Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi Burdur’da… Özgür Özel: “Kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir. Cumhuriyet Halk Partisi önümüzdeki dönem Türkiye’yi yönetmeye taliptir” dedi. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete

(BURDUR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir. Cumhuriyet Halk Partisi önümüzdeki dönem Türkiye’yi yönetmeye taliptir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” miting serisinin Burdur’da gerçekleştirilen 93’üncüsünde konuştu.

Özel, iktidara gelmeleri halinde, çiftçinin elektrik borçlarının aydan aya değil, hasattan hasada ödeneceğini, çiftçinin mazotu 61 liradan değil, ÖTV’siz, KDV’siz bugünkü parayla 36 liradan alacağını, tarlada 10 lira, markette 100 lira utancının son bulacağını söyledi.

Özgür Özel, “Millet sandığa gidecek ve bir şeyi değiştirecek. Yani gidip de dert yanan çiftçiyi görünce, köylü görünce ‘Al ananı da git’ diyen birisi var. O gidecek, yerine ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinden biri gelecek. Peki bugün kim ‘Al ananı da al git’ diyor biliyor musunuz? Biliyorsunuz. Peki çiftçiyi kim milletin efendisi yapar? Atatürk’ün partisi yapar, onun Cumhurbaşkanı adayı yapar, onun adı ne?” diye sordu. Alandakiler Özel’e, “Ekrem İmamoğlu” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla karşılık verdi.

“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”

Burdur’un, ekonominin, çiftçinin sorunlarının hepsinin bir iradeyle çözülebileceğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:

“Biraz önce dediğim gibi değişim iradesiyle, yani seni görmeyeni sen de sandıkta görmeyerek, seni kollamayanı sandıkta göndererek olacak bir iş bu. Asla ve asla bir başımıza olmaz. İşte bu yüzden 28 Şubat günü bu güneşli ama soğuk ve yakan ayazda bu meydanda toplanmanız, bir araya gelmeniz, bir mücadelenin ucundan tutmanız, elinizi taşın altına koymanız, yan yana durmanız ve itiraz etmeniz çok kıymetlidir. Çünkü herkes bilsin ki emekçi kurtulmadan emekli kurtulmaz. Çiftçi kurtulmaz. Gençler umutlanmadan ileri yaştakilerin içi rahat olmaz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

Genel Başkan Özel, bugün, tarihe “postmodern darbe” diye geçen bir darbenin yıl dönümü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Biz, bu meydanları dolduranlar, bu otobüsün üstünde duranlar, bu partide siyaset yapanlar, Türkiye ittifakının bütün demokrat bileşenleri, demokrasi fikrinin insanlarıyız. Darbenin hiçbiriyle işimiz olmaz. 15 Temmuz akşamı darbeye kalkıştılar, Tayyip Bey’in ne istediyse zamanında verdikleri, ‘bir’ dediğini iki etmedikleri, altına F-16 verdikleri geldi, Meclis’i vurdu. Altına tank çektikleri gitti milleti ezdi. Bütün darbeler iktidara yapılır ama dünyada döner, muhalefete şöyle bir bakar. Ana muhalefetin gözünün içine bakar. Biz o gün anında önce Ankara’daki arkadaşlar topladık, Meclis’i, Başkanı ve Başkanvekillerini, diğer partileri aradık. Bilhassa AK Parti’ye, ‘Gün demokrasinin yanında durma günüdür’ dedik. ‘Meclis’i açın. Birlikte direnelim’ dedik. Tayyip Bey’in yaptığı bütün kötülüklere, Ak Parti ile bütün rekabetimize rağmen darbe gecesi milletin seçtiğinin ve milletin tercihlerinin arkasında durduk. Şimdi bu ramazan mübarek günde, Tayyip Bey, oynattığı videolarla, gösterdiği başörtüsü konusunda yaşanan sıkıntıları hatırlatıp, sanki bunları CHP yapmış gibi gösteren bir anlayışa sahip. Haşa, sümme haşa. Orada o yanlışın içinde olan CHP’li varsa, kişisel olarak oradadır. Ama Cumhuriyet Halk Partisi, başta inanç özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün, isteyenin istediği gibi yaşamasına her türlü yasağın ve her türlü baskının karşısındadır.

“Tüm özgürlüklerin teminatı Cumhuriyet Halk Partisi’dir”

Buradan söyleyeyim. Ali Orkun Ercengiz, eczacı. 1992’de birlikte girdik. 1996’da birlikte çıkamadık. Ben hemen çıktım, bunlar biraz geç geldi. Aşağıda Eczacılık Fakültesinden arkadaşlarım var burada. Bunların hepsi şahit. Bizim Ege Üniversitesi’nde de başörtüsü yasağı getirmeye kalktılar. Laboratuvarları boşaltıp, ‘Arkadaşlarımız girmeden derse girmeyiz’ diyen demokratlarız biz. Tayyip Bey kimseye hikaye anlatmasın. İşte şahitleri burada. Şimdi 28 Şubat mağduriyeti üzerinden 30 yıl sonra tükenmiş bir siyasetçi, eski defterleri açıp hesabı yanlış yere, Cumhuriyet Halk Partisi’ne kesmeye çalışıyor. Herkes şunu bilsin ki bütün inançlı, başını örten bütün kardeşlerim bilsin ki Genel Başkan olarak Özgür Özel’in geçmişinde de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan genç, dinamik, demokrat kadroların geçmişinde de sizi incitecek bir şey olmadığı gibi yarın sizin inancınızın, ibadetinizin, giyiminizin, kuşamınızın teminatı da tüm özgürlüklerin teminatı da Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

“Biz, her darbenin karşısındayız. Postmodern olsun, gerçek olsun”

Tabii şunu Tayyip Bey’e söylemem lazım. Siyaset, umudu örgütleme işidir. Umut verme işi. Korkuyu örgütlemek, siyasetçinin işi değildir. O mafya işidir. Ama Tayyip Bey, emekliye, gence, yaşlıya, çiftçiye, esnafa bir umut veremediği için bir korku salma, onu da bizim üzerimizden yapmaya çalışmanın peşinde. Bu oyuna kimse gelmez. Bu millet samimiyeti görür. Baktığında insanın gözüne, kimin ne olduğunu anlar. Ama bir bakıma baktığınızda da bir yandan umut vermeyen, ‘Ben bundan sonra düzelteceğim’ diyemeyen, sadece rakiplerine iftira atan birisinin tepeden tırnağa, baştan aşağıya bir 28 Şubat sembolüne dönüştüğünü, herkese ‘28 Şubat’ diyenin gerçek anlamda kutuplaştırmadan medet umduğunu, kutuplaştırmanın üzerine kendisi gidecekmiş gibi yapıp, aslında bir yandan Milli Eğitim Bakanı’yla, bir yandan yazarıyla, çizeriyle, bir yandan medya manipülasyonları, sosyal medya oyunlarıyla ne yapmaya çalıştıklarının farkındayız. Biz, her darbenin karşısındayız. Postmodern olsun, gerçek olsun. Bu parti darbelerde kapatılmış, genel başkanları hapse atılmış, İl başkanları, yöneticileri, üyeleri sokak ortalarında faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş, her darbeden zarar görmüş, her darbenin karşısında durmuştur.

“AK Parti’nin kara düzeninin hedefinde de en çok kadınlar var”

15 Temmuz’da nasıl gözümüzü kırpmadan bir darbenin karşısında durduysak, şimdi de Tayyip Erdoğan’ın 19 Mart darbesinin karşısında durmaya, bu darbenin mağduru belediye başkanı arkadaşlarımızın, başta Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları, Meclis üyeleri, tüm bürokratlarımızın arkasında durmaya, gerçek niyetin ne olduğunu görmeye, AK Parti’nin kara düzenine itiraz etmeye, bu kara düzenin karşısında dimdik durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. ‘28 Şubat’ın hedefinde en çok kadınlar vardı’ diyorlar. Evet, AK Parti’nin kara düzeninin hedefinde de en çok kadınlar var. Ak Parti’nin kara düzeni milleti yoksullaştıran, kadınları fakirleştiren, işsiz bırakan, sosyal hayattan koparan, şiddete karşı, cinayetlere karşı korumayan ve kötü yönetimin sonucunda kadınları da umutsuzluğa sevk eden bir düzendir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında en çok ama en çok ev kadınları desteklenecek. Ev kadınlarının evde verdikleri mesai bir çalışma olarak kabul edilerek, ev kadınlarına emeklilik hakkı, sadece sözle borçlanma hakkı değil. Belli şartlarda çalışma hayatına katamadığımız, örneğin kreş sağlayamadığımız için kadının çocuğu varsa, çocuğu bırakacak kreş yoksa ya da çocuk sayısı çok olduğu için evde engellisi olduğu için başka mazeretlerinden dolayı çalışma hayatına katamadığımız tüm kadınların evdeki mesailerini bir emek olarak görüp, emek olarak gördüğümüz bu mesaiyi de mutlaka sigortalandıracağız. Ev kadınlarının emeklilik hakkını hem geçmişe doğru borçlanmayı kolaylaştırarak, hem de çalışamayan, istese de çalışamayan her kadının sigortasını karşılayarak ev kadınlarına Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Cumhuriyet’in en büyük hediyesini vereceğiz.

“28 Şubat’ın sözde mağduru, 19 Mart’ın zalimidir”

28 Şubat’ın sözde mağduru, 19 Mart’ın zalimidir. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken rüşvetten, zimmetten, irtikaptan, ihaleye fesat karıştırmaktan, devleti yıkmaya niyetlenmiş terör örgütüne destek çıkmaktan yargılanmıştır. Ancak bir gün varsa çıksın söylesin, bir gün sabah kapısına polis gitmemiştir. O dönemler, o çok eleştirdiği dönemlerde dahi bir gün gözaltında kalmamıştır. Bir gün tutuklu yargılanmamıştır. Yargılandığı tüm davalarda tutuksuz yargılanmış, cezası birinci kademede verildikten sonra yine tutuklanmamış, cezası Yargıtay’da kesinleşene kadar görevinin başında durmuş, kesinleşince telefonla çağırılmış, mitingle Saraçhane’den ayrılmış, davulla, zurnayla Pınarhisar’a yollanmış, Pınarhisar’da sayısız ve kısıtsız ziyaretçi kabul etmiş ve içeride ses kayıt cihazıyla şiir albümü yapmış birisidir. Peki şimdi bugün bu olaylar yaşandıktan 30 yıl sonra güya daha modern, daha gelişmiş, daha demokratik olması gereken Türkiye’de aynı suçlarla çok daha azıyla suçlanan bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, sabahın 5’inde kapısında binlerce polis gidilerek gözaltına alınmıştı. Dört gün Vatan Emniyet’te tutulmuştur. Cumhurbaşkanı adayı olarak ön seçime gireceği gün tutuklanıp, Silivri’ye konmuştur. Erdoğan ses kayıt cihazıyla kayıt yaparken kendisine kalem ve kağıt dışında bir şey verilmediği gibi eskiden olan sesi metrodaki anonstan kaldırılmış, İstanbul’a asılmış afişleri halen seçilmiş belediye başkanı olmasına rağmen polis tarafından toplatılmış, onun resmiyle mitinge giren gençler bile engellenmeye çalışılmıştır. Tayyip Erdoğan görmediğini göstermekte, ona yapılmayan kötü muameleyi yapmakta, kul hakkına girmekte, milletin kararına dikleşmektedir.

“Bu millet, ‘Milletvekili olacağım’ diye partizanlık yapan rektörden hoşlanmaz”

Buradan kendisini bir kez daha uyarıyorum. 2019’da İstanbul’da 25 yıl sonra millet senin dediğini değil bir başkasını seçti. O olunca milletin tercihine saygısızlık edip, hürmetsizlik edip, seçimleri iptal ettin. İptal ettiğin seçimlerde koca İstanbul’da, 16 milyonluk İstanbul’da fark 13 bindi. 45 gün sonra seçim yapıldı. Fark 806 bin oldu. Bu nedir, biz ne yaptık 45 günde 800 bin kişiyi ikna edelim? Hiçbir şey yapmadık. Millet haksızlığa karşı çıktı. Millet, ‘Kararı ben veririm, bugüne kadar senin dediklerine verdim, bir kez vermedim, karşıma dikildin, ben böyle hasetlikten hoşlanmam’ dedi. Şunu unutma Sayın Erdoğan, bu millet devletini sever. Vergi istersin verir, askere çağırırsın gider, evladını yollar, gün olur Allah muhafaza şehit olur, ay yıldızlı al bayrakla gelip, ‘Vatan sağ olsun’ der. Böyle sever devletini ama devleti milletin karşısına dikersen, millet bundan hoşlanmaz. Bu millet, ‘Milletvekili olacağım’ diye partizanlık yapan rektörden hoşlanmaz, Burdur için söylüyorum. Sayın rektör, geçen sefer bu yoldan yürüdü diye Ak Parti’nin kampüs şube müdürü olarak çalışıyorsun. Gözüm üzerinde bilgin olsun kardeşim. Bu millet, kaymakamdan ilçe başkanı istemez. Validen il başkanı istemez. Devletin polisini, askerini bir partinin emrindeymiş gibi görmek istemez. Bu millet, evlatlarını devletin, bağımsız, tarafsız evlatları olarak görür.

“Yapmaya çalıştığın bu darbe, bu milletin vicdanından döner”

Bunun için bugün yargı eliyle, eline geçirdiğin güçle yapmaya çalıştığın bu darbe, bu milletin vicdanından döner. O yüzdendir bugün tam 93’ncü kez bir meydanda, hem de oradan buradan şuradan kimseyi taşımadan, bir tane devlet memurunu zorlamadan, ‘Meydanlara gelin, pijamayı çıkartın, meydana gelin, mücadelenin parçası olun’ diyoruz, 93’ncü meydan doluyor 93’ncü meydan. O yüzden bu meydanları iyi görmek lazım. Bakın bu meydana bakınca her şeyi görebilirsiniz. 93 miting olmuş. Gün oldu 46 derece sıcak, 14 kişi bayıldı teker teker. Konuşmayı yapamıyorsun. Bir buradan bayılıyor, bir oradan. Bayılan gidiyor başkası gitmiyor. Ambulansla gidiyor, koşa koşa geriye geliyor. Bu meydanda bayılanlar oldu, soğuktan donanlar, titreyenler, hasta olanlar oldu. Sırılsıklam ıslandık. Gün oldu zorlandık, mücadele ettik, bariyerlerle mücadele ettik. Bu meydanda her şey oldu. Herkes var. Ne olmadı biliyor musunuz? Bir tane cüzdan çalınmadı, bir tane. Bir cüzdan çalınmadı. Bu meydan öyle bir meydan. Bu meydana bakınca ben karşımda alnı açık, başı dik, karnı aç da olsa onuruyla mücadele eden aslanları görüyorum. Aslanları. Bu meydanda sloganlar atılır, bayraklar taşınır, mücadele edilir, her şey olur. Bu meydana 93 kere dolduk, taştık. 14-15 milyon kişiyi aştık mitinglerde. Bir tane taciz olmadı, bir tane taciz. Bu meydan, böyle bir meydan Erdoğan. O yüzden sizlerle ne kadar gurur duysak ve sizlere ne kadar güvensek, sizlerle birlikte ne kadar mücadele etsek hiç yorulmuyoruz, ne kadar sizinle övünsek o kadar gurur duyuyoruz.”

“Ekrem İmamoğlu’na kurulan kumpaslar teker teker çöktü”

Özgür Özel, bu meydanın sahip çıktığı Ekrem İmamoğlu’na, “terörist”, “casus”, “hırsız” dediklerini, olmadık rezaletlerle ilişkilendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, “Ama biz ona inandığımız için ve biz kim olduğumuzu bildiğimiz için, o Ekrem İmamoğlu bu meydandaki herhangi birisi, kimseye yan bakmayan ve yanındakini kardeşi gören ve bu ülkenin geleceğini birbirinde gören bu ülkenin evlatlarından biri olduğu için, işte cüzdanı çalınmayan, başkasının malına tenezzül etmeyen, aç da kalsa aklından hiçbir kötülük geçmeyenlerden olduğu için biz biliyoruz ki; onun kursağından haram lokma geçmez, o milletin menfaati dışında bir şeye bakmaz. O yüzden biz arkasında durduk, siz arkasında durdunuz ve teker teker kurulan kumpaslar çöktü” dedi.

“Bir kuruş yolsuzluk bulmadılar, bir tane suç duyurusunda bulunmadılar”

Ekrem İmamoğlu’ndan önceki dönem AK Parti’ye toplam 147 teftiş gitmişken, Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı döneminde belediyeye bin 592 denetçi yolladıklarını belirten Özgür Özel, şöyle devam etti:

“Yolladıkları denetçiler devletin bütün kurumlarından, Maliye Bakanlığı’ndan, İçişleri Bakanlığı’ndan, Ticaret Bakanlığı’ndan, MASAK’tan, Sayıştay’dan. Bir kuruş yolsuzluk bulmadılar, bir tane suç duyurusunda bulunmadılar. Ta ki 19 Mart‘ta bir özel görevli gidip ‘Bir şey bulacağım’ deyip, ‘Bir aya yazarım’ deyip ona iddianame yazamayıp tırmalayana, milleti alıp evladıyla tehdit edene, ‘Buraya imza atmazsan malına çökerim’ diyene kadar hiçbir şey bulamadılar. Şimdi de iddianameye tek bir kanıt koyamadılar. Ne dediler? ‘560 milyar yolsuzluk’ dediler. 560 kuruş bile yolsuzluk ispat edemediler. “Bin 200 cep telefonunu alındı, dağıtıldı’ dediler. Bir tanesini bile iddianamede diyemediler. Laflarını geri aldılar, ‘Bizi de yanılttılar’ dediler. ‘Parkenin altından İBB‘de 2 milyon Euro çıktı’ dediler. ‘Görüntüsü var’ dediler. ‘Gösterin, gösterin istifa edeceğiz’ dedik. ‘O görüntüler yokmuş’ dediler. ‘Çantalarda para taşındı’ dediler, jammer çıktı. ‘Lüks araç garajı’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa’da belediyenin kasasından dolar çıktı’ dediler, tek başına bir mühür çıktı. Biliyor musunuz onu? Söyleyeyim bilmeyene. Bilen yüzde 5’tir.

“Stok görüntü yayınladılar”

Gaziosmanpaşa Belediyemize operasyon yapılmış. Televizyonu izliyorum. TRT diyor ki ‘Belediyedeki gizli kasaya ulaşıldı.’ Belediye başkanının makamının sırtında dolabı açıyorlar. Hakikaten gizli kasa var. Kasayı açıyorlar, kasadan sürekli dolar çıkarıyorlar. Baktım, baktım, baktım. Özel kaleme seslendim. Dedim ki, ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin makamındaki arama zaptını hemen isteyin gelsin.’ Avukatlara ulaştılar, arama zaptı geldi. Şaşkınım. Çünkü nasıl olur? Belediyede kasanın işine? Makam odasında kasada doların işi ne? Bir baktım arama zaptı. Belediye başkanının makamında bulunan gizli kasadan belediyeye ait mühür çıktı. Dolar? Dolar yok. Geri aldık, TRT’de kasadan dolar çıkıyor. Dedim ki bizim basın danışmanı arkadaşa, ‘Arayın TRT‘yi. Bu nasıl oluyor?’ Ekranın yarısına kadar kırmızı koymuş, ‘Gaziosmanpaşa Belediyesinden gizli kasa çıktı.’ TRT ne dedi biliyor musunuz? ‘Arama görüntüleri elimizde yoktu, videoyu stoktan kullandık. Bu görüntüyü koyduk.’ Böyle bir ahlaksızlıkla karşı karşıyayız. Önce ‘Anadolu Ajansı’nın yolladığı stoktan kullandık’ dediler. Ajans ‘Biz şimdi yollamadık, o stok hep var. Kim istiyorsa onu kullanıyor’ dediler. Ama o belediye başkanı, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı halen daha içeride. Bayrampaşa ile birlikte, Beyoğlu’yla birlikte, Büyükçekmece ile birlikte. Hala 10 aydır iddianame beklemekte. O yalan görüntülerle içeri alındı. Belediye meclisindeki çoğunluk AKP’de diye el değiştirdi. Şimdi bir AKP’li pişkin pişkin ‘Belediye başkanvekiliyim’ diye Gaziosmanpaşa’da geziniyor. Bizim arkadaş içeride iddianame bekliyor. Kasadan dolar değil, belediyenin mührü çıktı. Yazıklar olsun bu kara düzene. Yazıklar olsun.”

“Oğlum sert kayaya çarptın”

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’na “şaka gibi bir dava daha” açıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Bunu benden ilk duyacaksınız- yeni bir dava açmışlar. Dava ne? Makam aracı davası. Suç? Kendine, kendi şirketinden belediyeye araç kiralamak. Neymiş? Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olmuş. Belediyenin makam aracını beğenmemiş, kendi şirketinden makam aracı vermiş, o aracı belediyeye kiralamış, bundan dolayı dava açmışlar. Şimdi dava iddiası bu. Hepinizin göreceği, mahkemenin de göreceği gerçek şu. Beylikdüzü Belediyesi AK Parti’den alınır. Borç buraya kadar, makam aracı AK Partili bir şirketten fahiş fiyata kiralanmış, Ekrem İmamoğlu der ki, ‘Bu aracı gönderin geri, bu parayı ödeyemeyiz bu lüks makam aracına.’ Makam aracı gider. Ekrem Başkan kendi şirketinden bir makam aracı ister. Savcılığa sunulacak ve şu anda resmi kayıtta o günden beri duran belgeye göre Beylikdüzü Belediyesi’nde şu kayıt var. ‘Kendi şirketime ait olan şu şasi, şu plaka numaralı aracı, makam aracı kullanmak üzere bilabedel, ücretsiz olarak belediyeye tahsis ediyorum.’ Alçak adamlar. O tarihte Ekrem İmamoğlu kendi arabasına biniyordu diye duymuş. Plakaya bakmış, şirketin üstündeymiş o tarihte. ‘Kendi şirketinden araba kiraladı’ diyor. AK Partili yandaş şirketten kiralanan pahalı araba yollanıp kendi şirketinden bilabedel araç tahsis etmiş İmamoğlu’na yine davaya kalkıştılar. Ama ne demiştim? Oğlum, oğlum sert kayaya çarptın, sert kaya. Teslim olmayacağız bu kötülüğe. Teslim olmayacağız.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kez daha kalkındırmaya talibiz”

AK Parti’nin, Sayın Erdoğan’ın, bu sorunları çözecek ne iradesi, ne becerisi, ne enerjisi kalmıştır. AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir. Cumhuriyet Halk Partisi önümüzdeki dönem Türkiye’yi yönetmeye taliptir. Ancak Türkiye’yi yönetmeye tek başımıza talip değiliz, tek başımıza meydanlarda değiliz. Biz Türkiye’yi 100 yıl önce olduğu gibi zorluklardan hep birlikte kurtarmaya ve Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kez daha kalkındırmaya talibiz. Bunun için bu meydanda olduğu gibi bizim de karşımızda Cumhur İttifakı vardır, bizim de bir ittifakımız vardır. İttifakımız renklerini ay yıldızlı albayraktan alır. İttifakımızın içinde herkese yer vardır. Bu ittifakın içinde aslan sosyal demokratlar vardır. Muhafazakar demokratlar vardır. Milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, Kürt demokratlar vardır. Sosyalist demokratlar vardır. Bu ülkenin sınırlarıyla ve bölünmez bütünlüğü ile, bayrağıyla ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le derdi olmayan herkes bu ittifaktadır. Türkiye’nin bütün demokratları, Milli Takım kazanınca ayağa kalkan herkes, Filenin Sultanları İstiklal Marşı’nı okuturken gırtlağı düğümlenen herkes Türkiye İttifakı’nın içindedir. Kırmızı beyaz renkleri ile, ülkesini, vatanını, milletini, devletini sevmesiyle, kimseyi ayırmaması, birbirinden ayrılmamasıyla Türkiye’nin en güçlü İttifakı Türkiye İttifakı’dır.”

“Hep birlikte çalışarak iktidara ulaşacağız”

CHP Genel Başkanı Özel, 2 Mart Pazartesi günü, Türkiye İttifakı’nın iktidar yürüyüşü, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin, CHP’nin geçmişte kendine yaptığı parti programından hareketle Türkiye’nin önemli sorunlarına, üreteceği kalıcı ve önemli çözümlerinden 20 tanesini ilan edeceğini söyledi.

Örgütüyle, Türkiye İttifakı’nın tüm bileşenleriyle sahaya ineceği, sokak sokak gezeceği ve “Senin sorununu biliyorum”un ötesinde, “Biz çözeceğiz, şöyle çözeceğiz” diyeceği bir büyük adımı atacaklarını aktaran Özgür Özel, şöyle devam etti:

“Bugün 1000 günlük seçim propagandamızın, seçim takvimimizin 350’nci günündeyiz. Bu takvim bittiğinde, 1000 gün olduğunda, ilk gün demiştim ‘Hiç yorulmadan, hiç duraksamadan, hiç azalmadan, her adımda hızlanarak, her adımda çoğalarak, hep birlikte çalışarak iktidara ulaşacağız. Vardığımız yerde bir partinin, bir zümrenin değil; tüm milletin iktidarı olacak.’ 31 Mart seçimlerini kazandığımız gece dediğim gibi. O gece seçimi kazanmış Genel Başkan olarak söylüyordum. ‘Bu seçimin kaybedeni yok, kazananı Türkiye’dir’ demiştim. Biz bu anlayışın insanlarıyız. Gelecekte yapılacak seçimin kazananı Türkiye olacak, kaybedeni olmayacaktır. O gün yönetim ele alındığında aslında emeklinin de işçinin de çiftçinin de esnafın da ilk kez kendi iktidarının kurulma imkanı ortaya çıkacaktır. Bu zengin ülkenin varlıkları bir grup zenginin değil, milletin emrinde olacaktır. Hiç zor olmayacak şekilde en düşük emekli maaşı önce bir, sonra 1,5 asgari ücret olacak, eski günlerdeki gibi emeklinin, emekçinin zor günlerinde arkasında olacağı sendikaları olacak. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında halkın yoksulları orta direk, orta direk olması gerekenler refaha ermiş vatandaşlar olacak. Bugün yüzde 70’i yurt dışına gitmek isteyen gençlerin artık yurt dışı tatil için, eğlence için ya da belirli süre tahsil için istenen ama Türkiye burnunda tutan bir memleket olarak kalacak. Asla asla yasaklarla, sınırlamalarla gençleri yıldırmayacağız, küstürmeyeceğiz. Geleceklerinden endişe duydurmayacağız. Buradan Burdur’dan, bu güzelim üniversite kentinden sesleniyorum. Müjdeler olsun ki bu iktidar değiştiğinde yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor.

“Adayımız Silivri’de tutsaktır”

Başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonel’de yani sol – sosyal demokrat partilerin birlikte olduğu, 89 partinin birlikte olduğu yapıda, atılan imzayla kimse karşı çıkmadan ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine tam destek olacağız’ diyor, Avrupa Birliği’ne üye bütün ülkeler. Ve daha fazlası. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı, Avrupa Birliği’nin tam üyeliği demektir. CHP iktidarı, Türk pasaportunun bütün dünyada itibar bulması, karşılık bulması demektir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı, kıymetli, değerli Türk Lirası, yüksek satın alma gücü, yüksek istihdam, düşük, yok edilen işsizlik demektir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı, yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye taliptir. Bunları yapmak için elbette bir partiye ihtiyaç var. Allah’a şükür Gazi Mustafa Kemal’den emanettir.

“Ekrem Başkan yerine sokak gezmeye var mısınız?”

Bir örgüte ihtiyaç var, her bir neferine canım fedadır. Ama bir de adaya ihtiyaç var, adayımız Silivri’de tutsaktır. Şimdi Silivri’deki bir tutsağın kahve ziyareti yapması, işyerlerine ulaşması, ev kadınlarına sesini duyurması, işçilerle kucaklaşması, çiftçinin sesini duyması, ona derdini anlatması mümkün değildir. Onun için benim ona vekalet edecek binlerce, on binlerce, milyonlarca Cumhurbaşkanı adayına ihtiyacım var. Cumhurbaşkanı adayı olmaya var mısınız? Ekrem Başkan yerine sokak gezmeye var mısınız? Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm politikalarını, tüm çözüm önerilerini meydan meydan duyup, sokak sokak çalışmaya, kapı kapı çalışmaya var mısınız? Enerjiniz var mı? Kararlı mısınız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? O zaman sizin de yolunuz açık olsun. Ekrem Başkan’ın da yolu açık olsun. Türkiye’nin de yolu açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”

(SON)