(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Türkiye’de antibiyotik direncinin tehlikeli seviyelere ulaştığını belirterek, bunun “çöken sağlık sisteminin en görünür sonuçlarından biri” olduğunu söyledi.
Şahbaz, antibiyotik direncine ilişkin açıklamada bulundu. Şahbaz, şunları söyledi:
“Antibiyotik direnci, ülkemizde çöken sağlık sisteminin bir göstergesidir. Antibiyotikler ameliyatların güvenle yapılabilmesini, zatürre ve menenjit gibi hastalıkların tedavi edilebilmesini bu ilaçlara borçluyuz. Ancak bugün hem dünyada hem Türkiye’de bu mucize ilaçların gücü hızla tükeniyor. Türkiye, antibiyotik direnci açısından Avrupa’nın en riskli ülkelerinden biri haline gelmiştir. Antibiyotik direnci, bakterilerin ilaçlara karşı dayanıklılık kazanması demektir. Bir zamanlar kolayca tedavi edilen enfeksiyonlar artık standart ilaçlarla iyileşmeyebiliyor. Bu, yalnızca bir tıbbi sorun değil; sağlık sisteminin yapısal çöküşünü yansıtan bir krizdir. Türkiye’de sağlık sistemi yıllardır yurttaşı ‘hızlı reçete–hasta memnuniyeti’ anlayışıyla antibiyotik bağımlısı hale getirmiştir. Aile hekimlerine dayatılan 5–10 dakikalık muayene süreleri, hekimleri zorunlu olarak hızlı antibiyotik reçetelerine yöneltmiştir. Denetimsizlik, ilaç şirketlerinin etkisi ve piyasa mantığıyla yönetilen sağlık sistemi, halk sağlığını değil, kârı öncelemiştir.
Bugün hastaneler, enfeksiyon kontrol programlarının zayıflığı nedeniyle dirençli bakterilerin yayıldığı merkezlere dönüşmüştür. Temizlik personeli, hemşire bakımı ve tanı altyapı eksikliği, Klebsiella ve Acinetobacter gibi bakterilerin kontrolsüz biçimde çoğalmasına yol açmıştır.
Yerli ilaç üretimi zayıflamış, yanlış ilaç politikası nedeniyle etkili antibiyotikler ulaşılamaz hale gelmiştir. Döviz dalgalandığında ya da firmalar kâr görmediğinde ilaç yoklukları yaşanmakta, yurttaş antibiyotiğe ulaşamamaktadır. Sağlık Bakanlığı bütçesinin büyük kısmı şehir hastanelerine ödenen kira ve hizmet bedellerine gitmekte, enfeksiyon kontrolü ve laboratuvar altyapısı gibi kritik alanlar kaynak yoksunu bırakılmaktadır. Halk sağlığı yerine öncelenmiştir. Gıda üretim zincirinde antibiyotik kullanımına ilişkin hiçbir şeffaf veri bulunmamakta, hayvancılıkta ve tarımda ilaç kullanımı denetlenmemektedir. Bu tablo, antibiyotik direncini yalnız hastanelerde değil, sofralarda da büyüten bir halk sağlığı tehdidine dönüşmüştür.
OECD ülkeleri içinde antibiyotik direncinde Türkiye yüzde 44’lük oranla başı çekmektedir; OECD ortalaması yalnızca yüzde 20’dir. 2021 yılında Türkiye’de antibiyotik direncine bağlı 7.610 kişi yaşamını yitirmiş, ilişkili ölümler 30.500’e ulaşmıştır. Hastanelerde antibiyotik kullanım oranı yüzde 48,9’dur; reçetelerin üçte ikisi geniş spektrumlu ilaçlardır. Cumhuriyet Halk Partisi, antibiyotik direncini halk sağlığının merkezine alan kapsamlı bir kamusal mücadele programı yürürlüğe koyacaktır: Akılcı ilaç kullanımı ulusal politika haline getirilecek; hızlı tanı testleri yaygınlaştırılacak, aile hekimlerine yeterli muayene süresi tanınacaktır.Yerli ilaç sanayii ARGE ve üretimi desteklenecek. İlaç ithalata bağımlı halden çıkartılacak. Şehir hastanelerine aktarılan kaynaklar, koruyucu sağlık hizmetlerine ve laboratuvar altyapısına yönlendirilecektir.
Tek Sağlık yaklaşımı (insan, hayvan ve çevre sağlığının bütünlüğü) ulusal stratejiye dönüştürülecektir. Ulusal Antibiyotik Direnci Programı kurulacak; çok bakanlıklı, bütçeli ve şeffaf bir yapı ile veri temelli yönetim sağlanacaktır. Antibiyotik direnci bireysel hataların değil, yıllardır süren yanlış politikaların ürünüdür. Türkiye’nin bu krizi aşması, ancak kamucu, bilimsel, eşitlikçi bir sağlık sistemiyle mümkündür. Cumhuriyet Halk Partisi olarak antibiyotik direncine karşı mücadelemizi, hem bugün hem de gelecek kuşakların yaşam hakkı için kararlılıkla sürdüreceğiz.”

