(ANKARA) – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, bugün tüm camilerde okutulacak cuma hutbesinde, aile bağlarının zayıfladığı ve insanların yalnızlaştığı bir çağda yaşandığı belirtilerek, yaşanan sıkıntıların çaresinin cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmek ve İslam’ın evrensel hakikatlerini yeniden gündeme taşımak olduğu vurgulandı. Hutbede, “İnsan, günden güne yalnızlaşmakta, kalabalıklar içinde kimsesiz kalmaktadır. Dünya nimetlerine aşırı meyletmenin yol açtığı huzursuzluk, kişinin hayatı dünyadan ibaret görmesine, maneviyattan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten, bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçmektedir” ifadelerine yer verildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün cuma hutbesi, “Ramazan, Cami ve Hayat” başlığıyla yayımlandı. Hutbede, ramazan ayının rahmet, mağfiret ve bereket ayı olduğuna vurgu yapılarak, camilerle bağın güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.
Hutbede, “Cenabıhakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki, on bir ayın sultanı Ramazan-ı şerife kavuştuk” denilerek, ramazan ayının anlam ve önemine ilişkin, “Yüce Rabb’imizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimi” ifadelerine yer verildi.
Ramazan ayının, günlük koşuşturma içinde yıpranan iç dünyayı onaran ve hayata anlam katan bir mektep olduğu belirtilen hutbede, “Ramazan-ı şerif; gönüllerimize inşirah vermek, kulluğumuzu sırat-ı müstakim üzere tahkim etmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabb’imize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatmak için bizlere bahşedilen kıymetli bir hazinedir” denildi.
“Ramazan, camilerle aramızdaki bağı kuvvetlendirmek için fırsattır”
Hutbede, ramazan ayının camilerle bağı güçlendirmek için sunduğu imkanlara da değinilerek, “Ramazan-ı şerif, bizlere, birçok kazanım sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden tesis etmek, kuvvetlendirmek ve geliştirmek için de nice fırsat sunmaktadır” denildi.
Ramazan’ın ezanlar, mukabeleler, ilim halkaları, teravihler ve avlusunda kurulan iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatı inşa ve ihya etmeye vesile olduğu ifade edilen hutbede, “Camiler medeniyetimizin beşiği, şehirlerimizin kalbidir. Camiler imanı ahlakla, ibadeti bilinçle,
bilgiyi hikmetle, kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes yerlerdir. Peygamber Efendimiz’in buyurduğu üzere, ‘Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır'” değerlendirmesi yapıldı.
“Yaşadığımız sıkıntıların çaresi, cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmektir”
Aile bağlarının zayıfladığı, akraba ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşandığı kaydedilen hutbede, şu ifadelere yer verildi:
“İnsan, günden güne yalnızlaşmakta, kalabalıklar içinde kimsesiz kalmaktadır. Dünya nimetlerine aşırı meyletmenin yol açtığı huzursuzluk, kişinin hayatı dünyadan ibaret görmesine, maneviyattan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten, İslam’ın evrensel hakikatlerini, bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçmektedir.”
“Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetini elde edebiliriz”
Hutbede, ramazan ayının manevi havasından istifade edilmesi gerektiği vurgulanarak, “Ramazan-ı şerifin huzur veren manevi havasından daha fazla istifade edebilirsek özümüze dönebilir, kulluk şuurumuzu canlı tutabiliriz. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında ramazan ayına dair güzel hatıralar biriktirebilirsek geleceğe güvenle bakmalarına yardımcı olabiliriz. Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi
yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetini elde edebiliriz” ifadelerine yer verildi.

