(TBMM) – CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, “Boğaziçi Üniversitesi uzun bir süredir bir operasyon sahası haline getirilmiştir. Ama en son yaşananlarla birlikte Boğaziçi açık hava hapishanesine dönüştürülmüş durumda. Boğaziçi’ndeki o kelepçeler elbet bir gün sökülecek ama sizin bu baskıcı, tutarsız ve liyakatsiz yönetiminiz tarihin utanç sayfalarında kalacak.” dedi.
Bankoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlara ilişkin açıklamada bulundu. Bankoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün bu kürsüden bir geleneğin, bir hafızanın ve Türkiye’nin dünya çapındaki üniversitesinin nasıl sistematik bir şekilde infaz edildiğini anlatacağım. Boğaziçi Üniversitesi uzun bir süredir bir operasyon sahası haline getirilmiştir. Ama en son yaşananlarla birlikte Boğaziçi açık hava hapishanesine dönüştürülmüş durumda. Bu öyle bir zihniyet ki üniversiteyi binadan, öğrenciyi ise itaat etmesi gereken tebaadan ibaret sanıyor. Kampüs kapısına kelepçe vuran, bahçeye TOMA yığan, onlarca yıllık kulüpleri bir gece yarısı operasyonuyla kapı dışarı eden, kendi öğrencisinden korkan, kendi hocasına sırtını dönen bu kayyum rejimi, o koltukta üniversiteyi temsil etmek için değil, Saray’ın biat projesini yürütmek için oturmaktadır.
Bugünlerde kapısında kelepçe, bahçesinde TOMA ve sivil polislerin kol gezdiği bir yerden bahsediyoruz. Neden? Çünkü üniversitenin tarihi kulüpleri kampüs dışına çıkarılsın, kulüp kültürü, tarihi, orada okuyan öğrencilerin kolektif hafızası silinsin isteniyor. Öğrenciler direnince resmen OHAL ilan ettiniz. Dünyanın hangi saygın üniversitesinde, rektör dediğiniz kişi kampüse polis ordusu eşliğinde, adeta bir işgal komutanı gibi girer? Hangi ülkede, öğrenci kendi okulunun bahçesinde kendi kulüp odasında işgalci muamelesi görür? Geçtiğimiz hafta Erdoğan, bir toprağı fetheder gibi üniversiteye girdi. Sırf Erdoğan gelecek diye öğrencileri almadınız, hocaları okula almadınız, uzaktan ders diye bir garabet çıkardınız, yurtları boşalttınız.
“Direnen tüm akademisyenlere ve öğrencilere selam olsun”
Sizin kurmak istediğiniz düzenin adı bellidir: Öğrencisiz üniversite, halksız demokrasi… Ama burası Boğaziçi! Sizin süpermarket gibi açtığınız apartman üniversitelerinden biri değil. 50 yıllık, 60 yıllık kulüplerini, bir gecede kapılarına kilit vurarak, eşyalarını sokağa atarak yok edemezsiniz. O kulüp odalarından attığınız sadece masa sandalye değil; bu ülkenin çok sesli kültürüdür, dayanışma ruhudur, özgür düşüncesidir.
Gençlerin üzerine biber gazı sıkarak, gözaltına alarak, onları yerlerde sürükleyerek, onlara terörist yaftası yapıştırarak bir yere varamazsınız. Bir rektör düşünün ki; öğrencisinden korktuğu için makam odasının camlarını demir parmaklıklarla çevirtmiş. Bilim yuvası mı yönetiyorsunuz yoksa hapishane mi? Saray ve onun Kayyum Rektörü iyi bilsin: Boğaziçi Üniversitesi bir bina yığını değildir. O üniversitenin kültürü, liyakatle ve özgürlükle örülmüştür. Siz oraya istediğiniz kadar sadık memur atayın; özgür gençler size asla boyun eğmeyecek.
Tarih, bu kürsülerden demokrasi mavalları okuyup, üniversiteleri açık cezaevine çevirenleri asla affetmeyecektir. Biz, o öğrencilerin yanındayız. Biz, o hocaların yanındayız. Biz, liyakatin ve özgür düşüncenin yanındayız. Üniversiteler, sizin atadığınız memurların değil; o kampüste sabahlayan, sorgulayan, üreten öğrencilerin ve hocaların evidir. Boğaziçi’ndeki o kelepçeler elbet bir gün sökülecek ama sizin bu baskıcı, tutarsız ve liyakatsiz yönetiminiz tarihin utanç sayfalarında kalacak. Buradan eğitimi aksatmadan barışçıl bir şekilde kayyum rejimine karşı direnen tüm akademisyenlere ve öğrencilere selam olsun.”

