Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ahmet Özer: “Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar”

Yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılı nedeniyle Saraçhane’de düzenlenen miting öncesi yaptığı açıklamada, “Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Bizim en büyük beklentimiz adil yargılanma, masumiyet ilkesinin çiğnenmemesi, lekelenmeme hakkının korunması” dedi.

Yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve

Haber: Gülara SUBAŞI – Kamera: Hakan KARADUMAN

(İSTANBUL) – Yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılı nedeniyle Saraçhane’de düzenlenen miting öncesi yaptığı açıklamada, “Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Bizim en büyük beklentimiz adil yargılanma, masumiyet ilkesinin çiğnenmemesi, lekelenmeme hakkının korunması” dedi.

Özer, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılı nedeniyle Saraçhane’de düzenlenen miting öncesi ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

Özer, şunları kaydetti:

“Bu süreç Esenyurt’la başladı, 30 Ekim’de. Beni aldılar düzmece bir dosyayla. ‘Ver belediyeyi, gir içeriye, suçunun ne olduğuna sonra karar veririz’ dediler. Benden sonra Beşiktaş’a uzandı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın diplomasını iptal ettiler, 19 Mart’ta da maalesef bu operasyon başladı. Bugün o diplomanın, yarın da alınmanın seneidevriyesi.

Burada şunu söylemek isterim: Etrafımız ateş topuna dönmüşken, yüzyıldır cebelleştiğimiz Kürt sorunuyla ilgili bir barış süreci açılmışken, Sayın Cumhurbaşkanı sürekli ‘İç cepheyi güçlendirelim’ diyorken, bu işlerin Türkiye’ye çok büyük zararı oluyor. Bu ne barışa katkı sağlıyor ne iç cepheyi güçlendiriyor ne de bizim diğer ülkelere karşı birlik, bütünlük içerisinde olduğumuzu gösteriyor. Bizim tam da bugün buna ihtiyacımız var; barışı yüceltmeye, birlik, beraberliğimizi bütün dünyaya göstermeye, iç cepheyi tahkim etmeye ihtiyacımız var. Bunu yapabilmenin yolu ne? Bir süreç yürüdü. O süreçle beraber iktidarın inancı yükseltecek birkaç adım atması gerekir. Bir, tutuksuz yargılama. Tutukluluk bir istisnadır, raporda var. Bütün partiler altına imza atmış. İki, ülkenin bu kayyum garabetinden kurtulması. Üç, hasta tutsakların bırakılması. Dört, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması. İşte Demirtaş on yıldır yatıyor. Demirtaş’ın yatmasının ülkenin birliğine, bütünlüğüne, barışa ne gibi bir
faydası var? Ben bir sene içeride yattım. Güneş daha mı parlak doğdu? Bu ülkeye ne gibi bir katkısı oldu? Tam tersine önemli bir kesimin hukuka duyduğu güven azaldı, aidiyet duygusu törpülendi. Zira bizi bir arada tutan temel çimento hukuktur. Hukuk zulme karşı mücadelenin bilimi olmazsa kendisi zulmün aracı olur. Ve ‘bir devletin dini adalettir’ diyor Hz. Ali. Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Bizim en büyük
beklentimiz adil yargılanma, masumiyet ilkesinin çiğnenmemesi, lekelenmeme hakkının korunması. Bu süreçte özellikle hukuka duyulan güven yüzde 20’lerin altındayken, hukuk güvenliği neredeyse ortadan kalkmışken, ki parantezi açayım hukuk güvenliği senin için, benim için bir arada olmanın en temel unsurudur, böyle bir süreçte hukukun bu durumda olması kimseye bir yarar, bir fayda sağlamıyor. Bizim hukuka duyulan güveni yükseltmemiz ve hukuka güveni korumamız gerekir. Bunun için de mahkemelerin siyasi iktidarın aracı olmaktan çıkması, tarafsız ve bağımsız olması, adil yargılanmanın olması ve herkesin hukuka güvenmesi gerekir.”