CHP’nin Karadeniz bölgesinde yaşanan sel ve heyelan felaketiyle ilgili TBMM’ye verdiği araştırma önergesinin görüşülmesi TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, “Doğayla inatlaşmaya devam ediyorsunuz. Dere yataklarındaki yerleşimler için adım atmıyor, riskli yapıları imar aflarıyla yasal hale getiriyorsunuz. Çarpık kentleşmeye karşı, kafanızı kuma gömüyorsunuz. Derelerin ıslah edilmesi mecburiyeti varken, sorumluluktan kaçıyorsunuz. Karadeniz’de yaptığınız yollar her yağışta çöküyor. Yeni yolları ve menfezleri de tekniğine uygun yapmıyorsunuz” dedi.
CHP’nin Karadeniz bölgesinde yaşanan sel ve heyelan felaketinin araştırılmasıyla ilgili TBMM’ye verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülme önerisi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, şunları söyledi:
“SİYASET KURUMUNA DÜŞEN GÖREV DOĞAYLA İNATLAŞMADAN, ŞEHİRLERİMİZİ AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ HALE GETİRMEKTİR”
“Türkiye diğer afetler gibi sellerin de sıklıkla yaşandığı bir ülkedir. Ama siyaset kurumuna düşen görev doğayla inatlaşmadan, şehirlerimizi afetlere karşı dirençli hale getirmektir. Elbette afetler olacaktır ancak olumsuz etkileri azaltmak, ülkeyi yönetenlerin sorumluluğudur. Bunun için ihtiyacımız olan, güçlü bir siyasi irade ve bilime dayalı yol haritasıdır. Siz de gayet iyi biliyorsunuz ki, siyaset kurumu bu konuda sınıfta kalmıştır. Siyaset kurumu, görevini yerine getirememiştir. Şunu açıkça söyleyelim: Biz iktidarın ihmalinin faturasını, vatandaşın canıyla ödediği bir düzeni kabul etmiyoruz. Ve bir an önce harekete geçilmesi için kendi irademizi ortaya koyuyor, hep birlikte bir çözüm yolu bulmak istiyoruz.
Karadeniz’de geçen hafta yaşadığımız seller, şehirlerimizin afetlere karşı çaresizliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Sürekli iklim değişikliğini konuşuyoruz. Yağışların şiddetinin ve sıklığının arttığı, bunun sonucunda, sel, taşkın ve heyelanların meydana geldiği acı bir tabloyu hep beraber yaşıyoruz. Bilim insanları, iklim krizinin artarak devam edeceği konusunda uyarı üstüne uyarı yapıyor. Peki siz iktidar olarak, ne yapıyorsunuz? Kendinize sorun, ‘kader’ demekten, ‘kaçınılmaz felaket’ demekten başka hangi adımı atıyorsunuz? Ben size söyleyeyim. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismine ‘İklim Değişikliği’ eklemekten başka hiçbir adım atmadınız. Sadece tabela değiştirerek sorunları çözemezsiniz.
“DERELERİN ISLAH EDİLMESİ MECBURİYETİ VARKEN, SORUMLULUKTAN KAÇIYORSUNUZ”
Doğayla inatlaşmaya devam ediyorsunuz. Dere yataklarındaki yerleşimler için adım atmıyor, riskli yapıları imar aflarıyla yasal hale getiriyorsunuz. Çarpık kentleşmeye karşı, kafanızı kuma gömüyorsunuz. Derelerin ıslah edilmesi mecburiyeti varken, sorumluluktan kaçıyorsunuz. Karadeniz’de yaptığınız yollar her yağışta çöküyor. Yeni yolları ve menfezleri de tekniğine uygun yapmıyorsunuz. Sayıştay’ın 2022 tarihli Taşkın Risk Yönetimi Raporu’na bakın. Karadeniz Bölgesi’ndeki sadece 7 ilde, 4 bin 805 yapı dere yatağına inşa edilmiş. Ordu’da 129 yapı dere yatağında, risk altında. Soruyorum: 1 yıl geçti, bu yapılar için hangi adımı attınız?
Size Ordu’dan örnek vereyim. Tarım ve Orman Bakanlığı 2020’de, Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı hazırlamış. Şehir merkezimizdeki Bülbül Deresi için risk uyarısı yapmış. Dere yatağının düzenlenmesini istemiş ve 2024’e kadar süre vermiş. Ancak siz 3 yıldır hiçbir işlem yapmadınız. Peki sonunda ne oldu? Bülbül Deresi taştı, vatandaşımız perişan oldu. Şimdi bunun adı ihmal değil midir? Orta yerde duran uyarıyı görmezden gelmenin hesabını, Ordu halkına nasıl vereceksiniz? Bakın, Civil Deremiz için de aynı uyarı yapılmış. Burası da taşmak üzereydi, yağış biraz daha devam etse, daha büyük felaketi yaşanacaktı. Ordu’da şehir merkezimiz sular altında kaldı. Yüzlerce ev ve iş yerini su bastı. Karadeniz Sahil Yolu, Karadeniz-Akdeniz Yolu kapandı. Fatsa’da bir vatandaşımız kayboldu, hala bulunamadı. Ordu’nun derelerini mahvettiniz.
“NERDE BİR AKAN SU GÖRSENİZ ÖNÜNE HES KURDUNUZ”
‘Su Akar Türk Bakar’ dediniz, nerde bir akan su görseniz önüne HES kurdunuz. Açık söyleyeyim: Adına türküler yakılan o derelerimizin dili olsa, ‘bu iktidardan utanç duyuyorum’ diyecektir. Allah aşkına, alınacak tedbirler varken bu acıları yaşamak Ordu halkına reva mıdır? Hemşerilerime de seslenmek isterim: Size ‘kader’ diyorlar. Evet depremi engelleyemeyiz ama dayanıklı yapılar inşa edebiliriz. Yağışları engelleyemeyiz ama şehirlerimizi dirençli hale getirebiliriz. Tedbir almak varken kadere sığınmak, sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir. Bakın, çabuk unutuyoruz. Daha 2 yıl önce, Kastamonu, Bartın ve Sinop’taki sellerde 97 insanımızı kaybettik. Çözüm iradesini CHP olarak biz taşıyoruz. Eğer iktidar olarak siz de bu acılar yaşanmasın diyorsanız, artık harekete geçersiniz. Unutmayın; eğer önlem almazsanız, yaşanacak her acının vebalini boynunuzda taşıyacaksınız.”
Ankara
ANKA Haber Ajansı

