Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Diploma davası… Ekrem İmamoğlu’ndan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e: “Cürmün kadar yer yakarsın”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla yargılandığı “diploma davası”nda savunma yaptı. İmamoğlu, “Ekranlara çıkan Adalet Bakanı hâlâ Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarını hedef göstererek konuşuyor. Cürmün kadar yer yakarsın. Tarihte böyle bir şey var mı? Ben esasa bakıyorum. Bir buçuk senedir ailem, yuvam, dostlarım, İstanbullular, İstanbul’un kurumları, milletin iradesi zarar görüyor” dedi. Bir sonraki duruşmaya, 6 Temmuz’da devam edilecek.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla yargılandığı “diploma davası”nda savunma yaptı. İmamoğlu, “Ekranlara çıkan Adalet Bakanı hâlâ Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarını hedef göstererek konuşuyor. Cürmün kadar yer yakarsın. Tarihte böyle bir şey var mı? Ben esasa bakıyorum. Bir buçuk senedir ailem, yuvam, dostlarım, İstanbullular, İstanbul’un kurumları, milletin iradesi zarar görüyor” dedi. Bir sonraki duruşmaya, 6 Temmuz’da devam edilecek.

18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen ve ertesi günü düzenlenen operasyonla gözaltına alınan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili zincirleme şekilde “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 ay hapsi istenen davanın dördüncü duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 no’lu duruşma salonunda görüldü.

Savunmasına devam eden İmamoğlu, Avukat Recep Seyhan ve Avukat Hamza Uçak’ın, Fatih Keleş’i ziyaret sürecini anlattı. İmamoğlu, şu beyanda bulundu:

“Tüm bunlara rağmen, Fatih Keleş’in avukatının yaptığı suç duyurusuna rağmen, o iki avukatın şüpheli olarak ifadeleri dahi alınmadan bu pusunun, bu kumpasın sahibinin kim olduğu neden ortaya çıkarılmıyor? Bu kan dondurucu, kalleşçe pusuyu anlatan, tehdit eden avukatlardan neden ifade alınmadı? Tek bir ifade neden alınmadı? Bu suç duyurusu, bu soruşturma dosyası neden akamete uğratıldı? Çağlayan Adliyesi, Başsavcılık… Bunların yargıdaki ortakları kim? Bu kumpasın paydaşları kim?

“Manşeti 12 gün önceden atanlar korunurken, iftiraya uğrayanlar neden yargılanmıyor?”

İki avukat ve o gazete hakkında yapılan tüm suç duyurularına, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK)’ya yapılan bütün başvurulara rağmen, yargı kurumları neden kör, sağır ve dilsiz kaldı? Ben mi abartıyorum? Ben, burada cinayetin bir parçası konumuna sokuluyorum. Düşünün, Ekrem İmamoğlu’nu. Şafak operasyonlarıyla gazeteciler gözaltına alınırken, konu Sabah gazetesi olduğunda neden tek bir işlem yapılmıyor? Manşeti 12 gün önceden atanlar korunurken, iftiraya uğrayanlar neden yargılanmıyor? Yazık değil mi? Hiçbir şey yok. Ne ifade var ne başka bir şey. Sıfır. Sıfır. Sıfır.

“Bir buçuk senedir ailem, yuvam, dostlarım, İstanbullular, İstanbul’un kurumları, milletin iradesi zarar görüyor”

Ben ilk defa yargı makamıyla karşı karşıya kalıyorum. Avukatlar sordu, ben de ‘Sıfır’ dedim. HSK’ya başvurduk, ‘İşleme gerek yok’ dediler. Daha ne diyeyim? Adı geçen Sabah gazetesiyle aynı medya grubuna bağlı olan A Haber’dir. Ekranlara çıkan Adalet Bakanı hâlâ Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarını hedef göstererek konuşuyor. Cürmün kadar yer yakarsın. Tarihte böyle bir şey var mı? Ben esasa bakıyorum. Bir buçuk senedir ailem, yuvam, dostlarım, İstanbullular, İstanbul’un kurumları, milletin iradesi zarar görüyor. Yüzlerce şikâyetimiz, yüzlerce başvurumuz var. Bana hakaret eden o gazeteye tek bir işlem yapılmadı. Tek bir işlem. Bu nedenle başsavcıya, bugünkü bakana kadar herkese soruyorum: Açık tehditte bulunan o iki avukat ve savcılıktaki iş birlikçileri hakkında neden tek bir işlem yapılmadı? Neden?

“Millet günü geldiğinde hesabını soracak”

Cinayetle yargılanacak noktaya gelindi. Bundan daha çarpık bir tablo olur mu? Somut delillere dayanan itirazlara işlem yapmayan HSK, bu dosyada bizi muhatap bile almadı. ‘Siyasi şov’ diyorlar. Bu mu siyasi şov? Ben hapiste yatacağım, gelip burada şov mu yapacağım? Ben siyasetin içindeyken meydanlarda şov yapmadım. İşimi anlattım, derdimi anlattım, milletin derdiyle dertlendim. Başsavcılığa soruyorum: İnceleme başlattınız mı, başlatmadınız mı? HSK’ya sesleniyorum: Allah size akıl ve vicdan versin. Millet günü geldiğinde hesabını soracak.

“Sayın Hakim, bu tuhaf düzen millete çok büyük bedeller ödetiyor”

Bir tarafta açık suçlular var, işlem yapılmıyor. Diğer tarafta muğlak ifadelerle derhal yazışma yapılıyor. İftiraya karşı sessizlik, ifade özgürlüğüne karşı baskı… Adalet böyle tecelli etmez. Sayın Hakim, bu tuhaf düzen millete çok büyük bedeller ödetiyor. Önce büyük iddialar atılıyor, manşetler atılıyor, sonra sessizlik geliyor. İddialar küçülüyor, bazıları dosyalardan çıkarılıyor ama manşetler kalıyor. İnsanların zihnine kazınıyor. Asıl mesele budur. Artık suç delille değil, algıyla oluşturuluyor. Gerçeklerle değil, anlatılarla yönlendiriliyor. Hukuk, manşetlerin arasında yürütülüyor. İnsanlar hakkında mahkeme salonlarından önce ekranlarda kanaat oluşturuluyor.

“AK Parti içinde konuşamayan, emeği olup sözü olmayanlar için konuşuyorum”

Bugün burada sadece kendim için konuşmuyorum. Adalet duygusu zedelenen herkes için konuşuyorum. Çünkü artık insanların büyük çoğunluğu yargıya inanmıyor. Bu çok vahim bir durumdur. Ben demiyorum, anketler diyor. Hakkı teslim edilmeyen gençler için konuşuyorum. Yargının gölgesinde kalanlar için konuşuyorum. ‘Bu ülkede hâlâ hukuk vardır’ demek isteyen milyonlar için konuşuyorum. Muhalefet için konuşuyorum. Bu işi sıradan görenler için konuşuyorum. AK Parti içinde konuşamayan, emeği olup sözü olmayanlar için konuşuyorum. Alın teri olup söz hakkı verilmeyenler için konuşuyorum.

“Şimdi iddia makamının ortaya attığı, dünya yargı tarihinin en gülünç, en saçma ajan suçlamasına geldik”

Bu kan donduran girişimin ardından, aklın, hukukun ve devlet ciddiyetinin çöktüğünü gösteren, hiçbir mantıkla açıklanamayacak bir zincir kuruldu. Buna bir de “casusluk” suçlaması eklendi. Şimdi iddia makamının ortaya attığı, dünya yargı tarihinin en gülünç, en saçma ajan suçlamasına geldik. İddia makamı artık ne yaptığını bilmez hâle gelmiştir. Siyasette rakibini devre dışı bırakmak için her yolun mübah görüldüğü bir anlayışla, en absürt operasyonlardan biri yürütülmüştür. 24 Ekim sabahı, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili davada karar beklenirken, gün doğmadan Hüseyin Gün isimli ve ajan olduğu iddia edilen bir kişi üzerinden çelişkilerle dolu bir operasyon yapılmıştır. Karar beklenirken bir anda ‘son dakika’ denilerek gündem değiştirilmiştir.

Başaracağız kimsenin kuşkuşu olmasın. Bu dönemde sanık kürsüsünde olmak bazen bir şereftir. Çünkü burada oturmak korkunun değil direncin yanında olmaktır. Eğer bugün birileri tüm bunlara rağmen biz belirleriz kaderi diyorsa egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bilinsin ki bu salonda yazılan hiçbir senaryo sandıkta yazılanın önüne geçemeyecek. Millet hak edenlerden çatır çatır hesabını sorar. Siz yargılarsınız ama hükmü emin olun millet verir. onun için herkes cesaretini korusun. Anlattığım her şey bu dava ile ilgilidir. Bu kürsü dertlenenlerin kürsüsüdür.”

Bir sonraki duruşma 6 Temmuz’da

Duruşma savunmaların ardından İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak gerekçeli kararın istenmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 6 Temmuz’a bıraktı.

Bu arada, duruşmada karar arası verildiği sırada CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile İmamoğlu sohbet etti. Özgür Çelik, Trabzonspor-Fenerbahçe derbisi üzerine sohbet ettiklerini söyledi.

(SON)