Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Depremzede ailelerden Adıyaman Adliyesi önünde çağrı: “Olası kast gerçektir, cinayetle yargılayın”

6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen yaklaşık üç yılın ardından, Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyeleri, adalet taleplerini yinelemek üzere Adıyaman Adliyesi önünde bir araya geldi. Tüm deprem sanıklarının, “bilinçli taksir” yerine “olası kast” suçlamasıyla yargılanması talep edildi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen yaklaşık üç yılın ardından, Adalet

(ADIYAMAN) – 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen yaklaşık üç yılın ardından, Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyeleri, adalet taleplerini yinelemek üzere Adıyaman Adliyesi önünde bir araya geldi. Tüm deprem sanıklarının, “bilinçli taksir” yerine “olası kast” suçlamasıyla yargılanması talep edildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC) gelen şampiyon sporcuların da aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği Grand İsias Otel davasının görülüğü gün yapılan açıklamada, platform üyeleri, mücadelenin tek bir bina ile sınırlı olmadığını vurguladı. Ebrar Sitesi, Üzümkent ve Akgül Apartmanı gibi sembol davaların ailelerinin de katıldığı açıklamada, tüm deprem suçlularının “bilinçli taksir” yerine “olası kast” suçlamasıyla yargılanması talep edildi.

Açıklama, Grand İsias Otel’in yıkılmasında sorumluluğu bulunan 6 kamu görevlisi sanığın Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4. kez hakim karşısına çıktığı duruşma öncesinde yapıldı.

Celal Gezer: “Bu suçlar esasen birer cinayettir”

Basın açıklamasında ilk sözü alan Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyesi Celal Gezer, Adıyaman’ın artık “acının ve direnişin şehri” olduğunu belirterek, yürütülen hukuki mücadelenin sadece geçmişin muhasebesi olmadığını, gelecekteki faciaları önlemek için hayati önem taşıdığını vurguladı. Gezer, şu ifadeleri kullandı:

“Burada Adıyaman halkı adına ülkenin vicdanına sesleniyoruz: Olası kast gerçektir. Yapılmıştır. Bu bir tartışma konusu değildir. Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek kanunen zorunluluktur. Bunu bile bile yapmayanlar; bilimin, tekniğin, kanunun ve defalarca yapılan uyarılara rağmen yerine getirmediler. ‘Olursa olsun’ diyerek insan hayatını hiçe sayanlar, sadece hata yapmış kişiler değildir. Bunlar, ortaya çıkabilecek sonuçları bilerek, görerek, göze alarak hareket etmiş kişilerdir.

Düşünün, bir fen işleri müdürünün, bir belediye başkanının, ruhsat verdiği binanın yıkılmayacağını, yıkılacağını bilmemesi mümkün mü? Bir müteahhidin malzemeden çalarak inşa ettiği binanın depremde yıkılmayacağını bilmemesi mümkün mü? Bir mimarın çizdiği projenin dayanımını bilmemesi mümkün mü? Bir inşaat mühendisinin inşa ettiği binanın yıkılacağını bilmemesi mümkün mü? Bizler, sıradan vatandaşlar, işin uzmanı olmayan sıradan vatandaşların bilmemesi normaldir. Ama bunlar, bu bahsettiğim uzmanlar bile bile bu binaları inşa ettiler. Bu nedenle deprem suçlularının olası kast kapsamında yargılanması kaçınılmazdır. Çünkü olası kast sadece bir tanım değildir, yaşadığımız gerçeğin ta kendisidir.

Bugün görülen davalar basit davalar değildir. Bu davalar ‘kader’ denilerek kapatılacak davalar asla değildir. Bu suçlar açıkça rant, göz yumma, görevi kötüye kullanmadır. Bu suçlar esasen birer cinayettir arkadaşlar. Bu cinayetler sadece şahsa da işlenmemiştir. Koca bir topluma, Türkiye’ye karşı işlenmiş suçlardır. Milyonlarca insanın yüreğine ateş düşürmüştür. Buradan Türkiye’nin tüm iyi insanlarına sesleniyorum: Yüreği hukuktan, haktan, masumdan, adaletten yana olan o güzel insanlara sesleniyoruz. Gelin aramıza katılın. Katılın ki yaşayacağımız depremlerde, yangınlarda, göçüklerde, sellerde o kıymetli sevdiklerimiz sağ salim kurtulsunlar. Sizden sonrakilere bu onurlu direnişi bırakın.”

Döne Kaya: “İmza yetki ve sorumluluk gerektirir”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya ise konuşmasında, genel olarak deprem davalarındaki tıkanıklıklara ve kamu görevlilerinin “yetkisizlik” savunmalarına sert tepki gösterdi. Sadece İsias değil, Üzümkent Sitesi ve Akgül Apartmanı gibi davalarda da benzer sorunların yaşandığını belirten Kaya, kamu görevlilerinin “Benim yetkim sadece evrak işleriydi” şeklindeki savunmalarını eleştirdi. Kaya, şöyle devam etti:

“İmza yetki gerektirir, sorumluluktan kaçılamaz. Herkes önüne gelen evraka imza atabiliyorsa neden o koltuklarda oturuyorlar? Deprem davalarında en büyük sorunlardan birinin bilirkişi raporlarındaki gecikmeler olduğunu vurgulayan Kaya, “Üzümkent ve Akgül Apartmanı davalarında bir buçuk yıldan fazladır bilirkişi raporu bekliyoruz. Hukuki süre 6 ay iken, 1,5 yıldır gelmeyen rapordan nasıl bir etkin yargılama bekleyebilirsiniz? Biliyorsunuz yakın zamanda 27. Madde deprem sanıklarını içeriyordu ancak mücadelemiz ve direnişimiz sonucunda deprem suçları muaf tutuldu. Ancak ertesi günün sabahı yetkililer ardından hemen yeni bir infaz düzenlemesi açıklaması yayınladılar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Deprem suçlarını, sanıklarını affedecek hiçbir infaz düzenlemesi, yargı paketini kabul etmiyoruz. Bunun yargılaması adaletli bir şekilde olacaksa bu mahkeme salonlarında olacak, mecliste çıkarılacak yasalar olmayacak. Eğer bir yasa düzenlemesi olacaksa bu afet kanunu üzerine olmalı. Çünkü Türkiye ilk defa 53 bin insanını kaybetmedi.”

Döne Kaya, depremde yıkılan kamu binalarıyla ilgili yargılamaların hala başlamadığını belirterek, “Bizim ‘güvenli’ diyebileceğimiz binalar bile depremde yıkılıyor. Bunun adaletin sağlanması gerekiyor. Bu da olası kastla, bu mahkeme salonlarından çıkacak emsal kararlarla olacak. Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi’nde kamu görevlilerini açık açık korudular ve soruşturma iznini, üst mahkemeye itiraz yolunu kapatarak dosyayı kapattılar. Diğer bir konu da iyi hal indirimi. Bunu genellikle kadın cinayetlerinde görür, duyardık. Şimdi deprem davalarında da görüyoruz. Ailemizi katledenler, 9 aylık yeğenimi öldürenlere siz nasıl ihal indirimi yaparsınız?” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 18 gün sonra üçüncü yılın geçmiş olacağını söyleyen Kaya, “3 yıl. Anmalarında deprem bölgesine gelecek tüm yetkililere açık çağrımızdır: Başta deprem davaları olmak üzere 6 Şubat 2023 depreminin doğurduğu ve halen kısmi olarak süren bütün sorunların devam ettiğini buradan söylüyoruz. Tüm bu sorunları görmezden gelip ya da üstü kapatılarak 18 gün sonra o meydanlara inmeyin. Halk sizden reklam değil, çözüm istiyor. Hatay’da hala su yok, hala elektrik yok. Bu halkın güvenli bir şekilde yaşama ve barınma hakkı varken maalesef sevdiklerimiz bu güvenli yaşam alanı oluşturulmadığı için can verdi, tam 53 bin insan. Bu anayasa ile güvence altına alınmış bu hakkın en azından 6 Şubat’ın milat olarak kabul edilip bundan sonra bu şekilde kayıplar verilmemesi gerekiyor. Bu da ancak olası kastla, adil yargılanmayla olur” değerlendirmesini yaptı.

Acılı annenin feryadı: “Mezarını ellerimle kazdım”

Basın açıklamasında söz alan bir depremzede anne ise feryatlarla seslendi. Bir yıldır oğlunun mezarına gidemediğini belirten anne, “Yeter artık yeter! Adalet istiyoruz. Ben oğlumun mezarına bir yıldır gidemiyorum. Ben gittiğimde ellerimle oğlumun mezarını kazmaya çalıştım. Yeter artık. Daha niye bizi bu kadar süründürüyorlar? Her şey ortada, kolonlar kesilmiş, bir asansör yerine iki asansör koymuşlar. Her şey ortada. Daha neyi bekliyorlar?” diye konuştu.

Yakınlarını kaybeden bir diğer vatandaş ise Adalet Sarayı önünde olmalarına rağmen adaleti bulamadıklarını belirterek, sanıkların bilerek ve isteyerek ölüme sebebiyet verdiğini savundu.

Geniş katılımlı açıklamanın ardından aileler, Grand İsias Otel davasının 4. duruşmasını takip etmek üzere mahkeme salonuna geçti.