Haber: Gülara SUBAŞI
(NİĞDE) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Beddua emeklinin ağzına yakışmaz ama dua ediyoruz, dua. Allah’ım, sen bu emekliyi bu Erdoğan’ın yoksullaştırmasından, Erdoğan’ın iktidarından, AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, sen bu asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm eden AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, bunların olması için bu ülkeyi sağ salim bir erken seçim sandığına kavuştur ya Rabb’im” dedi.
CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 87’ncisi Niğde’de yapıldı.
Özel, CHP iktidarında çiftçinin mazotunda KDV ve ÖTV’nin olmayacağını belirterek, “Bundan sonra mazot 35 lira, 35 lira. Çiftçiye mutlaka destekleme çok önemli. Planlı üretim önemli. Fiyat garantili, alım garantili üretim önemli. Devletin kurumlarının planlama yapması, doğru ürüne yönlendirmesi, alım garantisi vermesi önemli. Bunların tamamı sosyal demokrat anlayışla hayata geçirilecek ve sorunları kökünden çözecek uygulamalar. Bunun için kaynak var mı? Var. Örneğin bütçede kanuna göre gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inin bu işlere verilmesi lazım. O para 772 milyar lira ama bu sene bütçeye 168 milyar lira koydular. Yani 1’i değil. Buradan söylüyorum. Niğdeli patatesçi, Niğdeli soğan üreticisi, Niğdeli çiftçi, oyu Cumhuriyet Halk Partisi’ne, oyu Türkiye İttifakı’na vereceksin. Beşin birini değil, hakkının tamamını alacaksın” dedi.
“TEK, gelip o gün elektriği kesmezdi”
Mitinge katılan bir çiftçinin elindeki lahana ve notu CHP Gençlik kollarınden isteyen Özel, şöyle konuştu:
“Ömer Fethi Güler de hemen istatistik veriyor. ‘Niğde, lahanada Türkiye’nin ikincisi genel başkanım’ diyor. Niğde, çalışkanlıkta, dürüstlükte, vatanseverlikte hepimizin gözünde dünya birincisi. Notta diyor ki: ‘Bu lahanayı satacağım da bu elektrik parasını ödeyeceğim. Lahana para etmedi, elektrik faturası elimde kaldı ve bu borçlar yüzünden sıkıntımız büyük.’ Başta şunu söyleyeyim, eskiden ne vardı? TEK, yani Türkiye Elektrik Kurumu. TEK ne düşünüyordu? Her şeyi düşünüyordu ama bir tek şeyi düşünmüyordu. Tarlada domates var, sulanacak; sulamazsan yanacak. TEK, gelip o gün elektriği kesmezdi. Lahana suluyorsun, gelip elektriği kesmezdi. Ne yapardı biliyor musun? Yazsa yazın sonundaki hasadı, kışsa günü gelip ürün satılınca paranın alınacağı zamanı bekler, yılda iki kere para alırdı ve Türkiye Elektrik Kurumu Türkiye’nin çiftçisini desteklerdi. Şimdi her yerde başka bir adı var. DEDAŞ, GEDAŞ, EDAŞ, BEDAŞ. Bunlar her ay para isterler. Günlük faiz uygularlar. Biraz geciktin mi elektriği keserler, ürünü yakarlar. Bu meseleyi kökünden halledeceğiz. Geldiğimizde tarımsal elektriğin ödemesi, ürünün parası geldikten sonra olacak. Söz veriyoruz.
“Bu millet emeklisine sahip çıkmadıkça asla ve asla huzur bulamaz”
Şimdi bu lahanın benim için bir anlamı var. O da ne? Benim dedem Abdullah Ağa 104 yaşında öldü. Sizinki de hepsine Allah rahmet eylesin. 99 yaşına kadar kendi ürettiği lahanasını, ıspanağını, pırasasını kışın gider Manisa’da pazarda satardı. Bu lahanalar kışın olur. Kocaman bir havuz olur. Havuz buz tutar. Dedem beni çıkartırdı. Ben elimde bir taşla havuza önce atardım. Buzu kırardım. Üstüne bu lahanaları atardık. Dedem bunları çıkarır çıkarır yıkar, arabaya dizerdi. Sonra da onları satardık. Dedemin parmakları… Sonra öğrendik. Dedem ‘mafsal romatizması’ diyordu. Eklem romatizması, romatoid artrit; parmaklar dönmüş, kıvranmış. Dedemin beş halası, dört amcası var. Dedeme diyordum ki ‘Dede, senin parmaklar niye böyle yamulmuş?’ Bir tek de babam okumuş, böyle gösteriyordu ‘Aha bu Telat’ı okuturken oldu’ diyordu. Elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camı büyümüş; çalışa çalışa parmakları ters dönmüş. Bu millet emeklisine sahip çıkmadıkça asla ve asla huzur bulamaz.
“Beş emekli bir olsa, paraları bir yere koysa, birini verse biri bile yoksulluktan kurtulamıyor”
Emekliye 20 bin lira verdiler. Asgari ücretliye 28 bin lira verdiler. Çiftçi ortalama 19 bin 700 lira kazanıyor. Oysa açlık sınırı 31 bin lira. Yoksulluk sınırı 102 bin lira. Beş emekli bir olsa, paraları bir yere koysa, birini verse biri bile yoksulluktan kurtulamıyor. Hiçbir zaman, hiçbir zaman asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında değildi. Bu sene öyle oldu. Beş emekli birleşse yoksulluktan kurtulamıyor. Bu hale getirdiler. Ve buradan size soruyorum, bunların sebebi kim? Erdoğan. Buradan ilk kez Niğde’den hatırlatıyorum ve Erdoğan’a sesleniyorum. 2005 yılı gazetelerde manşette diyorsun ki, ‘3 yıl öncesine göre daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.’ Bakın, bugün 2026. En düşük emekli maaşı 20 bin ve bin 300 ekmek alabiliyor. Oysa diyor ya, ‘3 yıl öncesine göre az alıyorsanız…’ Üç yıl önce en düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira ve bin 500 ekmek alıyor. 3 yılda 200 ekmek kayıp. Hele hele o sözü söylediği 2005 yılında en düşük emekli maaşı 640 lira, 2 bin 100 ekmek alıyor. 2 bin 100 ekmek alan maaştan bin 300 ekmeğe düşmüşüz. Üç yıl öncesine göre hesap edin diyor ya, bin 500’den bin 300’e; son 3 yılda 200 ekmek kaybetmişiz. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, ‘Daha azalırsan bana beddua edin’ demişsin. O kötü söz. Beddua bize yakışmaz. Beddua Niğde’ye yakışmaz. Beddua emeklinin ağzına yakışmaz ama dua ediyoruz, dua. Allah’ım, sen bu emekliyi bu Erdoğan’ın yoksullaştırmasından, Erdoğan’ın iktidarından, AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, sen bu asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm eden AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, bunların olması için bu ülkeyi sağ salim bir erken seçim sandığına kavuştur ya Rabb’im.
“Mevcut iktidar, 99-2000 iktidarının düzenine hiç ellemeseydi en düşük emekli maaşı alanlar 20 bin değil, 42 bin alıyor olacaktı”
Neyin kısaltması bu TÜİK? Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. Emekliyi üzüyor. Bu TÜİK ne yaptı biliyor musunuz? Aralık ayında iki şey yaptılar. Bunlar aralıkta zam yapabilecekleri birçok şeye zam yapmayıp ocağa beklediler. TÜİK’te fiyat alırken aralıktaki fiyatı görmeyip kasıma yakın bir fiyat söyledi. Enflasyon bir anda yüzde 1’lere geriledi. Ne oldu? Ocak ayı enflasyonu TÜİK’e göre bile yüzde 4,8. Gerçekte yüzde 6,57 çıktı. Ne oldu? Emeklinin cebinden, memurun cebinden yüzde 5’lik farkı çaldılar. Şimdi bakın, aylık enflasyon yüzde 5’e yakın, yüzde 4,8. Türkiye’nin 1 aylık enflasyonu dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Aylık enflasyona numara çekerek emekliye ve memura yüzde 12 zam yaptılar. Bu yüzde 12’nin yarısını ocak ayında geri aldılar. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında önce şunun sözünü veriyoruz. Her yerde bilin.
CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra bir buçuk asgari ücret olacak. Buna inanmayacak, şaşacak, tartışacak bir şey yoktur. Niye çünkü o gelmedikleri, dalga geçtikleri, ‘yaşlısın’ deyip ‘görevi bırak, ölünce mi bırakacaksın’ dedikleri rahmetli Ecevit’in, Mesut Yılmaz’ın, rahmetli Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin kurduğu 1999-2002 arası iktidarda en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretliydi. Bunu hiç ellemeseler bugün bu meydanda en düşük emekli maaşı alanlar 20 bin değil, 42 bin alıyor olacaklardı. Ayrıca işte nerede kuyumcu? Sol tarafta var diyorlar. Adı ne? Hemen şurada kuyumcu var. Gidin o kuyumcuya sorun, Tayyip Bey geldiği gün çeyrek altın kaç para, sizin maaş kaç para?
En düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şimdi sizin 20 bin lira 1,5 çeyrek altın alıyor. Öyle böyle değil. Emeklinin öfkesi boşuna değil. 8 çeyrek altından 1,5 çeyrek altına geriletmek öyle alım gücü kaybı falan değildir. Türkiye’deki 16 milyon emeklinin geleceğini çalmaktır, huzurunu çalmaktır, ekmeğini, aşını çalmaktır. Asgari ücret 7 çeyrek altından 2 çeyrek altına gerilediyse bu Niğde’deki çalışan işçi kardeşime yapılmış büyük haksızlıktır. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak geldiğimizde asgari ücreti temel ücret olmaktan çıkarıp yeniden ilk işe girildiğinde alınan, bir yıllık kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir ücret hâline getireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında emeklinin de emekçinin de çiftçinin de doğal olarak bütün esnafın da yüzü gülecek. Niğde’nin yüzü gülecek. Bir tek şeyi bileceğiz, bir tek şeyi: Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Emekçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.”
(Sürecek)

