Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Avşar: “Maalesef 2026 bütçesi yine milletin değil; faizin, bir avuç azınlığın ve iktidarın siyasi varlığını sürdürme çabasının bütçesi olmuştur”

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, “Türk-İş’in aralık ayı açlık sınırı 30 bin lirayı aşmışken, tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında açıklanmıştır. Yani bu iktidar, işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi 12 ay boyunca açlık sınırının altında bir sefalet ücretine resmen mahkum etmiştir. Maalesef 2026 bütçesi yine milletin değil; faizin, bir avuç azınlığın ve iktidarın siyasi varlığını sürdürme çabasının bütçesi olmuştur” dedi. 

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, "Türk-İş’in aralık ayı açlık sınırı

 

(TBMM) – CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, “Türk-İş’in aralık ayı açlık sınırı 30 bin lirayı aşmışken, tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında açıklanmıştır. Yani bu iktidar, işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi 12 ay boyunca açlık sınırının altında bir sefalet ücretine resmen mahkum etmiştir. Maalesef 2026 bütçesi yine milletin değil; faizin, bir avuç azınlığın ve iktidarın siyasi varlığını sürdürme çabasının bütçesi olmuştur” dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, TBMM’de düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Avşar, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun 2025 yılı çalışmalarını eleştirerek şöyle konuştu:

“Vatandaş, içinden çıkması mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır”

“Biz Plan ve Bütçe Komisyonu’nda vatandaşın sorunlarıyla ilgili talepleri yüksek bir sesle dile getirmemize rağmen ne yazık ki noktasını, virgülünü bile değiştiremediğimiz bir bütçe TBMM’den geçti. Rakamlara baktığımızda, 2026 yılı merkezi yönetim bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağı öngörüldü. Bu ne demek? Yani bütçe yılı daha başlamadan 2 trilyon 713 milyar liralık bir açıkla karşı karşıyayız. Bütçe gelirinin yüzde 97,5’i vergi gelirlerinden oluşmaktadır. Daha net ifade etmek gerekirse her 100 liralık verginin 64 lirası dolaylı vergidir. Yani fabrika sahibi ile fabrikada asgari ücretle çalışan vatandaştan aynı oranda alınan vergidir. Bütçe yükü dar gelirli, sabit ücretli milyonların omuzunda derken işte biz tam olarak bunu kastediyoruz.

Türk-İş’in aralık ayı açlık sınırı 30 bin lirayı aşmışken, tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında açıklanmıştır. Yani bu iktidar, işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi 12 ay boyunca açlık sınırının altında bir sefalet ücretine resmen mahkum etmiştir. En düşük emekli aylığına baktığımızda orada da durum vahimdir. En düşük emekli aylığı 18 bin 975 liradır. Vatandaş, içinden çıkması mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır. İşçinin, emekçinin alın terine el uzatmaktan artık vazgeçin. Tabii bu olumsuz tablodan yeni bütçede gençler de nasibini almıştır. Gençlerimizin çoğu bu sene ya okulunu dondurmuş, ya terk etmiş ya da hiç kayıt yaptırmamıştır. Nedeni ise tamamen ekonomiktir. KYK bursu ve öğrenim kredileri yine yetersiz kalmıştır. Bin liralık komik bir zam yapılmıştır. İşte ‘beka’ diyenlere şunu hatırlatmak gerekir: Asıl beka sorunu bu gençlerin geleceğidir. 23–24 yıllık iktidardan sonra bu gençlerin geleceğine ne gibi bir katkı sunabiliyorsunuz? Komik bir şekilde bin liralık bir zam.”

“Yarından tez yok, iktidarın ‘İstanbul’u kurtarma seferberliği’ dediği şey her neyse hayata geçirilmelidir”

Ülkenin deprem gerçeğiyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini söyleyen Avşar, açıklamasına şöyle devam etti:

“Her zaman söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz: Asıl mesele, insanlar diri diri toprağın altına gömülmeden, asrın felaketi yaşanmadan, asrın dönüşümünü yapabilmektir. Bilim insanlarımız uyarılarına her gün bir yenisini ekleyerek İstanbul’un yakın geleceğinde bir deprem beklendiğini söylüyor. Acil ve kesintisiz kentsel dönüşüm şarttır diyorlar. İstanbul’a dair tüm gündemler ertelenmeli, süratle dönüşüme odaklanılmalıdır. Bugün İstanbul’un toplam 7 milyon 500 bin konut ve iş yeriyle devasa bir metropol olduğu belirtilmektedir. Bu yapıların 1,5 milyonu mühendislik hizmeti almamış ve zemin nedeniyle ileri derecede risk altındadır. Bunların 600 bini ise bırakın 7 şiddetindeki bir depremi, her an kendiliğinden çökebilecek durumdadır. Durum bu derece vahimken hala ne İstanbul’la ne Marmara’yla ilgili ne bir plan ne bir program ne de bütçede somut bir söz görebiliyoruz. Bu, düpedüz yeni bir asrın felaketine davetiye çıkarmaktır. Yarından tez yok, iktidarın ‘İstanbul’u kurtarma seferberliği’ dediği şey her neyse içeriği doldurulmalı ve bununla ilgili plan 2026 başlamadan hayata geçirilmelidir.”

“Neden sadece CHP’li belediyelere yönelik tutuklama kararları çıkarılmaktadır?”

Avşar, İller Bankası tarafından belediyelere aktarılan bütçe paylarının iktidar ve muhalefet belediyeleri arasındaki dağılımına ilişkin yönelttikleri soruların, bütçe görüşmeleri sırasında yanıtsız bırakıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Türkiye’de son yıllarda özellikle CHP’li belediyelere yönelik baskının en görünür alanlarından biri de budur. İktidar, kamu kaynaklarını bir baskı ve kontrol aracı olarak kullanmaktadır. Kendisine yakın belediyelere hibeler, proje onayları ve ek bütçe imkanları sağlanırken CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir ayrımcılık uygulanmaya devam edilmektedir. Bu durum hem yerel yönetimlerin gücünü kırmakta hem de doğrudan yurttaşlarımızın alacağı hizmetleri olumsuz etkilemektedir. Neden sadece CHP’li belediyelere yönelik tutuklama kararları çıkarılmaktadır? Belediye başkanlarımız, bürokratlarımız ve belediye çalışanlarımız tarihte görülmemiş bir şekilde tutuklu yargılama süreçlerine maruz bırakılmaktadır.”

Avşar, konut, kira ve barınma sorunlarının; artan kira bedelleri ve yükselen konut fiyatlarıyla birlikte özellikle büyük şehirler başta olmak üzere tüm ülkeyi derinden etkilediğini belirterek, “Belediyeler arsa tahsislerinde hala iktidar ve muhalefet belediyesi ayrımcılığına maruz kalmaktadır. Ya bütçe gerçekçi değildir ya da geçmişte olduğu gibi hedefler kağıt üzerinde tutulmaktadır ya da bütçede yazmayan farklı borçlanmalar öngörülmektedir. Bu durum, iktidarın alışıldık ‘Önce vaadi ver, sonra unut’ anlayışını akla getirmektedir. Maalesef 2026 bütçesi yine milletin değil; faizin, bir avuç azınlığın ve iktidarın siyasi varlığını sürdürme çabasının bütçesi olmuştur” dedi.