(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “aktif bir şekilde Türkiye’nin de destek verdiği Pakistan’ın girişimiyle sağlanan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını” belirterek, “sürecin kalıcı barışa evrilmesi için diyalog ve diplomasi vurgusu” yaptı. Fidan, “Bu çerçevede Pakistan’da başlayacak görüşmelerde, tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır” dedi… Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ise “Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya bağlı kalacaklarını ve tek ülke, tek ordu hedefi doğrultusunda hareket edeceklerini” söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya geldi. İki bakan, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Fidan, “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz haftasonu, Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed el-Şara ve kıymetli kardeşimle oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirmiştik. Bugün de ikili ilişkilerimizin gündemindeki konuları iş birliğimizi daha ileri nasıl taşıyabileceğimizi ve bölgemizdeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduk” dedi.
“Bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor; her türlü istişareye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var”
Fidan, şunları söyledi:
“Bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor; her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu, Türkiye olarak bizi, bölgemizde daha fazla eşgüdüm içerisinde olmaya mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu biz, bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın iş birliği halinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz.
Değerli basın mensupları, bölgemiz 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Küresel ölçekte, ciddi etkiler yaratan bu savaş karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği içerisinde ve temas içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan 2 haftalık ateşkesi, büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulamasını ve sürecin kalıcı bir tarihe evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesir edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede Pakistan’da başlayacak görüşmelerde, tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır.
“Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalı”
Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalı. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklı selim hareket edilmesi zararuridir. Özellikle dünyan kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda olması da gerekmektedir. Ayrıca İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayanıklı olarak normalleşmesi de dahil olmak üzere, bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.
Bölgemizde kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birisi de şüphesiz komşumuz Suriye’nin istikrarıdır. Suriye halkı, on dört yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden mimari yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisna bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye’yle yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir risklerle kavuşması sürecinde halledilen planlarının olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir.
“Türkiye, bu yönde yürüttükleri çabalarında Suriye’nin her zaman yanından olacaktır”
Türkiye, bu yönde yürüttükleri çabalarında Suriye’nin her zaman yanından olacaktır. Suriye’yle derdimiz ve tasamız bir, mutluluğumuz ortak, güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede, ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu süreci kesintiye uğramadan Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miyadı dolmuş ve bazı çevreler nezdinde kullanışlılığını bugün itibariyle yitirmiş olan plan ve projelere, yeni Suriye’de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında, Suriyeli kardeşlerimizin kapsaycı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımak aklı selimin gereğidir. Bu doğrultuda da anayasal vatandaşlık çerçevesinde, Suriye’nin selameti hususunda tüm Suriyelileri bir araya getiren toplumsal uzlaşmanın tesisi gayretlerinde Suriye’nin yanında olmaya devam edeceğiz.
Kalıcı barış ve istikrar yönünde yoğun gayretlerimizi sürdürürken, bölgemizin uçuruma sürükleyen esas unsuru göz ardı etmemeliyiz. Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur: İsrail yayılmacılığı, sona ermedikçe Orta Doğu’nun kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti, bugün hala savaş bahanesiyle Gazze’lileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğü sistematik biçimde kısıtlamaktadır.
“İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır”
İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan, Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce insana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail ve Lübnan’daki işgalin sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmektedir.
Bölgesel gelişmelerin uluslararası toplumun dikkat edilmesinden ayıp olması da ayrıca önem taşımaktadır. Gazze’de ateşkes tesis edilmesine rağmen Filistin halkı hala en temel insani ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluklar yaşamaktadır. İsrail’in ateşkes kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirilmesi ve yeniden inşaat kapsamındaki faaliyetlerin zaman kaybedilmeden başlaması gerekmektedir. Gazze’nin yeniden imarı için Türkiye üzerine düşen görevleri yerine getirmekte kararlıdır. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı bu dönemde, İsrail’in Batı Şeria’da yürüttüğü eylemleri de endişeyle takip ediyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in fiili durum yaratma adımlarına karşı gerekli tepkileri alması şarttır. Bu çerçevede uluslararası toplumu seferber ettiği çabalarımızla, ortaklarımızla beraber yürütmekteyiz.
İnanıyoruz ki istikrarlı ve güvenliğini tam olarak tesis etmiş bir Suriye tüm bölgenin ve uluslararası toplumun yararınadır. Bu anlayışı, somut neticelere ulaştırmak amacıyla Suriyeli kardeşlerimize ortak gayretlerimizi ve üst düzeyli temaslarımızı önümüzdeki dönemde de her alanda, her seviyede sürdürmeye devam edeceğiz. Nitekim bu ay düzenleyeceğimiz Antalya Diplomasi Forumu’na da Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın iştirak edecek olmasını önermekten memnuniyet duyduk. Ülkemizi ziyaret eden kardeşim Sayın Şeybani’ye ve değerli heyetine bir kez daha huzurlarınızdan teşekkür etmek istiyorum.”
Şeybani: Bu toplantımız çok zor süreçte yapılıyor
Daha sonra konuşma yapan Şeybani, “Bu toplantımız çok zor süreçte yapılıyor. Nitekim bölgemizde farklı gelişmeleri görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Şeybani, şöyle konuştu:
“İlişkilerimiz özellikle kazan-kazana bağlı ilişkilerdir ve stratejik ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor Türkiye’yle. Ankara’da güvenilir ve bağlı bir şekilde bir işbirliği fırsatı bulduk. Biz de istikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda kardeş Türkiye ülkesiyle birlikte enerji, ticaret, altyapı gibi alanlarda büyük bir iş birliği içerisindeyiz ve bütün tehditleri de bertaraf etmekteyiz. Bu iş birliğinin bir diğer boyutu da Suriye ile Türkiye arasındaki enerji ilişkileridir. Hazar Denizi, Akdeniz ve buralardaki iş birliğimiz de artacaktır. Ülkenin müesseseleri yeniden inşa etmek, hızlı bir şekilde ilerlemektedir.
Ülkemizin il parlamento oturumu Haseke’de önümüzdeki günlerde başlayacaktır. Böylelikle parlamentonun ilk oturumunu gerçekleştirmiş olacağız. Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya tamamen sadık kalacağımızı buradan bir kere daha belirtmek istiyorum. Böylelikle hem sınırlar hem petrol konularıyla ilgili tüm anlaşmaları yerine getiriyoruz. Tek ülke, tek ordu ve egemenliğini koruyan bir ülke inşa edeceğiz. Güvenlik ve askeri kapasitenin güçlendirilmesi bizim için büyük önem taşımaktadır. Bu süreç, hem ulusal çabalarımız hem de uluslararası iş birliğiyle ilerlemektedir. İran ile sağlanacak barışın da bölgedeki istikrarı destekleyeceğine inanıyoruz.
“Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinde istikrarın korunması büyük önem taşımaktadır”
Suriye son 14 yıl boyunca çok ağır bedeller ödemiştir. Milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası ise yerinden edilmiştir. Tüm bu yıkıma rağmen yeniden ayağa kalkmak ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için çalışmak zorundayız. Bölgedeki tüm ülkelerin birbirlerinin egemenliğine saygı göstermesi gerekmektedir. Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinde istikrarın korunması büyük önem taşımaktadır. Son dönemde yaşanan krizler; deniz ve hava ulaşımını, petrol ticaretini ve genel olarak ekonomiyi olumsuz etkilemiş, güvenlik risklerini artırmıştır. Bu nedenle iş birliğimizi artırmamız gerekmektedir.
Öte yandan İsrail, bazı bölgelerde genişlemeyi sürdürmekte; hem havadan hem karadan saldırılarına devam etmektedir. Bu durum bölgedeki barış çabalarını olumsuz etkilemektedir. Tarafları 1974 anlaşmasına bağlı kalmaya davet ediyoruz. Son olarak, Türkiye hükümetine Suriye’ye verdikleri stratejik destek için teşekkür ediyoruz. Yeni Suriye, bölgesel iş birliğine ve gelişime açık olacaktır.”

