(ANKARA) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Stockholm sendromu” benzetmesine, “Hiç arzu etmeyeceğimiz şey, muhalefetin birbirine muhalefet etmesidir. Yargı sopası, baskılar, adaletsizlik; ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ metaforuyla anlatılamaz. Ancak siyasetle anlatılır, siyaset üretmekle açıklanır, dayanışmayla ve ortak mücadeleyle bunlar aşılır. Bu metaforun bizler için kullanılmış olması, en hafif tabiriyle bir akıl tutulmasıdır” karşılığını verdi.
Tülay Hatimoğulları, Çanakkale’de partisinin düzenlediği programda yaptığı konuşmada, Özgür Özel’in “Stockholm sendromu” benzetmesine ilişkin şunları söyledi:
“Hiç arzu etmeyeceğimiz şey, muhalefetin birbirine muhalefet etmesidir. Yargı sopası, baskılar, adaletsizlik; ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ metaforuyla anlatılamaz. Ancak siyasetle anlatılır, siyaset üretmekle açıklanır, dayanışmayla ve ortak mücadeleyle bunlar aşılır. Bu metaforun bizler için kullanılmış olması, en hafif tabiriyle bir akıl tutulmasıdır. Bizler, Şark Islahat Planı’ndan umumi müfettişliklere, askeri cunta yönetiminden OHAL valiliklerine, kayyımlara uzanan uzun bir direniş geleneğinin sahipleriyiz. Bizler tarih boyunca bıkmadan, usanmadan, yılmadan, bütün baskılara rağmen direnen devrimci, sosyalist, yurtsever bir geleneğin temsilcileriyiz DEM Parti olarak. Celladı da çok çok iyi tanırız. Evladı yakılan köylerimizden, zorla boşaltılan köylerimizden tanırız. Celladı Alevi katliamlarından, faili meçhullerden, işkencelerden, zindanlardan tanırız.
“Toplum, demokratik mücadelenin büyütülmesini istiyor”
Bu konuda bilincimiz herkesten daha berrak, mücadelemiz de herkese örnektir. Barışı inşa etmek, 100 yıllık hasretini çektiğimiz onurlu bir barışı bu topraklarda tesis etmek için bu süreci yürütüyoruz. Eşit yurttaşlık hakkı için bu süreci yürütüyoruz. Türkiye’yi demokratik bir dönüşüme zorlamak için bu süreci yürütüyoruz. Ve biz bu süreci devrimci, demokratik güçlerle, sosyalistlerle, sosyal demokratlarla birlikte yürütmek istiyoruz. Ve ben buradan herkesi aklıselime davet etmek istiyorum. Toplum polemikler istemiyor; toplum çözüm istiyor. Toplum, demokratik mücadelenin büyütülmesini istiyor. Toplum, muhalefetin birbiriyle uğraşmasını değil; dayanışmasını, barış ve demokrasi için beraber çalışmasını istiyor.”
“Şırnak Emniyet Müdürü hakkında gerekli işlemlerin yapılması için İçişleri Bakanı’nı göreve davet ediyorum”
Biz barışın nasıl tesis edilebileceği için çalışma yürütürken, barışı nasıl toplumsallaştırabileceğimizin çalışmalarını yürütürken Şırnak’ta başka şeyler oluyor. Bakın, dün Sayın Mesut Barzani Cizre’ye bir sempozyuma katılmak üzere geliyor. Ve Cizre’de belediye eş başkanlarımız, Sayın Barzani’yi karşılamak üzere protokolde yerlerini almak için gidiyorlar. Ancak protokole alınmıyorlar. Protokole alınmadıkları gibi, Cizre Belediye Eş Başkanımız sevgili Güler Tunç’a Şırnak Emniyet Müdürü ‘Bu senin son eylemin’ şeklinde tehditte bulunuyor. Şırnak Emniyet Müdürü yeni atandı oraya ve atandığı günden bu yana Şırnak’ı adeta 90’lı yılları yaşatır bir noktaya getirdi. Buradan Emniyet Müdürü’ne sesleniyorum: Bu ne hadsizlik, bu ne kendini bilmezlik? Şu anda barış karşıtı bir odak haline dönüşmüş olan Şırnak Emniyeti ve Emniyet Müdürü’nün bir an önce incelemeye alınması ve gerekli işlemlerin yapılması için İçişleri Bakanı’nı huzurunuzda göreve davet ediyorum.”

