Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Nazlıaka Zeytinburnu sahilinde bulunan anne ve kızının cesedine ilişkin açıklama yaptı

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, dün gece Zeytinburnu sahilinde bulunan anne ve kızının cesedine ilişkin, “‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ demiştik. Eğer o çığlık duyulsaydı, bugün bir anne ve bir çocuk hayatta olacaktı. Şimdi soruyoruz: Bu haykırış neden duyulmadı? Bu tehditler neden ciddiye alınmadı?” ifadesini kullandı.

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, dün

(ANKARA) – CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, dün gece Zeytinburnu sahilinde bulunan anne ve kızının cesedine ilişkin, “‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ demiştik. Eğer o çığlık duyulsaydı, bugün bir anne ve bir çocuk hayatta olacaktı. Şimdi soruyoruz: Bu haykırış neden duyulmadı? Bu tehditler neden ciddiye alınmadı?” ifadesini kullandı.

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, dün gece Zeytinburnu sahilinde bulunan anne ve kızının cesedine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Nazlıaka, şunları kaydetti:

“‘Başıma bir şey gelirse intihar demeyin, biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. 5 Mayıs’a kadar hayatta kalacağımı düşünmüyorum’ demişti. Bugün o anne ve 7 yaşındaki çocuğu hayatta değil. Anadolu Adliyesi önünde günlerce nöbet tutmuştu. Hem kendisi hem de kızı için adalet istemişti. Ölüm tehdidi aldığını söylemiş, ‘Güvende değilim’ diye haykırmıştı. 2017 yılında cinsel saldırıya uğradığını, baskıyla faille evlendirildiğini anlatmıştı. Ardından kızının da 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığını söylemişti.

“Bu olayın üzeri örtülemez”

Doktor raporları vardı. Savcılık tutuklama talep etmişti. Ancak şüpheli serbest bırakıldı, tedbirler kaldırıldı, dosya kapatıldı. Adliye önünde şu sözleri kayda geçirmiştik: ‘Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse üzerinin intihar süsüyle örtülmesini istemiyorum.’ Bir anne korunamadı. Bir çocuk korunamadı. ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ demiştik. Eğer o çığlık duyulsaydı, bugün bir anne ve bir çocuk hayatta olacaktı. Şimdi soruyoruz, bu haykırış neden duyulmadı? Bu tehditler neden ciddiye alınmadı? Bu kadın ve bu çocuk neden korunmadı? Bu yalnızca bir dava dosyası değildir. Bu, kadınları ve çocukları korumakla yükümlü olanların ağır sorumluluğudur. Adalet sağlanmadığında bedelini en savunmasızlar ödüyor. Bu dosya kapanmayacak. Buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na soruyorum, ‘Sadece danışman göndermekle yetinerek sorumluluk yerine getirilmiş sayılabilir mi? Açık bir yaşam tehdidi varken etkin koruma neden sağlanmadı?’ Bu olayın üzeri örtülemez. Şeffaf, bağımsız ve etkin bir soruşturma yürütülmeli, ihmali ya da sorumluluğu bulunan herkes hesap vermelidir. Bu dosyanın takipçisi olacağız. Bu çığlık unutulmayacak.”