Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Hopa Belediye Meclisi Üyesi Bıyıklı: “Ülkemiz için en tehlikeli senaryo İran’ın kaosa sürüklenmesidir”

CHP’li Hopa Belediye Meclisi Üyesi Gökhan Bıyıklı, Orta Doğu’daki son gelişmelere değinirken, “Ülkemiz için en tehlikeli senaryo İran’ın kaosa sürüklenmesidir. Sınırımızdaki İran güvenlik, göç ve mezhep dengeleri açısından ciddi bir risktir. Gelişmiş devlet aklı şunu öngörür, ne teokratik bir rejimin adında durmak ne de emperyalist güçlerin taşeronu olmak. Laik, ulusal egemenliği esas alan bölge dengeleri gözetilmelidir. Bunu da muhalefetiyle iktidarıyla birlikte, ayrışmadan ve bölünmeden, tek bir bütün halinde hayata geçirmeliyiz” dedi. 

CHP'li Hopa Belediye Meclisi Üyesi Gökhan Bıyıklı, Orta Doğu’daki son

Uğur İstanbullu

(ARTVİN) – CHP’li Hopa Belediye Meclisi Üyesi Gökhan Bıyıklı, Orta Doğu’daki son gelişmelere değinirken, “Ülkemiz için en tehlikeli senaryo İran’ın kaosa sürüklenmesidir. Sınırımızdaki İran güvenlik, göç ve mezhep dengeleri açısından ciddi bir risktir. Gelişmiş devlet aklı şunu öngörür, ne teokratik bir rejimin adında durmak ne de emperyalist güçlerin taşeronu olmak. Laik, ulusal egemenliği esas alan bölge dengeleri gözetilmelidir. Bunu da muhalefetiyle iktidarıyla birlikte, ayrışmadan ve bölünmeden, tek bir bütün halinde hayata geçirmeliyiz” dedi.

Hopa Belediye Meclisi ayın ilk toplantısını yaptı. CHP’li Meclis Üyesi Gökhan Bıyıklı, burada yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail’in eş zamanlı saldırıyla Körfez’de yeni bir savaş daha çıkardıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu saldırı, benzer işgal ve saldırılardan daha radikal, daha tehlikeli ve daha kapsamlıdır. ABD, İsrail ve İran sahadadır. Körfez ülkeleri diken üstündedir. Tüm bu olup bitenleri anlayabilmek için biraz geriye gitmemiz gerekiyor. 1979’da Pehlevi’nin monarşiyle yürüttüğü yönetimi, halkın öfkesini arkasına alarak deviren Humeyni rejimiyle süreç başladı. Evet, monarşi devrildi ancak yerine laik, çoğulcu ve demokratik bir cumhuriyet gelmedi. Ancak ABD ve İsrail’in müdahale sebepleri asla bunlar değildir. İran’ın nükleer silah hedefine çok yaklaşması, İsrail’e yönelik tehdit algısı, enerji koridorlarına hâkimiyet, bölgede güçler dengesi ve Devrim Muhafızları’nın bölgesel bir güç hâline gelmesi bu saldırılara zemin hazırlamıştır. Orta Doğu’yu onlarca yıl kan gölüne çeviren yayılmacı güçler, şimdi yeni bir cephe daha açmıştır. Filistin’le başlayıp Irak, Suriye, Libya, Lübnan ve Yemen’de yaşananların bir benzeriyle karşı karşıyayız.

Atlantik ötesinden gelen ‘turist devlet’ bölgedeki işbirlikçileriyle ulus devletleri parçalayarak enerji ve ticaret koridoruna hakim olmak, yeryüzü ve yer altı kaynaklarını ele geçirmek ve koşulsuz hakimiyet telaşında. Trump jeostratejik emellerinin yanı sıra 7-8 ay sonra gelecek ara seçimlerin de endişesini yaşıyor olsa gerek ki bundan bir başarı öyküsü çıkarıp sandığa bu rütbe ile girme hesabı peşinde. Elde edeceği muhtemel başarının belki adının sıkça geçtiği Epstein Davası’nı unutturabileceğini de hesaplamakta.

“Laik, ulusal egemenliği esas alan bölge dengeleri öncelenmelidir”

Gelelim ülkemiz için en tehlikeli senaryo İran’ın kaosa sürüklenmesidir. Sınırımızdaki İran güvenlik, göç ve mezhep dengeleri açısından ciddi bir risktir. Gelişmiş devlet aklı şunu öngörür, ne teokratik bir rejimin adında durmak ne de emperyalist güçlerin taşeron olmak. Laik, ulusal egemenliği esas alan bölge dengeleri öncelenmelidir. Bunu da muhalefetiyle iktidarıyla birlikte, ayrışmadan ve bölünmeden, tek bir bütün halinde hayata geçirmeliyiz. Sözlerimi Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle sözüyle kapatmak istiyorum, ‘Yurtta barış, dünyada barış.'”