(İSTANBUL) – Çocuğunun 3 yaşındayken istismara uğradığını iddia eden annenin İstanbul Anadolu Adliyesi önündeki adalet nöbetini ziyaret eden CHP’li Aylin Nazlıaka, yetkililere çağrıda bulunarak sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. Nazlıaka, “Buradan Adalet Bakanı’na sesleniyorum: Geç gelen adalet, adalet değildir” dedi.
Çocuğunun 3 yaşındayken tarikata bağlı bir vakfın yöneticisi tarafından cinsel istismara uğradığını iddia eden annenin, İstanbul Anadolu Adliyesi önünde başlattığı adalet nöbeti sürüyor. CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Parti Meclisi Üyesi Baran Seyhan ile birlikte anneyi ziyaret ederek, destek verdi.
Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi önünde açıklama yapan Nazlıaka, annenin 13 Ocak’tan bu yana soğuk ve yağışlı havaya rağmen nöbetini sürdürdüğünü belirterek, “Bu anne, 13 Ocak’tan beri bu soğuk havada, yağmurun altında nöbet tutuyor. Tek bir gerekçesi var. Kendisi inanılmaz bir hak ihlaline uğramış. Ancak aynı zamanda, 3 yaşından itibaren istismara uğrayan evladının hak mücadelesi için burada, adliyede nöbet tutuyor. Buradan Adalet Bakanı’na sesleniyorum: Geç gelen adalet, adalet değildir. İçişleri Bakanı’na sesleniyorum: Bir kadın ‘tehdit alıyorum’ diyor. Daha ne olması gerekiyor? Bu kadını korumak için neden kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz?” dedi.
Adliye önünde konuşan anne ise yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Aslında bu kamuoyuna biraz yanlış yansıtıldı. Ben orada eğitim almıyordum. O dönemde çalışan, ayakları üzerinde duran bir kadındım. Kız kardeşinin tanıştırması üzerine bu kişiyle tanıştım. 2021 yılında vakıf üyeleri evime geldikten sonra, eski eşimin yani failin bir vakfa mensup olduğunu öğrendim. Bunun dışında benim vakıfla hiçbir ilgim yoktu. Evlendirilme sebebim ise şuydu: kız kardeşi ‘abimi bu kız düzeltir, onu o ortamdan uzaklaştırır’ diye benim benim hayatım karardı. Çünkü ben iş yerinin en sessiz, en çok çalışan insanıydım. 60 kişi arasından seçilme sebebim de buydu. Abisini düzelteceğime inandılar. Ama maalesef sadece benim değil, kızımın da hayatı karardı. Bunun için bir hak arayışı mücadelesi veriyorum. Aslında bu yeni bir olay değil. 2016’da bu insanla tanıştım, 2017’de evlendirildim. Bugün Türk kamuoyuna soruyorum: Çalışan bir insanken birden evden çıkamaz hale geliyorsunuz. En son dışarı çıktığımda market fiyatlarının pahalı mı ucuz mu olduğunu bile ayırt edemiyordum. Çünkü yıllarca eve hapsedildim.
“Yıllardır mücadele ediyorum ama sesim duyulmadı”
Zaten kızımın davranışları da normal çocuklar gibi değil. Tamamen yetişkinler gibi. Çok olgun bir çocuk. Çünkü yaşadıkları onu buna zorladı. Şu an 7 yaşında. İstismara uğradığında maalesef 3 yaşındaydı. Çok küçüktü. İstismarın amacı tamamen beni susturmak, ne kadar ileri gidebileceklerini göstermekti. Tehdit amaçlı, pis zihniyetleriyle çocukları bile kurban ediyorlar. Gerekli şikayetlerimi yıllardır yaptım. Geçmişe dönük arşiv kayıtlarına da bakılabilir. Bu yeni bir dava değil. Yıllardır mücadele ediyorum ama sesim duyulmadı. Çok yoruldum. Bu şartlar altında yaşamamız mümkün değil. Ayakta kalmamız da mümkün değil. Bu haber için ‘yalan’ diyen herkesi evime davet ediyorum. Lütfen gelin, kızımı görün. Şu anda hayattan kopmuş durumda. Yatağa bağımlı yaşıyor. Şırıngayla besliyorum. 7 yaşında bir çocuk. Doktorlar üstün zekalı olabileceğini söylüyordu. Elimdeki resmi kızım çizmişti. Bir resim sergisi vardı. Acılarını resme dökmüştü. Bir çocuktan bahsediyoruz.
Kızım güneşi çok az güneş görebildi. Ben sürekli adliyelerde adalet ararken, o normal bir çocuk gibi yaşayamadı. Bana hep şunu soruyor: ‘Anne, biz de normal insanlar gibi yaşayabilecek miyiz?’ Şu anda konuşamıyor. İki aydır evimizde bir cenaze havası var. Çünkü hayatta tutunduğum tek dal kızımı da elimden aldılar. Şimdi insanlardan korkuyor. Hayvanlara şiddet uygulandığında nasıl korkup kaçarlarsa, benim kızım da öyle titriyor. Kaçamıyor ama korkudan donakalıyor. Bu çocuğu nasıl yeniden hayata bağlayacağımı bilmiyorum. Üç yıldır tedavi görüyordu ve olumlu sonuçlar alıyorduk. Ancak gördüğümüz baskılar yüzünden hayatımızı yaşayamaz hale geldik. Doktorlar, ‘Çocuğun hayata karşı umudu kalmamış’ dedi.
“Dosyaların hep üzeri kapatıldı”
Bunu yapan sapkının farklı suçlardan da kaydı var. Defalarca soruşturulmasına rağmen yine serbest kaldı. Dosyaların hep üzeri kapatıldı. Dosyalara müdahale edildiğini kendileri bana söylediler: ‘Bizim hakim, avukat kardeşlerimiz çok. İstediğin yere git, hiçbir şey olmaz’ dediler. Elimde ses kayıtları da var. Geçmişte sesimi duyurmaya çalıştığımda görüntülerim bile mahkeme kararıyla sildirildi. Programları satın alan, susturan insanlar bunlar. Kamuoyu destek oldu ama sesimi kesmek için programlar kaldırıldı. Kaldırılmayanlar ise para teklifleriyle susturuldu. O paralarla umre ziyaretleri yapıldı. Buna hakkımı helal etmiyorum. Küçük bir çocuğu ve bir kadını kendi pis işleriniz için harcadınız. Eğer beni programlara çıkarmasaydınız, ‘Destek olacağız’ demeseydiniz belki de bunlar yaşanmayacaktı. Ama fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek kolay oldu. Bugün hayatta kimsem yok. Annem, babam, kimse yok yanımda. Tek başıma mücadele ediyorum.”

