(ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Komisyonun üzerine düşen görevi bir an önce yapması, raporun tamamlanması, kanun düzenlemelerinin yapılması Suriye’deki gelişmeleri de olumlu bir şekilde etkileyecektir. ‘Önce Suriye, sonra rapor mu yoksa önce rapor sonra Suriye mi’ ikilemine hiç düşmeden bizim kendi iç sürecimizi hızlı bir şekilde ilerletmemiz lazım. Buradan da Meclis Başkanı’na, iktidara ve komisyona çağrım, bir an önce geciktirmeden bu raporu tamamlamak ve rapordan sonraki yasal düzenlemeleri de bir an önce TBMM’de uygulamaya başlamak lazımdır. Artık komisyon ön almalıdır, arkadan gelmemelidir” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Suriye’nin kuzeyinde gelişen olaylar nedeniyle siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerine ziyaretlerini sürdürüyor.
Hatimoğulları ve Bakırhan, bu kapsamında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile DEVA Partisi Genel Merkezinde görüştü. DEM Parti heyeti, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Genel Başkan Vekili İbrahim Çanakcı, Ankara Milletvekili Sadullah Ergin ve Genel Başkan Yardımcısı Seyit Karaca tarafından karşılandı. Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından Eş Genel Başkanlar ve Babacan, ziyarete ilişkin ortak basın açıklaması yaptı.
Kritik ve hassas bir dönemden geçildiğini ifade ederek sözlerine başlayan Ali Babacan, “Bir yandan Ekim 2024’ten bu yana kendi içimizde devam eden bir barış süreci var. Diğer yandan da Aralık 2024’ten bu yana Suriye’de yeni bir sistemi inşa etme süreci var. Bu iki süreç birbirinden çok da alakasız değil. Tam tersi her iki sürecin de birbirlerine etkide bulunabildiği, olumlu ya da olumsuz, karşılıklı etkileşimde olduğu sonuçlar olduğunu mutlaka dikkate almamız gerekiyor” dedi.
Suriye’de tüm tarafların bir numaralı önceliğinin sivil halkın, kadınların ve çocukların korunması olması gerektiğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
“Zor bir dönemden geçiyor Suriye ama Suriye’nin tarihine, sosyal dokusuna uygun bir sistem inşa edilmediği sürece Suriye’de istikrardan, sürdürülebilir bir iç barıştan söz etmek de mümkün olmayacaktı. Buradan kuşkusuz bütün taraflara farklı farklı çağrılarımız var. Belki de en önemli çağrı Sayın Şara ve hükümetine. Güven, bir anda inşa edilmez, zaman alır. Şu anda oluşmuş olan Şam yönetiminin güçlü bir devlet yapısına ulaşması, Suriye içindeki tüm kesimlerin güvenini kazanarak mümkün olur. Çünkü yeni bir devlet yapısı ancak ve ancak halkın gücüne, desteğine dayanan bir meşruiyetle ayakta durabilir. Dışardan gelen destekler bugün vardır, yarın olmayabilir. Ama toplumun her kesiminden güç alan bir yönetim yapısı, devlet inşası işte o zaman içerde de dışarda da huzuru ve istikrarı sağlayabilir. Bu sebepledir ki kucaklayıcı bir politika bütün azınlıkların temel hak ve özgürlüklerini sonuna kadar yaşayabilecekleri bir anayasa inşası, Suriye’de yaşayan her kesimin temsil edildiği yerel yönetim yapıları ve merkezde de yine tüm Suriye’nin güçlü ve adil şekilde temsil edildiği bir yönetim yapısı. Ama bunları yaparken de temel hak ve özgürlüklerin herkes için korunması, güçlü bir devlet inşasının olmazsa olmazı.”
“Sorunlarımızı konuşarak, diyalogla, diplomasiyle çözecek bir kültürü de hızla geliştirmemiz lazım”
Suriye’nin iç savaştan çıkan, yıllarca zulümle hükmedilmiş ancak yeni bir yapının inşa edilmeye çalışıldığı bir ülke olduğunu dile getiren Babacan, “Suriye’nin siyasi birliği, toprak bütünlüğü, milli bir orduya sahip olması, bunlar devletin topyekün inşası açısından önemli konular. Ama bunu yaparken Suriye’deki kültürel çeşitliliğe, Suriye’deki renklere, Suriye’deki Alevilere, Hristiyanlara, Kürtlere, Türkmenlere ve Sünni Arap olmayan her kesime çok özen gösteren, çok dikkatli yaklaşılması gereken ve kademe kademe ilerlemesi gereken bir süreçten bahsediyoruz. Kademe kelimesinin özellikle altını çiziyorum. Çünkü bu olmazsa, güven inşa edici adımlar atılmazsa bu işin yönetilmesi ve suhuletle çözülmesi son derece zor olacaktır. Burada kuşkusuz vermemiz gereken mesajlardan yine en önemlileri de YPG ve PKK’ya. Biz bu bölgenin insanları olarak oturup kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek zorundayız. Biz bölge insanları olarak bin yıldır beraberiz ve beraber olmaya devam edeceğiz. Okyanus ötesinden gelenlerin bize katacağı bir şey yoktur. Bugün çıkarlarına gelir bir şey yaparlar, yarın çıkarlarına başka bir şey gelir onu yaparlar. Oysa biz bölgede insanlığı, kardeşliği esas alan bir diyalog zemininde ve sorunlarımızı konuşarak, diyalogla, diplomasiyle çözecek bir kültürü de hızla geliştirmemiz lazım.” diye konuştu.
“Bütün bu riskli süreçte önceliğin insan olması gerekiyor”
Bir başka önemli mesajın da Türkiye Cumhuriyeti devletine olduğunu ifade eden Babacan, son derece hassas bir dönemden geçildiğine işaret etti. Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sözün gücü çok önemlidir ama bu sözün gücünü kimseyi rencide etmeden, kimsede duygusal kopuşlara sebep olmadan kullanmak gerekir. Türkiye içindeki hukuk ve adaletle ilgili sorunları, ekonomiyle ilgili sorunları örtmek için kullanılacak bir zafer dili bizim kendi Kürt vatandaşlarımızda, Suriye ve Irak Kürtlerinde de büyük duygusal kopuşlara ve on yıllarca tamir edilemeyecek, rencide durumlarına yol açabilir. Dolayısıyla çok dikkat etmek lazım. Bir yandan Türkiye olarak yapıcı bir şekilde meselelere yaklaşırken öte yandan da galip-mağlup, zafer-hezimet dilinden uzak durup barışın kazanacağı, insanların kazanacağı, hukukun ve adaletin kazanacağı ve nihayetinde Suriye’de demokrasinin kazanacağı bir sürece Türkiye destek vermek zorundadır. Demokrasi diye de altını çiziyorum, çünkü Suriye’de mutlaka bir seçim takvimi açıklamanın vakti gelmiştir. Halkın iradesinin iş başında olacağı bir yönetim perspektifi Suriye’de verilmezse, güven inşası mümkün olmayacaktır. Bütün bu riskli süreçte önceliğin insan olması gerekiyor. Şu anda Kobani’deki durum sivillere zarar veren bir durum. Elektriğin ve insani yardımların normal bir şekilde akmasını sağlamak her şeyden daha önemli. Tek bir çocuğun, tek bir kadının sıkıntı çekmeyeceği bir yöntemle bu işin yönetilmesi işin esasıdır. Bu yardım koridorunun, şuradan ya da buradan, gerekiyorsa doğrudan bizim sınır kapımızdan açılması ve bu durumun yeni travmalara yol açmadan yönetilmesi son derece önemlidir.
“Bu komisyondan çok daha fazla istifade edilmelidir”

