Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Kadınlar Zamları EPDK Önünde Protesto Etti… Nazlıaka: “Birileri Saray’da Ejder Meyveli Smoothie İçerken Halkı Kuru Ekmeğe Mahkum Ettiler”

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, akaryakıta ve doğalgaza yapılan zamları bir grup kadınla birlikte Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) önünde protesto etti. Nazlıaka, “Erdoğan döneminde iki Türkiye oluştu; biri vatandaşın Türkiye’si, diğeri Saray’ın Türkiye’si. Saray’ın Türkiye’sinde artan gıda fiyatlarına dair bir dert yok. Saray’ın Türkiye’sinde elektrik faturası derdi yok, doğal gaz faturası derdi yok, ulaşım maliyeti derdi yok. ‘Ben şimdi bayramda akrabamı nasıl ziyaret edeceğim’ kaygısı yok. Ama vatandaşın Türkiye’si, bambaşka bir Türkiye. Birileri Saray’da ejder meyveli smoothie içerken halkı kuru ekmeğe mahkum ettiler” dedi. Emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını belirten Gülseren Taçar ise “Ev kirası 8 bin lira, asgari ücret 11 bin lira. Nasıl geçinelim? Ay başını nasıl getirelim? Bize reva görülen bu zulmü istemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz, yeter artık. 8 bin liralık bir emekli maaşıyla ay başını getirmek mucize” diye konuştu.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, akaryakıta ve doğalgaza

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, akaryakıta ve doğalgaza yapılan zamları bir grup kadınla birlikte Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) önünde protesto etti. Nazlıaka, “Erdoğan döneminde iki Türkiye oluştu; biri vatandaşın Türkiye’si, diğeri Saray’ın Türkiye’si. Saray’ın Türkiye’sinde artan gıda fiyatlarına dair bir dert yok. Saray’ın Türkiye’sinde elektrik faturası derdi yok, doğal gaz faturası derdi yok, ulaşım maliyeti derdi yok. ‘Ben şimdi bayramda akrabamı nasıl ziyaret edeceğim’ kaygısı yok. Ama vatandaşın Türkiye’si, bambaşka bir Türkiye. Birileri Saray’da ejder meyveli smoothie içerken halkı kuru ekmeğe mahkum ettiler” dedi. Emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını belirten Gülseren Taçar ise “Ev kirası 8 bin lira, asgari ücret 11 bin lira. Nasıl geçinelim? Ay başını nasıl getirelim? Bize reva görülen bu zulmü istemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz, yeter artık. 8 bin liralık bir emekli maaşıyla ay başını getirmek mucize” diye konuştu.

Aylin Nazlıaka, bugün bir grup kadınla birlikte, akaryakıta ve doğal gaza yapılan zamları EPDK önünde protesto etmek istedi. Ancak polis, kadınların EPDK önünde açıklama yapmasına izin vermedi. Bir polis amiri, havanın çok sıcak olduğunu ve grubun güneşin altında kaldığı belirten Nazlıaka’ya, “Aynı sıcağın altındayız” diye yanıt verdi.

Nazlıaka, polisin EPDK önünde basın açıklaması yapmalarına izin vermemesini, “CHP Kadın Kolları olarak, yapılan zamlara protesto etmek amacıyla bugün buraya geldik. Ancak ne yazık ki 50 metre ötede basın açıklaması yapmamıza bile tahammül edemediler. O yüzden arkadaşlarımız, bu sıcakta yeniden yayın aracının kurulması için beklemek zorunda kaldı. Biz en yasal hakkımızı kullanıyoruz ama buna bile tahammül kalmamış durumdadır” diyerek eleştirdi.

Basın açıklamasını EPDK yakınında uygun bir yer seçilmesinin ardından yapabilen Nazlıaka, şunları söyledi:

“Akaryakıta gelen zamlar sonrasında 81 ilde il başkanımız, kadın kollarımız, gençlik kollarımız eş zamanlı basın açıklaması yapmıştı. ‘3 Y’yi yok edeceğiz’ diyen AKP döneminde, bırakın yoksulluğun, yasakların yok olmasını, 3 Z geldi; zam, zulüm, zindan. İşte artan bu zamlar ve adeta kısır döngüye dönüşmüş olan bu ekonomik yapı nedeniyle bizler de iğneden ipliğe gelen zamları protesto etmek istiyoruz.

“YOKSULLUK SINIRI ASGARİ ÜCRETİN 3 KATINDAN BİLE FAZLA”

Emeklilerin maaşına sadece yüzde 25 oranında artış yapılırken Erdoğan kendi maaşına yüzde 39 oranında artış yaptı. 100 bin lira olan maaşı 140 bin liraya çıktı. 86 milyon geçim derdi çekerken Erdoğan, şifa niyetine manda yoğurdu, kestane balı, yulaf ezmesi ve aynı zamanda Medine hurmasıyla bir tarif verdi. Bugün bir dul maaşı 5 bin 500 TL, asgari ücret 11 bin 402 TL, emekli maaşı 7 bin 500 TL. Oysaki Birleşik Metal İş’in yapmış olduğu araştırmaya göre, yoksulluk sınırı 36 bin liranın üzerinde. Açlık sınırı, haziran ayı verileriyle 10 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Ve yine rapora göre, sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 348 TL. Yoksulluk sınırı asgari ücretin üç katından bile fazla ve bugün Saray’ın bütçesinin 6 milyar 637 milyon olduğunu biliyoruz.

“SARAY’IN TÜRKİYE’SİNDE ARTAN GIDA FİYATLARINA DAİR BİR DERT YOK”

Bir yanda açlık ve sefalete mahkum olmuş olan milyonlar, diğer yanda ise Saray ve şürekası var. Erdoğan döneminde iki Türkiye oluştu; biri vatandaşın Türkiye’si, diğeri Saray’ın Türkiye’si. Saray’ın Türkiye’sinde artan gıda fiyatlarına dair bir dert yok. Saray’ın Türkiye’sinde elektrik faturası derdi yok, doğal gaz faturası derdi yok, ulaşım maliyeti derdi yok, ‘Ben şimdi bayramda akrabamı nasıl ziyaret edeceğim’ kaygısı yok. Ama vatandaşın Türkiye’si, bambaşka bir Türkiye. Birileri Saray’da ejder meyveli smoothie içerken halkı kuru ekmeğe mahkum ettiler. Bugün bir ekmek 7 lira olmuş durumda. Meclis’te bir arkadaşımız, ‘Halk aç, aç. Midesine kuru ekmek ancak gidiyor’ dediğinde bir AKP milletvekili, ‘O zaman aç değilmiş, midesine ekmek gidiyormuş’ diyebilmişti. Bu kadar halktan kopuk bir iktidar var ve bu iktidar, her geçen gün, derinleştirdiği bu ayrımcılığı, eşitsizliği zamlarla da taçlandırıyor.

“KADINLAR, ÇOCUKLARININ BESLENME ÇANTASINI DOLDURAMIYOR”

Şunu çok iyi biliyoruz; akaryakıta gelen zam demek, nakliye giderlerinin artması demek. Nakliye giderlerinin artması demek, gıda fiyatlarının artması demek. İşte o yüzden bugün bir zincir markete gittiğinizde en ucuz makarna 10 TL, bir zincir markete gittiğinizde en ucuz peynirin kilosu 151 TL, bebek bezi 152 lira, etin kilosu 300 lira. Artık vatandaşın Türkiye’sinde et yemek hayal bile değil. Kadınlar, çocuklarının beslenme çantasını dolduramıyor. İşte ülkemizin sürüklendiği tablo budur. Yani derin yoksullukla karşı karşıyayız. Kadınlar, bırakın ay sonunu getirmeyi, günün sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Üstelik kadınlara iş de yok. Çalışma hayatında, iş arayan her üç kadından sadece biri çalışabiliyor. Ortalama ücret, yüzde 60 oranında asgari ücret. ‘Ekonomistim’ diyen Erdoğan sayesinde tüm kadınlar ekonomist oldu, ev ekonomisini nasıl yöneteceğini artık çok iyi biliyorlar.

“BİZE REVA GÖRÜLEN BU ZULMÜ İSTEMİYORUZ, İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ”

Nazlıaka’dan sonra söz alan Gülseren Taçar, zamlarla birlikte yaşam koşullarının giderek kötüleştiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Ben, dar gelirli ve yoklukla mücadele eden bütün kadınların sesiyim. Eşim emekli, 8 bin lira maaş alıyor, onkoloji hastası ve 4 kişilik bir aileyiz. 8 bin liralık parayı eşimin sağlık giderlerine mi harcayayım, çocuklarımın zorunlu ihtiyaçlarına mı harcayayım? Geçinemiyoruz, yaz meyvelerini bile almak lüks oldu. Domatesi, salatalığı taneyle alıyoruz. Soğana, patatese ulaşmak ne mümkün. Yoksul insan ne yapsın? Ay başını nasıl getirelim? Ev kirası 8 bin lira, asgari ücret 11 bin lira. Nasıl geçinelim? Ay başını nasıl getirelim? Bize reva görülen bu zulmü istemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz, yeter artık. 8 bin liralık bir emekli maaşıyla ay başını getirmek mucize. Ay başını getiremiyorum, çocuğumun ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Evde bir işsiz gencim var, ona harçlık veremiyorum. Eti görmek mümkün değil, hayallerimizde eti görüyoruz. Bir kalıp peyniri iki gün tüketiyoruz. Yeter artık, duysunlar sesimizi yöneticiler. Birazcık empati istiyoruz. Bu zulmü bize reva görmesinler, insanca yaşamak istiyoruz.”

“KENDİSİNE YAPTIĞI ZAMMI, DUL VE YETİM OLAN BİR AİLEYE ÇOK GÖRÜYOR”

Dul ve yetim maaşıyla geçinmeye çalıştığını söyleyen Makbule Şık da şunları söyledi:

“Kendisine yaptığı zammı, dul ve yetim olan bir aileye, bir kadına çok görüyor. Benim engelli çocuğum var hem zihinsel hem bedensel. Bunun hesabını nasıl ödeyecek acaba kendileri? Bu zammı bana çok görüyor ya, ben kiracı insanım, üniversiteye gidecek bir çocuğum var. Ben ikisine bakamıyorum, çocuğum epilepsi. İlaç alamıyorum, alamadığım için çocuğum nöbet geçiriyor. Nöbet geçirmesi demek, benim çocuğumun hayattan kopması demek. Bunun vebalini kim ödeyecek?

Bana neden zam yapmıyor? Eşim vefat etti iş kazasında. Eşim de bu devlete, ülkeye hizmet etti ama ben onun karşılığını alamıyorum. İlaç bile alamıyorum. Dün hastaneye gittim, iki gün oldu ama ben hâlâ o ilacı alamadım. Herkese zam var da neden dul ve yetime yok?”

Ankara

ANKA Haber Ajansı