Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dilek Kaya İmamoğlu: Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum

19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 26. buluşması, Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirildi. Buluşmada, CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu. “Vahim olan yargı eliyle aileler üzerinden baskı kurulmaya çalışılmasıdır” diyen İmamoğlu, “Bir babayı iftiraya zorlamak için, evladının özgürlüğünün elinden alınması; çocuklarından, ailelerinden ayrı bırakılan ve haksız yere tutuklu bulunan annelerin yaşadıkları… Bu, hukukun değil, insanlığın da sınandığı bir noktadır. Bu düzen, böyle sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve hukuk işlemelidir. Siyaset, gerçeği saklamaz; adaletin yolundaki engelleri kaldırır. Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum. Vicdanlarınızı konuşturun artık” çağrısında bulundu. 

19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın

Haber: Oktay YILDIRIM/Kamera:Gencer KETEN

(İSTANBUL) 19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 26. buluşması, Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirildi. Buluşmada, CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu. “Vahim olan yargı eliyle aileler üzerinden baskı kurulmaya çalışılmasıdır” diyen İmamoğlu, “Bir babayı iftiraya zorlamak için, evladının özgürlüğünün elinden alınması; çocuklarından, ailelerinden ayrı bırakılan ve haksız yere tutuklu bulunan annelerin yaşadıkları… Bu, hukukun değil, insanlığın da sınandığı bir noktadır. Bu düzen, böyle sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve hukuk işlemelidir. Siyaset, gerçeği saklamaz; adaletin yolundaki engelleri kaldırır. Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum. Vicdanlarınızı konuşturun artık” çağrısında bulundu.

19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 26. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Buluşmaya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve bir grup vatandaş topluluğu destek verdi. 26. buluşmanın basın açıklaması, 338 gündür Silivri’de, 12 metrekarelik bir hücrede tutuklu bulunan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.

“Ramazan ayı; sadece aç kalmayı değil, doğru söz söylemeyi, iftiradan uzak durmayı, kul hakkının ağırlığını bilmeyi öğretir”

“Mübarek Ramazan ayının ilk Aile Dayanışma Ağı buluşmasında, sizlerle bir arada olmanın derin anlamını yüreğimde hissediyorum” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:

“Ramazan ayı, yalnızca bir zaman dilimi değil; vicdanın konuştuğu, merhametin çoğaldığı, insanın insana daha çok yaklaştığı müstesna bir aydır. Aynı sofrada buluşmanın eşitliğini, paylaşmanın bereketini, sabrın olgunlaştırıcı gücünü bize yeniden hatırlatır. Ramazan ayı; sadece aç kalmayı değil, doğru söz söylemeyi, iftiradan uzak durmayı, kul hakkının ağırlığını bilmeyi öğretir. Bu ay, yalnızca sofralarımızı değil, kalplerimizi de birleştirir. Bu yüzden Ramazan’ın ülkemize huzur, barış, adalet ve bereket getirmesini diliyorum. Çünkü bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da budur.

“Adaletin yeniden işleyeceği günlere olan inancımızı diri tutuyoruz”

Geçen yıl, 18 Mart 2025’te iftar sofrasında sevdiklerimizle bir aradayken, eşim Ekrem İmamoğlu’nun 30 yıllık diploması iptal edildi. Ertesi gün, 19 Mart 2025’te sahurdan hemen sonra, bir şafak operasyonuyla gözaltına alındı. Daha önce, 6 Mayıs 2019’da, yine Ramazan’ın ilk gününde, milletin iradesiyle kazanılmış İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi iptal edilmişti. Ve bugün… Bir Ramazan gününde, bu kez iftar sofralarımızda eksik tabaklarla, boş kalan sandalyelerle, sevdiklerimizin yokluğunun sessizliğiyle baş başayız. Bizler, bir buçuk yıldır yalnızca kendimiz için değil; ailelerimiz için, adalet için, geleceğimiz için yan yanayız. Aile Dayanışma Ağı, bu ülkenin vicdanının somutlaşmış hâlidir. Burada yalnız insanlar değil; umutlar buluşuyor, yaralar sarılıyor, yalnızlık dayanışmaya dönüşüyor. Her geçen hafta büyüyen bu kalabalık, adalet arayışının ne kadar derin ve gerçek olduğunu gösteriyor. Birbirimize güç vererek, adaletin yeniden işleyeceği günlere olan inancımızı diri tutuyoruz.

“Buradan haykırıyoruz: Kaçma şüphesi, tehlikesi olmayan sevdiklerimizi bırakın, yargılamanızı tutuksuz yapın”

Bugün yaşadığımız sürecin hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıdığı, iddianamenin yayımlanmasıyla kamuoyunda daha da görünür hale gelmiştir. İktidara muhalif siyasetçilerin, hiçbir somut delil olmadan tutuklandığını herkes görüyor. Süreç; gizli tanık beyanlarıyla ve özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin baskı altında verdiği sözde ifadelerle, iftiralarla ve hiçbir somut delile dayanmayan söylentilerle yürütülüyor. Toplumun adalet duygusu derinden sarsılıyor. Kaldı ki hukukta, tutuksuz yargılama esastır, tutukluluk istisnadır. Buradan haykırıyoruz: Kaçma şüphesi, tehlikesi olmayan sevdiklerimizi bırakın, yargılamanızı tutuksuz yapın. Hüküm verilmeden cezalandırmaya dönüşen uygulamadan vazgeçin.

“Meclis’in altına imza attığı ilkelerin uygulanmasını istiyoruz”

Üstelik biz yeni bir şey talep etmiyoruz; Meclis’in altına imza attığı ilkelerin uygulanmasını istiyoruz. TBMM’de ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ aylardır toplanıyor. İki gün önce, bir sonuç raporu açıkladılar… Bu rapora AK Parti ve MHP de imza attı. Raporun 7. Bölümü, ‘Demokratikleşme ile ilgili Öneriler’ kısmında ne yazılmış size aynen okuyorum:

Anayasa’mıza göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması sağlanmalı

Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir

“Eğer gerçekten samimiyseniz; derhal, şimdi uygulayın bu önerileri! Bu eziyete, bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa son verin”

Tutuklamanın istisna olduğu vurgulanmıştır. Tüm bu okuduklarım, raporda olan bu cümleler, zaten mevcut Anayasamızda ve yasalarımızda mevcut olan düzenlemelerdir! Zaten yapılması gereken bu! Bunun için ne Anayasa tadiline ne de yeni yasalara gerek yok. İktidarın ve yargının tek yapması gereken, Anayasamızı ve yasalarımızı uygulamaktır. Bu raporun altında iktidarın imzası var, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzası var. Eğer gerçekten samimiyseniz; derhal, şimdi uygulayın bu önerileri! Bu eziyete, bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa son verin. Anayasa Mahkemesi kararlarını, AİHM kararlarını uygulayın, Özellikle seçilmişleri ve yol arkadaşlarını tutuksuz yargılayın! Bu Ramazan ayında aileler bir arada olabilsin, aileler kavuşsun…

“Her biri bir hayat, yarım kalmış bir umuttur”

Bugün yaşananlar bunun tam tersini göstermektedir. Tüm bunlardan daha vahim olan ise yargı eliyle aileler üzerinden baskı kurulmaya çalışılmasıdır. Bir babayı iftiraya zorlamak için, evladının özgürlüğünün elinden alınması; çocuklarından, ailelerinden ayrı bırakılan ve haksız yere tutuklu bulunan annelerin yaşadıkları… Bu, hukukun değil, insanlığın da sınandığı bir noktadır. Sadece yaptığı iş nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan insanları serbest bırakın. Mücadelemizden vazgeçmemiz için hiçbir somut delile dayanmadan sevdiklerimizi tutsak ederek itibar suikastı yapılmasına sessiz kalmayacağız. Bu isimlerin her biri yalnızca bir dosya numarası değildir. Her biri bir hayat, yarım kalmış bir umuttur. Arkalarında bekleyen aileler, büyüyen bir özlem ve toplumun omuzlarında ağırlaşan bir vicdan yükü vardır. Aile bireylerinin özgürlüğü üzerinden siyasi baskı kurulamaz.

“Devleti güçlü kılan şey korku değil, adalettir”

Kurumlara güvenin sarsılması, yalnız bugünü değil, geleceğimizi de zedeler. Devleti güçlü kılan şey korku değil, adalettir. Çünkü adalet, mülkün temelidir. Kurumları korumanın tek yolu, onları siyasetin gölgesinden kurtarmaktır. Bugün eşitsizliği sokakta, okulda, gelir dağılımında nasıl yaşıyorsak; adalette de derinden yaşıyoruz. Adalete güvenin sarsıldığı günlerden geçiyoruz. Aynı iddia ile bir kişi tutuklu yargılanırken, bir başkası özgür kalabiliyorsa, burada hukuk değil keyfiyet vardır. Biz kimsenin haksız yere tutuklanmasını da suç işleyenin cezasız kalmasını da istemiyoruz. Biz, yalnızca adil ve eşit yargılama istiyoruz. Artık adalet konuşsun, artık hukuk konuşsun, artık vicdanınız konuşsun istiyoruz. Gerçekten adalete güveniliyorsa davalar şeffaf olmalıdır. Biz kendimize güveniyoruz. Bu nedenle duruşmaların TRT ekranlarından canlı yayınlanmasını talep ediyoruz. Gerçeklerin görünmesinden korkulmamalıdır. Çünkü gerçekler saklanamaz. Millet görüyor, millet hissediyor, millet konuşuyor.

“Adaletin ve hukukun yok sayıldığı bir düzende, barış için kurulan masaların bir hükmü yoktur”

Adalet talebi artık bastırılamayacak kadar güçlüdür. Suskunluğun güvenli sayıldığı bir dönemde, toplum vicdanı konuşmaktadır. Haksızlık karşısında sessizlik, artık bir seçenek değildir. Çünkü adalet, yalnız mahkeme salonlarında değil, insanların kalbinde de tecelli eder. Ekrem İmamoğlu, bu toplumun vicdanına güvenerek siyaset yaptı. Haksızlığa karşı durdu ve ‘Ben, kendimi milletime emanet ediyorum’ dedi. Bugün dört duvar arasında tutsak olabilir; fakat inancı ve adalet mücadelesi dimdik ayaktadır. Çünkü adalet fikri hapsedilemez. Bu mücadele yalnız bireylerin değil, bir ülkenin geleceğinin mücadelesidir. Adaletin ve hukukun yok sayıldığı bir düzende, barış için kurulan masaların bir hükmü yoktur. Çünkü adalet yoksa, huzur da yoktur. Hukuk yoksa, güven de yoktur. Güven yoksa, gelecek yoktur.

İşte tam da bu yüzden Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adalet üzerine söylediği sözleri hatırlatmak isterim: ‘Bağımsızlık, gelecek, özgürlük her şey adaletle vardır.’ ‘Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır.’ ‘Adalet, bir devletin esası olduğuna göre, mahkemelerin sözde değil, gerçekten tarafsızlığını temin, her işin başında bulunmalıdır.’

Siyasetçilere çağırıda bulundu

Herkesi bu adalet çağrısına ses vermeye davet ediyorum. Bu düzen, böyle sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve hukuk işlemelidir. Siyaset, gerçeği saklamaz; adaletin yolundaki engelleri kaldırır. Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum. Vicdanlarınızı konuşturun artık. Sözlerimi bitirirken Ramazan ayının yüreklerimize ferahlık, ülkemize adalet ve geleceğimize umut olmasını diliyorum. Bu mübarek ayın vicdanlarımızı aydınlatmasına, dayanışmamızı güçlendirmesine vesile olmasını temenni ediyorum.”

Dr. İmamoğlu’nun ardından bazı tutukluların yakınları söz alarak, Ramazan ayına yönelik duygularını şöyle dile getirdi:

Gönül Bayraktar: “Susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz”

Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’ün siyasi yol arkadaşı Gönül Bayraktar:

“Bugün burada, tam 300 gündür tutuklu bulunan Belediye Başkan Yardımcımız Ali Rıza Akyüz’ü anmak, ona olan desteğimizi ve dayanışmamızı göstermek için bir aradayız. Tam 300 gün… Bir takvim yaprağı değil sadece; aileden, sevdiklerinden, görevinden ve halkıyla kurduğu bağdan ayrı geçilen 300 gün. Ama bilinmelidir ki; 300 gündür özgürlüğü kısıtlanmış olabilir. Fakat onuru, mücadelesi ve halk nezdindeki itibarı asla tutsak edilmemiştir. Bizler biliyoruz ki; kamu görevleri makam için değil, halk için yapılır. Ve halk için mücadele edenler, baskılar karşısında asla geri adım atmazlar. Tarih boyunca adalet arayışı gecikmiş olabilir, ama asla yok edilmemiştir. Bugün burada, yalnızca bir ismi anmıyoruz; hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokrasiye olan inancımızı savunuyoruz. Çünkü adalet, bir gün herkese lazım olacaktır. 300 gün boyunca sabırla bekleyen ailesine, yol arkadaşlarına ve ona inanan herkese de selam olsun. Bu süreç bize bir kez daha göstermiştir ki; dayanışma en büyük güçtür. Biz susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Adalet yerini bulana kadar, özgürlük gelene kadar, dayanışmamız sürecek ve Ali Rıza Başkanımızın arkasında duracağız.”

Huri Türkmen: Hukuk, intikam aracı değil; adaletin teminatıdır

İmamoğlu’nun tutuklu yargılanan koruması Çağlar Türkmen’in eşi Huri Türkmen:

“Eşim Çağlar Türkmen, hiçbir somut delil olmadan, sadece yaptığı iş ve duruşu nedeniyle 300 gündür tutuklu. Bugün burada bir eş olarak değil, adalet isteyen bir yurttaş olarak konuşuyorum. Hukuk, intikam aracı değil; adaletin teminatıdır. Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir… Eşim için de bu ülkedeki tüm siyasi tutuklular için de… Bu hafta oğlumuzun doğum günü. Babası onun yanında değil. Bir çocuğun babasız büyümesi değil, bu ülkenin adaletsiz büyümesi asıl utançtır. Biz adalet istiyoruz; intikam değil, sessizlik değil. Çağlar Türkmen ve bütün tutuklular serbest bırakılsın.”

Kadriye Türker: Adaletsizliğin zirvesindeyiz maalesef

Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in annesi Kadriye Türker:

“İyi Ramazanlar sayın konuklar. Buraya geldiğiniz için herkese teşekkür ediyorum. Benim kızım, Düzce’de bir de üstelik. Ziyaretimiz de çok zor oluyor bu yaşta. Torunlarım da biz de ailece perişan olduk. Şimdi kızımın moraline bakıyorum; daha düzgün gibiydi. Bu ara çok daha kötü. Çünkü iddianameyi okuyor; içinde hiçbir şey yok. ‘Benimle ilgili hiç yazıp çizilen bir şey yok anne. Ben niye buradayım’ diye bana soruyor. Bir cevap veremiyorum tabii. Adaletsizliğin zirvesindeyiz maalesef. Vallahi çok zor durumdayız gerçekten. Bu yaşta evimizi barkımızı terk ettik, torun bakıyoruz 10 aydır. Ama 13 yaşındaki torunumuz da çok zor durumda. Durmadan, ‘Annemi özledim’ diye ağlıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kızımı istiyorum. Hürriyet istiyorum. Tutuksuz yargılanma istiyorum. Özgürlük istiyorum. Adaletsizliğe son verilmesini istiyorum.”

Filiz Kahveci Gökce: Adalet istiyoruz

İPA Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökce’nin eşi Filiz Kahveci Gökce:

“Bizler de Ramazan’a kalbimizde sabır, dilimizde dua ve yüreğimizde adalet talebiyle giriyoruz. Hiçbir ailenin hasretle sınanmadığı bir bayram umudu taşıyoruz. Adalet istiyoruz.”

Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık’ın annesi Ayşe Ayık:

“Herkese merhaba, hoş geldiniz. Ben Fatoş Ayık’ın annesiyim. Özgürlük istiyorum”

Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven’in annesi Zeynep Güven:

“Bütün bu sohbetlere ve söylenenlere katılıyorum. Ve özgürlük istiyoruz. Adalet istiyoruz. Çok yorulduk. Çok yoruldum. Sabahlara kadar uyumuyorum. Kızım suçsuz orada. Bir senedir -hepsi gibi- yatıyorlar. Adalet, hak, hukuk, özgürlük istiyoruz. Yeter artık, yorulduk.”

İmamoğlu’nun makam şoförü Recep Cebeci’nin eşi Aslı Cebeci:

“Ben, Ekrem İmamoğlu’nun 18 yıllık makam şoförü Recep Cebeci’nin eşi, Aslı Cebeci’yim. Eşimin hakkında hiçbir iddianame yok. Ve 190’nci gün bugün. Aynı zamanda bir anneyim. 10 yaşında bir oğlum var. ‘Anne, babam ne zaman gelecek’ diye sorduğunda, ben buna cevap veremiyorum. Artık adaletin, hukukun hızlı bir şekilde ilerlemesini istiyoruz. Tutsaklarımıza özgürlük diliyoruz.”

Tuba Torun Aydoğdu: Bu hukuksuzluğa oturduğunuz an itibariyle artık lütfen son verin

Önceki dönem CHP milletvekili Aykut Erdoğdu’nun eşi ve avukatı Tuba Torun Aydoğdu:

“İyi bir Ramazan ayı diliyorum. Ama Ramazan deyince, insanın aklına ilk olarak kul hakkı geliyor. Dayanışma geliyor. Kul haklarının, sanıyorum ki en kapsamlısının yendiği bir süreçten geçiyoruz bugünlerde. Ben hukukçu olarak vicdan ve din üzerinden değerlendirmeden evvel hukuka bakılması gerektiğini hep savundum. Fakat doğal hukuk teorisinde de der ki, hukukun temelinde ahlak vardır, erdem vardır, olmalıdır der. Ne yazık ki bunlarla ilgili de çok sıkıntılı süreçler yaşıyoruz. Devletin dini adalettir aynı zamanda. Devletin dininin emanet edildiği Sayın Bakan Akın Gürlek’e, ben, buradan bizzat bir hukukçu meslektaşı olarak seslenmiş olayım. Bu hukuksuzluğa oturduğunuz an itibariyle artık lütfen son verin. Mevcut hukuksuzlukları telafi etmek üzere zararın neresinden dönülürse kardır. Bu yaşananların hiç kimseye faydası yoktur. Hepimiz, ‘artık gerçekten yeter’ noktasındayız. Ramazan ayında daha fazla kul hakkı yemeden, devletin dini olan adaleti tesis etmek üzere bir an evvel sizi harekete geçmeye çağırıyoruz. İyi Ramazanlar diliyorum.”

Firdevs Köseler: “Öteki olmak istemiyoruz. Adalet istiyoruz”

Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in eşi Firdevs Köseler:

“Bugün 357. günümüz. 5-6 Eylül tarihinde yargılanarak, üç gün yargılanıp, tahliye kararı verildi biliyorsunuz. Ve bir günlük özgürlükten sonra, kaçma şüphesiyle, tekrar tutuklandık. Çok büyük bir travmaydı bizim için. Dolayısıyla, yakın zamanda biliyorsunuz ki 18 Şubat’ta, yine mahkememiz vardı. Hiçbir kanıt yok, hiçbir delil yok. Tanıklardan hiçbir aleyhte beyan yok. Tahliyesini beklerken, maalesef yine tutukluluğa devam kararı verildi. 28 Nisan’da 3. duruşmamız olacak. Çok ciddi mağduriyetler yaşıyoruz gerçekten. Mübarek günler bizim için çok kıymetli. Birliğimizi, beraberliğimizi bir arada tutan değerler. Dolayısıyla ben, sadece ve sadece bir öteki yaratılmamasını rica ediyorum. Aynı topraklar altında, aynı bayrak altında farklı düşündüğümüz için öteki olmak istemiyoruz. Ben bu duyguyla yaşamak istemiyorum. Çünkü bu duygu beni mutsuz ediyor. Umutsuzluğa sürüklüyor. Ve derin bir güvensizlik yaşıyorum. Dolayısıyla hem soldan hümanist bir kişilikle oy almış Alaattin Köseler’in bu mağduriyeti hak ettiğini de düşünmüyorum. Gerçekten bir an önce bizim toplumsal uzlaşıya ihtiyacımız var. Huzura ihtiyacımız var. Bunu AK Partili çok sevdiğim insanlardan da duyuyorum. Bu duyguyu devlet büyüklerimizin de artık duymasını istiyorum gerçekten. Öteki olmak istemiyoruz. Tek istediğimiz bu ve adalet istiyoruz. Teşekkür ederim.”