Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Gökçen: “İktidarın korktuğu itirazın, dayanışmanın kendisidir”

“Cumhurbaşkanına hakeret” iddiasıyla yargılanan tutuklu 4 gencin duruşması öncesinde İzmir Adliyesi önünde açıklama yapıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, gençlerin attıkları sloganlar ve eleştirileri nedeniyle tutuklu olduğunu belirterek, “İktidarın korktuğu bu itirazın, dayanışmanın kendisidir” dedi.

"Cumhurbaşkanına hakeret" iddiasıyla yargılanan tutuklu 4 gencin duruşması öncesinde İzmir

(İZMİR) – “Cumhurbaşkanına hakeret” iddiasıyla yargılanan tutuklu 4 gencin duruşması öncesinde İzmir Adliyesi önünde açıklama yapıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, gençlerin attıkları sloganlar ve eleştirileri nedeniyle tutuklu olduğunu belirterek, “İktidarın korktuğu bu itirazın, dayanışmanın kendisidir” dedi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklu bulunan 4 gencin yargılandığı davanın duruşması öncesi İzmir Adliyesi önünde bir araya gelen siyasi parti temsilcileri basın açıklaması yaptı. “Özgürlük yürüyüşümüz devam ediyor. Hepimiz oradaydık” yazılı pankartın açıldığı açıklamada konuşan CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, gençlerin slogan attıkları gerekçesiyle tutuklu bulunduğunu belirterek tahliye talebinde bulundu.

Gökçe Gökçen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün dört tutuklu genç arkadaşımızın ve yargılanan gençlerin yanlarında olmak için buradayız. Bizler de Cumhuriyet Halk Partisi olarak, başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve tutuklandığı, ancak sadece onunla kalmayıp gençlerin de direnişinin tarihe geçtiği 19 Mart darbe sürecinde sokağa çıkan, barışçıl gösteri hakkını kullanan, itiraz hakkını kullanan gençlerin, aradan aylar geçmesine rağmen sloganları sebebiyle önce gözaltına alındıkları, sonra da tutuklandığı bir süreç yaşadık. Bugün hâlâ aralık ayında tutuklanmış olan dört genç tutuklu ve bugün duruşması görülecek.

Arkadaşlar, sadece ve sadece attıkları sloganlardan dolayı tutuklular. Sadece ve sadece itiraz ettikleri için, Erdoğan’ı eleştirdikleri için tutuklular. Ve barışçıl gösteri haklarını kullandıkları için tutuklular. Aslında bu düzene itiraz ettikleri için ve her söylenene ‘evet’ demedikleri için bugün özgürlüklerinden mahrumlar. Şunu hatırlatmak isterim ki; gençlerin, gazetecilerin sıradan gözaltına alındığı, tutuklandığı, birileri serbest kaldıktan sonra üstelik yatarı olmayan suçlardan tutuklamaların artık bir kural hâline geldiği, sıradan bir iş hâline geldiği bir düzende aslında iktidarın korktuğu tam da bu itirazın kendisi, dayanışmanın kendisidir. Çünkü bizler ne kadar bütün baskılara rağmen cesaretle sesimizi yükseltmeye devam edersek, işte o zaman zaten sesimize, siyasetimize karşı siyasetini ortaya koyamayanlar; itirazımıza, eleştirilerimize karşı cevap veremeyenler, bizleri sürekli mahkeme önlerinde arkadaşlarımıza destek olmak üzere dayanışma göstermek üzere toplanır ve mahkemelerde siyaset yapar pozisyonu çekmeye çalışıyorlar. Ancak bizler bütün bunlara rağmen hem itirazlarımızı yükseltmeye devam edeceğiz hem de çok daha güzel günler için siyaset yapmaya devam edeceğiz, korkusuzca.

Bugün umuyorum ki bu dört arkadaşımızın özgürlüğe kavuştuğu gün olacak. Tahliyelerini bekliyoruz arkadaşlarımızın. Ve yargılanan gençlerden de artık yargı sopasının çekilmesini istiyoruz. 19 Mart sürecinde tutuklanan gençler de gözaltına alınan gençler de gözaltına alınırken şiddete uğrayan bütün gençler de ve sonra tutukluluk sürecinde takip ettiğimiz üzere hem baskıya uğrayanlar, hem cezaevi sürecinde aileleri mağdur olanlar, hem 19 Mart eylemlerine katıldığı için yurtlarından atılanlar, bursları kesilenler ve bunun gibi baskılara uğrayan bütün gençler; hiç kimse yalnız değildir.

Taşkın: “Dikbaşlı güzel çocuklarını harcayan ülkeler iflah olmaz”

CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ise şunları söyledi:

“Ben bu dört genç arkadaşımızı ziyaret ettim. Pırlanta gibi dört tane arkadaşımızla karşılaştım. Hiç şaşırdım mı? Hayır. 19 Mart sürecinde ben Silivri’de tutuklanan arkadaşları ziyaret etmiştim. Pırlanta gibi gençlerdi. Daha sonra ailelerini aradım. Bu arkadaşlarımız 14 kişilik koğuşlarda 45-47 kişi kalıyor. Ve tabii ki orada bu toplumun ürettiği eşitsizlikleri birebir yaşıyorlar. Neden? Çünkü cezaevleri yoksul insanlarla dolu ve bu gençlerimiz orada da öğrenmeye devam ediyor. Oradan çıktıklarında da mücadelesini verdikleri değerlere saygılı olacaklar, sarılacaklar. İki tane yöntem var; birisi dinlemek ve saygı göstermek. Dün Boğaziçi Üniversitesi’nde Genel Başkanımızla beraber oradaydık, bunu yaptık. Gençler konuştular, müzik yaptılar, anlamaya çalıştık, saygı gösterdik. Diğer yöntem de bu şekilde baskı altında tutmak. Ben dilerdim ki Cumhurbaşkanı kendisi, 100 binin üzerinde hakaret davası açtığı insanlardan bir kısmıyla hayal ediyorum bu dört genç de bir masanın etrafında buluşsaydı da sohbet etseydi, belki o zaman düşünürdü. Bilmiyorum. Çok mu hayalciyim? Bugün Ege Üniversitesi’nin KYK yurdunda en temel anayasal haklarını kullanarak dinlenmek, anlaşılmak isteyen gençlere de saygı gösteriyorum burada. O arkadaşlarımızı lütfen kriminalize etmesinler. Buradan yetkililere şunu da hatırlatıyorum: Sizin göreviniz sosyal devlet gereği, anayasal göreviniz bu gençlerin barınma hakkını sağlamaktır. Onları derdest edip tutuklamak değildir. Onlara da uyarıyorum: Gençlere saygılı olun. Dikbaşlı güzel çocuklarını harcayan ülkeler iflah olmaz, diyorum.”

Konukçu: “Mücadele etmeye devam edeceğiz”

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da şunları dile getirdi:

“19 Mart sürecinde hatırlayalım: Seçme ve seçilme hakkının gaspına yönelik, ‘yaptım oldu’ zihniyetiyle, uydurma gerekçelerle siyasi rakibini bertaraf etmek için yapılan bir operasyona, operasyonlar silsilesine karşı tüm insanlar, siyasi aidiyetleri fark etmeksizin, duyarlı olan, demokrasiden yana olan, hukuktan, adaletten yana olan en başta gençler sokakları doldurdular. O gençler bizim gururumuzdur, onurumuzdur. O gençlerden birini yakından tanıdığım için, diğerleri de çok benzer özelliklerde eminim ki, o yüzden kısaca bahsetmek isterim.

Berdan, 6 Şubat deprem sürecinde ilk günden itibaren aylarca orada depremzedelerle dayanışma içinde olmuş. Arkadaşlarının, ailesinin ‘Artık gel, yoruldun’ demesine rağmen, ‘Burada yapacak çok iş var’ diyerek oradan ayrılmamakta inat etmiş bir arkadaşımız. Sadece kendi geleceğine değil, toplumsal sorumluluklarının da bilincinde olarak hareket eden bir arkadaşımız. Bütün gençler aynı özellikleri taşıyorlar.

Bu binlerce genç, aynı zamanda ‘Hepimiz oradaydık’ diyen bütün arkadaşlarımız; bizler de tekrar ve tekrar ifade edelim: Kurmak istediğiniz talan, soygun düzenini kuramayacaksınız. Buna izin vermeyeceğiz. En başta gençler, kadınlar, emekçiler izin vermeyecekler. Umudu elimizden almak istiyorsunuz. Bizi umutsuzluk çukurunda, gençleri geleceksizlik çukurunda bertaraf etmek istiyorsunuz. Ama buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Geleceğimize de sahip çıkacağız. Umudumuzu da bırakmayacağız. Ve gençler şunu net bir şekilde ifade ediyorlar, ben de buradan söylemek isterim: Bu gençler ne sizin köleniz, kulunuz olacaklar ne de bu sermaye düzeninin kölesi olacaklar. Size kul köle olmayan gençlikle birlikte hep beraber geleceğimize de sahip çıkacağız, ülkemizin geleceğine de sahip çıkacağız. Açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ettiğiniz milyonlar için, geleceğini tamamen karartmaya çalıştığınız gençler için, her gün katledilen kadınlar için birlikte olmaya, hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz.”