Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat’ta yıkılarak 125 kişinin yaşamını yitirdiği İskenderun Devlet Hastanesi A Blok için Sağlık Bakanlığı’na yazı gönderdi. Yazıda, A Blok için 2012’de “depreme dayanıksız”, 2016’da ise “deprem güvenliği yetersiz” raporu verildiği, raporun yıkım komisyonuna iletildiği belirtilen yazıda, rapora istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından 2019 yılında yeni bina yapımının “yatırım programına alındığı” belirtildi. Başsavcılık, Sağlık Bakanlığı’ndan, yıkılan hastane binasında sorumlular hakkında 4483 sayılı yasa kapsamında ya da idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sordu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Depremlerde binlerce apartmanın yanı sıra kamu binaları da (hastane, polis evi vb.) yıkıldı. İskenderun Devlet Hastanesi’nin A Blok’unun yıkılması sonucu 125 kişi hayatını kaybetti.
3 yıldır iddianame hazırlanmadı
6 Şubat 2023 öncesinde hastanenin internet sitesinde, “2012 yılında hastanemiz A Blok’ta yapılan ‘deprem dayanıklılık testi’ raporu olumsuz gelmiştir” ifadesi yer almıştı. Ancak depremin üzerinden geçen 3 yıllık sürede herhangi bir iddianame hazırlanmadı.
ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Suçları Soruşturma Bürosu, geçen hafta Sağlık Bakanlığı’na bir yazı gönderdi.
Başsavcılığın yazısında, 6 Şubat’ta meydana gelen depremde İskenderun Devlet Hastanesi A Blok’unun yıkıldığı ve 125 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
Elde edilen bilgi ve belgelere göre hastanenin iki bloktan oluştuğu; depremde ağır hasar alan ancak yıkılmayan ana blokun 1927 yılında, yıkılan A Blok’un ise 1968 yılında inşa edildiği belirtildi.
Binanın yıkılacağı öngörüsüyle toplantılar yapılmış
Bakanlığa gönderilen yazıda, yıkılan binaya ilişkin Sağlık Bakanlığı tarafından 2012 yılında alınan deprem dayanıklılık tespiti raporunda “dayanıklılığın olumsuz” olduğunun belirlendiği ifade edildi. Ayrıca 2015 yılında dayanıklılığının olumsuz olduğu tespit edilen binanın yıkımına ilişkin toplantılar gerçekleştirildiği kaydedildi.
Bilirkişi raporu yıkım komisyonuna iletilmiş
Sağlık Bakanlığı’nca İskenderun Teknik Üniversitesi’nde görevli bir akademisyenden alınan 8 Şubat 2016 tarihli bilirkişi raporunda da “binanın deprem güvenliğinin yetersiz olduğunun” tespit edildiği aktarıldı.
Söz konusu raporun yıkım komisyonuna gönderildiği, bu rapora istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından 2019 yılında yeni bina yapımının “yatırım programına alındığı” yönünde karar alındığı ifade edildi.
“Bakanlık re’sen soruşturma başlattı mı?”
Başsavcılıktan Sağlık Bakanlığı’na gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi:
“Deprem tarihinden günümüze kadar geçen süre dikkate alınarak, Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma dosyası kapsamında yapılması muhtemel soruşturma izni talebi beklenmeden, ilgili kusurlular hakkında 4483 sayılı yasa kapsamında re’sen, her aşamada soruşturmanın Bakanlığınızca başlatılıp neticeye ulaştırılabileceği hususları dikkate alınarak; soruşturma dosyamıza konu 125 vatandaşın vefat ettiği yıkılan binaya ilişkin, Bakanlığınızca binanın yıkımında şahıs veya şahısların kusuru olduğu değerlendirilerek, haklarında 4483 sayılı yasa kapsamında veya idari yönden re’sen soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin Başsavcılığımıza bilgi verilmesi rica olunur.”
“Bir an önce adalet istiyoruz”
Hastanede babasını ve kardeşini kaybeden Bircan Şanlı, geçen ay süreci İskenderun Adliyesi önünde, “Benim babam ve kardeşim 5 Şubat’ta hastaneye yatış yaptılar; kontrol amaçlı bir yatıştı. 6 Şubat sabahı böyle bir şeyle karşılaştık. 35 aydır iddianame hazırlanmadı. Henüz bir aşama kaydedilmedi. Bir an önce sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Bu hastanenin depreme dayanıksız olduğu ve yıkılacağı, hastanenin resmi internet sitesinde vardı. Buna rağmen 11 yıl neyi beklediler? Bir an önce adalet istiyoruz” sözleriyle değerlendirmişti.
Geçen ay, İskenderun Devlet Hastanesi’nin başhekimlik binası önünde, iddianamenin hazırlanmaması protesto edilmişti. Demokratik Sağlık-Sen Anadolu Şube Başkan Vekili Metin Yılmaz, “Yüreklerimiz yanmıştır. Şehit olan çocuklarımızın ve annelerimizin yürekleri dağlanmış; kabirlerinde kemikleri sızlamaktadır. Buradan tüm yetkililere, başta Sayın Adalet Bakanımıza, Sağlık Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Hatay Valimize ve İl Sağlık Müdürümüze varana kadar sesleniyoruz: Her kim yetkiliyse, bu sorumluların acilen yargı önünde hesap vermesi gerektiğine inanıyoruz” demişti.

