(TBMM) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir” ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ramazan ayının ardından bayram günlerinin “buruk da olsa güzelliğinin yaşandığını” ifade eden Bahçeli, ramazan boyunca yapılan ibadetlerin kabul olması temennisinde bulundu. Bahçeli, savaşların gölgesinde bayramın geçirildiğini belirterek, toplumsal birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.
Bahçeli, “Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız. Sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgar esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneş açınca erisin diye. Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kuvvetli bir devlet gayretimizdir” ifadelerini kullandı.
Katar’da yaşanan helikopter kazasına değinen Bahçeli, “Aziz şehitlerimize Cenabıallah’tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize, dost ve kardeş ülke Katar’a başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.
“Birleşmiş Milletler, hukuksal işlevini ve bağlayıcılığı iradesini kaybetmiştir”
Uluslararası sisteme eleştirelerde bulunan Bahçeli, “Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür. Çünkü ne dikkate alan ne saygı duyan ne de riayet ve itibar eden kalmıştır. 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarihin en aciz ve perişan dönemine hapsolmuştur. Fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcılığı iradesini kaybetmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, küresel çatışmalara dikkati çekerek, “Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in eş güdüm halinde İran’a karşı icra ettikleri saldırıların 25’inci gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump’ın ‘İran’ı yok edeceğiz’ tehdidi, İran Dışişleri Bakanı’nın ‘Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir’ açıklaması, İsrail Başbakanı’nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır” diye konuştu.
“Terörsüz Türkiye, ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur”
Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefini vurgulayan Bahçeli, “Bu hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamdolsun teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır” ifadelerini kullandı. “Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” çağrısına yönelik eleştirileri de değerlendiren Bahçeli, şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge ve çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz.
Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafya ve komşu devletler karşısında ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır. Birinin taklidi ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan söküp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir. Kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir. İtikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, fatihimiz birdir, mazimiz birdir. Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.
“Bu süreçte kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır”
Jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken bize başkasından fayda yok diyeceğiz. Onun, bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz. Bozguncuları güldürmeyeceğiz. Birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır.
Terörsüz Türkiye hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır.
On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak faydasında buluşmuş her insanımız, kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur.
“Yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır”
Muhatap olduğumuz her müşkülat, katlandığımız her müessif olay daha huzurlu ve daha güvenli bir Türkiye’nin geleceğinin kefaretidir. Türk milleti kesin hükmünü Malazgirt’te vermiş, ayak bastığı toprakların ruhuna vatan sedasını can pahasına üflemiştir. Bu emaneti Türk’üyle, Kürtleriyle velhasıl büyük bir millet, muhteşem bir baht ile istikbale taşımak milli görevimizdir. Bunu da istiklalimizin onuruyla gerçekleştirmek yeane seçenektir. İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir.
Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan maşeri vicdanın beklentisine müzahir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye’mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
“PKK’nın kurucu önderliğiyle aramızda kırmızı bir hattın olduğunu iddia edelerin kırmızı kalemle üzerlerinin çizileceğine şahitlik edeceğiz”
Türk milleti kardeşliğine ve kaderine ön şartıyla sahip çıkacaktır. Terörsüz Türkiye belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir. Bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynu eğik çıkacak taraflar da asla olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli tuluat tiyatrosu da değildir. Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir.
Siyasi ikbal için, siyasi ihbar için Türkiye’nin istiklaline gölge düşürmeye azmetmiş zevatın çürümüş ve yozlaşmış siyasi ezberlerini çiğneye çiğneye sırat-ı müstakim üzere duruşumuzu haklı şekilde koruyacağız. PKK’nın kurucu önderliğiyle aramızda kırmızı bir hattın olduğunu iddia eden müfterilerin bizzat büyük Türk milleti tarafından kırmızı kalemle üzerlerinin çizileceğine de mutlaka şahitlik edeceğiz. Zaman en büyük ilaçtır. Sabır en güçlü silahtır. Çok şükür ilacımız da silahımız da tamdır.”
“Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır”
Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek, Türkiye’nin barışçıl yaklaşım sergilediğini ifade etti. Bahçeli, “Türkiye, barışçıl arayışlarını samimiyetle icra ve ifa etmektedir. Türk dış politikasının uygulayıcıları görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde cesur ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımız diplomatik temasları aralıksız sürdürmektedir” dedi.
Bölgedeki gerilimin arttığına dikkati çeken Bahçeli, Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler ve tarafların karşılıklı tehditlerinin tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu belirtti. Bahçeli, “Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş dalga dalga yayılacaktır. Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumuna da tepki gösteren Bahçeli, “Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanının ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir. Amerikan halkına da direkt hakarettir” dedi. Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu terör devleti ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’yı abluka altına almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. 59 yıl aradan sonra ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınmamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir. Buna teşebbüs edenler de iki cihanda en ağır bedel ödemeye mahkum olmaktan kurtulamaz. Kudüs İslam’dır. Mescid-i Aksa İslam’dır. Hepimizin ilk göz ağrısı, ilk kıblemizdir. Miraç mucizesinin ilk eşiğidir. Siyonizm’in oyuncağı olmasına ise asla göz yumulamaz.
“Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, sömürge saplantılarına, egemen güçlerin inisiyatifine terk etmeyeceğiz”
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı milletimizin bekası, ülkemizin bağımsız geleceği için dünden daha önemli bir görevle karşı karşıyadır. Bu görev tarihseldir. Tehiri ve tecvizi düşünülemeyecektir. Ülkemizin ve bölgemizin maruz kaldığı stratejik tehditler küresel senaryoların bölgemizde gösterime sokulan bugünkü sahnesinden başka bir şey değildir.
Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, milli çıkarlarımızı, milli varlığımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızın şerefini sömürge saplantılarına, siyonist planlara, egemen güçlerin inisiyatifine terk etmeyeceğiz. Sonuçları ne olursa olsun alttan almayacağız. Dünyanın enerji ve su kaynaklarını kontrol etmek isteyen yeni emperyalizm, bunlara sahip milletler üzerinde operasyonlar peşindedir.”

