmurlar. Tüm Türkiye’ye, bütün bölgemize yağışlar iyi geldi. Barajlarda şu anda o kadar doluluk seviyesi yükseldi ki şu anda Deve Geçidi Barajı’nda Kral Kızı Barajı’nda tahliyeler söz konusu. Yani su tahliye ediliyor. Hepimiz sevindik. Fakat bu İran-İsrail-ABD savaşıyla beraber emtia fiyatlarının yükselmesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi bunu kursağımıza bıraktı. Yani üretim yapamayacak durumdayız. Hepimiz yağmurlara sevinirken hepimiz elimizi açtık dua ettik, şükrettik. Fakat bu kursağımızda kaldı bu zamlarla beraber. Traktör çalıştıramayacak durumdayız. Bakın örnek size bir şey söyleyeyim. Benim traktörüm 100 beygir ve 100 litre mazot alıyor. 100 litre mazot sabah traktörü çalıştırdınız, sabahtan yani en fazla yatsı namazına kadardır. 100 litre tüketiyor. Bu 100 litre demek 8 bin lira demektir. Litresi 80 TL 8 bin lira yapıyor. Ben 10 gün kullansam 80 bin lira. Ya inanılır gibi değil ya birisi beni dürtsün bana şaka desin ya buna. Ekrem Pakdemirli Sayın Bakan görevdeyken dedi ki mazotun yarısı bizden yarısı çiftçiden. Şu anda hükümetin verdiği mazot dörtte biri bile değil. Yıllar boyu enflasyon karşısında çiftçinin desteği eridi ve söyleyenler Sayın Bakan’ın söyledikleri hepsi havada kaldı.”
“Çiftçinin borcu 1,3 trilyon lirayı aştı”
Çiftçilerin borç yükünün arttığını belirten İskenderoğlu, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
“Acil tarafından orta, kısa ve uzun vadede tarımda bir strateji belirlenmesi lazım. Desteklerin tamamı baştan sonra değiştirilip çiftçi eğer ne ekiyorsa o yılın içinde çiftçiye pamuk ekiyorsa dördüncü ayda çiftçinin desteği verirsin. Buğday ekiyorsa kasım ayında çiftçinin parası verilsin ama hakkı verilsin. Çiftçinin Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bütçesinden alması gereken yüzde 1 yaklaşık olarak 700-800 milyar TL yapıyor. Çiftçiye verilen desteğin tamamı 168 milyar lira.
Çiftçinin şu anda bankalara tarım kredi kooperatiflerine, özel bankalara ve en önemlisi Ziraat Bankası’na borcu 1 trilyon 300 milyar TL’yi geçti. Bu kar topu şeklinde sürekli büyüyor. Çiftçi bu şekilde bu tarımdan gelen gelirle bu borcu ödemesi imkansız. Yapılandırma yapılması lazım çiftçiye. Özellikle Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası’ndan çiftçiye yapılandırma yapılması lazım ve çiftçinin bu borcunun hasat dönemine denk gelecek şekilde 5 yıla bölünmesi lazım.”
“Tarımda tehlike çanları çalıyor”
İskenderoğlu, tarımda tehlike çanlarının çaldığını belirterek, “Bakın tehlike çanları tarım için en üst tondan şu anda çalıyor. Çiftçi traktör çalıştıramıyor, çiftçi gübre alamıyor, yeterli derecede tarlaya gübreyi atamıyor. Bu da dolayısıyla harmana yansıyor. Bizim anlatmaya çalıştığımız bu. Yani biraz önce dedim ya iyi bir planlama yapılması lazım. Bir strateji belirlemesi lazım. Gelen bakan da stratejiye karışmaması lazım, planlamaya karışmaması lazım” şeklinde konuştu.

