(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında (SYDV) başlattıkları greve destek verdi. Taşcıer, “Diyorlarsa ki, ‘biz bu ücretleri ödeyemiyoruz, biz bu ülkeyi yönetemiyoruz, biz bu zamları veremeyeceğiz, bu maaşları ödeyemeyeceğiz’ o zaman getirin sandığı, erken seçim yapalım. Bu ülkeyi yönetebilecekler, bu zammı verebilecekler iktidara gelsin” dedi.
Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikası, yaklaşık 10 bin işçi adına yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı SYDV’de grev kararı aldı. Sendikadan yapılan açıklamada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, SYDV işçilerine 2025 yılı için memurlara uygulanan zam oranını teklif ettiği bildirildi.
Ankara Valilik binasında grev yapan işçiler adına açıklama yapan KOOP-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Murat Türkekul, şunları kaydetti:
“Türk İş Konfederasyonu’na bağlı Koop İş Sendikası olarak örgütlü olduğumuz iş yerlerinden Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’nda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı vakıflarda grev kararını uygulamaya başladık. Türkiye’de yaklaşık 1003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfı var. Burada bizim 10 bine yakın üyemiz var. Bugün sabah itibariyle bu arkadaşlarımız bu vakıflarda grev kararlarını uygulamaya başladılar. Biz Koop-İş Sendikası olarak Aile Bakanlığında çalışan bu üyelerimizle ilgili konfederasyonumuzun hükümet yetkilileriyle 2 Ağustos 2025 tarihinde imzaladığı Kamu Çerçeve Protokolü’nün uygulanmasını talep ettiğimiz için bugün bu grev kararını uyguladık. Biz buradaki arkadaşlarımız yaklaşık 3 dönemdir Kamu Çerçeve Protokolü’ne dahil edilerek çalışmaya devam ediyorlar. Aile Bakanlığından bu dönem 1003 tane vakıfta çalışan yaklaşık 10.000 kişiyle ilgili işçi zamlarının değil memur zamlarının uygulanması yönünde bir karar çıkartmak istediler. Bize bunu dayatmaya çalıştılar. Biz de sendika olarak bunu asla kabul etmeyeceğimizi bu üyelerimizin taleplerinin kanunen, hukuken olması gerekenin kamu çerçeve protokolünün uygulanması olduğunu yetkililere ifade ettik. Her ne hikmetse bir süredir yapılan müzakerelerin sonucunda yine bakanlık aynı yerde olduğunu ifade etti. Biz de bugün greve başladık.”
“Arkadaşlarımızı işten çıkartmakla tehdit etmesinler”
Grev kararı sonrası mülki idare amirlerinin işçileri tehdit ettiğini öne süren Türkekul, şöyle konuştu:
“Bugün sabah itibarıyla de birçok mülki idare amirliğinden bizim arkadaşlarımız baskı görmeye başladılar maalesef. Mobbingle karşılaşmaya başladılar. İşten çıkartılmakla tehdit edilmeye başlandılar. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir anayasa devleti, bir hukuk devleti. Biz bu hukukun içinde yasal bir sendikayız. Bir konfederasyona bağlı bir sendikayız. Dolayısıyla biz hukuk çerçevesinde üyelerimizin hakkını ararken rica ediyoruz. Çağrıda bulunuyoruz: Mülki idare amirlerimiz de bu haklara, bu hukuklara saygılı olsunlar. Adalet çerçevesinde işlemlerini yapsınlar. Arkadaşlarımıza mobbing, arkadaşlarımıza baskı, arkadaşlarımızı işten çıkartmakla tehdit etmesinler. Arkadaşlarımız hukuk çerçevesinde haklarını arıyorlar”
“Bu zammı verebilecekler iktidara gelsin”
Grev yapan işçilere destek vermek için gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer’de, şu ifadeleri kullandı:
“Aile Bakanlığına bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üyeleri olan kamu emekçilerinin hak mücadelesinde onlarla birlikteyiz. Başkanım da ifade etti; Ne istiyorlar? Hakları olanı istiyorlar. Ne istiyorlar? Hakkı olanı almak istiyorlar. Bakın yedi ay boyunca Kamu Çerçeve Protokolleri iktidar tarafından oyalanarak bugüne getirildi. Günün sonunda her ne kadar sefalet ücreti olsa da bir protokol imzalandı. Kamu işçilerinin her biri bu protokole bağlı olmak zorundadır. Dolayısıyla bugüne kadar nasıl bu birimde çalışanların zamları Kamu Çerçeve Protokolü’ne göre yapıldıysa bugün de aynı oranda yapılması gerekiyor. Ama ne oldu? Aile Bakanlığı bu yılı aile yılı ilan etmesine rağmen kendi ailesi olan çalışanlarının kazanılmış haklarına göz dikti. Ve dedi ki, ‘biz size dayattığımız sefalet ücreti yetmedi, memurların sefalet ücretini getirip size dayatalım’ diye bir öneriyle geldiler. Sayın Bakan’a buradan çağrı yapalım. Bu teklif anayasaya aykırıdır. Bakanlık adına, kamu adına o masada zaten bir yetkili bulunmakta ve bu yetkili bu sözleşmeye imza atmış durumda. Siz bunun altında bir ücret zammı veremezsiniz. Bilmiyor musunuz bunun böyle olacağını? O zaman bir zahmet telefonu açın, çalışma bakanını arayın ve bunun nasıl olacağını bir de çalışma bakanı size açıklasın. Ama diyorlarsa ki, ‘biz bu ücretleri ödeyemiyoruz, biz bu ülkeyi yönetemiyoruz, biz bu zamları veremeyeceğiz, bu maaşları ödeyemeyeceğiz’ o zaman getirin sandığı, erken seçim yapalım. Bu ülkeyi yönetebilecekler, bu zammı verebilecekler iktidara gelsin.
“Kuralların olmadığı yerde devlet olmaz”
Devlet kuralla yönetilir. Kurumlarıyla yönetilir. Keyfilik olmaz. Keyfiliğin olduğu yerde kurallar olmaz. Kuralların olmadığı yerde devlet olmaz. Bakın anayasanın açık hükmüne rağmen bu keyfi uygulama devletin dibine dinamit yerleştirmektir. Buradan bir an önce bu kuralsız ve hukuksuz uygulamadan vazgeçmelerini ve bu üyelere, kamu işçilerine hak ettikleri maaş zammını devletin güvencesinin altında olduğu o sözleşmeye göre vermeleri çağrısında bulunuyoruz.
“Mobbingle bu grev hakkının önüne geçemezsiniz”
Bir çağrıyı da biz mülki idare amirlerine yapalım. Sizin göreviniz, sizin sorumluluğunuz anayasal hakkını kullanan sendikaların, örgütlerin bu hakkını güvenli bir şekilde yapmasını gerektirecek ortamı sağlamak olmalı. Tehditle, şantajla, mobbingle bu grev hakkının önüne geçemezsiniz. Bu açık bir şekilde yasa ihlalidir. Açık bir şekilde görev ihmalidir. Siz iktidarın görevlisi değil, iktidarın temsilcisi değil, bu devletin, bu kamunun görevlisisiniz. Dolayısıyla sizin sorumluluğunuz yasalara uymak. Saraydan gelen talimatlarla değil, yasalardan dolayı üzerinize düşen sorumluluğu gerçekleştirmektir. Bu mobbingten bir an önce onları da vazgeçmeye çağırıyoruz. Türk İş’e bağlı Koop İş’in yapmış olduğu bu hak mücadelesinde de biz de onların yanındayız. Haklarını alana kadar da bu mücadelelerinde onlara destek olacağız.”