Haber: Fatih ÖZKILINÇ / Kamera: Kerim UĞUR
(İZMİR) – CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, eski Teğmen Ebru Eroğlu’nun, mezuniyet törenindeki yemininin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihracının iptaline ilişkin davanın reddini değerlendirirken, “İlk derece mahkemede Teğmen Ebru için olumsuz netice çıktı ama bu istinafa götürülecek. Bunun itiraz yolu açık. Adli sürece fazla müdahale etmek, adli sürece dâhil olmak istemiyoruz ama bu konuda kesinlikle teğmenlere bir haksızlık yapıldığını bir kere daha ifade ediyoruz. Bu sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Bağcıoğlu, ANKA Haber Ajansı Ege Bölge Temsilciliği’ni ziyaret etti. Bağcıoğlu, ziyaret sırasında savunma sanayi ve güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’de savunma sanayinin son dönemde ivme kazandığını belirten Bağcıoğlu, “Ama bunun elbette defalarca vurguladığımız şekilde 1970’ten, özellikle TUSAŞ’ın kurulmasıyla birlikte tüm cumhuriyet hükümetlerinin vergilerini ve bağışlarını yapan, maddi kaynak sağlayan Türk milletinin ve harekât konseptlerini belirleyen bu projelerin Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin büyük emeği olduğunu biliyoruz. Biz bugünün başarılarına gurur duyarken geçmişe de vefa ve şükran göstermek durumundayız. Coğrafyamızdaki savaşlardan Türkiye’nin alması gereken çok önemli dersler var. En önemlisi herkesin konuştuğu, herkesin bildiği hava gücü ve hava savunma. Maalesef Türkiye son 22 yıldır sadece 30 tane F-16 muharip uçak envanterine dâhil etti. Son 14 yıldır alınan uçak yok. En son uçak 14 yıl önce 30 tane F-16” dedi.
“S-400’ler niye şu anda kullanılmıyor?”
Bağcıoğlu, hava gücü ve savunma sistemleri kapsamında yürütülen projeler ile tedarik süreçlerine ilişkin de şunları söyledi:
“Eurofighter Typhoonlar tedarik edilmeye çalışılıyor. Sıfır uçaklar, yeni inşa edilen, yeni imal edilen uçaklar İngiltere’den alınacak. Katar ve Umman’dan alınma durumu vardı. Umut ediyoruz bu kriz bunu engellemez ve bir an önce bu ara çözüm olarak bu uçaklar alınabilir Katar’dan ve Umman’dan. Bunun dışında Kaan, her zaman ifade ettiğimiz teknolojik ve harekât bağımsızlığımızın sembolü semalarda. Kaan’ın milli motorunun geliştirilmesi, bir an önce envantere girmesi, ki bu da herhalde 2032-2034’ü bulacak, burada akla hemen S-400 geliyor hava savunma sistemi olarak. S-400 şu anda Millî Savunma Bakanımızın da belirttiği gibi harekâta hazır ama Türkiye’nin mevcut sistemine şu anda entegre edilemiyor. Kendi başına ‘stand alone’ olarak kullanılmak durumunda. Bu da harekât kabiliyetini düşürüyor. Şimdi S-400’ler çok büyük ihtiyaçsa, çok büyük acil harekât ihtiyacıysa, CAATSA’yı göze alarak aldıysak niye şu anda kullanılmıyor, kullanılmıyorsa neden alındı gibi bir ikilem var şu anda. Bu da ayrı bir sıkıntı olarak ortaya çıkıyor. Çevremizdeki ülkeler onlarca yıldır entegre hava savunma sistemlerini dizayn etmişken, bunları üretmişken, yürürlüğe koymuşken, kullanırken biz ancak münferit gelişmeler olsa da HİSAR, SİPER gibi millî projeler, entegre sistemi 2024 yılında Çelik Kubbe’yi başlattık. Bu da büyük bir gecikme.”
“Devam eden 3 bin 500 tane savunma projesi önceliklendirilsin”
Savunma projelerinde yaşanan gecikmeler ve teknolojik eksikliklere dikkat çekerek iktidara çağrıda bulunan Bağcıoğlu, “Millî hava savunma fırkateyni veya muhribi durumu var. Bu 20 yıldır, 23 yıldır gündeme getirilen bir konu ama 2024 yılında belli bir seviyeye gelmiş olmasına rağmen elektronik sistemleri, hava savunma füzeleri… 2024 yılında ancak proje başlatıldı. Bu konuları mutlaka söylememiz lazım. Bu zafiyetleri gündeme getirmemiz lazım. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personeli kahramanca, fedakârca görev yapıyor. Ama teknolojik yetersizlikler kimi zaman bu Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin yaptığı fedakârlıkların önüne geçebilir. Burada esas iş iktidara düşüyor. İktidara sesleniyoruz. Şu anda devam eden 3 bin 500 tane savunma projesi var. Bunlar önceliklendirilsin, projelere kaynak ayrılsın, bunlar hızlandırılsın. Hava gücünün ne kadar önemli olduğu ve hava gücünün şu anda ihtiyaç olduğu ortada. Bugünün gururunu yaşarken ama zafiyetleri eleştirirken geçmişe de vefa göstermek durumundayız” ifadelerini kullandı.
“F-35 sadece buz dağının görünen yüzü”
Bağcıoğlu, ABD ile yürütülen savunma projelerine ve yaptırımların etkilerine ilişkin ise şunları kaydetti:
“Amerika’dan iki tane proje var; F-35 ve F-16 Blok 70. Sayın Cumhurbaşkanının Amerika ziyaretinde bunlar gündeme geldi, çok olumlu ve iyimser hava yaratıldı. Şu anda bir gelişme yok. F-35’ler CAATSA yaptırımına tabi. F-16 Blok 70’lerde de herhalde maddi konularda bir anlaşmazlık var. Bu CAATSA yaptırımları sadece F-35 değil. CAATSA yaptırımları S-400 alınmasıyla birlikte, bırakın 2,5 milyar doları, entegre edemediğimiz bir sistemi kullanamamayı, bunlar sadece F-35’te sınırlı kalmadı. F-35 sadece buz dağının görünen yüzü. Bu CAATSA yaptırımları nedeniyle Kaan’ın motorlarını alamıyoruz ilk 80 grubun, Türk millî motoru yetişene kadar. Bunu Dışişleri Bakanı açıkladı. Bu S-400’ün alımının şu anda büyük bir öz eleştiri yapılıp siyasi iktidarın bunun sorumluluğunu alması lazım.”
“Kesinlikle teğmenlere bir haksızlık yapıldı”
Bağcıoğlu, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde yaşanan ve teğmenlerin ihracıyla sonuçlanan sürece ilişkin yargı süreçleri ve son olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Ebru Eroğlu’nun, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin de şunları söyledi:
“Biz sürecin başından itibaren Sayın Genel Başkanımız da dâhil olmak üzere sürece bir siyasi müdahale olduğu izlenimini vermemek için çok dikkatli davrandık. Ama şunu belirttik, yıllardır devam eden bir ritüel bu. Kılıç çatma olayı Türk Silahlı Kuvvetleri’de yıllardır devam eden bir uygulama. Mustafa Kemal’in askerleri, Kemal’in askerleri, Kurtuluş Savaşı’nda başlayan, Kurtuluş Savaşı’nda gündeme gelen bir şey. Hatırlayın, bir köyde köylüler otururken karşıdan gelen Türk askerlerine ‘Kemal’in askerleri’ dediler. Bu, Türk toplum tarafından benimsenmiş bir ifade. Bunun yanında teğmenlerin o mutluluk ve coşku içerisinde Harp Okulu’ndan mezuniyet sırasında ebedî başkomutanlarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duymalarından, bağlılıklarını ifade etmelerinden daha doğal ne olabilir? Biz bunu hep vurguladık. Tören bittikten sonra bu işlemin yapıldığını, törenin düzenini ve insicamını bozmadığını, dolayısıyla bir emre itaatsizlik oluşturmayacağını belirttik. Ama bunları söylerken, yargı sürecine intikal ettiği için adli sürece de saygılı olduğumuzu, adli sürecin kararını hakkaniyetli, hukukun üstünlüğüne dayanan bir karar verilmesini beklediğimizi ifade ettik.
İlk derece mahkemede Teğmen Ebru için olumsuz netice çıktı ama bu istinafa götürülecek. Bunun itiraz yolu açık. Adli sürece fazla müdahale etmek, adli sürece dâhil olmak istemiyoruz ama bu konuda kesinlikle teğmenlere bir haksızlık yapıldığını bir kere daha ifade ediyoruz. Bu sürecin takipçisi olacağız. İhtiyaç olduğu takdirde bütün hukuki ve diğer işlemlerde destek vermeye devam edeceğiz.”

