Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “İktidarımızda ilk yıl içinde bir defaya mahsus tarım faizlerini sileceğiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çiftçinin borçlarının katlandığını belirterek, “İktidarımızda ilk yıl içinde bir sefere mahsus olarak tarım kredilerinin ve tarım için kullandırılmış kredilerin faizlerini sileceğiz. Ana paralarını da beş yıla böleceğiz. Herkese bir nefes alacak imkan vereceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çiftçinin borçlarının katlandığını belirterek, "İktidarımızda

Haber: Feyaz ÇANAK

(BURDUR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çiftçinin borçlarının katlandığını belirterek, “İktidarımızda ilk yıl içinde bir sefere mahsus olarak tarım kredilerinin ve tarım için kullandırılmış kredilerin faizlerini sileceğiz. Ana paralarını da beş yıla böleceğiz. Herkese bir nefes alacak imkan vereceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” miting serisinin Burdur’da gerçekleştirilen 93’üncüsünde konuştu.

Yapılacak seçimin, bir referandum niteliğinde olacağını, “demokrasi” diyenlerle “otokrasi” diyenlerin sandıkta bir karar vereceğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:

“Ülkeyi, ‘her şeyi ben bilirim’ diyen sert, başına buyruk, kendini ve yandaşını seven bir iktidar mı yönetecek? Yoksa yumuşak, kapsayan, kucaklayan, emekliyi, emekçiyi seven, köylünün dostu, köylüyü milletin efendisi gören bir iktidar mı yönetecek? O gün karar vereceğiz. Artık bundan sonra bu devir böyle mi gidecek? Yoksa bir devir kapanacak, yeni bir devir mi açılacak? Sandığa gitmeye ve bir devri kapatıp bir devri açmaya var mısınız? Hazır mısınız? O zaman o sandık gelecek ve bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Sesimi duyan herkesin, şunu bir oturup düşünmesini bekliyorum. Bugüne kadar bu oyları alan iktidar kime iyi geldi? Emekli 8 çeyrek altın alırdı, bugün 1,5 çeyreğe düştü. Asgari ücretli 7 çeyrek alıyordu, bugün 2,5 çeyreğe düştü ya da bir kilo buğday satıp bir kilo mazot alıyordu çiftçi. Şimdi 6 kilo buğday satıp bir kilo mazot alamaz duruma düştü. Demek ki sana, bana iyi gelmeyen iktidar, iyi geliyorsa başkasına, bu tercihleri değiştirip milleti koruyacak bir partiyi iktidar yapmanın zamanı gelmiştir artık…”

“Son 30 yıldaki yanlış politikalar sonucunda Burdur Gölü yüzde 50’sini kaybetti”

CHP Genel Başkanı Özel, bir yanda bu şehre yüzünü dönenlerin, diğer yanda ise bu şehirden oy alıp seçimden sonra sırtını dönenlerin bulunduğunu, son 30 yıldaki yanlış politikalar sonucunda Burdur Gölü’nün yüzde 50’sini kaybettiğini belirtti. Özel, şöyle konuştu:

“Tarım Bakanı arkadaşlarımızın her fırsatta sorusuyla, zorlamasıyla bir vaatte bulundu. Dedi ki, ‘Burdur Gölü’nü kurtaracağız. Acil eylem planı yapacağız. Oldukça da yüklü bir parayı buraya aktaracağız.’ Detay soruluyor, ‘Nereden su getireceksin?’ Cevap yok. ‘Hangi projeyi yapacaksın?’ Cevap yok ama söze gelince, biz gölü kurtaracağız. Acil eylem planı deyince döndük baktık, Burdur’da sürekli bir acil eylem planı lafı var. Ne zaman yapılmış son acil eylem planı? 2016. Herkes acil eylem planında ne yapacağını söylemiş, 2016 yılında acil eylem planında Burdur Belediyesi’nin de atık su arıtma tesisi yapması ve arıtılan suyun 20 bin metreküp günde göle yollanması var. Bunun dışında tüm bakanlıkların görevleri var. Bugün 2026, 10 yıl geçmiş. O acil eylem planında yazanlardan bir tanesi hayata geçmiş… Hiçbir şey yapılmamış, bir tanesi yapılmış. Burdur Belediyesi’nin atık su arıtma tesisi yapılmış. Söylenen kadar su Burdur Gölü’ne veriliyor. Ali Orkun Başkan’a helal olsun. Sözünü tutmayıp gölü kurutanlara da yazıklar olsun.”

“Tayyip Bey’den bir tek şey bekliyoruz; sandığı getir, milletin yakasından düş”

Antalya’dan gelirken başkanlarla Burdur’un sorunlarını konuştuklarını, üniversiteyi, TOKİ’leri, yeni yaptıkları su şebekesi yatırımlarını gösterdiklerini anlatan Özel, şöyle devam etti:

“Bir kere en büyük sorun vatandaşın mağduriyeti, üç mahallede kentsel dönüşüm mağduriyeti var. Şehir dışı TOKİ’lerde altyapı ve ulaşım sorunları yaşanıyor. Kimseye sormadan ta bilmem nereye TOKİ’yi yapıyor. Sonra hadi buraya su getir. Su son derece uzak bir yerden şehre geliyor. Bu sefer bir de gerisin geriye o TOKİ bloklarına dağıtılmaya gidiyor. Yani planlama olmadığı için olmadık işler.

“Öğrenci adeta uzayda yaşıyor”

Üniversite ve yurtları şehrin dışında. Öyle olunca şehrin ekonomisine katkı sağlamıyor. Öğrenci adeta uydu kentte, Burdur’da değil de uzayda yaşıyor. Buraya bir faydası olmuyor. Yeni yurt binası için büyük mücadele verildi. Nihayet şehir merkezine yapılacak. Başta biliyorsunuz uzağa yapacaklardı. Biz itiraz ettik. Tıp Fakültesinin burada olmasıyla, yurdun burada olmasıyla bir canlanma olacak. Ancak bütün planlamaların Burdur ekonomisini düşünerek yapılması gerekirdi geçmişte. Takip ediyorum, Burdur 3. Teşvik Bölgesi’nde OSB olunca bir üst uygulanıyor. Oysa talep hep 6. teşvik bölgesi olması. Böyle 3’le 4’le Burdur’a büyük fabrika, büyük yatırım gelmiyor. Yüksek teşvik alan illere gidiyor. Bu konunun da üzerinde özellikle duruyoruz.

Binali Bey’in 2017 yılında söz verdiği, billboardları doldurdukları, kampanyasını yaptıkları Afyon-Burdur-Isparta-Antalya hızlı treni… Hiçbir haber yok. Projesi dahi çizilmedi. Bir takvim açıklanmadı ve Burdur bu verilen sözün Isparta’yla birlikte tutulmasını bekliyor.

“Şeker fabrikasının özelleştirilmesine izin vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz”

Bir yandan da şeker fabrikamız var. Özelleştirmeye çalıştılar. Veli Ağababa buraya geldi. Günlerce mitingler, eylemler yapıldı. Nihayet o özelleştirme başarılı olamadı ama hala birilerinin aklında var. 800 bin ton pancar işleyen, verimli, karlı, istihdam yaratan, şehirdeki neredeyse son kalmış kamu yatırımı olan şeker fabrikasını da gözümüz gibi sakınıyoruz ve buradan kesinlikle o fabrikanın özelleştirilmesine izin vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. Burdur teşvikinin yükselmesini ya da gölle ilgili doğru işlerin yapılmasını ya da Burdur’da üniversitenin şehre entegrasyonunu, Burdur ekonomisinin güçlenmesini bunların hiçbirisini Tayyip Bey’den beklemiyorum. Tayyip Bey’den bir tek şey bekliyoruz; sandığı getir, milletin yakasından düş. Gerisini biz yapacağız.”

“Bunların hepsi o diplomasızın yüzünden oluyor”

Miting alanına gelirken, 3 muhtarın yolunu kestiğini, “Başkan, görüşebilir miyiz?” dediklerini aktaran CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Gözüm bir yerden ısırıyor. Dedim, ‘Buyur muhtar’, ‘Bizi tanıdın mı?’ Geçen sene dediler, ‘Bize geldin, fasulye topladın. Bundan iki yıl önceydi. Fasulye üreticilerinin yanına gitmiştim. Fasulyeyi topladık. Dediler ki: ‘Bunu kaça satıyoruz? Bana bir kilo fasulye toplattı. Dedim kaça?’ Dedi ‘8 lira.’ Bu dedi, ‘sor bakalım Burdur’da kaç para? Burdur’da pazara gittik o gün, televizyonlara da yansıdı. Aynı fasulye 80 liraydı. İstanbul’da 150 liraydı. Bodrum’da da 200 liraydı taze fasulye. O gün muhtarlar bana anlattı. Dedi ki: ‘Bu fasulyeyi bugün satmamız lazım’ ve buraya satamıyoruz. Kamyon yanaşıyor. Buraya bir hal yaparsanız burada bunun piyasası oluşur. Elimizden fasulye bedavaya gitmez.’ Başkan dedi ki: ‘Vallahi yeri versinler, hal benden.’ Muhtarlar köy arazisinden, bir köy tüzel kişiliğinden tahsis yapmışlar. Başkan da sözünü tutmuş. Halle ilgili projeyi yapmış. ‘Bundan sonra bu sıkıntıları yaşamayacağız’ deyip Başkan’a teşekküre gelmişler. Biz de Burdurlu fasulye üreticisine ‘Haliniz hayırlı uğurlu olsun. Bir daha bu hallere düşmeyin inşallah’ diyoruz.

Tabii bunların hepsi o diplomasızın yüzünden oluyor. Çiftçiden tanesini 15 liraya aldıkları marul 70 liraya tezgahta satılıyor. 10 liraya havucun kilosu tarladan çıkıyor. Markette 60 liraya, 70 liraya satılıyor. Buradan çiftçi değil, aracılar kazanıyor. Esas sorun burada doğru kooperatif modellerinin olmaması. Geçmişte var olan kooperatifler süt alanında batırıldı. O gün bu gündür Burdur’da Et ve Süt Kurumu da olmadığı için ve düzgün de çalışan yapılar olmadığı için Burdurlu süt üreticisi özel sektörün eline kaldı. Zaten Türkiye’de şöyle bir sorun var. Yani AK Parti parayı Türkiye’deki hayvancılıkla uğraşanlara vermek yerine yurt dışından 7,2, 7 milyon, düşünebiliyor musunuz, 8 milyon canlı hayvan ithal etti. 11 milyar dolar para harcadı bu işe. Bu paranın dört biri çok iş görürdü burada. 500 bin ton et ithal ettiler. 2,5 milyar lira para harcadılar. Bu yüzden son 5 yılda enflasyon Türkiye’de yüzde 617 ama et fiyatları yüzde bin 400 arttı. Beş yılda et fiyatları 14 kat arttı. Bundan her taraf zarar görüyor. Örneğin sütün litresi 27 liraya mal oluyor. Şu an 22 liraya satılıyor. Öyle olunca süt inekleri kesime gidiyor. Beş günde bir çuval yemiyor. 30 ay bakıyorsun, verime geliyor. Sonra öyle bir iş ki her gün zarar ettirmeye başlıyor. Bu yem-süt paritesinden dolayı 22 liraya sattığın sütü 27 liraya mal edince dayanacak güç kalmıyor. Hayvan kesime gidiyor. Bu sefer hem o hayvanı bir daha yetiştirmek, o işe dönmek mesele…

“Çıkar çevrelerini değil, üreticiyi kayırmaya, tüketiciyi kayırmaya ihtiyaç var”

Bir de et piyasasında da bambaşka dalgalanmalar, düzensizlikler oluyor. Ayrıca Burdur’da bir Et ve Süt Kurumu da olmadığı için Burdur’da bir süt kooperatifi olmadığı, var olanlar kasten perişan edildiği, batırıldığı için sütün alıcısı özel sektör olduğu için 22 liranın da altında ve şöyle bir dayatma, yem-süt dayatması. Yani yemi benden alırsan senin sütünü alırım deyip bir kişiye, bir firmaya muhtaç kalıyorsun. Süt bol olduğunda, tüketim az olduğunda eline kalıyorsun. Bana bugün dediler ki bayram gelir, 10 liraya bile düşebilir süt. Kaç para isterlerse o fiyata süt alıyorlar. Bununla ilgili de meseleyi bir kez daha böyle ciddiyetle canlı yayında bütün Türkiye’nin huzurunda konuşmak gerekiyor ve en doğrusunu en baştan söylemek lazım. Planlamaya ihtiyaç var.

Çıkar çevrelerini değil, üreticiyi kayırmaya, tüketiciyi kayırmaya ihtiyaç var. Planlı bir üretime, ciddi bir desteklemeye ihtiyaç var. Her şeyi planladıktan sonra, her şeyi planladıktan sonra da artık bir kez daha çiftçiye ve hayvancılıkla geçimini sağlayanlara yeniden bir yaşam sağlamak gerekiyor. 24 yılda 2,5 milyon hektar arazimiz tarım yapılır olmaktan çıkmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Türkiye’de AK Parti iktidarında dört Burdur kadar tarım toprağı kaybetmişiz ve 24 yılda 500 bin çiftçi tarımı bırakmış. Düşünün, 24 yılda nüfusumuz 60 milyondan 86 milyona çıktı. 26 milyon nüfus arttı. O sırada bizim 1 milyon daha çiftçi kazanmamız lazımken 500 bin çiftçi kaybetmişiz. Bu ülke kendini doyuran, Orta Doğu’yu doyuran, Balkanları doyuran, bu sayede de kendi çiftçisi keyfi yerinde olan bir ülkeyken, biraz önce söyledim.

1 kilo buğday satıp 6 litre mazot alan bir ülkeyken, 1 kilo buğdaya 1 kilo mazot alamayan bir ülke haline geldi. Eskiden Manisa’da 1 kilo pamuk satıp 2,5 litre mazot alınıyordu. Şimdi 2,5 kilo pamuk satıyorsun. 1 litre mazot alabiliyorsun. Düşünün ki eski hesabı 60 liradan hesaplasan, 150 lira bugünkü mazot fiyatına göre pamuk para ediyormuş. Şimdi 20 lira, 25 lira ediyor. Böyle baktığınızda işte o yoksulluğun sebebi, o çiftçinin borçlarını çevirememesinin sebebi, eskiden çocuğuna üç gece dört gün düğün yapanların şimdi kuru pastayla, sahte limonatayla düğün yapar hale gelmelerinin sebebi, eskiden gidip de yakın akrabasına tam altın takanların gram altın bile takamaz hale gelmelerinin sebebi, bir kredi kartının borcunu öbür kredi kartıyla kapatırken şişen, patlayan, dara düşen ekonominin sebebi işte hep bu anlattığım tarımdaki haksızlıklar, hayvancılıktaki haksızlıklar ve ekmeğini nereden kazanıyorsan oradaki haksızlıklardan kaynaklanıyor.

“Çiftçi borçları boyu aştı, katlandı, katlandı”

Ayrıca şap hastalığının yarattığı büyük sıkıntıyı bir kez daha görmek, bunu da Türkiye’de kendi aşısını üreten bir ülkenin aşı üretemez hale getirildiğini bir kez daha not etmek isterim. Biz ne yapacağız? Şüphesiz planlı üretim yapacağız. Biraz önce söyledim. Kim ne ekeceğini, ne dikeceğini, ne kadar destekleme alıp kaç paraya satacağını bilecek. Vallahi Tarım Kanunu’na göre destekleme beşken bunlar bütçeye bir koyuyor. Bu seneki rakam tarım kanununa göre 738 milyar lira vermeleri gerekirken bunun beşte birini ancak bütçeye koydular. Bunu tam olarak ödemek gerekiyor. Çiftçi borçları boyu aştı, katlandı. Bunun için tarım kredilerini ve tarım için çekilmiş kredilerini alabilene aşk olsun. Ziraat Bankası 100 başvurunun dördünü, beşini o avantajlı tarım kredisi olarak karşılayabilirken diğer özel bankalar tarım için yüksek faizli kredi kullandırıyor ya da devlet bankaları tarım kredisi kullandıramıyor ama tarım için yüksek faizli kredi kullandırıyor. İktidarımızda ilk yıl içinde bir sefere mahsus olarak tarım kredilerinin ve tarım için kullandırılmış kredilerin faizlerini sileceğiz. Ana paralarını da beş yıla böleceğiz. Herkese bir nefes alacak imkan vereceğiz.”

(SÜRECEK)