Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’nin Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi…. Özgür Özel: “Deprem konutları bedava değil, boş senetlere faiz koyuyorlar”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’daki mitingde deprem konutlarının depremzedelere parayla satıldığını, boş senetler imzalatıldığını ve faiz ihtimalinin açık bırakıldığını belirterek “Bakanlar ‘faizsiz vereceğiz’ dediği hâlde bu itirazların üstüne yatan Erdoğan’a söylüyorum. İlk fırsatta çık ‘deprem konutlarından, dükkânından, rezerv alanından vergi almayacağız. Bunu ilan ediyorum’ de, biz de Meclis’e kanun teklifini getirelim. Bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa Hatay’daki tedirginlik, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’daki mitingde deprem konutlarının depremzedelere

Haber: Mehmet OFLAZ- Burcu Özkaya GÜNAYDIN

(HATAY) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’daki mitingde deprem konutlarının depremzedelere parayla satıldığını, boş senetler imzalatıldığını ve faiz ihtimalinin açık bırakıldığını belirterek “Bakanlar ‘faizsiz vereceğiz’ dediği hâlde bu itirazların üstüne yatan Erdoğan’a söylüyorum. İlk fırsatta çık ‘deprem konutlarından, dükkânından, rezerv alanından vergi almayacağız. Bunu ilan ediyorum’ de, biz de Meclis’e kanun teklifini getirelim. Bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa Hatay’daki tedirginlik, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum” diye konuştu.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 82’ncisi bugün Hatay’da Defne Çekmece Kavşağı’nda yapıldı.

“Herkes bilsin ki o konutlar bedava değildir”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şöyle konuştu:

“Bir yandan dükkânını açmayan esnaftan vergi isteme dönemine geldik. Milletin karşısına çıkmışlar, samimi olarak kusurlarını söyleyip milletten anlayış bekleyeceklerine gerçek dışı laflarla muhalefete saldırıyorlar. Herkes bilsin ki o konutlar bedava değildir. Depremzedelere parayla satılıyor. Yapılan konutlar depremzedelere parayla satılıyor. Doğru mu? Bunlar için boş senetler imzalatılıyor. Doğru mu? Senetlerin üzerinde faiz maddesi var, 4’üncü madde. ‘Afet kanunu alamazsın’ diyor ama senedin orasına faiz kısmını koymuş, boş bırakmış. Oraya çarpı koyarsan, eksi koyarsan, sıfır yazarsan senedi kabul etmiyor. ‘Faizin üstü boş kalacak. Belki ileride alırız’ diyor. Doğru mu? Dükkândan rezerv alandan vergi almayı kafaya koymuşlar. Doğru mu?

“Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum”

Bakanlar ‘faizsiz vereceğiz’ dediği hâlde bu itirazların üstüne yatan Erdoğan’a söylüyorum. İlk fırsatta çık ‘deprem konutlarından, dükkânından, rezerv alanından vergi almayacağız. Bunu ilan ediyorum’ de, biz de Meclis’e kanun teklifini getirelim. Bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa Hatay’daki tedirginlik, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum. Elbette bu kadar konut yapılmışken evine geçenlere hayırlı olsun ancak yüksek tadilat, tamirat işleri olduğunu duyuyoruz. Diğer taraftan aidat sorununu biliyoruz. Diğer taraftan dükkânı olmadığı için, işi olmadığı için elektrik, su, aidat, tamirat işlerinden dolayı ev gösterilse de konteynerdan ayrılamayanları biliyoruz. Hatay’dan samimi çağrımdır. Hatay milletvekillerini bir dinlesinler.

Deprem bölgesi milletvekillerini dinlesinler. Mini komisyon kuralım. Bu eve geçmek için karşılıksız belli bir tutarı verelim. Aidatlar için hiç olmazsa iki seneliğine çözüm bulalım. Esnafın mücbir sebebi kaldırıyorsunuz. Van’da iki yıl sürmüştü. Bu kadar büyük depremde üç yılda mücbir sebep bitti. Şimdi esnaftan vergi almaya, SGK almaya kalkıyorsunuz. Kredi isteyen esnafa borcu yoktur kâğıdı istiyorsunuz. Bu sorunların hepsinin teker teker yazılıp Meclis’te hızlı şekilde çözülmesi lazım. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Sudan siyaseti bırak. Ankara’nın suyunu diline dolayarak iktidara tutunamazsın. Gerçek siyaset sokağı duyarak yapılır. Hatay’ı duyuyorum. Sen de duyuyorsan bu hafta bu sorunlar… Bir yandan Hatay’daki bidonları da görüyor millet. Her gün kesilen elektriklerden de yılmış millet ama sürekli algı oyunlarıyla olguyu göstermemeye başlayınca Hatay’ı da çıldırttı en sonunda.

“Sorumlu görevliler yargıdan kaçırılıyor, idare yüzde 25’le sınırlanıp hak arama mücadelesine ket vuruluyor”

Bir yandan hâlâ daha kayıpları olanlar var. Bir tanesi de il yöneticimiz Sayın Ayhan Kıt. O hâlâ kızını, torununu, damadını arıyor. Ayhan Bey gibi dünya kadar Hataylı’nın derdi bu. Onlar ‘hiç olmazsa bir mezarımız olsun’ diyor. Kayıplarını bulanlar adalet peşinde. Deprem davaları üç yıldır adalet arıyor. Bina çürük, kolon kesik, kamu görevlisi göz yummuş ama adalet süreci, yargı süreci sağlıklı ilerlemiyor. Sorumlu görevliler yargıdan kaçırılıyor. İdare yüzde 25’le sınırlanıp hak arama mücadelesine ket vuruluyor. Daha geçtiğimiz hafta eğer sizin isyanınız olmasaydı, milletvekillerinin tepkisi olmasaydı af kanununun içine deprem aflarını da sokacaklardı.

Bunun için bütün bütün dikkatimizle Hatay’ı takip etmeye, deprem illerini takip etmeye devam ediyoruz. Türkiye krizde ama deprem bölgesi daha büyük krizde. Sanayici Türkiye’de sorunlu ama Hatay’da perişan. Hatay’da iş yerleri yıkıldı, yapılmadı. Antakya Sanayi Sitesi’nde 530 iş yeri hasarlı, 35 ayda tek bir iş yeri teslim edilmedi. Hatay Ayakkabıcılar Sitesi enkaza döndü. Yeni site ortada yok. Sektörde yüzde 60’a varan kayıplar, iş ve istihdam eksikliği var. Şehrin ayağa kalkması için sadece oturulacak binanın olması değil, iş yerlerinin olması, teşviklerin olması, desteklerin olması, önce ekonominin harekete geçmesi lazım ki şehir ayağa kalksın.

“Hataylı çiftçinin Bağ-Kur’unu tam ödeyecek gücü olsa, vergi borcu olmasa ne işi var faizle para almanın peşinde?”

Hatay aynı zamanda bir tarım kenti, Amik Ovası perişan durumda. Beyaz altın pamuk, eskiden 1 kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordun. Bunu pamukla uğraşan herkes bilir. O yüzden beyaz altındı. Şimdi 2,5 kilo pamuk satıyorsun, 1 litre mazot alamıyorsun. Yani geçmişle karşılaştırdığınızda 12,5–13 kat bir farklılık ortaya çıkıyor. Pamuğun değeri konusunda. Yine çiftçinin büyük derdi eskiden 1 kilo buğday 1 litre mazot alırken şimdi 6 kilo buğday 1 litre mazot alabiliyor. O yüzden çiftçi belini doğrultamıyor. Ovadan bereket fışkırtıp kente bereket akması gerekirken maalesef orada da yoksulluk ve sefalet yaşamını sürüyor, hüküm sürüyor.

AK Parti bu yılın bütçesini yaptı. Dün emeklilerle konuştuk. Hatay’ın talebi sandığın gelmesi. Tayyip Bey, getir sandığı, kararı Hatay verecek. Görüyor musun bak? Sandık istiyorlar. Çiftçilere 772 milyar destekleme vermeleri gerekirken bütçeye sadece 168 milyar koydular. Yani kanunen çiftçinin hakkı beşken sadece birini veriyorlar ve bu yüzden çiftçiler çok büyük sıkıntı içinde. Borçlu çiftçiye yapsın. Son çare bankaya gidiyor, kredi kullanmaya. AK Parti ona da gözünü dikmiş. Vergi ve Bağ-Kur borcu olana kredi vermiyor. Ya Hataylı çiftçinin Bağ-Kur’unu tam ödeyecek gücü olsa, vergi borcu olmasa ne işi var faizle para almanın peşinde? Sen ilk önce bu adama kredini ver. Tohumu alsın, eksin, diksin, sulasın, çapalasın. Hepsi mazotla, parayla. Ürünü satsın, kendine gelsin, sonra gelsin, borcu varsa onu sana da versin. Buradan açıkça söylüyorum. Zaten tüm çiftçiler için Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında hedefidir ancak deprem bölgesindeki çiftçiler için hemen ve derhal Bağ-Kur, SSK, vergi borçları silinmeli, kredi kartı faizleri affedilmeli, tarım kredisi faizleri kaldırılıp ana paralar üç yılı ödemesiz beş yıla bölünerek bir kereye mahsus çiftçinin bu ihtiyaçları mutlaka karşılanmalıdır.

Ayrıca Türkiye’de sağlığın sorunları var ama Hatay’da çok büyük bir sağlık krizi var. Bir yandan Hatay’da 14 hastane yıkıldı. İki tane geçici hastane kuruldu. Hatay’da 56 aile sağlığı merkezi yıkıldı. Sadece 5 Aile Sağlığı Merkezi yapıldı. 135 eczacı, 280 doktor, konteynerlarda sağlık hizmeti vermeye çalışıyor. Bu sorunların da bir an önce çözülmesi lazım.

“CHP Ulu Cami’yi yaptı demesinler diye protokolü iptal etmişler”

Bir de Ulu Camimiz var. Tarihi Ulu Cami depremde yıkıldı. O dönemde dediler ki: Ulu Cami’yi yapmak Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yakışır. O günkü Bursa Büyükşehir Belediyesi belediye meclisinde bu kararı çıkardı. Sonra seçimler oldu. Bursa’yı AK Parti kaybetti. Dediler ki: ‘Bu Ulu Cami’yi artık CHP yapmaz.’ Belediye başkanımız dedi ki: ‘Ne münasebet? En iyisini biz yaparız.’ Ben dedim ki: ‘Bursa Ulu Cami’yi Cumhuriyet Halk Partili Bursa Büyükşehir Belediyesi yapacak.’ Ikındılar, sıkındılar, tıksırdılar. Bunu hazmedemediler. Buradan bütün Hatay’a şikâyet ediyorum. Ödeneği hazır, kararları hazır. Kurum minaresinin iznini bile… Ya cami yapıyoruz. 20 ay boyunca ‘At imzayı, atmam, Ankara’ya soracağım. Ver izni, yapmam.’ Ulu Cami’nin minaresinin iznini bile ya. Cami yapıyoruz. Minaresinin iznini Ekim ayının sonuna kadar vermediler. Sonra Erdoğan buraya gelmeden önce yazmışlar. ‘Hızlı ilerleyemediniz. Sizden aldık bu işi.’ Kardeşim, binanın o kadar geç imzalara rağmen yüzde 30’u bitmiş, yüzde 60’lık işinin ilerlemesi iki aylık iş, anlaşma, taahhüt hazirana kadar bitmesi, Bursa Büyükşehir diyor ki: ‘Haziran’da Ulu Cami’de cuma namazını kılacağız.’ CHP Ulu Cami’yi yaptı demesinler diye protokolü iptal etmiş, ‘İşi durdurun, oralardan çekilin’ diyorlar. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. O Ulu Cami’yi yapacağız. Hasetlik yapıyorsunuz. Ulu Cami hazirana kadar bitecek, çamur, çirkef yapıyorsunuz. Biz Bursa Ulu Cami’de de cuma namazını kılıyoruz. Gelip Hatay Ulu Cami’de de cuma namazını kılacağız. Hasetlik yapmayın, haksızlık yapmayın, engel çıkartmayın. Buradan cami üstünden siyaset yapan AKP’yi ve Erdoğan’ı Hataylılara şikâyet ediyorum.”

(SÜRECEK)