(ANKARA) – CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 6360 Sayılı Kanunla büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde yer alan köy tüzel kişiliklerinin kaldırıldığını anımsatarak, köy tüzel kişiliklerinin yeniden ihyası ve mal varlıklarının iadesini öngören kanun teklifini TBMM’ye sundu.
2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürüldüğünü hatırlatan Sarıbal, düzenlemenin “idari sadeleşme” söylemiyle sunulduğunu ancak gerçekte kırsal yaşamın tasfiyesi anlamına geldiğini belirtti.
“Bu düzenleme, yönetsel ve mülkiyet sorunlarını gidermede yetersiz kalmıştır”
Köy tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıyla birlikte köylerin mülkiyetinde bulunan mera, yaylak, kışlak, su kaynakları ve diğer ortak alanlar ile taşınır ve taşınmaz malların ilçe belediyelerine veya diğer kamu idarelerine devredildiğini belirten Sarıbal, “Köylerin bütçeleri, karar alma mekanizmaları ve yerel yönetişim yapıları ortadan kalkmıştır. Bu durum, kırsal alanlarda tarımsal üretimi ve ortak kullanım esasına dayalı yaşam biçimini olumsuz etkilemiştir. 2020 yılında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na eklenen Ek 3’üncü madde ile ‘kırsal mahalle’ kavramı tanımlanmış; sosyoekonomik durumu, şehir merkezine uzaklığı ve hizmetlere erişebilirliği gibi kriterler dikkate alınarak bazı yerleşimlerin kırsal niteliğinin korunması amaçlanmıştır. Ancak bu düzenleme, köy tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılmasından kaynaklanan yönetsel ve mülkiyet sorunlarını gidermede yetersiz kalmış; köylerin hukuki varlığını ve ortak mal rejimini yeniden tesis etmemiştir” diye konuştu.
Sarıbal, TBMM’ye sunduğu kanun teklifi ile 6360 sayılı Kanun’la mahalleye dönüştürülen ve fiilen kırsal niteliğini koruyan köylerin yeniden tüzel kişilik kazanmasının amaçlandığını söyledi. Sarıbal, düzenlemenin temel hedefinin yerinden yönetim ilkesini güçlendirmek, kırsal yerleşimlerin idari ve hukuki yapısını korumak ve köylerin ortak malları üzerindeki mülkiyet ve tasarruf yetkisini yeniden köylüye iade etmek olduğunu vurguladı.
Teklif yasalaşırsa “köy” statüsü geri gelecek, köy malları iade edilecek
Teklife göre, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Ek 3’üncü maddesi kapsamında “kırsal mahalle” niteliği taşıdığı tespit edilen yerleşimler, başka bir idari işleme gerek kalmaksızın yeniden köy statüsüne kavuşacak. Köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasıyla ilçe belediyelerine ya da diğer kamu idarelerine devredilen taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklar da köy tüzel kişiliğine iade edilecek.
Sarıbal, “Amaç, kırsal mahallelerin yeniden köy statüsüne dönüştürülmesini keyfi kararlardan çıkarıp açık ve eşgüdümlü bir idari çerçeveye oturtmaktır. Bu, köylünün toprağına, merasına ve ortak yaşamına sahip çıkmasının yasal güvencesidir” dedi.
Karacabey ilçesine bağlı Hürriyet Köyü örneği
Sarıbal, teklifin gerekçesini Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Hürriyet Köyü üzerinden anlatarak, şunları kaydetti:
“Hürriyet Köyü’nde yaşananlar, bu yasanın köylüyü nasıl mülksüzleştirdiğinin somut fotoğrafıdır. 1951 yılında Bulgaristan’dan göç eden 201 hane, Karacabey’de Haydar Ağa Çiftliği’ni kendi imkanlarıyla satın alıyor. 12 bin dönüm araziyi aralarında bölüşüyorlar. Bunun 6 bin dönümünü bilinçli biçimde ortak kullanım için ayırıyorlar: mera, kavaklık, baltalık… Okul, cami, mezarlık, öğretmen lojmanı için yer bırakıyorlar. Yani köyü, emeğiyle ve ortak akılla kuruyorlar. 1955 yılında köy tüzel kişiliği kazanarak ‘Hürriyet Köyü’ adını alan yerleşimde, 1978’de yapılan kadastro çalışmaları sırasında ortak kullanım alanlarının köy tüzel kişiliği adına tescil ediliyor. 2014’te köy tüzel kişiliği kaldırılıyor ve köy adına kayıtlı 652 dönüm arazi bir gecede Karacabey Belediyesi’nin mülkiyetine geçiriliyor. Bu topraklar köylünün dedesinden kalan, kendi parasıyla alınmış ortak alanlar. Ama köy tüzel kişiliği kaldırıldığı için ‘artık köy yok’ deniliyor ve mallar belediyeye devrediliyor. Tarım İl Müdürlüğü ‘hatalı tescil’ itirazı yapıyor ama sonuç değişmiyor. Köy sakinleri, söz konusu arazilerin bir bölümünün sanayi bölgesi ve uydukent projelerine tahsis edildiğini, 150 dönümünün sanayiye hibe edildiğini, 150 dönümünün EMİRKOOP eliyle satıldığını belirtirken, ‘tarım yapamaz hale gelirsek köyümüz ölür’ diyor. Bu örnek, Türkiye’nin dört bir yanında benzer şekilde mağduriyet yaşayan yüzlerce köyün durumunu özetlemektedir.”

