Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Aşkın Genç: “Her saniye 120 bin lira faiz ödüyoruz, her saat 250 kişi işsiz kalıyor”

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iki ayda 640 milyar lira faiz ödemesi yapıldığını, son iki ayda en az 351 bin kişinin işsiz kaldığını ve üç haftada yaklaşık 30 milyar dolarlık rezerv kaybı yaşandığını belirten Genç, Türkiye ekonomisinin savaş riskleri karşısında kırılgan bir yapı içinde olduğunu ifade etti.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada,

(ANKARA) – CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iki ayda 640 milyar lira faiz ödemesi yapıldığını, son iki ayda en az 351 bin kişinin işsiz kaldığını ve üç haftada yaklaşık 30 milyar dolarlık rezerv kaybı yaşandığını belirten Genç, Türkiye ekonomisinin savaş riskleri karşısında kırılgan bir yapı içinde olduğunu ifade etti.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda, Yeni Yol grubunun Orta Doğu’daki savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin araştırılmasına ilişkin grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmada, akaryakıt fiyatlarındaki artışın üretim ve lojistik maliyetlerini doğrudan etkilediğine dikkati çekti. Genç, şunları söyledi:

“Ocak ayında cari açık 6,8 milyar dolara çıktı”

“Bugün burada sıradan bir ekonomik tabloyu değil, savaşın gölgesinde kırılgan hale gelmiş bir ekonomiyi konuşuyoruz. Evet, bölgemizde savaş var. Ama asıl soru şu: Türk ekonomisi bu şoku kaldırabilecek durumda mı? Cevap açık: Hayır. Bakın, sadece geçtiğimiz iki ayda en az 351 bin kişi işini kaybetti. Bu ne demek biliyor musunuz? Her gün yaklaşık 6 bin kişi, her saat 250 kişi işsiz kalıyor. Sanayi üretimi düşüyor, hizmet sektörü daralıyor, borçlar ve icralar artıyor. Türkiye ekonomisi daha yılın başında küçülme sinyalleri veriyor. Peki böyle bir ekonomiye savaş ne yapmaz ki? Enerji maliyetini artırır, gıda fiyatlarını yükseltir, cari açığı büyütür. Nitekim daha ocak ayında cari açık 6,8 milyar dolara çıktı. Ve bu daha başlangıç.

“Yatırım harcamaları yüzde 44 düştü”

Savaşın etkisi önümüzdeki aylarda çok daha ağır hissedilecek. Ama asıl mesele şu: İktidar bu riske karşı hazırlıklı mı? Hayır. Çünkü ekonomi üretimle değil, borçla dönüyor. Bakın bütçeye, sadece iki ayda 640 milyar lira faiz ödedik. Günde 10 milyar lira, saatte 400 milyon lira, dakikada yaklaşık 7 milyon lira faiz ödüyoruz. Her saniye yaklaşık 120 bin lira faiz ödeniyor. Peki yatırım? Yatırım harcamaları yüzde 44 düşmüş. Yani bu ülke üretime değil, faize çalışıyor.

“Yüksek cari açık, artan dış finansman ihtiyacı ve zayıflayan rezerv yapısı…”

Bugün vatandaşın sırtındaki yük sadece borç değil, belirsizliktir. Çünkü bölgemizde yaşanan savaş, ekonomide zaten var olan kırılganlıkları büyütüyor. Geçtiğimiz hafta Kayseri’de nakliyeci esnafımızla bir araya geldim. Hepsinin ortak cümlesi şu: ‘Diğer tüm sektörler gibi önümüzü göremiyoruz.’ Akaryakıt fiyatları sürekli artıyor, maliyet hesabı yapılamıyor, taşımacılık sektörü ciddi bir baskı altında. Brent petrol 100 doların üzerine çıkmış durumda. Bu, sadece pompaya yansıyan zam değil; üretimden lojistiğe, gıdadan ihracata kadar tüm zincirin maliyetlerinin artması demek. Ama asıl mesele şu: Türk ekonomisi yaşanan sürece güçlü bir yapı ile girmedi. Yüksek cari açık, artan dış finansman ihtiyacı ve zayıflayan rezerv yapısı… Bunlar tabloyu daha da kırılgan hale getiriyor. Nitekim sadece üç haftada 30 milyar dolara yakın rezerv eridi. Yani sorun sadece savaş değil; ekonominin bu tür şoklara karşı dayanıklılığını kaybetmiş olmasıdır. İşte bu yüzden bu mesele, sıradan bir ekonomik tartışma değil, Türkiye’nin ekonomik güvenliği meselesidir.

Bugün Türkiye ekonomisi yüksek borç, yüksek faiz, düşük üretim ve yüksek risk sarmalına girmiştir. Risk primi artıyor, güven azalıyor. Bu tabloyu görmezden gelmek, ülkemize yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir. İşte bu yüzden diyoruz ki: Bu Meclis bu tabloyu konuşmak zorundadır. Önümüzdeki riskleri görmek zorundadır. Savaşın gölgesinde derinleşen ekonomik kırılganlık, genel görüşmeyi zorunlu hale getirmektedir.”