(AFYONKARAHİSAR) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ittifak görüşmeleri iddialarına ilişkin “Türkiye’nin birliği, dirliği, beraberliği için kendi inandıklarımıza inanan ve hassasiyetlerimizi önemseyen insanlarla elbette ki konuşuruz. Ama size buradan söylüyorum, İYİ Parti ve Müsavat Dervişoğlu, hiç kimsenin vagonu olmayacaktır Allah’ın izniyle. Herkes bizim hassasiyetlerimize dikkat etmeli. Aslında siyasi kurumların ve onların oluşturduğu alanların oy deposu olarak görülmesinden de vazgeçmelidir” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Afyonkarahisar’da düzenlediği iftar programına katıldı. Dervişoğlu, iftarı Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı ile birlikte açtı. İftar masasında karanfillerle yapılmış ay yıldızlı Türkiye haritası yer aldı.
“Cumhuriyet ve Atatürk kırmızı çizgimizdir”
İftardan sonra Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal kısa bir konuşma yaparak, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile aynı dönemde grup başkanvekilliği yaptığını belirterek, “Farklı siyasi partilerde farklı ideolojiler olsak da kalplerimiz, yüreğimiz her zaman Cumhuriyet ile Atatürk ile bayrakla, vatanın birliği ve bütünlüğü kırmızı çizgilerimizdir. Bunlar için gerekirse canımızı ortaya koyarız. Ramazan ayında da işte kardeşliğin, birlik ve dayanışmanın paylaşmanın en doruğa çıktığı zamanlardır” dedi.
“Türkiye zor günlerden geçiyor”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Türkiye zor günler geçiriyor. Ve sadece Türkiye değil, bölge coğrafyasında da çok önemli gelişmeler yaşanıyor. bu kapsam içerisinde de bölgemizde yaşanan gelişmelere bağlı olarak güzel Türkiye’mizde de farklı farklı gündemleri tartışmak mecburiyetinde kalıyoruz. Aslına bakarsanız bütün bunlar Türkiye’nin gerçek gündemini gölgelememesi icap eden meselelerdir. Türkiye’ye yaklaşık bir buçuk yıldan beri bir açılım sürecinden, o açılım sürecine bağlı bir komisyonun kuruluşundan, İmralı’daki cani başının sürece dahil oluşundan, TBMM’nin İmralı’ya heyet gönderilerek o katilin meşrulaştırılmasından bahsediyor. Emeklinin kaynatamadığı tencereyi konuşan yok. Gelecekten umudunu kesmiş gencin problemlerini konuşmaya fırsat yok. Toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan çiftçinin içine düşürüldüğü halden bahseden yok. Esnafın kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya, borçlarla kiralarla uğraşmasından bahseden yok. Paramızın satın alma gücünün aşağıya düşürülmesinden bahseden yok. Bu mübarek ramazan ayında 20 bin liralık emekli aylığıyla geçimini temin etmek zorunda kalan emeklinin derdinden bahseden yok. Açlık ve yoksulluk sınırı uçmuş, yükseklere çıkmışken hayatını 28 bin lirayla sürdürebilmek durumunda bırakılan asgari ücretlinin ve emekçinin sorunlarından bahseden yok. Sayısı 25 milyona ulaşmış icra dosyalarından bahseden yok. Devletin borcu beşe katlanmış, onu umursayan yok, onu konuşan yok. Varsa yoksa Abdullah Öcalan canisini meşrulaştırmak isteyen komisyoncuların attığı adımları tartışmak var Türkiye’de.
“İmralı canisinden gelen sese en çok Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan itibar ediyor”
Anadolu’nun her yerini adım adım dolaşıyoruz. Vatandaşlarımızın haliyle hemhâl, dertleriyle hemdert olmaya gayret sarf ediyoruz ama gazeteciler bize mikrofonlarına uzattıklarını da emeklinin, emekçinin, gencin, işçinin, çiftçinin sorunlarını sormuyorlar. Diyorlar ki ‘Efendim, Abdullah Öcalan. Bir açıklama yapmış. İYİ Parti olarak, bu sabah Dervişoğlu olarak buna siz ne dersiniz’. Ben en başından beri söyleyeceğimi söyledim. Abdullah Öcalan denen cani bir terör örgütünün lideridir. Abdullah Öcalan canisinin yaptığı açıklama, o terör örgütünün alçak militanlarını bağlar. Abdullah Öcalan’ın yapmış olduğu açıklama, onun siyasi uzantısı olan partiyi bağlar. Böyle olmasını diler ve umarım ama görülüyor ve anlaşılıyor ki İmralı canisinden gelen sese en çok Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan itibar ediyor.
“İYİ partinin siyasi karnesi yukarıdan aşağıya pek iyidir”
Abdullah Öcalan denen cani açıklama yapınca siyasi liderlerin isimlerini vererek bazılarına teşekkür etmiş. Burada isimlerini zikretmek ve onları incitmek istemiyorum. Allah’a şükür ki benden ve İYİ Parti’den bahsedilmemiş. Siyasi hayatımın en büyük mükâfatı onun teşekkür ettiği kişilerin içinde adımın olmamasıdır. Ve İYİ Partimizin siyasi hayattaki en büyük başarısı da bu sürecin en başından beri takındığı tavırdır. Madem ki caniler İYİ partiye teşekkür etmiyorlar, o zaman İYİ Parti’nin siyasi karnesi yukarıdan aşağıya pekiyidir demektir.
Süreç başladığı andan itibaren herkesi uyardık. Bütün meselenin Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma olduğunu ifade ettik. O zaman da dediler ki ‘Ya Başkanım böyle birdenbire çok yüksek perdeden niye konuşuyorsunuz. Orta yerde tanzim edilmek istenen bir süreç var. Siz buna doğrudan doğruya neye dayanarak Cumhuriyet’e karşı yönetilmiş bir kalkışmadır diyorsunuz’. Dedim ki ‘Bu süreçlerden zaten sonuç çıkmaz. Ben büyük Türk milletinin aklını ezanını, basiretini ve faziletini biliyorum. Kim ne yaparsa yapsın kendisine emanet edilmiş Cumhuriyet’i kimseye yedirtmez ama Türkiye’nin ne kadar tartışılmaz değeri varsa o değerler komisyon marifetiyle, süreç marifetiyle, ziyaretler marifetiyle tartışılır hale gelecek. Ve buna bağlı olarak da Türkiye tartışılmaz değerlerinin tartışılması münasebetiyle de önümüzdeki süreç için son derece tehlikeli bir yere doğru taşınacak’.
Söylediklerimde hep haklı çıktım. Ne dediysem çıktı. Bakın bir sorundan bahsediliyor, adının da terör sorunu olduğu söyleniyor. Doğrudur, Terörsüz Türkiye’ye herkes istiyor ve bekliyor. Ama Terörsüz Türkiye deyince 2 öznesi vardır lafın. Terör ve Türkiye. Masada konuşulan Türkiye’yle ilgili hiçbir şey yoktur. Varsa yoksa terör örgütü ve onun başı olan cani Abdullah Öcalan’a birtakım siyasi haklar tanınması ve özgürlüğün kendisine bahşedilmesidir tartışılan. Cumhuriyet tartışılmaktadır. Üniter devlet yapımız tartışılmaktadır. Birliğimizin en büyük dayanağı dilimiz tartışılmaktadır. Cani açıklama yapıyor ve kendisiyle alakalı olarak yapmış oldukları mücadelenin müzakere güçlerini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Yani İmralı’daki cani müjde yaptıkları müzakereye bağlı olarak örgütünün ne kadar güçlü hale geldiğini kamuoyuyla paylaşıyor. Buradan çıkan sonuç şudur, en başından itibaren pazarlık yok diyorlar ya Abdullah Öcalan itiraf etmiş işte müzakereden bahsediyor. Kim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına canilerle müzakere ve pazarlık masasına oturmuştur o bunun bedelini mutlak surette ödeyecektir.
“Bu milleti size böldürmeyeceğiz”
Yeni Cumhuriyet inşasından bahsediyor. Devletin yeniden inşa edileceğinden bahsediyor. Milliyet üzerine vurgu yaparak ve devlet üzerinden bir tanımlama yaparak, ‘Türklük’ tanımının Anayasa’nın 66. maddesindeki Türklük tanımının tartışılmasına vesile oluyor. Korkularımız buydu zaten endişelerimiz buydu. Zaten milli birliğimize, milli kimliğimize, üniter devletimize ve anayasamıza tecavüzde yeteneklerinden endişe ediyorduk. Şimdi pişkin pişkin sanki bir mesafe elde etmişler gibi vatandaşını huzuruna çıkamayanlar kendi aralarında tartışmalarını sürdürüyorlar. Buradan da ben söylüyorum. Afyonluların adına da söylüyorum, zaferin tetiklendiği ‘ilk hedefiniz Akdeniz’ emrinin verildiği yerden sesleniyorum: Cumhuriyet’i size yıktırmayacağız. Bu milleti size böldürmeyeceğiz diyorum.
“7 düvel bizi yok etmeyi başaramadı da 3-5 tane çapulcu ve onlara çanak tutan siyasetçi mi Türkiye’yi yok edecek”
Değerlerinize sahip çıkın. Değerler söz konusu olduğunda, bize emanet edilmiş Cumhuriyet söz konusu olduğunda, Türklük söz konusu olduğunda en büyük toplumsal duyarlılıkla hareket etme iradenizi herkese gösterin. Türkiye’nin ucuz lokma olmadığının herkes tarafından bilinmesini temin edin. 7 düvel topraklarımızı işgal etti ve bizi yok etmeyi başaramadı da 3-5 tane çapulcu ve onlara çanak tutan siyasetçi mi Türkiye’yi yok edecek? Buna izin vermeyeceğiz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Ben Anadolu irfanının her şeyin üzerinde olduğunu biliyorum. Birlik ve beraberlik için her türlü fedakarlığı yapma iradesi sergileyeceğine de yürekten inanıyorum. O sebepten dolayı, PKK eşittir Öcalan o da eşittir Kürtler denklemi üzerinden toplumsal bir yayılmayı yaşama geçirerek Türkiye’yi böleceklerini zannedenlere de söylüyorum; Türk milleti bir bütündür, bölünemez, onun diliyle onun tanımıyla uğraşılmaz. Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. Bu gerçeği hiç kimse değiştiremez. Bu inanç ve düşünceyle Anadolu’nun her yerini, Türkiye’nin her yerini, her vilayetini adım adım dolaşmak suretiyle görüş ve düşüncelerimizi milletimizle paylaşacağız. Umudunu yitirmiş gençlerin umutlarının yeşertilmesi için çalışacağız… Size söz veriyorum, Türkiye umutsuz, çaresiz mecbur ve mahkum değildir. Siyaset yapmıyorum. Bu kurulan sofrayı siyasetle lekelemiyorum. Ama Türkiye’nin kaynakları, imkanları, potansiyeli insanca yaşama koşullarını hepimiz için oluşturacak derecede büyüktür. Bu ülke 25 yıla yakın bir süreden beri yanlış yönetilmektedir. Asıl mesele budur. Türkiye’nin refaha kavuşmasının bir tek yolu vardır, o da iş başında bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ve Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak olmalıdır. Burun gerçekleştirilebilmesi için de her türlü fedakarlığı yapmış bir siyasi partinin genel başkanı olarak konuşuyorum.
“Müsavat Dervişoğlu, hiç kimsenin vagonu olmayacaktır”
Birtakım ittifaklardan vesaire bahsediyorlar ve bizi bazı şeylere dahil etmeye çabalıyorlar. Bakın, Afyonkarahisar’dan sesleniyorum. 2023 seçimlerinden günümüze kadar herhangi bir siyasi partiyle yapmış olduğu bir ittifak görüşmesi yoktur. Bu hükümetin gönderilebilmesi için seçim işbirliklerine ihtiyaç duyulabilir. Eğer zamanından önce böyle bir şey yapılır ise şayet nelere sebep olduğunu görüyorsunuz. İşte bir Belediye Başkanı seçimin daha takvimi belli değilken Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmiş ve yaşananlar herkesin gözünün önünde yaşanıyor. Bunu yaparken kendilerini uyardım. Dedim ki ‘Rakibinizi doğru tanıyın. Recep Tayyip Erdoğan’ın iştahını kabartmayın, onun iştahı kabardığında yapmayacağı bir kötülük yoktur. Dolayısıyla hangi adım atılacaksa doğru bir zamanlamayla bu adımların atılması icap etmektedir’. Türkiye’nin birliği, dirliği, beraberliği için kendi inandıklarımıza inanan ve hassasiyetlerimizi önemseyen insanlarla elbette ki konuşuruz. Ama size buradan söylüyorum, İYİ Parti ve Müsavat Dervişoğlu, hiç kimsenin vagonu olmayacaktır Allah’ın izniyle. Herkes bizim hassasiyetlerimize dikkat etmeli. Aslında siyasi kurumların ve onların oluşturduğu alanların oy deposu olarak görülmesinden de vazgeçmelidir. Kimsenin kimsenin oyuna kefil olabilecek bir durum yok. Peki diyeceksiniz ki ‘siz de siyaset yapıyorsunuz, kimlerle yol yürüyeceksiniz’. İşte sizlerle yol yürüyeceğim. Benim ittifakım büyük Türk milletidir.”

