(İSTANBUL) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, “Bugün vermiş olduğumuz mücadele yalnızca Türkiye’deki adalet mücadelesi, demokrasi, insan hakları mücadelesi değil, aynı zamanda Avrupa değerler sisteminin giderek tahrip edildiği bir dönemde Avrupa’daki yoldaş partilerimiz için de geleceğe umutla bakabilmeleri açısından bir kıvılcımdır” dedi.
CHP’nin Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar Grubu (S&D) ile düzenlediği AB-Türkiye İlişkilerinin Derinleştirilmesine Yönelik İlerici Yaklaşım Konferansı, Art İstanbul Feshane Konferans Salonu’nda yapılıyor.
CHP Yerel Yönetimlerden ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki işbirliğini güçlendirmek amaçlı konferans kapsamındaki “Yerel düzeyde ve sivil toplumla işbirliğinin güçlendirilmesi” başlıklı panelde konuştu.
Türkiye’nin demokratik değerlerin savunulması için büyük bir mücadele verdiğini vurgulayan Zeybek, “Çünkü Türkiye’de demokrasi, insan hakları, seçme ve seçilme hakları doğrudan doğruya risk altındadır. İçinde bulunduğumuz Feshane binası daha önceden pek çok etkinlik ve panayıra ev sahipliği yaparken Sayın Ekrem İmamoğlu’nun sayesinde kültürün, sanatın, edebiyatın önemli bir merkezine dönüşmüştür. TBMM’de geçtiğimiz hafta kabul edilen bir yasa ile yıllardır belediyede olan bu bina dahil Yerebatan Sarnıcı gibi Cenevizlilerden kalan Galata Kulesi gibi kimi tarihi yapılar bir yasa ile Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınma tehlikesi ile karşı karşıyadır” dedi.
“İktidarı eleştiren kim varsa tutuklanıyor”
Zeybek, tutuklanan belediye başkanlarına değindi ve “Muhalefette bulunan siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, belediye başkanları, sokakta röportaj verenler, iktidarı eleştiren kim varsa gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı, 15,5 milyon oyla CHP’nin seçtiği Cumhurbaşkanı adayı, yapılacak ilk seçimlerde Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak seçilecek olan Ekrem İmamoğlu da bugün tek bir hakim karşısına çıkmadan tutuklu olarak Silivri zindanındadır. Türkiye’deki en büyük 6 büyük şehrin üçünün başkanı; Antalya, İstanbul ve Adana belediye başkanlarımız bugün cezaevindedir. Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 65’ini yöneten belediyelerin nüfusunun karşılığı yaklaşık 55 milyon insandır. Bugün ise 25 milyon insanın yaşadığı şehirlerin belediye başkanları haksız şekilde cezaevinde tutuluyor. Bu manada Avrupa’nın sosyal demokrat ve ilerici partilerinin, kardeş partilerimizin bizimle dayanışması son derece önemlidir” dedi.
“Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel cesaretin odağındaki siyasal liderdir”
Bu baskılar sürerken dayanışmayı da oldukça önemsediklerini ifade eden Zeybek, şunları kaydetti:
“Ama başka bir önemli kavramı da mutlaka gündeme getirmek lazım adalet ve cesaret. Adaleti ararken eğer cesur olamazsanız, cesur davranamazsanız o zaman sizinle birlikte hareket eden toplum kesimlerini ayakta tutmak da zordur. İşte Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel tam da cesaretin odağındaki siyasal liderdir. İçeride bulunan arkadaşlarımızın haksız biçimde cezaevinde tutulmasının karşısında Sayın Ekrem İmamoğlu’nun daha gözaltına alındığı gün bir direniş başlatmıştır. Saraçhane direnişiyle başlayan bu direniş 73 mitingle devam etmiştir. Burada sevgili İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik var; bir başka cesaretin simgesidir kendisi. İstanbul’da her hafta yağmurda, çamurda, soğukta, sıcakta bir ilçede on binlerce insanı toplayarak bu topluma cesareti ve kararlılığımızı ifade etmeye çalışıyoruz. Mitinglerimizin altında yatan temel gerçek hem cezaevinde yatan arkadaşlarımıza yalnız olmadıklarını hissettirmek ama aynı zamanda dışarıda bulunan 400’den fazla belediye başkanımıza her gece yatağa yattıklarında sabah ne ile karşılaşacakları korkusu karşısında, duydukları endişe karşısında dimdik ayakta durduğumuzu ve asla bir adım geriye gitmeyeceğimizi, eğilmeyeceğimi hissettirmek.
“Avrupa’daki kimi liderler açısından da bir tehdit olarak algılandığının farkındayız”
Bu noktada bugün burada bulunan siz değerli dostlarımıza bir kez daha dayanışmaları dolayısıyla teşekkür ediyorum. Partimiz tam 48 yıl sonra 2024 yılı seçimlerinde yüzde 38 oy ile birinci parti oldu. Yerel seçimlerde üstün başarı elde ettik. 30 tane büyükşehir belediyesinin 14 hanesini kazandık, en büyük 6 büyükşehir belediyesinin tamamını kazandık. 51 tane il belediye başkanlığının 21 tanesini kazandık. Nüfusu 100 binin üzerinde olan ilçe belediyelerinin yüzde 60’ını kazandık.
Aslında ifade etmek gerekirse CHP belediyeleri kazandığı için değil, başımıza gelen bütün bu hukuksuzluk ve adaletsizlikler bir yılın sonunda yüzde 38 oyla Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin bütün araştırmalarda yüzde 40’ların üzerine, belediye başkanlıklarında memnuniyet oranlarımızın yüzde 58’in üzerine çıktığında işte o zaman düğmeye basıldı ve CHP’li belediyelere, Sayın İmamoğlu üzerinden İBB’ye operasyon yapıldı.
Bakınca CHP, yüzde 78 katılım ile 17,5 milyon oy almıştı en son seçimlerde. Şimdi ilk yapılacak seçimlerde öngörümüz 22 milyon üzerinde bir oy desteğine ulaşmamız, Cumhurbaşkanı adayımızın 28 milyon üzerinde bir oyla seçilir olduğunu görüyoruz. Bu biçimi ile aynı zamanda otokratik yönetime sahip olan bütün yöneticiler açısından da özellikle de Avrupa’daki kimi liderler açısından da bir tehdit olarak algılandığının farkındayız. O nedenle bugün vermiş olduğumuz mücadele yalnızca Türkiye’deki adalet mücadelesi, demokrasi, insan hakları mücadelesi değil aynı zamanda Avrupa değerler sisteminin giderek tahrip edildiği bir dönemde Avrupa’daki yoldaş partilerimiz için de geleceğe umutla bakabilmeleri açısından bir kıvılcımdır.
“Kadınlara güvendik, gençlere güvendik”
Ne yaptık peki biz? Bu dönemde ne yaptık da milletimiz 47 yıl sonra yeniden CHP’nin birinci partisi olmasını sağladı? Kadınlara güvendik, gençlere güvendik. 9 olan kadın belediye başkan sayısını 40’a yaklaştırdık. 35 yaşının altında çok sayıda belediye başkanı adayımız oldu. Sivil toplumlarla dayanışma içerisinde olmanın mutlak bizi başarıya götüreceğini çok yakından biliyoruz. O nedenle biz içinden geçtiğimiz bu dönem içinde gençlerin ve kadınların cesaretine, özellikle de Saraçhane meydanında ilk fitili ateşleyen İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve diğer üniversitelerin 18-25 yaş arasındaki gençlerinin nasıl bizi motive ettiğini ve kararlı duruşumuza destek verdiğini de gururla izledik ve seyrettik.
“Bütün ülke ve bütün dünya gördü ki devletin ulaşamadığı yerlere belediyeler ulaşıyor”
Bizler büyükşehir belediyelerimizde, ilçe belediyelerimizde, il belediyelerimizde, belediye meclislerimizde, il genel meclislerimizde yerel ile olan işbirliğimizi, sivil toplum örgütleri ile olan ilişkilerimizin en güzelini 6 Şubat 2023 depremi sonrasında gerçekleştirdik. Bütün ülke ve bütün dünya gördü ki devletin ulaşamadığı yerlere belediyeler, belediye başkanları ulaşıyor. Ekrem İmamoğlu Hatay’a, Sayın Mansur Yavaş Maraş’a, İzmir Belediye Başkanımız Malatya’ya, Adana Belediye Başkanımız, Muğla Belediye Başkanımız Osmaniye’ye gitti. Tek tek bütün illerde yüzlerce belediye başkanımız bütün olanaklarını harcadılar. 2023 yılında o günkü rakamlarla söylüyorum 60 milyon doların üzerindeki bir kaynağı kısa süre içerisinde İBB Hatay’daki yurttaşlarımızla buluşturdu.
Bizim her başarı hikayemiz gelecekte bu ülkeyi yönetecek kadrolar açısından da yol göstericidir. Sivil toplum örgütleri, belediyeler ve muhtarlarla olan ilişkilerde dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta var onu da belirtmek istiyorum. Türkiye’deki demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri en küçük ölçekte seçilmiş mahalle muhtarları ile ilgili yapmış olduğumuz çalışmaların öylesine faydasını gördük ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde seçilmiş mahalle muhtarlarının doğrudan doğruya tüm sorunlarını çözen muhtarlıklar, daire başkanımız dahil şu anda tutukludur. Bu nedenle de muhtarlıklardan başlayarak, il genel meclisleri ve belediye meclislerinde karar süreçlerinde meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin, demokratik örgütlerin, kent meclislerinin ve söz söyleyecek olan tüm paydaşlarımızın katılımını sağlama konusunda son derece kararlı olduğumuzu belirtmek istiyorum.”
Zeybek, konuşmasını “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” diyerek sonlandırdı.

