Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DEM Parti Sözcüsü Doğan: “Komisyonun dün bir olgunluk göstermesini beklerdik, Nezahat Teke’ye anadilinde konuşabileceği olanakları sağlayabilirdi”

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış Annelerinin dün Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun beşinci toplantısında kendilerini Kürtçe ifade etme talebinin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edilmemesini eleştirerek, ”Bu Komisyonun dün bir olgunluk göstermesini beklerdik. Anadilinde konuşmak isteyen Nezahat Teke’ye anadilinde konuşabileceği olanakları sağlayabilirdi. Anadilinde konuşamamak, Kürtçe konuşamamak Komisyonun gündemine dinlemelerle birlikte doğrudan gelmiş oldu. Buyurunuz meselenin ayaklarından biri. Şimdi Nezahat Teke, ’21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala ben Kürtçe kendimi ifade edemiyorum. Ben buna gerçekten çok üzüldüm, çok kırıldım’ diyor. Meselenin onarılması gereken diğer ayağı da bu. Kırılmak, incinmek, örselenmek, yok sayılmak, tanınmamak, kabul edilmemek…” dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış Annelerinin dün Milli Dayanışma,

(ANKARA) – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış Annelerinin dün Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun beşinci toplantısında kendilerini Kürtçe ifade etme talebinin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edilmemesini eleştirerek, ”Bu Komisyonun dün bir olgunluk göstermesini beklerdik. Anadilinde konuşmak isteyen Nezahat Teke’ye anadilinde konuşabileceği olanakları sağlayabilirdi. Anadilinde konuşamamak, Kürtçe konuşamamak Komisyonun gündemine dinlemelerle birlikte doğrudan gelmiş oldu. Buyurunuz meselenin ayaklarından biri. Şimdi Nezahat Teke, ’21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala ben Kürtçe kendimi ifade edemiyorum. Ben buna gerçekten çok üzüldüm, çok kırıldım’ diyor. Meselenin onarılması gereken diğer ayağı da bu. Kırılmak, incinmek, örselenmek, yok sayılmak, tanınmamak, kabul edilmemek…” dedi.

Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin 1993 yılından bu yana barışını aradığını” söyledi.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun dünkü toplantısında onlarca yıl süren çatışmalardan doğrudan etkilenenlerin bir kısmını dinlediğini anımsatan Doğan, “Bu dinlemeler de gösterdi ki Türkiye’de ilgili tüm tarafların hem çözüme hem çözümsüzlüğe dair yüklü bir tarihsel arka planı var. Bu arka plan aynı zamanda meselenin nedenlerini, kaynağını, odağını, çeperini, zamanlamasını ve tüm bunların süreç için ne denli önemli olduğunu hepimize bir kez daha gösterdi” dedi.

Komisyonda konuşulan her şeyin tutanak altına alındığını söyleyen Doğan, “Bu tutanaklar herkesin erişimine açık. Herkesin erişimine açık bu tutanaklara rağmen komisyonun gizli bir ajandası ya da komisyonda bulunan bazı siyasi partilerin gizli gündemleri varmış gibi algılar yaratmaya çalışanlara karşı lütfen tutanakları da ilgiyle takip edenler bu komisyonu okusunlar, erişime açık” diye konuştu.

“Nezahat Teke’ye anadilinde konuşabileceği olanakları sağlayabilirdi”

Doğan, dün komisyonun beşinci toplantısında dinlenen Barış Annelerinin Kürtçe kendini ifade etmek istemesi üzerine Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Türkçe devam etmesini istemesini şöyle değerlendirdi:

“Nezahat Teke komisyonda Kürtçe konuşmak istiyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, ‘Gerçi Genel Kurulda değiliz ancak Türkçe devam edin’ şeklinde tutanaklarda gördüğümüz kadarıyla bir uyarıda bulunuyor; TBMM’nin kurallarını hatırlatıyor. Şimdi komisyonda bulunan DEM Parti üyeleri çeviriyi gönüllü yapmayı öneriyorlar. Bu da kabul edilmiyor. Üyelerimizden biri Meral Danış Beştaş diyor ki ‘Ben çeviri yaparım, tutanaklara Türkçe geçsin.’ Yalnızca kendisi değil, Kürtçe bilen diğer siyasi partilerdeki Kürt milletvekilleri de keza aynı desteği sunmak için gönüllü olduklarını söylüyorlar. Şimdi niye Nezahat Teke’den alıntı yapıyorum? Dedik ki, ‘Sorunun nedenleri şimdi eğer siyasi bir sorunun temel kaynağına yönelik olarak geliştirilecek olan çözüm, siyasi olmazsa çözüm olmaz’. Çünkü siyasi bir sorundan bahsediyoruz. Dolayısıyla sorunun kaynağına dönüp geliştirilecek olan çözümün de siyasi olması gerekir ve hukuken desteklenmesi gerekir. Şimdi bu Komisyonun dün bir olgunluk göstermesini beklerdik. Anadilinde konuşmak isteyen Nezahat Teke’ye anadilinde konuşabileceği olanakları sağlayabilirdi.

“Meselenin kendisi dün tezahür etti”

Meselenin kendisi dün onu da tezahür etti; anadilinde konuşamamak, Kürtçe konuşamamak. Komisyonun gündemine dinlemelerle birlikte doğrudan gelmiş oldu. Buyurunuz meselenin ayaklarından biri. Şimdi Nezahat Teke, ’21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala ben Kürtçe kendimi ifade edemiyorum. Ben buna gerçekten çok üzüldüm, çok kırıldım’ diyor. İşte meselenin onarılması gereken diğer ayağı da bu. Kırılmak, incinmek, örselenmek, yok sayılmak, tanınmamak, kabul edilmemek… Nezahat Teke’nin kim olduğuna bakacak olursak 19 yaşındaki kızını kaybetmiş. ‘Saçlarının kokusu hala burnumda’ diyor. Sayın Öcalan’a yönelik tecride karşı protesto için bedenini ateşe vermiş 19 yaşında genç bir kadından bahsediyoruz. Aynı kadının annesi diyor ki, ‘Şimdi bana diyeceksiniz ki, barış olsa kızın geri gelecek mi? Elbette kızım geri gelmeyecek ancak ben ağladım, başka analar ağlamasın. Çocuklarımızı değil, silahları toprağa gömelim.’ Anneler arasında hiçbir fark gözetmeden kuruyor bu cümleleri.

Meclis Başkanı da dün yaptığı açılış konuşmasında geçmiş acıların tekrar yaşanmamasından bahsetti. Bu çok önemli bir ifade. Çünkü dünya çatışma çözümü deneyimlerinde de kritik bir karşılığı var bu ifadenin. Dolayısıyla Meclis Başkanı’nın bu ifadeyi tesadüfen kullanmadığını temenni ediyoruz. Yine dün yaptığı açıklamada zehirlemek isteyenlere karşı tedbir almanın siyaset kurumunun görevi olduğunu ve sorumluluğu olduğunu söyledi. Bu da memnuniyet verici bir açıklama.

“Önümüzdeki günlerde bu komisyon buna karşı bir sorumluluk hissetmeli”

Önümüzdeki dönemde de şunu bekliyoruz bu komisyonda, neticede bu komisyon kendi çalışma usulünü, yöntemini, ilkelerini üyeleriyle birlikte belirledi. Kürtçe meselesi farklı şekillerde ya da başka ana dillerde konuşma isteği yalnızca istek değil, başka türlü kendini ifade edemeyenler var. Dün Nezahat Teke’nin şahsında olduğu gibi milyonlarca insanın konuştuğu bir dilden bahsediyoruz. Türkiye’de Türkçeden sonra en çok konuşulan dilden bahsediyoruz. Önümüzdeki günlerde bu komisyon buna karşı bir sorumluluk hissetmeli. Komisyon üyeleri, diğer siyasi partilerin üyeleri bunun yalnızca DEM Parti’nin mevzusu olmadığını bilmeli ve buna göre hareket etmeli. Buna ilişkin bir çözüm ve yöntem bulunabilir. Madem siyasi partiler propaganda yapabiliyorlar, mesela Kürtçe, o halde bu komisyonda Kürtçe konuşmak isteyen bir anneye çevirmen düşünme ya da konuşmasına alan açmak, bu zemini oluşturmak, bu olgunluğu göstermek işte bu komisyonun işte toplumun böyle bir beklentisi var. İnsanlar soruyorlar dünden bu yana, ‘Nasıl barışacağız, dilimizle barışmazsanız?’ diye. Şimdi bu soruları biz siyasiler sormazsak, gündeme getirmezsek, üstünü örtersek konuşmadan nasıl uzlaşacağız? Konuşmadan sorunların kaynağına nasıl ineceğiz? Sorunların kaynağını yok görerek nasıl yol alabileceğiz?”