Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT
(ÇANAKKALE) – CHP’nin yarın “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin 100’üncüsünün gerçekleştirileceği Çanakkale’de yurttaşlar, geçim sıkıntısına ve yaşadıkları zorluklara ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Dul-yetim aylığı aldığını belirten yurttaş, “İnsanlar çok perişan. Hayat şartları çok zor. Son 10 yıl bilhassa. Gün geçtikçe arttı. Bu hükümet çok fena yaptı. Hükümet değişecek. Dirayetli bir hükümet gelecek. Yandaşlarının milyarlarca borcunu affetmiş. Ne hakla? Halk sürünüyor” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerin 100’üncüsü yarın Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sesleneceği miting öncesi yurttaşlar ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Dul-yetim aylığı alan bir yurttaş, şöyle konuştu:
“Hayat çok pahalı. İnsanlar çok perişan. Hayat şartları çok zor. Son 10 yıl bilhassa. Gün geçtikçe arttı. Bu hükümet çok fena yaptı. Hükümet değişecek. O kadar. (Ekrem İmamoğlu) çıkacak. Dirayetli bir hükümet gelecek. Kendi çıkarlarını düşünmeyecek. Kesinlikle halkın hizmetinde olacak, yandaşlarının değil. Şimdi duyuyoruz mesela. Yandaşlarının milyarlarca borcunu affetmiş. Ne hakla? Halk sürünüyor. Şurada bankaya borcunu ödeyemiyor. Kapısına haciz gidiyor. Sen ne hakla, nasıl bunu affedebilirsin? Sen orada seçilmiş bir memursun. Hakkın yok ki milleti ezip de birilerini zengin etmeye. Ben Kepez’deyim de oradan (mitinge) geleceğim. (Özgür Özel) elinden geleni yapıyor. Daha ne yapsın? Anlayana. CHP’nin çoğu şeyi de engelleniyor. Engellendiği hâlde, önüne setler çekildiği hâlde gayet güzel çalışıyor. Gerçekten sosyal demokrasi şart. Adalet, insanlara gelir dağılımında eşitlik şart. Öyle yandaş diye onu bunu kayırmak olmaz.”
“Canım kıyma istedi, bir pide aldım”
Çalışmak zorunda olan emekli bir yurttaş da yaşadığı zorluğu şu sözlerle dile getirdi:
“21,5 bin lira alıyorum. Çalışıyorum. Sağda solda çalışıyorum. Boyacılık yapıyorsun. Vallahi çalışmasak çocuklar da geçinemiyor. Çocuklara da biz bakıyoruz. 70 yaşındayım, çalışıyorum. 2 sene oldu emekli olalı. Biz Ecevit’in krizinde bile böyle olmadık biz. Ben görmedim böyle bir şey. Çocukları düşünüyorum ben artık, kendimizi bıraktık. Bir tane pide aldık. Onla atlatmaya çalışıyoruz. Simit alacaktım. Geçerken canım kıyma istedi. Evde kıymayı yiyemiyoruz. Hadi dedik oradan biraz vitaminlenelim. Her gün böyle. Bir de şeker hastasıyım. Eşim de çalışıyor. Kızlarımıza bakıyoruz. Geçinemiyoruz, çocuklar geçinemiyor.”
“Allah kimseyi emekli yapmasın”
“Allah kimseyi emekli yapmasın” diye isyan eden bir kişi, “Gerçekten çok zor. Ne kadar aldığımı boş ver. Ev kiralarımız 30-35 bin lira olmuş. Ne veriyorlar ki ne istiyorlar? Kiradayım. Biz köy çocuğuyuz. Hiç olmazsa köyden bir şeyler geliyor” ifadelerini kullandı.
“Kahve 170 liradan başlıyor”
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler bölümü son sınıf öğrencisi, maddi zorluk çektiklerini belirterek sorunlarını şöyle anlattı:
“Buranın ulaşımı özellikle çok pahalı, ulaşım sorunu çekiyoruz. Son zamanlarda da ulaşımda fiyat artışı oldu. O da öğrencileri çok zor etkiledi. Ben Kocaeli’den geliyorum. KYK yurdunda kalıyorum. Kitap ücretleri olarak da zorunlu tutuyorlar genellikle çoğu kitapları. Onların da ücretleri genelde fazla ama bir şekilde öğrenci olsak da maalesef halletmek zorundayız. KYK, kredi olarak çıktı. Maalesef onu da almak zorundayım. Sonrasında onun da bir ödemesi oluyor. 4 bin lira. Maalesef yetmiyor. Zaten dışarıdan bir yemek aldığımızda bile en ucuz yemek 300 lirayı buluyor. O yüzden bir öğrenciye yetmiyor. Ailemiz ne kadar destek olsalar da her türlü zorluk çekiyoruz. 3 gündür biz de dışarıdayız. Üç gündür projemizle ilgileniyoruz. Dışarıda yemek ve bir şey içmek çok zor oluyor. Özellikle kahve içmekle neredeyse çok lüks hâle gelmiş durumda. Ortalama en ucuz bir yerde kahve içtiğimizde 170 liradan başlıyor, 260-300 liraya kadar çıkıyor.”
“Aldığımız para 14-15 saate göre çok düşük”
İki aydır motokuryelik yaptığını belirten 27 yaşındaki yurttaş, mesleki sorunlarına ilişkin şunları dile getirdi:
“Mesleğimiz çok sıkıntılar içerisinde. Müşteriye paketi geç verdiğimiz takdirde ‘soğuk geldi’ muhabbeti dönüyor. Hızlı giderken de radara giriyoruz. Yerler ıslak olduğu için kayıyoruz, düşüyoruz. Bir sürü sıkıntılar dönüyor. Biraz daha esneklik göstermesi lazım, özellikle trafik polisleri tarafından. Apartman girişlerine motoru kenara bıraktığımız takdirde ‘Burası park değil’ deyip ceza yazılıyor. Yaptığımız işe göre ücretler o kadar düşük ki. Yaptığımız masraflar, yakıt giderleri, KDV’lerimiz… Buna istinaden aldığımız para 14-15 saate göre çok düşük, çok aşağıda. Sosyal yaşantımızdan ödün veriyoruz genelde. Çok fazla çalışıp az sosyale önem veriyoruz. İstediğimiz hayatı ne zaman yaşayacağız, onu bilmiyoruz ama şu an yaşayamıyoruz. Uyuyoruz, kalkıyoruz, işe geliyoruz.”
Kasap sorusuna “Güldürmeyin beni” yanıtı
“Öldü emekliler artık” diyen yurttaş, “Gittikçe düştü. Ben 20 bin lira almıyorum, daha yüksek alıyorum ama alım gücü gittikçe düştü. Hiçbir şey alınamıyor. Altınla hesabını yapıyorlar zaten ekranlarda emekli aylıklarını. Çarşı pazara çıksak da alım gücü düştü. İki kilo aldığın şeyi yarım kiloya düşürdüm” dedi. Emekli yurttaş, “Kasaba gidebiliyor musunuz” sorusuna “Hadi güldürmeyin beni” yanıtını verdi.
“Verimli yerlerde sanayinin ne işi var”
1995 yılından beri emekli olduğunu söyleyen yurttaş, “25 bin lira alıyorum. Bir karı kocaya iyi kötü yetiyor. Köyde yetiyor ama şehirde yetmez. Onun için önce üretim. Maalesef eski hükümetler dahil, bu hükümet dahil tarım alanlarına sanayi kurdular. En büyük yanlış Türkiye’de bu. Atatürk öldükten sonra gelenler, hepsi bunu yanlış yaptılar. Atatürk, Yalova’yı çiftlik yapmış. Yalova’yı imara açtılar zamanla, 99 depreminde hepsi gitti. Trakya, bugün dönümüne bir ton buğday veren yer. Sanayiye açtılar Trakya’yı. Adapazarı öyle. O verimli yerlerde imarın, sanayinin ne işi var? Maalesef biz buradan kaybettik. En büyük sıkıntımız bizim bu” ifadelerini kullandı.
“Savaşın bizde olduğunu düşünün”
En düşük emekli aylığı olan 20 bin lira ile nasıl geçindiğine dair soruya bir emekli, “Onları hiç sorma. Çarşı pazar kıt kanaat. Yarı aç, yarı tok. Daha da iyi günler gibi geliyor bana. Savaşın bizde olduğunu düşünün. O zaman ne olurdu? Ne yapılması lazım? Vatandaş olarak suç bizde” dedi.
“İsyan etsek ne olacak, değişmiyor”
“İsyan hep ediyoruz” diyen emekli, “Etsek ne olacak? Hiçbir şey değişmiyor. 21 bin lira alıyorum. Benim yaşım 68. İlk defa böyle bir şey görüyorum ben” diye konuştu.
“Bu halk neden fakirleştiriliyor”
Adliyeden emekli yurttaş ise şöyle konuştu:
“Piyasaya göre maaşım güzel ama yine yetmiyor. Zaten 20 bin lirası kiraya gidiyor. Çarşı pazar zaten pahalı ve her şey uçmuş. Serbest ekonomi piyasasından dolayı mıdır, nedir; bilmiyorum ama isteyen istediği zammı yapıyor. Bu koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ndeyiz. Bu halk neden fakirleştiriliyor? Bir nedeni olmalı. Ben bunu çok yorumluyorum. Çok konuşuyoruz ama bulamıyoruz. Gençler, kariyer sahibi olanlar yurt dışına gitmek istiyor. Herkes yurt dışına gitmek istiyor. Neden yani? Bu duruma niye getirildik? Ben bunun cevabını bulamadım. Yani bulacağımız da yok herhalde.”

