(KOCAELİ) – Dilovası’ndaki fabrika yangınında hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, fabrika sahibi İsmail Oransal’ın ifadesine ilişkin “Dün İsmail Oransal bayağı palavralar attı. Bu palavralara ben inanmıyorum” dedi. Bulut, “Adalet istiyoruz. Adaletin en ağır şekilde onların cezalandırılmasını istiyorum. Nasıl bizim canlarımız yandı, bizim yüreklerimiz yandı, göz göre göre canlarımızı yaktıysalar, onların da canı yansın. Onlar üstüne sermaye kazandılar. 5 liraya, 10 liraya adam çalıştırdılar. Trilyonları ceplerine koydular” ifadelerini kullandı.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşması bugün yapılıyor.
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülecek duruşma öncesi Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Davanın takipçisi olduğumuzu söylemek için dayanışmamızla geldik. Çünkü bu iş cinayeti tam da kapitalizm ile patriyarkanın kesişiminde duruyor. Çünkü bu iş cinayeti derinleşen ücretli-ücretsiz emek kıskacının hayatlarımıza nasıl kastettiğinin en somut örneği. Bu iş cinayeti kadınlara reva görülen istihdam biçiminin de en somut örneği” ifadelerine yer verildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bu katliamla ilgili esas sorumlular denetleme yapmayanlar, çalışma ortamını, işçilerin koşullarını bilip hatta şikayetleri alıp burayla ilgili işlem yapmayanlar bu iş cinayetini kınamakla yetindi. Peki kınama hangi hayatı geri getirebilir? Adına iş yeri denen insanlık dışı çalışma koşullarında kadınların ve kız çocuklarının emeğinin bu denli sömürülmesinin tek sorumlusu iş yeri sahibi midir? Hiçbir önlem alınmamasına rağmen çalışan bir iş yerindeki cinayetin sorumlusu iş güvenliği uzmanı mıdır? Öyle bir iş yeri neden ve nasıl var olabilir?
Ölen kadın ve kız çocuklarının yaşlarına baktığımızda, istihdamın en güvencesiz kesimlerini görüyoruz. Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 31 iken, bu oran tam zamanlı ve kayıtlı olarak daraltıldığında yüzde 19’lara iniyor. İstihdam edilebilen kadınlar ise ancak asgari ücret civarına razı olmak zorunda kalıyorlar. Çoğu asgari ücrete bile erişemiyor. Bu patriyarkal kapitalist sistemin oluşturduğu çalışma rejiminin sonucu. Çünkü bu sistem emeğimizle hayatımızı kurmamızın değil, sermayeye ucuz iş gücü olarak ev içerisindeki emek sömürüsünü sürdürmenin peşinde. Çünkü biz evi geçindiren değil, bütçeye katkı olarak görülen emeğiz. Çünkü biz 2026 senesinde bile cinsiyetlendirilmiş iş ve iş yerlerinde çalıştırılırken öldürüldüğümüzde sadece vah denilip yedek işçi ordusundan bir başkamızla ucuza istihdama davet edilenleriz.
“Denetim yok. Havalandırma yok, yangın önleme sistemi yok”
İşyeri tehlike sınıfları tebliğine göre çok tehlikeli sınıfta yer alan bu iş yerinde çocuk işçilik var ama sigorta yok. İşçilere herhangi bir işçi sağlığı, iş güvenliği eğitimi, kişisel koruyucu donanım, iş yeri güvenliğine dair bir risk analizi, denetim yok. Havalandırma yok, yangın önleme sistemi yok. 2021 yılında kaçak olduğu tespit edilip yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım yok. Ama hemen yanında İŞKUR var. 2023 seçimlerinde de bu bina önünde işverenlerin AKP’li belediye başkanı ve vekillerle birlikte fotoğrafları var.
Yangın sonrası hızla kamuoyuna duyuruyla açığa alınan SGK ve İŞKUR Kocaeli Müdürleri de aradan birkaç ay geçtikten sonra görevlerinin başına döndü. Kamu görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Bu iş cinayetinde yakınlarını kaybedenler, geçtiğimiz hafta kamu görevlisi olup sorumluluğu olanların da dahil edilmesini talep etti. Biz de bu iş cinayetinde sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması gerektiğini söylüyoruz.
“Çocuklar iş cinayetlerinde ölüyor”
Ravive Kozmetik’te sabah 8’den akşam 12’ye kadar 70 lira yemek ücretiyle günlük 600-800 liraya çalıştırıldı bu kadınlar ve kız çocukları. Mahalleliler yangının sömestirde olsaydı daha çok çocuğun ölebileceğini söyledi. Çünkü çocuklar cep harçlığı çıkarmak istiyorlardı. Çünkü bu ülkede çocukların yoksulluğu ile ilgilenen bir yönetim yok. Çocuklar bilimsellikten uzaklaştırılmış eğitim sisteminde geleceksizlik görüyor. Beslenme çantası boş, okula gidiyor. MESEM’lerde sermayeye bedava işçi oluyor. Çocuklar iş cinayetlerinde ölüyor.
Feministler olarak bilirkişi raporlarında da buraya fason üretim yaptırdığı kesinleşen firmalara denetim sorumluluklarını hatırlatan mektuplar gönderdik. Ancak firmaların tamamı sessizliği seçerken, bunun karşısında bizler de boykotu seçtik. Ravi ve Kozmetik cinayeti ne yazık ki ne ilk ne de son. Patriyarka ve sermaye el ele vererek bir cinayet işledi ve yaşananlarla ilgili utanç duyan bir kamu yetkilisi bile yok. Yok, çünkü bu sistemin devamını istiyorlar. Daha birçok kayıt dışı, örgütsüz, sendikasız iş yerinde kadınların ve çocukların emeği en ucuza sömürülüyor. Bu kayıtsız alanda erkek patronların keyfi uygulamalarıyla ne emeklilik hayal edebiliyoruz ne de rahatça kurabileceğimiz bir hayatı. Bizim bu sistemle derdimiz var.
“Bu bir kaza değil, cinayet”
Bu bir kaza değil, cinayet. Patriyarka, sermaye ve devlet işbirliği ile işlenen bir cinayet. Bizim hayatını kaybeden, göz göre göre öldürülen tüm kadınlara ve kız çocuklarına mücadele borcumuz var. Bu sistemin daha fazlamızı yok etmesine izin vermemek için, bir kişi daha eksilmemek için yaşasın feminist mücadelemiz.”
“Bu palavralara ben inanmıyorum”
Basın açıklamasının ardından yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut söz aldı. Bulut, şöyle konuştu:
“Dün İsmail Oransal bayağı palavralar attı. Bu palavralara ben inanmıyorum. Ben bizzat kendim orada çalıştığım için hepsini biliyorum. Oraya hiç gelmediğini, ayda yılda bir kere geldiğini, bir saat-yarım saat geldiğini söylüyor. Hepsi palavra, palavralara anca kendi inanır. O palavralara anca kendi inanır. Ben inanmıyorum. Bizzat şahidim. Orada olduğuna, sigortasız olduğuna, makinelerin üstünde İsmail Oransal yazıyordu, bunu inkar etmesin. Yalan konuşmasın, palavra atmasın.
Ben orada her şeyin olduğunu biliyorum. Zara’nın, Altınyıldız’ın da orada üretim yapıldığını biliyorum. Hiç inkar etmesin. Ben bizzat şahidim. Adalet istiyoruz. Adaletin en ağır şekilde onların cezalandırılmasını istiyorum. Nasıl bizim canlarımız yandı, bizim yüreklerimiz yandı, göz göre göre canlarımızı yaktıysalar, onların da canı yansın. Onlar üstüne sermaye kazandılar. 5 liraya, 10 liraya adam çalıştırdılar. Trilyonları ceplerine koydular.
“Başlarını yastığa rahat koyabiliyorlar mı”
Soruyorum onlara şimdi buradan: Başlarını yastığa rahat koyabiliyorlar mı? Rahat uyuyabiliyorlar mı? Çocukları olacak. O çocuğa helal yedirdi mi acaba? Soruyorum onlara. Bütün kazançları haram zıkkım olsun onlara. Hakkımı helal etmiyorum. Ölmüşlerimizin de ahı onların yakasındadır. Elbette ettiklerini bulacaklar, gün gelecek.”

