(BİTLİS) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bu millete sorsunlar bakalım. Devlet Bahçeli meclis kürsüsüne Abdullah Öcalan’ı çağırdı ya, ‘Kimse gitmezse İmralı’ya ben giderim’ dedi ya, umut hakkından yararlanması gerekiyor diye ifade etti ya, hatta gidip birilerinin çiçeklerini, resimlerini de sevdi ya… Meclisteki çoğunluğu bıraksın. Gücü varsa, itibarı varsa bu millete sorulmasına razı olsun. Sorsunlar bakalım. Abdullah Öcalan umut hakkına kavuşup milletin arasına karışsın mı, yoksa İmralı’daki hücresinde yatmaya devam etsin mi? Bunun kararını millet versin” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, doğu gezisi kapsamında partisinin Bitlis il başkanlığınca düzenlediği iftar programına katıldı. Türk bayraklarıyla süslenen salonda iftar yemeğinin ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Terörsüz Türkiye sürecinde yaşananları aktaran Dervişoğlu, “Mecliste yasal düzenleme yapmaya elverişli bir parlamento çoğunluğu yakalayabilirler. DEM’le bir araya gelirler. MHP ile AK Parti zaten birlikte hareket ediyor. DEM’le bir araya geldiklerinde yasal düzenleme yapma sorunu ortadan kalkıyor. Bir de yanlarına CHP’yi dahil ederlerse o zaman anayasayı mecliste değiştirebilecek gücü de elde edebiliyorlar, teknik olarak. Ama orta yerde millet var. Milletin kararı da elbette ki çok önemlidir. Bu millete sorsunlar bakalım.O Devlet Bahçeli meclis kürsüsüne Abdullah Öcalan’ı çağırdı ya, ‘Kimse gitmezse İmralı’ya ben giderim’ dedi ya, umut hakkından yararlanması gerekiyor diye ifade etti ya, hatta gidip birilerinin çiçeklerini, resimlerini de sevdi ya… Meclisteki çoğunluğu bıraksın. Gücü varsa, itibarı varsa bu millete sorulmasına razı olsun. Sorsunlar bakalım. Abdullah Öcalan umut hakkına kavuşup milletin arasına karışsın mı, yoksa İmralı’daki hücresinde yatmaya devam etsin mi? Bunun kararını millet versin. Terör örgütü ve onların uzantılarının… Bakın bunları Bitlis’te söylüyorum. Dün Van’da söyledim. Yarın Hakkâri’de söyleyeceğim. Öbür gün Batman’da, Diyarbakır’da söyleyeceğim.
“Öcalan eşittir Kürtler denklemini yaşama geçirirseniz kardeşliğinin temeline dinamit koymuş olursunuz”
“Ben Ankara’da ne konuşuyorsam gelip burada da onu konuşuyorum” diyen Dervişoğlu, “Güneydoğu bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın hak ve hukukunu, onların talep ve beklentileri nokta-i nazarından gündeme getirmeye çalışıyorum. Ben bu bölgede yaşayan insanlar için, aslına bakarsanız, bir savunma hattı da oluşturmaya çaba sarf ediyorum. Buradaki insanları sırf etnik kökeninden ötürü bir yerlere bağlar, Abdullah Öcalan eşittir PKK, o da eşittir Kürtler denklemini yaşama geçirirseniz işte o zaman Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin ve kardeşliğinin temeline dinamit koymuş olursunuz.”
“Türk’ün birliğine, Kürt’ün kardeşliğine halel getirmek isteyen kim varsa o da beni karşısında bulur”
Söylediklerimi sadece kendi düşüncelerimi esas alarak, milliyetçi reflekslerle dile getirmiyorum. Şehit ailelerinin sözüne kulak vererek konuşuyorum. Terörle mücadele eden, devletine, vatanına ve milletine âşık insanların bana söylediklerine bakarak ve onları dinleyerek cümle kuruyorum. Kürtleri PKK ve Abdullah Öcalan’la eşitleyen düzene de, nizama da, söyleme de işte onun için isyan ediyorum. Kürt benim kardeşimdir. Ama Türk’ün birliğine, Kürt’ün kardeşliğine halel getirmek isteyen kim varsa o da beni karşısında bulur. Onun için ben bu seyahatleri yapıyorum. Bu düşüncelerimi sizlerle paylaşayım. Söylediklerimde eksik gedik var mı? Buna karşı olarak ‘O öyle değil, şöyle’ diyeceğiniz başka hususlar var mı? Bu bölgeyi karış karış dolaşmaya devam edeceğim. Merada hayvan güdenle de konuşacağım. Fabrikada çalışan işçiyle konuşacağım, esnafla konuşacağım. Bu yöre halkının düşünce ve kanaatlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dile getirilmesini mümkünse önünü açacağım.Hiç kimse benim kardeşimle arama giremez. Hiç kimse bizim asırlara şamil dostluğumuza, birliğimize, beraberliğimize halel getiremez.”
“Örs ile çekiç arasındaki demire benzemiş bölge halkı”
Bölge halkından destek ve oy isteyen Dervişoğlu şöyle konuştu:
“Sizden bir istirhamım var. Bu bölgenin siyaseten, şimdi işin siyaset tarafı, iktidar ile malum bir partinin arasında sıkıştığını biliyorum. Yani örs ile çekiç arasındaki demire benzemiş bölge halkı. Dolayısıyla iki siyasi partinin; biri iktidar partisi, diğeri de o bahse konu malum parti… İkisinin arasında sıkışmış durumda. Sıkıştığı için sorunlarının çözülebilmesi noktasında da zaman zaman çaresizliğe gark edilmiş gibi hissediyor kendisini. Kendini böyle hissedenlere buradan sesleniyorum: Hiç endişeye mahal yok. Ne terör örgütünün uzantısı bir siyasi partiye muhtaçsınız ne de yüz yıllık Cumhuriyetin son yirmi beş yılında Türkiye için hiçbir güzel adımı atmamış mevcut iktidar partisine muhtaçsınız. Onlar yoksa biz varız. Bakın size söylüyorum. Sizden bize inanmanızı, bize güvenmenizi, bize ve kadrolarımıza sahip çıkmanızı istiyorum. Türkiye bir olacaksa, birlik olacaksa; iyilerin ve cesurların başlattığı siyasi hareketin sizden gelecek desteğe ihtiyacı var.”

