Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Bağcıoğlu: Askerî sağlık sistemi aylardır oyalanıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Manisa’da katıldığı panelde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısı, personel sistemi, savunma sanayi, S-400 ve askerî sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak mevcut uygulamaları eleştirdi, çözüm önerilerini sıraladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Manisa’da katıldığı panelde Türk

(MANİSA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Manisa’da katıldığı panelde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısı, personel sistemi, savunma sanayi, S-400 ve askerî sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak mevcut uygulamaları eleştirdi, çözüm önerilerini sıraladı.

CHP Millî Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Manisa Kurtuluş Müzesi’nde düzenlenen Millî Savunma Politikaları Paneli’nde konuştu.

Konuşmasının başlangıcında parti programının çerçevesini anlatan Bağcıoğlu, millî savunma alanında kapsamlı bir yaklaşım benimsediklerini belirterek “Biz parti programında millî savunma konularında biraz daha taahhüt edici konulara da girdik. Çünkü halkın beklentisi bu konuda çok fazla. Çünkü güvenlik alanında çok büyük sıkıntılar var. Eğitimden tutun yargıya, askerî yargıya, askerî sağlık sistemine…” dedi.

CHP’nin millî savunma politikalarını yedi başlık altında sıralayan Bağcıoğlu, “Bunlardan ilki, siyaset dışı bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin oluşturulması. Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki siyasi etkinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasallaştırılmasının engellenmesi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, sivil otoritenin anayasada belirtilen esaslar çerçevesinde elbette emrinde olacağı ama kurumsal özelliğinin sağlandığı, liyakat ve cumhuriyetin temel değerlerine sadakatin sağlandığı bir yapıya kavuşturulması. İkincisi, bir slogan olarak söyleyeceğim bunu: Barışta caydıran, savaşta kazanan Türk Silahlı Kuvvetleri hüviyetinin, karakterinin, özelliğinin idame edilmesi. Kütahya Aslıhanlar Muharebesi’ni saymazsanız, Kurtuluş Savaşı’nın başladığı muharebelerden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri herhangi bir savaş, muharebe harekât kaybetmemiştir. Şu anda Türk milletinin emrinde, Türk milleti için görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedî başkomutanlığında muzaffer bir Türk Silahlı Kuvvetleridir. Kimseye yenilmemiştir ve bu vasfının biz daha da ileri götürülmesini sağlayacağımızı taahhüt ediyoruz. Üçüncü olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde personel temin, eğitim, atama, terfi ve emeklilik beş safha bu süreçlerde objektif kriterlerin, başta anayasa olmak üzere yasaların, liyakatin ve sadakatin esas olmasını taahhüt ediyoruz. Hiçbir siyasi görüşün etkisinin olmadığı, tamamen mesleki bilgi ve beceriye dayalı bir süreç taahhüt ediyoruz. Eğitim sisteminden başlayarak emekliliğe kadar.” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 2017 yılından bu yana uygulanan “resen emeklilik” üzerinden devam eden Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

“Resen emeklilik diye bir şey var, mesela albaylarda. Yüksek Askerî Şûra kararı ile emekli ediliyorlar, mahkemeye gidemiyorlar. Objektif kriter olup olmadığı belli değil. Bunları düzeltmeyi taahhüt ediyoruz. İşte personel temininde mülakatlarda sıkıntı oluyor. Objektif bir kriter yok. Bunu düzeltmeyi taahhüt ediyoruz. Ve bunların da nasıl yapılacağını millî güvenlik politika belgemizde belirledik. Daha sonraki süreçte 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal değişikliklerin, reform adı altındaki olumsuz dönüşümlerin düzeltilmesi hedefimiz. Ne var bunun içinde? Hepinizin çok iyi bildiği gibi askerî sağlık sistemi, askerî yargı sistemi, askerî eğitim sistemi, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta yapısı, Sahil Güvenlik, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkileri, doğal afetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin rolü.”

“TSK personelinin çektiklerini Türk milletinin bilmesi lazım”

TSK personelinin ekonomik koşullarına da değinen Bağcıoğlu, “Türkiye’deki herkes, belli bir azınlık hariç, şu anda ekonomik şartlar altında, o zorlu şartlar altında eziliyor. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Tek başına bir kurtuluş yok. Kurtuluş hep beraber. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin de çektiklerini Türk milletinin bilmesi lazım. Çünkü gerektiğinde Türk milleti için ölüme gidecek bir grup ama emekli astsubaylar örneğin açlık sınırının altında maaş alıyor. Dağda, bayırda, gemide, en kritik uçakların bakımında görev alan personel şu anda açlık sınırının altında maaş alıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aktif görevdeki personelin belli bir rütbenin altı, yoksulluk sınırının altında maaş alıyor. Emekli astsubaylar için bundan önceki iki üç savunma bakanının verdiği taahhütler var. Hulusi Akar, Yaşar Güler ve daha önceki asker kökenli olmayan savunma bakanının da verdiği taahhütler var. Devlet verdiği taahhüdü tutar. Bu en temel prensip” dedi.

“18 kanun teklifi şu anda Meclis komisyonunda bekliyor”

Şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının da yıllardır duyulmadığını ifade eden Bağcıoğlu, “İşlerine geldiği mi 18 Mart’ta, 19 Eylül’de hatırlıyorlar. Ama 18 kanun teklifi Meclis komisyonunda bekliyor. Er gazilerin maaşları, şehit ailelerine, annelerine, babalarına bağlanan maaşlar, istihdam sıkıntıları, ortez, protez için Ankara’ya gitmek zorunda kalmaları, devletten yardım alabilmek için rapor süreçleri… Bunlar ciddi sıkıntılar. Bunlarla ilgili, Haziran 2024’te bir çalıştay düzenlendi İstanbul Büyükşehir Belediyemiz ev sahipliğinde. Bu çalıştayda 18 tane kanun teklifi çıktı. Milletvekillerimiz soru önergeleri verdi, ama hâlâ Millî Savunma Komisyonu’nda bekliyor bunlar. Her fırsatta bunları düzelteceğiz diyorlar ama düzeltilmiyor. Bir el muhtemelen mali sıkıntıları göstererek, bunu engelliyor. Şehit aileleri ve gazilerin bu konuda bir tasarruf aracı olarak gösterilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

“Savunma sanayinde ‘ileri, daima ileri'”

CHP iktidarında savunma sanayinin daha ileri gideceğini de belirten Bağcıoğlu, şunları dile getirdi:

“Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde temel prensip savunma sanayinde ‘ileri, daima ileri’ olacaktır. Şu anki hâlinden daha da ileri götürmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Biz savunma sanayi konusunda sonuna kadar savunma sanayinin arkasındayız. Ama savunma sanayinde de bugünün başarılarını yaşarken, bugüne övgü düzerken ki birçok alanda ilerlemeler var, geçmişe de vefa gösterilmesini kesinlikle istiyoruz. Savunma sanayi 20 yılın hikâyesi değil, savunma sanayi siyaset dışı bir şey. Savunma sanayinde bizim prensibimiz etkin, adil, denetlenebilir bir savunma sanayi yönetimi ve kayırmacılıktan uzak bir personel yönetimi. Bunu sağlayacağız ve savunma sanayinde de insan kaynağımızın çok da etkin ve yetkin olduğuna emin olabilirsiniz. Yurt dışına gidenler de var, Türkiye’de olanlar da var. Yarın iktidar değişsin, savunma sanayinde eminim çok daha ehil ellerin dümen başında olacağına ve savunma sanayinin daha da ileri götürüleceğine bir nevi taahhüt ediyorum.”

“Türk milletinden özür dilemeleri lazım”

Panelde soruları da yanıtlayan Bağcıoğlu, S-400 sistemine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“S-400 hava savunma sistemi 2018 yılında büyük umutlarla alınıp Moskova’dan buraya getirilişi uçaklarla televizyonlardan naklen yayınlanan, eleştiriler yapıldığında hâlâ troller tarafından vatan hainliğiyle itham edilen ama entegre hava savunma sistemine dâhil olmadığı için şu anda kullanılamayan bir sistem. S-400 sistemi hiçbir şekilde entegre hava savunma sistemine dâhil olmayacak zaten. Çünkü Türkiye’nin entegre hava savunma sistemi, Çelik Kubbe olsun başkası olsun, NATO’yla entegre. S-400 bu mantıkla hiçbir zaman olmayacak. Alınması yanlış karar. Bu S-400’ün alınmasının siyasi sorumluluğunun iktidar tarafından alınması lazım. Bir öz eleştiri yapmaları lazım. Türk milletinden özür dilemeleri lazım. S-400 alınmasıyla neler kaybettik? 2,5 milyar dolar kaybettik. O 2,5 milyar doları şu anki mühendislerimizin geliştirdiği HİSAR ve SİPER hava savunma sistemlerine harcasaydık belki şu anda çok daha ileri seviyede olurduk.”

“Harekât ihtiyaçları harekât makamları tarafından belirlenmeli”

CHP iktidarında milli savunma projelerinde etkin, adil, denetlenebilir proje yönetimi olacağını da ifade eden Bağcıoğlu, “Etkin, adil, denetlenebilir proje yönetimi. Etkin proje yönetimi ne? Aynı işi farklı şirketler yapmayacak. Mesela bir komuta kontrol sistemi imalini üç ayrı şirkete veriyor, bu da gayret israfı oluyor. Etkin proje yönetimi ne? O işi yapabilecek şirkete vermek. Kaan’ın motorunu önce bir şirkete verip sonra vazgeçip başka bir şirkete vermek, Altay tankını bir şirketin yaptığı prototipi daha sonra başka bir şirkete vermek gibi. Adil proje yönetimi ne? İktidara yakın olan şirketler almayacak proje. Ama en önemlisi denetlenebilir proje yönetimi. Meclis Millî Savunma Komisyonu bu projeleri denetleyecek. Meclis Millî Savunma Komisyonu’ndaki milletvekilleri bu konuda uzmanlığa sahip olmayabilir. Onlar uzman personelle desteklenir. İkincisi, harekât ihtiyaçları harekât makamları tarafından belirlenmeli. Harekât makamları; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı. Siyasi gerekçelerle, mesela S-400 örneğinde olduğu gibi, projeler seçilmemeli. Kuvvetlerin görüşleri alınmalı. Önceliklendirme buna göre yapılmalı. Bakın 3 bin 500 tane savunma projesi var. Bunların önceliklendirilmesi lazım” dedi.

“NATO’da askerî sağlık sistemi olmayan tek ordu”

Bağcıoğlu, askerî sağlık sisteminin yeniden kurulması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Askerî sağlık sistemi aylardır oyalanıyor. Milli Savunma Üniversitesi rektörü çıkıyor, askerî sağlık sistemi gelmelidir’ diyor. Sayın Bahçeli, ‘askerî sağlık sisteminin gelmemesi günah, yazık’ diyor. Ama askerî sağlık sistemi hâlâ tesis edilemedi. Bir ara dediler ki dört beş tane asker hastanesi açılır. Hayır, öyle bir şey yok. Askerî sağlık sistemi bir kademeli sistem. Birinci basamak, yani eski adıyla revirlerden başlar. Asker hastaneleri, bölge asker hastaneleri ve en tepede harp cerrahisi, travmatoloji, yanık tedavisi, nükleer, kimyasal, biyolojik, radyolojik savunma gibi hepsini kapsayan bir askerî tip akademisiyle son bulur. Bunun içinde gazilerin fizik tedavi rehabilitasyon merkezi de vardır. Şu anda Bilkent’te biliyorsunuz. Halkın bağışları da yapıldı orası. Bilkent’teki. Türk milletinin bağışı da yapıldı. Onların hepsini Allah Sağlık Bakanlığı’na verdiler, Aile Sosyal Hizmetleri Bakanlığı’na verdiler. Ama bu işi konuşmak için, bu işi düşünmek için aynı dili konuşan insanların olması lazım. Şehit gazilerin, şehit aileleri gazilerin sorunlarına şu anda Aile Sosyal Hizmetleri Bakanlığı bakamıyor. Bakmıyor. Onun derhal Millî Savunma Bakanlığı’na verilmesi lazım. Çünkü Millî Savunma Bakanlığı’nın koridorunda askerî personelin en azından bir arkadaşı orada yaralanmıştır, şehit olmuştur, onların dilinden anlar. Bu konunun üzerindeyiz. Bu askerî sağlık sistemini bir aşamaya geldi. Kuzeyimizde savaş, güneyimizde savaş, NATO’da askerî sağlık sistemi olmayan tek ordu. Bu kadar harekât temposu olmasına rağmen dünya üzerinde askerî sağlık sistemi olmayan tek ordu. Bu kabul edilemez. Bunu da işte hani asker hastaneleri falan üç tane açacağız, beş tane açacağız, Manisa’da açacağız derlerse bunu vurgulayın. Kademeli bir sistem olduğunu, en sonunda yani basamaklar hâlinde ilerlediğini söylemekte fayda var.”

“CHP iktidar olsaydı savunma sanayi konusunda bu tip ciddi sıkıntılar yaşanmazdı”

ABD-İsrail’in İran savaşı ve Türkiye’nin mevcut politikasına ilişkin ise Bağcıoğlu, “Uluslararası hukuka aykırı müdahale var İran’a. Bu silahlı çatışma, kabul edilebilecek veya desteklenecek bir tarafı yok. Ama aynı zamanda İran’ın kendi halkına yaptığı gayri demokratik, insanlık dışı uygulamaların da aynı şekilde eleştirilmesi gerekiyor ama ülkelerde, devletlerde iktidar değişikliği başka üçüncü devletler tarafından yapılmaz. Halkın kendisi yapar. Bu çerçevede hani yapılacak politika şu anki duruş kısmen doğru. Cumhuriyet Halk Partisi olsaydı yine şu anda uygulandığı gibi üslerin kullanılmasına izin vermezdi. Asker talebi olursa asker gönderilmesine izin vermezdi. Uluslararası hukukun uygulanması konusunda gerekli girişimlerde bulunurdu. Ama Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olsaydı savunma sanayi konusunda bu tip ciddi sıkıntılar yaşanmazdı. NATO elbette bir güvenlik şemsiyesi sağlar ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elindeki silah, malzeme, harp silah araçları yıllar öncesinden bu tehdide göre hazırlanmış olurdu. Bir de tabii ki meşruiyetini Amerika’dan almazdı Cumhuriyet Halk Partisi” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağcıoğlu, panel öncesi Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kente kazandırdığı Manisa Kurtuluş Müzesi’ni Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban ve partililerle birlikte gezdi.