Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi… Ekrem İmamoğlu: “Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşehrimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var” dedi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşehrimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var” dedi.

CHP’nin, Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu İmamoğlu’nun tutukluluğunun birinci yılı nedeniyle İBB binasının bulunduğu Saraçhane’de yapıldı.

Ekrem İmamoğlu da Silivri Marmara Cezaevi’nden mitinge mektup gönderdi. Mektubu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik paylaştı. İmamoğlu, mektubunda şunları kaydetti:

“Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul. Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu bir merhaba. Kıymetli İstanbullular; benim onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşehrilerim, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum. Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum.

Bir yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz. Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz dikmiş, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz. Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Sizlerle gurur duyuyorum. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.

“Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar”

Her türlü zulme rağmen, bizim içimiz umut ve iyilik dolu, sevgi ve hoşgörü dolu; ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe, umutsuzluğa sürükleyenlerin ise akıllarını kötülük, yüreklerini korku sarmış durumda. Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar. Çeyrek asırdır kendilerine verilen bütün kredileri tükettiler. Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var.

“Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz”

Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmeye mecburdur. Hükümetler gelir geçer, milletin hükmü baki kalır. Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Orada yürümekte olan dava, ülkemize zarar veren, geleceğimizi riske atan bir büyük siyasi hırsı gizlemek için dikilmiş bir kılıftır. Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz.

“Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak”

Bu davanın amacı gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır. Ancak, böyle davalarda hükmü millet verir. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını düşünenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak.”

“Çanakkale’yi anlamak bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl ayakta kalacağımızı da anlamaktır”

Ardından İmamoğlu’nun yapay zekayla seslendirilen 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü mesajı da vatandaşlara dinletildi. İmamoğlu mesajında şunları kaydetti:

“Aziz milletim bugün bu toprakların hafızasına cesaretle, sabırla ve imanla kazınmış büyük bir destanın yıl dönümünde sizlere sesleniyorum. Çanakkale Zaferi sadece bir savaşın kazanılması değil, tarihi nice şanlı zaferlerle dolu olan Türk ordusunun ve iradesi sarsılmaz milletimizin boyun eğmeyeceğinin, pes etmeyeceğinin ve kanının son damlasına kadar bu vatanı müdafaa edeceğinin bütün dünyaya ilanıdır. Çanakkale’yi anlamak yalnızca geçmişi anmak değil; Çanakkale’yi anlamak, atalarımızın bize bıraktığı mirası bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl ayakta kalacağımızı da anlamaktır. Çünkü Çanakkale’de savunulan sadece bir boğaz değildi, savunulan bir milletin şerefi, haysiyeti, iradesi ve istikbaliydi. Yedi düvelin karşısında yoklukla, yoksullukla, acıyla ama sarsılmaz bir kararlılıkla duran atalarımız bize şunu öğretti: Bu milletin asıl gücü silahında değil, inancında. Servetinde değil, vicdanında. Makamında değil, yüksek şahsiyetindedir.

Anafartalar’da, Conkbayırı’nda, siperlerin içinde ölümle burun buruna gelen o kahramanlar bu ülkeyi kendileri için değil, kendilerinden sonra gelecek milyonlar için savundular. Biz bugün bağımsız yaşayabilelim diye toprağa düştüler. Biz bugün başı dik bir millet olabilelim diye şehit oldular. Gözünü bile kırpmadan toprağa düşenler, yalnız düştükleri toprağa değil, aynı zamanda umudu, imanı ve geleceğe olan inancı savundular. O büyük mücadelenin bağrından bir irade doğdu. Darmadağın olmuş, işgal edilmiş, yoksul bırakılmış bir memlekette bu yüce millet ayağa kalktı. Yılmadı, teslim olmadı, korkmadı. Önce Çanakkale’de ‘Dur’ dedi, sonra Kurtuluş Savaşı’nda kaderini kendi elleriyle yazarak tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu, küllerinden doğdu.

“Millet birdir, bayrak birdir”

Bu yüzden Çanakkale’yi anarken Cumhuriyeti, Cumhuriyeti anarken de onun kurucu kararlılığını unutmamak gerekir. Bu memleket masa başında kurulmamıştır. Bu devlet başkalarının lütfuyla doğmamıştır. Bu Cumhuriyet boyun eğmeyenlerin, imkansızlığa teslim olmayanların, ‘Ya istiklal ya ölüm diyenlerin’ eseridir. Bugün bize düşen bu mirası aynı ciddiyet, hassasiyet ve inançla yüreklerimizde taşımaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ sözü yalnızca savaş meydanında verilmiş bir emir değildir. Bu söz milletimizin karakterini özetleyen bir kararlılıktır. Vatanı müdafaanın ilk ve son adımıdır. Bu söz makamı değil, sorumluluğu; konforu değil, fedakarlığı ve bu millet için gerektiğinde yaşamı değil, şehadeti kucaklamanın adıdır. Millet birdir, bayrak birdir. Vatan birdir. Devlet milletin evidir. O eve göz diken kim olursa olsun. Hangi unvanı taşırsa taşısın, hangi makamda oturursa otursun karşısında bu milletin iradesini bulacaktır. Millet olarak en yüce görevimiz Çanakkale’den Sakarya’ya, savaş meydanlarından Cumhuriyete, atalarımızın verdiği büyük mücadelenin hedefini yerine getirmektir. Bu hedef nice şehidin uğruna canını verdiği bu toprakları savunmak, tam bağımsız olmak, güçlü bir devlet olmak ve millet olarak adalete, refaha, muasır medeniyetler seviyesine kavuşmaktır. Birbirimizden başka kimsemiz yok. Bu millet içinde barındırdığı her ferdiyle yekvücut olmak ve her mücadeleye hazır olmak zorundadır.

“Bu milletin yaşam tarzına, inancına, kimliğine, şerefine göz diken bir bölücülüğün her daim karşısında duracağız”

Bu ülkenin muhafazakarı da bizimdir, seküleri de bizimdir. Milliyetçisi de bizimdir, sosyal demokratı da bizimdir. Anadolu’nun sessiz insanı da bizimdir, büyük şehirlerin yorgun gençleri de bizimdir. Çünkü Çanakkale’de omuz omuza yatanlar birbirlerine benzedikleri için değil, aynı milletin evladı oldukları için yan yana düştüler. Biz birbirimizle kavga edelim diye değil, tarihin sonuna dek bu cennet vatanda el ele, kol kola yaşayalım diye gözlerini kırpmadan şehit oldular. O yüzden bu milletin yaşam tarzına, inancına, kimliğine, şerefine göz diken bir bölücülüğün her daim karşısında duracağız. Bu milletin birlikteliğine, korkular üzerinden değil, ortak kader üzerinden büyüteceğiz. İnsanlarımızı tehdit ederek değil, birbirine emanet ederek yürüyeceğiz. Çünkü bu topraklardaki asıl güç birbirine üstün gelmeye çalışanların değil, bütün farklılıklarına rağmen bir arada kalmayı başaranların gücüdür. Ama birlik demek haksızlık karşısında susmak da değildir. Çanakkale nasıl ki vahşi emperyalizme karşı bir direnişse bugün de millet iradesini içeride baskıyla, dışarıda onay arayışıyla kuşatmak isteyen anlayışa karşı dimdik durmak bizlere şehitlerimizin mirasıdır. Bu ülkenin kaderi ne yabancı başkentlerde yazılır ne de milletin iradesini hiçe sayan kapalı odalarda belirlenir. Türkiye Cumhuriyeti icazetle kurulmadı. İcazetle yönetilmeye de razı olmaz.

“Biz bu memleketi senelerimizi hapislerde geçirecek gerekirse ölecek kadar çok seviyoruz”

Bizim pusulamız Washington, Londra, Moskova, Pekin, Dubai değildir. Başka başkentler değildir. Başka güç odakları değildir. Bizim pusulamız Ankara’dır, Sivas’tır, Erzurum’dur, Çanakkale’dir. Bu milletin yüksek şahsiyeti ve haysiyetidir. Kim bu milletin başını öne eğmeye kalkarsa kim bu memleketin iradesini dışarıya bağımlı hale getirmeye çalışırsa karşısında Çanakkale ruhunu bulacaktır. Bazıları sanıyor ki bir insanı susturunca bir fikri susturmuş olurlar. Bazıları sanıyor ki bir bedeni duvarların ardına koyunca milleti de çaresiz bırakırlar. Oysa bu toprakların tarihi bunun tam tersini defalarca göstermiştir. Bu millet zoru gördüğünde dağılmayı değil toparlanmayı mecburiyet akdetmiş bir millettir. Baskı arttığında korkuya teslim olan değil, hakkın ve vicdanın etrafında yeniden kenetlenen bir millettir. Bugün bu ülkenin en büyük ihtiyacı öfkesi olan ama aklını kaybetmemiş, yarası olan ama umudunu yitirmemiş kararlı ama adil bir iradedir. İntikam değil, adalet gerekir. Ayrışma değil, birlik gerekir. Korku değil, güven gerekir. Ve en çok da milletin parasını, emeğini, geleceğini, gençliğini hoyratça harcayan bu düzene karşı temiz bir vicdan gerekir. Biz bu memleketi seviyoruz. Bedel ödemeyi göze alacak kadar seviyoruz. Bu ülkenin çiftçisini, işçisini, emeklisini, esnafını, atanamayan gencini, geleceğinden kaygı duyan annesini borcun yükü altında ezilen babasını umudunu yitirmek istemeyen her ferdini seviyoruz. Senelerimizi hapislerde geçirecek, çocuğumuzun ilk kez baba deyişini duymamayı göze alacak, sağlığımızdan vazgeçecek, gerekirse ölecek kadar çok seviyoruz. Onun için konuşuyoruz. Onun için direniyoruz. Onun için susmuyoruz.

“Biz korkunun siyasetine teslim olmayacağız”

Çanakkale bize şunu da öğretir: Bir milletin en büyük yenilgisi düşmanın ateşi altında verdiği kayıp değil, kendi kaderine yabancılaşmasıdır. Buna izin vermeyeceğiz. Bu milletin çocuklarına yeniden onurlu, güvenli, müreffeh ve güçlü bir ülke bırakmak boynumuzun borcudur. Biz korkunun siyasetine teslim olmayacağız. Biz milleti birbirine düşürerek ayakta kalmaya çalışan anlayışa teslim olmayacağız. Biz Cumhuriyeti sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda milletin kula kul olmama iradesi olarak görmeye devam edeceğiz. Evet aynı kararlılıkla söylemeye devam edeceğiz, bu memleketin bağımsızlığına, birliğine, hukukuna ve geleceğine göz diken hiçbir güç karşısında geri adım atmayacağız. Çünkü biz Çanakkale’de toprağa düşenlerin, Sakarya’da direnenlerin, Büyük Taarruz’da yürüyenlerin, Cumhuriyeti kuranların mirasçılarıyız. Çünkü biz bu ülkenin sahipsiz olmadığını bilenlerdeniz. Çünkü biz milletin iradesinin zindana sığmayacağını bilenlerdeniz. Ve çünkü biz Türkiye’nin yeniden ayağa kalkacağına, bu karanlığı aşacağına, devlet ile millet arasına örülen bütün duvarların yıkılacağına, yürekten inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Çanakkale’de destan yazan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve sonsuz saygıyla anıyorum. Ruhları şadolsun. Ne mutlu bu vatan için yaşayanlara. Ne mutlu bağımsızlığı namus bilenlere. Ne mutlu bu millet için dimdik duranlara. Ne mutlu bu cennet vatan için şehit olanlara.”