Haber: İleyda ÖZMEN / Kamera: Dursun ALKAYA
(MERSİN)- Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, ‘Belediyeler kendine vazife olmayan işlerle uğraşıyorlar’ dedi. Ama biz görmezden gelemeyiz. Yani bizim kapımıza gelen ‘Ben açım, ısınamıyorum, hastayım, sağlığım bozuldu ya da kiramı ödeyemiyorum ya da çiftçi, ben buraya ekim yapamıyorum, kaynağım yok veya çocuğumu kreşe gönderemiyorum, bir gıda almakta zorlanıyorum’ diyen insanlara biz kayıtsız kalabilir miyiz? Belediyeler yereldeki en güçlü siyasi örgütlenmedir. Siyasi kurumsal örgütlenme belediyelerdir. Kayıtsız kalamaz böyle konulara. O yüzden bu doğru bir yaklaşım değil. Devlet merkezi hükümet ve yerel yönetimleriyle bir bütündür. Onun da yapacakları var bizim de yapacaklarımız var. Bunlar ortadayken bu yaklaşım da doğru değil” dedi.
CHP’li büyükşehir belediye başkanları toplantısı, Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek başkanlığında ve Mersin Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Mersin’de yapılıyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, toplantıya dair ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Aras şöyle konuştu:
“Toplantı daha önceki dönemde de yapılagelen bir toplantıydı ama bu İstanbul’da yaşadığımız olaylar, Türkiye’nin genelinde yaşadığımız olaylar da biraz ara verilmişti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilimizin ev sahipliğinde tekrar bu toplantımızı, bu dönemin ilk toplantısını Mersin’de yapıyoruz. Kendisine çok teşekkür ediyoruz Vahap Seçer Başkanımıza. Gerçekten bizi çok güzel ağırlıyor. Cennet Mersin’imizde güzel Mersin’imizde şu anda bütün CHP’li belediye başkanlarımız, büyükşehir belediye başkanlarımız bir araya geldi biz hem bir araya gelme fırsatı bulduk hem de tabii ki burada deneyim paylaşıyoruz. Ulusal ve global siyasi gelişmeleri konuşuyoruz. Belediyelerimizin içinde bulunduğu sorunları masaya yatırıyoruz. Çözüm önerilerini burada tartışıyoruz. Çok faydalı bir toplantı olduğunu ifade edebilirim.
“Bakanlığımızın ve DSİ’nin yeni barajlar yapma konusunda ciddi bir çalışma yapması gerekiyor”
Bizler yerel yöneticileriz. Kentlerimizin özellikle altyapısında, üst yapısında, belediyelerin kendi görev ve yetki alanlarında tabii ki çok çalışıyoruz, çalışmak zorundayız. Ama aynı zamanda siyasi birer de aktörüz ve ülkenin de kentlerimizin de gidişatı hakkında da fikirlerimizi açıkça beyan etmek gerekiyor. Özellikle kentlerimizin ihtiyaçları, eksikleri, sorunları konusunda da bu toplantı bize çok büyük bir katkı sağlıyor. Çünkü İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi metropoller ve bir taraftan bizim büyükşehirlerimiz bir araya geliyoruz ve sorunlara ortak çözümler arıyoruz. Genel konu kuraklık ve su meselesi konusu, şu anda önümüzdeki en önemli gündem maddesi. Burada malum Ankara’nın yaşadığı bir süreç var. O konuda tabii ki konuşuldu. Bizim de Muğla’mızın da aynı şekilde problemleri var. Tekirdağ’ın da var, Bursa’nın da var bugün aynı problemleri. Burada önemli olan kamu kurum kuruluşlarıyla, işte Tarım Bakanlığımız, Devlet Su İşlerimiz ve büyükşehir belediyelerimiz veya il yönetimleri kesinlikle bir araya gelip bu soruna ortak bir çözüm bulmalı. Yani görev senin benim diye bu konuyu bu şekilde ajite etmemeliyiz. Çünkü bu hayati bir mesele. Yani su meselesi insan sağlığı meselesi ve hayati meseledir. İnsan vücudunun yüzde 70’i sudan oluşuyor. Eğer su olmazsa zaten yaşam da olmaz. O yüzden bu meselenin siyasi bir polemik haline getirilmesini hiç doğru bulmuyoruz. Bir an önce herkes bütün gücüyle ki hükümetimiz Tarım Bakanlığı Devlet Su İşleri bize su kaynaklarını tesis edip suyu halkımızla buluşturabilmemiz için bize tahsis etmekte de sorumlu ve tabii ki yükümlü. Özellikle Bakanlığımızın ve DSİ’nin yeni barajlar yapma konusunda ciddi bir çalışma yapması gerekiyor.
“Cevdet Yılmaz’ın yaklaşımı doğru bir yaklaşım değil”
Bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, ‘Belediyeler kendine vazife olmayan işlerle uğraşıyorlar’ dedi. Ama biz görmezden gelemeyiz. Yani bizim kapımıza gelen ‘Ben açım, ısınamıyorum, hastayım, sağlığım bozuldu ya da kiramı ödeyemiyorum ya da çiftçi, ben buraya ekim yapamıyorum, kaynağım yok veya çocuğumu kreşe gönderemiyorum, bir gıda almakta zorlanıyorum’ diyen insanlara biz kayıtsız kalabilir miyiz? Belediyeler yereldeki en güçlü siyasi örgütlenmedir. Siyasi kurumsal örgütlenme belediyelerdir. Kayıtsız kalamaz böyle konulara. O yüzden bu doğru bir yaklaşım değil. Devlet merkezi hükümet ve yerel yönetimleriyle bir bütündür. Onun da yapacakları var bizim de yapacaklarımız var. Bunlar ortadayken bu yaklaşım da doğru değil. Bunun da sebebini tabii ki biliyoruz. Bunun sebebi de CHP’li belediyelerin sosyal yardımlarda veya bu türlü uygulamalarda başarılı olması ve bunun da partinin oyuna ve yerel yönetimlerin güçlenmesine sebep oldu. O yüzden görüyorlar ki önünde bir tehdit var. Ve bunları da bir an önce diyorlar elindeki yetkiyi alarak etkisizleştiriyor. Niyet bu. Bugün CHP’li belediyeler gerçekten başarılı işler yapıyorlar. Halkla bütünleştiler iç içeler. Samimiyiz, halkımız da bunu görüyor ve bir şekilde destek veriyor oy veriyor. Bugün Türkiye’nin yüzde 65’ini yönetiyoruz. İlk seçimde belki yüzde 70’in üzerinde bir nüfusu yönetme yetkisi verecek ve ilk genel seçimde de iktidarı verecek bu sayede ama bunu tabii ki gören şu andaki iktidar, o da kendi siyasi hedefleri doğrultusunda bizleri etkisizleştirmek için her türlü enstrümanı kullanmak istiyor. Büyük bir mücadele içerisindeyiz ama umutluyuz. Umudu hep yüksek tutacağız. Ülkemizin geleceği aydınlıktır. Umudumuz ve moralimizi iyi tutmak zorundayız. Çünkü moralsiz, umutsuz bir ülke hiç kimseye fayda getirmez.”

