Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Özçağdaş, İBB davasını değerlendirdi: İddia makamı elinde delil olmayan taraf, savunma makamı ise çok somut delillerle iddiayı çürüten taraf

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, bugün görülen İBB davasının ardından yaptığı açıklamada, “Burada iddia makamı elinde delil olmayan taraf, savunma makamı ise çok somut delillerle iddiayı çürüten taraf. Halbuki tam tersi olması lazım. İddia makamının elinde kanıtlar olması, savunmanın da bir nevi çırpınarak kendini anlatıyor olması lazım. Tam tersi bir durum var” dedi.

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, bugün görülen

(İSTANBUL) – CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, bugün görülen İBB davasının ardından yaptığı açıklamada, “Burada iddia makamı elinde delil olmayan taraf, savunma makamı ise çok somut delillerle iddiayı çürüten taraf. Halbuki tam tersi olması lazım. İddia makamının elinde kanıtlar olması, savunmanın da bir nevi çırpınarak kendini anlatıyor olması lazım. Tam tersi bir durum var” dedi.

Özçağdaş, bugün görülen İBB davasının ardından ANKA Haber Ajansına değerlendirmelerde bulundu. Özçağdaş, konuşmasında şunları söyledi:

“Silivri’de 19. günü tamamladık. Biraz da sürpriz bir şekilde, mahkeme heyetinin daha erken bir saatte tamamladığı bir duruşma oldu. Mahkeme heyeti de dahil olmak üzere herkes için oldukça yorucu bir süreç. Tabii ailelerin ve tutuklu arkadaşlarımızın bunu aylardır yaşadığını, kendilerini anlatma fırsatı bulamadıklarını düşünürsek sürecin ne kadar ağır olduğunu bir kere daha anlamış oluruz. Bugün, ilk 18 günde olmayan bazı önemli gelişmeler de oldu. Burada etkin pişmanlıktan yararlanan birisinin, attığı iftiralarla ilgili gerçekleri söylemediğine dair bir durum oluştu ve savcılık makamı kendisiyle ilgili bir soruşturma başlattı. Aslında karşı karşıya kaldığımız bu iddianame tel tel dökülüyor. Her gün tel tel dökülüyor. Burada daha önce etkin pişmanlıktan yararlanan birisinin, diğer itirafçılardan şikayetçi olduğunu gördük. Daha önce bu yönde ifade verenlerin, zorla ifadelerinin alındığını söylediklerini gördük. Aldatıldıklarını söyleyenler oldu. Birbirlerini şikayet edenler oldu. Bugün de doğruları söylemedikleri için bizzat savcılık makamı tarafından haklarında soruşturma başlatıldı. Ben bunun günün önemli olaylarından biri olduğunu düşünüyorum.

Burada tabii çok çarpıcı savunmalar oluyor. İktidarın, Türkiye’nin bunu neden izlemesini istemediğini buraya gelen herkes aslında bir kere daha anlamış oluyor. Örneğin bugün Melih Geçek’in avukatı Yiğit Bey buraya büyük bir parayla geldi. 500 bin TL para getirdi. Çantasını koydu, paraları da içine koydu ve hakime dedi ki: ‘Sayın hakim, dün bunu şu bankadan çektim. İşte dekontu bu. Burada da 500.000 lira para var. ‘Bunları size verdim’ desem, 2 sene sonra da gelip ‘Böyle bir para vardı, böyle bir çanta vardı, böyle bir yerde verdim’ desem, baz istasyonu kaydı da var. Aynı yerden baz da veriyoruz. Siz de bütün heyetinizle bunu anlatmakta zorlanırsınız.’ İşte davanın özü bir nevi tam olarak bu. Birtakım baz kayıtları var; gün, saat, yer ve zamanın çok da uyup uymaması önemli değil. O baz kayıtları ve birisinin bankadan para çekmiş olması, sanki o parayı bir başkasına verdiğine delaletmiş gibi sunuluyor; burada çok acınası suçlamalar var. Dolayısıyla bugün onu da görmüş olduk. Bizzat mahkeme heyetine yaşatılmış oldu. Bu da bence çok çarpıcıydı.

Üçüncüsü de Türkiye’nin önemli iletişimcilerinden biri olan Necati Özkan… Kariyerinden ve karşı karşıya kaldığı hukuksuzluklardan bahsetti ve dedi ki: ‘Ben 66 yaşındayım. Benim burada geçirdiğim zamanı bana kim geri verebilir? Çeşitli suçlamalarla, her seferinde yeni bir suçlamayla tutukluluğum devam etti. Bugün başka bir şeyden dolayı burada yargılanıyorum ve savcılık makamına defalarca deliller sunmama rağmen, makam sadece aleyhime olan delilleri topluyor, lehime olan delilleri toplamıyor.’ Dikkat ederseniz, ben bütün konuşmalarımda hep bunları dile getiriyorum. Burada iddia makamı elinde delil olmayan taraf, savunma makamı ise çok somut delillerle iddiayı çürüten taraf. Halbuki tam tersi olması lazım. İddia makamının elinde kanıtlar olması, savunmanın da bir nevi çırpınarak kendini anlatıyor olması lazım. Tam tersi bir durum var.”