(İSTANBUL) – “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu Selinay Uzuntelli, “Tüm bu saldırılar, ülkenin dört bir yanında bir araya gelen, itiraz eden her kesime yöneliyor. Çünkü korkuyorlar, çünkü biliyorlar: Biz örgütlenirsek bu düzen yıkılır. Mücadelemiz birleşirse bu düzen değişir. Bizleri bölmek, yalnızlaştırmak, susturmak istemelerinin sebebi işte tam da bu. Ama buradan bir yıl sonra bir kez daha söylüyorum: Başaramayacaksınız. Biz 19 Mart’ta örgütlenmeyi öğrendik. Birlikte karar almayı öğrendik. Birlikte mücadele etmeyi ve dayanışmayı öğrendik. Bulunduğumuz her alanı bir mücadele alanına çevirmeyi öğrendik” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu İmamoğlu’nun tutukluluğunun birinci yılı sebebiyle Saraçhane’de yapıldı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi ve İstanbul Üniversitesi mezunu gençler de mitingde konuşma gerçekleştirdi.
“Biz saray rejiminin korkutma politikalarına teslim olmadığımızı yıktığımız barikatla Beyazıt’ta gösterdik”
“Bugün saray rejimi yağma, rant ve savaş politikasıyla halkı sefalete, işçinin emeğine çökmeye ve gençliği de geleceksiz bırakmaya devam etmektedir” diyen Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi Gilda Silifkeli, şöyle konuştu:
“Binlerce genç, kadın, işçi ve emek, ‘Biz böyle yaşamak istemiyoruz’ isyanını kuşanarak sesimizi hep beraber yükselttik. Fakat 19 Mart direnişinin üstünden bir yıl geçmesine rağmen bugün hala işçi sınıfının emeğinin üstüne çökülüyor, ölesiye çalıştırılıyor. Bizden çalınanlarla savaş finanse ediliyor ve bu düzene karşı çıkan öğrenci, gençlik, kovuşturmalarla, uzaklaştırmalarla, gözaltılarla ve tutuklamalarla sindirilmeye çalışılıyor. Biz öğrenciler, tüm bu baskılara karşı yılmadığımızı, saray rejiminin korkutma politikalarına teslim olmadığımızı yıktığımız barikatla Beyazıt’ta gösterdik.
“Bugün saray rejimi üniversitelerde kampüsleri öğrencisizleştirmeye çalışıyor”
Bugün saray rejimi üniversitelerde kampüsleri öğrencisizleştirmeye çalışıyor. Ortak alanlarımızı geçirmeye, işgal etmeye devam ediyor. Bunun sebebi 19 Mart’tan kalan mücadeleyi kampüslerde öldürmeye çalışmalarıdır. Ancak bugün 19 Mart’ın hayaleti kampüslerde dolaşmaya devam etmektedir. Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarına sahip çıkmak için okulun ilk günü barikatlara karşı savaşan Boğaziçi öğrencilerinde, Hacettepe’de aldıkları uzaklaştırmalardan sonra eğitim hakları için nöbet tutan öğrencilerde vücut bulmuştur 19 Mart isyanı. Bugün artık gücümüz kenetlenmekten, örgütlü mücadeleden gelmektedir ve öğrenciler bunun bilincine varmıştır. Hedefimiz taleplerimizi netleştirmek ve bu mücadeleyi genişletmektir. Öğrenci gençliğinin görevi, her alandaki direnişi büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmek olmalıdır. Çünkü öğrenci hareketleri her zaman kitlesel hareketlerinin kıvılcımını yakan ilk adım olmuştur. Bu durumda öğrencilerin safı, insanca bir yaşam mücadelesi veren işçi sınıfının kendi sınıfının yanıdır. 1 Mayıs’ta Taksim iradesini gösteren öğrenciler ve gençlik hala buradadır. Bize kazandıracak olan şey yine bu örgütlü mücadeledir. Yan yana geldikçe güçlüyüz. Ne kadar örgütlüysek o kadar kararlıyız. Şimdi yan yana gelmemizi, örgütlülüğümüzü ve gücümüzü geliştirme zamanıdır. Bu sene bizi 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkaracak güç de budur.”
“Selam olsun cesaret fişeğini çakanlara”
“Selam olsun cesaret fişeğini çakanlara ve bugün de aynı iradeyi gösterenlere. Selam olsun meydanları dolduran milyonlara” sözleriyle miting alanını dolduran kalabalığa seslenen İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu Selinay Uzuntelli ise şöyle konuştu:
“Bir yıl önce bugün burada bir diploma iptaline, esasında ise geleceğimizden çalanlara karşı ayağa kalkmıştık. Karşımızda duran o barikatları yıkıp geçmiştik. Ve işte o an, o barikatları değil, bu memleketteki tüm duvarları da yerle bir ettik. Binlerce Beyazıt’tan Saraçhane’ye aktık geldik. On binler olduk, yüz binler olduk. Hep birlikte haykırdık: ‘Hükümet istifa’ dedik. ‘Eşit, özgür, demokratik bir ülke istiyoruz’ dedik. Bugün taleplerimiz değişti mi? Üniversite öğrencileri çalışmadan okuyabiliyor mu? Barınabiliyor mu? İnsanca yaşayabiliyor mu? Siyasi tutuklular serbest kaldı mı? Kayyumlar geri çekildi mi? Hayır. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Kampüslerde adeta OHAL uygulanıyor. Kampüslerde polis var, soruşturmalar var. Kulüpler kapatılıyor, topluluklar dağıtılıyor. Bir yıl geçti ama bizleri hala cezalandırmaya çalışıyorlar. Hacettepe’de sıra arkadaşlarımıza uzaklaştırma isteniyor. Kocaeli’nde arkadaşlarımız yurtlarından atılıyor. İzmir’de arkadaşlarımız aylar sonra 19 Mart davasından tutuklanıyor. Bu tablo sadece üniversitelerle sınırlı değil. Bugün liseliler MESEM programıyla patronlara ucuz iş gücü yapılıyor. 14-15 yaşındaki çocuk işçiler hayatını kaybediyor. Tüm bu baskılara karşı itiraz edenler yargı sopasıyla susturulmak isteniyor. İşçinin kopan kolunun hesabını sorduğu için sendikalı Mehmet Türkmen gibi tutuklanıyor.
“Bulunduğumuz her alanı bir mücadele alanına çevirmeyi öğrendik”
Tüm bu saldırılar, ülkenin dört bir yanında bir araya gelen, itiraz eden her kesime yöneliyor. Çünkü korkuyorlar, çünkü biliyorlar: Biz örgütlenirsek bu düzen yıkılır. Mücadelemiz birleşirse bu düzen değişir. Bizleri bölmek, yalnızlaştırmak, susturmak istemelerinin sebebi işte tam da bu. Ama buradan bir yıl sonra bir kez daha söylüyorum: Başaramayacaksınız. Biz 19 Mart’ta örgütlenmeyi öğrendik. Birlikte karar almayı öğrendik. Birlikte mücadele etmeyi ve dayanışmayı öğrendik. Bulunduğumuz her alanı bir mücadele alanına çevirmeyi öğrendik. Ve bunu yalnız yapmayacağız. Nasıl ki tüm bu saldırılar kadınları, işçileri ve gençleri hedef alıyorsa, bu mücadele de işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin ortak gücüyle büyüyecek. Bizleri saldırılarla, yasaklarla, baskılarla korkutmak isteyenler bilsin ki; ne biz susacağız ne de bu mücadele duracak.
“Deniz’lerden aldığımız cesaretle, Gezi’den aldığımız direniş mirasıyla buraya geldik demiştik”
Ülkemizin kaynakları zenginlere peşkeş çekiliyor, doğa talan ediliyor, köprüler satılıyor, işçiler ölüyor. Emeğimiz ucuzlatılıyor. Bunlar yetmiyormuş gibi temmuz ayında bu topraklarda NATO zirvesi kuracaklarmış. Halklar açlıkla, yıkımla boğuşurken, onlar savaşın planlarını yapacakmış. O zirveyi dağıtacağız. 19 Mart’ta da söylemiştik: Deniz’lerden aldığımız cesaretle, Gezi’den aldığımız direniş mirasıyla buraya geldik demiştik. Sözümüz söz. Biz 1 Mayıs’ta sınıfın saflarında alanları doldurmaya, 6. Filo’yu denize dökenlerin yolundan yürümeye devam edeceğiz.”

