(ANKARA) – CHP heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla Yeniden Refah Partisi’ni ziyaret etti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Osman Osmanağaoğlu, “Allah aşkına, bizim ülkemizde demokrasi var mı ya? Belediye başkanı bir insandır. Hata yapar mı? Yapar. Usulsüzlük yapar mı? Yapabilir. Ancak bir belediye başkanının evinden alış şekli o değildir. Yani hanımefendinin yanında, onların gözüne, çocuklarının gözüne soka soka onu almak insani bir hal değildir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan ise “Sayın İmamoğlu’ndan, kendi namusumuz kadar, şerefimiz kadar, haysiyetimiz kadar eminiz. Her şeyine kefiliz, bütün arkadaşlarımızın…” diye konuştu.
CHP heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla Yeniden Refah Partisi’ne bayramlaşma ziyaretinde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, PM Üyesi Canan Taşer, CHP Kadın Kolları Genel Saymanı Ceyda Kaya, Gençlik Kolları MYK Üyesi Irmak Bal’dan oluşan heyet, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Osman Osmanağaoğlu, MKYK Üyesi Ferhat Uysal, Kadın Kolları Genel Sekreter Nilgün Ekinci ve Eskişehir İl Sorumlusu Şivekar Tütenk tarafından ağırlandı.
CHP’li Serkan Özcan, Yeniden Refah Partisi heyetinin bayramını kutlayarak, Fatih Erbakan ile görüştüğünü ve bayramını tebrik ettiğini belirtti. Özcan, zor günlerden geçildiğini belirterek, ideolojik ve bölgesel taassupları bir kenara bırakarak memleketin asgari demokrasi ortamının güçlendirilmesi için mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı ve toplumun da beklentisinin bu yönde olduğunu ifade etti.
“Zindandaki arkadaşlarımızın kurtulduğunu göreceğiz”
Özcan, Ramazan ayında Yeniden Refah Partisi’nin iftarında oluşan dostane ortamı hatırlatarak, “Güzel bir hava, güzel bir ortam oluştu. Bu tür birlikteliklerin, özellikle otokrasinin bu kadar yükseldiği dönemde özel bir önemi olduğunu düşünüyorum” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu tür zulüm dönemlerinden geçmiş bir ekolden geliyorsunuz siz de. Bu zorbalık ve zulüm devam edemeyecek; sizler yaşadığınız, gördüğünüz, inşallah bizler de yaşayıp göreceğiz. Zindandaki arkadaşlarımızın kurtulduğunu göreceğiz. Tekrar siyaset sahnesinde, koltuklarında, seçildikleri yerlerde bulunduklarını göreceğimiz günler gelecek. Bu konuda verdiğiniz destekler için de hasretten teşekkür etmek istiyorum.”
“Siyasi partiler siyaset yapmalı”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Osman Osmanağaoğlu ise şunları kaydetti:
“Biz gerçekten, Türk siyasetinde şu kültürün edinmesini arzu ediyoruz: Siyasi partiler siyaset yapmalı. Siyasi siyaset yapabilecek alanların çok bağımsız olması, özgür yapılması, gençliğimizin, genel merkez siyasetçilerin ve üyelerin çok daha rahat olması gerekiyor. Ancak, bugün gördüğümüz kadarıyla -içinde yaşıyoruz tabii biz bunları- Yeniden Refah Partisi’ne üye bir kişi, eğer devlete bir yere müracaat edecekse, mutlaka Yeniden Refah Partisi üyeliğinden istifa etmek zorundadır. Aksi takdirde onun müracaat ettiği veya talep ettiği iş olmaz. Bu siyasi kültürümüzden çıkarılmalı. Hangi parti olursa olsun, yöneten devlet erki mutlaka bunu bir defa ayrı tutmalıdır. Münezzeh olmalıdır bu konular. Yani siz devleti yönetiyorsunuz diye, sizin siyasi anlayışınızın herkese angaje edilmesi zaten demokratik değil; olmadı gibi de, bunun adı da başka.
Haliyle, bugün içinde bulunduğumuz bu hali yaşıyoruz. Geçmişte CHP’de de maalesef bazı yöneticiler tarafından bunlar uygulanmıştır. CHP, bugün bu konuda aynı düşünüyoruz. Siyaseti yapan özgür iradeler olmalı. Bireylerin siyasi haklarının ve korunan haklarının olması gerekiyor. Bu, bir defa olmasa, biz nasıl siyaset yapacağız ki? Yani ben ticaret yapan birisiyim, Yeniden Refah Partisi’ndeyim. Devletle müsaadeli bir işim var, yani devlet zaten bana ihale veya iş güç vermez de; müsaadeli işim var. Bakılıyor orada: Kimdir? Yeniden Refah Partisi. Bu tarafa, bu tarafa… Çünkü o bizden değil. Bu anlayışları kabul etmiyoruz.”
“Türk siyasi tarihi bu kadar büyük zulmü az gördü”
İBB Davası’na atıf yapan Özcan, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim son evre kanser hastası belediye başkanımız içeride. Bizim çocuğu bakıma muhtaç, tek başına çocuk yetiştiren anne var; bürokrat içeride. Bu insanların mahkemelerinin başlaması tam bir sene aldı. Şimdi bu zulmün üzerine, geçmişteki başka bir zulmü konuşmaya gerek yok. Çok büyük bir zulüm var çünkü. İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı… İstanbul, Türkiye’nin en büyük kenti, Avrupa’nın en kalabalık şehri, dünyanın göz bebeği. 16 milyon vatandaşın yaşadığı bir şehir. Buranın belediye başkanının kapısının önüne binlerce polis gönderildi. İlçe belediye başkanlarımızın kapısının önüne polisler gönderildi. Her gün sabah 5.30’da uyanıyor ve arkadaşlarımızın durumunu soruyoruz; bir şey var mı diye. Şimdi zulümse, bence Türk siyasi tarihi bu kadar büyük zulmü az gördü. Ben, 28 Şubat’ta büyük bir zulüm olarak niteleyen bir kardeşiniz ve arkadaşınız. Tabii, o güne vesayetçi diyenler bugün kendilerini nasıl tanımlıyorlar? O günküler için vesayetçi diyenler, o günküler için hukuksuz diyenler, haksız diyenler, kendilerini bugün nasıl tanımlıyorlar?”
Yeniden Refahlı Osmanağaoğlu: Allah aşkına, bizim ülkemizde demokrasi var mı ya?
Osmanağaoğlu, “Allah aşkına, bizim ülkemizde demokrasi var mı ya? Belediye başkanı bir insandır. Hata yapar mı? Yapar. Usulsüzlük yapar mı? Yapabilir. Ancak bir belediye başkanının evinden alış şekli o değildir. Yani hanımefendinin yanında, onların gözüne, çocuklarının gözüne soka soka onu almak insani bir hal değildir” dedi.
“Sayın İmamoğlu’ndan, kendi namusumuz kadar, şerefimiz kadar, haysiyetimiz kadar eminiz”
CHP’li Serkan Özcan, şöyle konuştu:
“Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, irtikap içine kim girmiş olursa olsun, hukuk devletinde yargılanması helaldir. Bununla ilgili de bir soru yok. Zaten biz niye yargılanmıyoruz, feryat içindeyiz? Neden bu insanlar, tutuksuz yargılanabilecekken, sabah evlerinde polis baskınlarıyla alınıyor diye? Sayın İmamoğlu’nun defaatle açıklaması vardır. Kendisine yöneltilen bütün istinatlara karşı cevaplarını verdi. Göreceksiniz, önümüzdeki günlerde çok daha detaylı bir savunma da yapacaktır. Hukuk ekibi teknik savunma yapacaktır. Sayın Başkan bir siyasi savunma yapacaktır. Allah aşkına, kendinden şu kadar şüphesi olan bir belediye başkanı, ‘benim yargılamamı böyle, şu salona sıkıştırmayın, verin de bütün dünya izlesin’ der mi?
Sayın İmamoğlu’ndan, kendi namusumuz kadar, şerefimiz kadar, haysiyetimiz kadar eminiz. Her şeyine kefiliz, bütün arkadaşlarımızın… Şu anda Türkiye’de yapılan şeyin adı, açık seçik siyasi müdahaledir. Yargı vesayetini kullanarak, ülkenin gelecekte seçilmesi çok muhtemel olan bir cumhurbaşkanının önünün kesilmesidir. Ama hiç öyle umudumuzu kaybetmek, düşmek, bundan vazgeçmek gibi bir niyetimiz yok. Son sürat çalışmaya devam edeceğiz.”


