(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının gözaltına alınarak ardından tutuklanmalarının “milletle devlet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimi” olduğunu belirterek, “19 Mart, bu ülkeyi kimin yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremesin diye yapılmıştır” dedi. Özel, sandığı ve siyaseti koruma mücadelesini toplumsallaştırdıklarını, darbeyi püskürtmenin tüm demokratların görevi olduğunu vurguladı.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu İmamoğlu’nun tutukluluğunun birinci yılı nedeniyle İBB binasının bulunduğu Saraçhane’de yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıldönümü olduğunu anımsatarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk tüm şehitleri ve gazileri rahmetle ve minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Mehmetçiğin geçirmediği o donanmayı, bir kişinin kararıyla geçirttiğini, birilerinin çok sevdiklerinin oraya kırmızı halılar serdiğini, sonra sıkışınca o donanmaya binip kaçanları da, o donanma geldiğinde Kartal İstimbotu’nun üstünden yanındakine ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyoruz. İşte tam bu ruhla, bu inançla, tam bu azimler, 98 eylemden sonra duracak mısın diyenlere, durmayacağız, devam edeceğiz diyoruz. 100’üncü eyleme herkesi Çanakkale’ye bekliyoruz.
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür derler. Her şey Kasım 2023’te başladı. Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz, umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin ‘ayağa kalkalım’ demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı. Bundan sadece dört ay sonra gidilen seçimlerde AK Parti tarihinde ilk kez yenildi. CHP, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Bu zaferi ne kendimize ne partimize saydık, bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük. Erdoğan bu gidişi durduramayacağını biliyordu. O, ne partisine, ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu, onun için olmayacak bir işe kalkıştı. Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip bakan yardımcısı yaptığı birini bu sefer İstanbul’a başsavcı olarak gönderdi. O kullanışlı aparat hemen göreve başladı. Bu ismin kurduğu çete, her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü. Bir darbe planı adım adım işledi. Önce 30 Ekim’de Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer alındı, Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atandı. Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı. Ardından Beşiktaş ve Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart’ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı. Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. Tam 365 gündür o darbe sürüyor. Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor. 19 Mart, devletle millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimdir. 19 Mart, bu ülkeyi kimin yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremesin diye yapılmıştır. Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele, parti mücadelesi değildir, bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir.
“Siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz”
Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti, İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı. Modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti. Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi. Bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakına veren, AK Parti’ye veren, sosyal medyadan AK Parti’ye karşı sandıkta görüşürüz diye yazmaya başladılar. İşte 19 Mart, milletin sandıkta görüşürüz deme iradesine karşı, yani ister AK Parti’ye oy veren sanayi sitesinde çalışan, bir gün hayali aracını biraz daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi’nde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun. Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil, seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği, istemediğini gönderdiği bir düzen bu ülkeyi var eden, kurtaran kuran bugünlere taşıyan düzendir. Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa, bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı, bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz. İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde, tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen ‘Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım, almazsam karşı çıkarım, istemediğimi değiştirirm’ diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en büyük güvencemizdir. Bu meydan sadece kendinden değil bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür. Bu mücadeleyi adım adım büyütmeye, hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız?
“Darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir”
İşte bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir, bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Bundan sonra bu mücadeleyi dalga dalga büyütmeye var mıyız? İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada, işte Adana’nın seçilmiş başkanı Zeydan Karalar aramızda. Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.”
Özel, daha sonra tutuklu belediye başkanlarının tamamının ismini saydıktan sonra, partisinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na, ‘Bekle kar altında yatan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. göz yaşların çare değil, ağlama büyü. Başını dik tutabilirsen boy vereceksin’ diye yazdığını söyledi. Özel’in bu sözleri üzerine şarkıcı İlkay Akkaya, “Bekle Buğday Tanesi” isimli şarkıyı seslendirmek üzere otobüse çıktı.
Akkaya, şarkısını söyledikten sonra, “Yaşama hakkı elinden alınan çocukların, kadınların, sokak hayvanlarının yanındayız. İnancından, etnik kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ötekileştirenlerin yanındayız. İşçi sınıfının, gençlerin, yoksulların, tüm mazlumların yanındayız. Eperyalist savaşların karşısında barışın ve halkların kardeşliğinin yanındayız” dedi.
(SÜRECEK)

