Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Bulut: “TRT savcılığa soyundu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İBB Davası’na ilişkin yaptığı haberler nedeniyle TRT’ye tepki göstererek, “TRT havuz medyasından daha fena bir şekilde mahkemede istedikleri görüntüyü, istedikleri algı yönetimini başaramayınca resmen aynı bizim partilerin yaptığı gibi sosyal medyada görüntüler hazırladılar. Yönlendirmenin çok ötesinde bu yapılan. TRT’nin bu yaptığı ne Anayasa olarak ne hukuk ne vicdan açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Bir an önce TRT’nin yöneticilerini bu yaptıkları suçlardan geriye dönmelerini öneriyorum” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İBB Davası’na ilişkin yaptığı

Haber: Feyaz ÇANAK / Kamera: Ünal AYDIN

(ADANA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İBB Davası’na ilişkin yaptığı haberler nedeniyle TRT’ye tepki göstererek, “TRT havuz medyasından daha fena bir şekilde mahkemede istedikleri görüntüyü, istedikleri algı yönetimini başaramayınca resmen aynı bizim partilerin yaptığı gibi sosyal medyada görüntüler hazırladılar. Yönlendirmenin çok ötesinde bu yapılan. TRT’nin bu yaptığı ne Anayasa olarak ne hukuk ne vicdan açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Bir an önce TRT’nin yöneticilerini bu yaptıkları suçlardan geriye dönmelerini öneriyorum” dedi.

CHP tarafından Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen Yerel Medya Buluşmaları’nın beşincisi Adana’da gerçekleştirildi. “Doğu Akdeniz Yerel Medya Buluşması” başlığıyla düzenlenen etkinlikte Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kilis, Gaziantep, Niğde ve Kahramanmaraş’tan medya temsilcileri bir araya geldi.

“Yerel basın toplumsal bilinci ve toplumsal direnci arttırmak üzere de kullanılabilir”

CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, “Yerel basın sadece bilgi vermek, haber sunmaktan ziyade bugünlerde çok da ihtiyacımız olduğu gibi toplumsal bilinci ve toplumsal direnci artırmak üzere kullanılabilir ve bunun en önemli örneği Fransız işgalinden sadece beş yıl sonra Adana’da yayın hayatına başlayan, o zor dönemlerde Yeni Adana Gazetesi’ni hayata geçiren Ahmet Remzi Yüreğir’inşahsında yerel basın Adana’da yüz yılı aşkın bir mücadele vermiş, sonra ekonomik gerekçelerle kapatılmıştır. En kıymetli örneklerin dahi kapanmasına sebep olan bu ekonomik şartlar altında gazetecilik yapan siz basın mensuplarına katıldığınız için çok teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

Karalar: “Bizim iktidarımızda basın, fikri, vicdanı, irfanı, hür olur”

Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye olduktan sonra ilk kez kürsüde konuştuğunu belirten Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, şunları kaydetti:

“Biliyorsunuz basın, yürütme, yasama ve yargının yanında dördüncü kuvvetti. Tabii o üç kuvvet kayboldu. Dördüncü kuvvetin de kaybolması için ciddi çabalar var. Ama direnen, yaptığı işin önemini bilerek yapmaya çalışan tüm basın emekçilerini yürekten kutluyorum. Ben tutuksuz yargılanmak üzere 5 Şubat’ta serbest bırakıldım. Her zaman ifade ettiğimiz gibi eğer devlete, devletin savcısına bir ihbar gitmişse elbette bunu araştıracaklar. Bizim karşı çıktığımız yargılama değil, karşı çıktığımız ceza niyetinde olan tutuklu yargılama. Elbette yargılama olur. Ben tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi irfanı hür vicadanı hür nesiller yetiştireceğiz. Eğer bir ülkede irfanı hür vicdanı hür bir ortam yoksa basının da bundan etkilenmemesi mümkün değil. Hepimizin amacı demokratik ve hür ortamda gerçekleri, fikrimizi beyan etme hürriyetine ya da imkanına kavuşmamızdır. Basının asıl görevi budur. Basının görevi vatandaşın haber alma özgürlüğünü gerçekçi biçimde yansıtmasıdır.

Seyhan Belediye Başkanıyken yerel basının hepsini okurdum, hala da okurum. Eğer belediyeyle ilgili bir olumsuzluk varsa hemen diyorum, ‘şuna bakın, bana getirin.’ Eğer basının yazdığı doğruysa onu düzeltme yoluna gidiyor, eğer doğru değilse yanlış bir algıysa onu yazanı arıyor diyorduk ki ‘bakın bu gerçekten şu.’ Böyle bir görev yapan basın gerçekten bize de çok yardımcı oluyor. Ulusal basının da yerel basının da ne kadar zorluklar içerisinde görev yaptığını biliyorum. Belediye başkanı olduğum dönemlerde gerçekten haber alma özgürlüğünü tam anlamıyla yerine getiren tüm basın kuruluşlarının yanında olmaya çalıştım. Yasal olarak neyi yapabiliyorsak onu yapmaya çalıştım. Çünkü yerel basın yaşamalı, kuvvetli olmalı. Bizim iktidarımızda hem toplum fikri, vicdanı, irfanı, hür olur. Hem de basın, fikri, vicdanı, irfanı, hür olur. Ve rahatça görev bulur. İnşallah o günlere yakında geleceğiz.”

“Gazetecilik Türkiye’de anormal bir halde anılır hale geldi”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, gazetecilerin sorunlarını ortaklaştırmak istediklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Hep ayrılıklar konuşulur ya, aslında biz ortaklaşmayı arıyoruz. Gazeteciliği birilerinin sahipliğinde yapılan iş ya da bir holdingin sahibi olduğu bir gazetecilik ya da sadece iki kutbun arasında sıkışmış bir basın olarak değerlendiriyoruz. Yani bizimkiler ve onlar… Bir kısım sadece bir medyayı takip ediyor, diğer kısım diğer medyayı. İki tarafın birbirine geçme olasılığı neredeyse sıfırlanmış durumda. Ama gazetecilik bu değil. Gazeteciler, halkın haber alma hakkını yerine getiren kamu hizmeti veren, hakikati olabildiğince açıklığıyla topluma ifade edenlerdir. Eğer o hakikatte eksik var ise, o sadece gazetecinin sorunu değil, o ülkede var olan demokrasi sorunu da ifade etmiş olur. O ülkedeki bireysel hak ve özgürlüklerin ifade edilmesinde de sıkıntıları gösterir. Hele hele yerel medya. Halbuki biraz önce il başkanımız söylediği gibi, Adana’dan örneği var, Yeni Adana. Fransızlar Adana’yı işgal ettiğinde, Yeni Adana gazetesi çıktı. Ve o gazete, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde mihenk taşı oldu.

Günümüz Türkiyesinde yerel medya belediyeyi izliyor, orada bir çevre sorunu varsa onu izliyor. Ve onu ulusala taşıyor. Her mesleğin sorununu en iyi bilen o mesleğin mensuplarıdır. Kim o? Gazeteciler. Gazeteciler öğleden önce yerel medyayı tartışacak. Yerel medyada neler yaşandığını anlatacak. Öğleden sonra söyleşimiz olacak. Türkiye’de var olan sorunları biliyorsunuz. Ama çözülmesi gereken en önemli hususlar ekonomik özgürlük ve örgütlenme. En son İstanbul’da yapacağımız büyük toplantının sonucunda bunu parti programının içerisine yani bir anlamda hükümet programına koyacağız. Yani siz sorunları kendiniz tartışacaksınız.

“Basında şeytan üçgeni var”

Neden gazeteciler içeri atılıyor? Bunun sebebi nedir konuşacağız? Çünkü bu unuttuğumuz değer yargısının Türkiye’de sadece gazeteciliği yok etmediğini demokrasiyi yok ettiğini vurgulamış olacağız. Çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Benzer örneklere baktığımızda savaş öncesi Almanya ya da Putin’in Rusya’sı ya da eski Sovyetler Birliği’ndeki bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü kamu hizmeti dediğiniz şeye kamu destek verir. Ama bakıyorsunuz kamu bırakıp destek vermeyi aksine bir aparat olarak kullanılmaya başladı. Bugün yargı nasıl kullanılıyorsa basının aynı şekilde kullanıldığı gibi. Basında üç şeytan var. Şeytan üçgeni. Biri Basın İlan Kurumu, diğeri İletişim Başkanlığı. Diğeri RTÜK. Bunlar aynı TRT’de olduğu gibi bizim paralarımızla sizlerin vergileriyle, bahsettiğim temel kavramları güçlü tutmak için kurulmuş yerler.

Örneğin yerel medyada sorunlar var diyoruz. Yerel medyadaki sorunları özellikle ekonomik sorunları kim onların ayakta kalmasını sağlayacak? Basın İlan Kurumu. Ama baktığınızda Basın İlan Kurumu, bazı illerde yerel gazeteleri birleştirmeye çalışıyor. O birleştirmeyi gönüllü değil, zorla yapıyor.

“Sansürü yerel medyada yapma ihtimali yok”

Bakın şu anda toplumun en çok izlediği kanal kapatılma tehlikesi yaşıyor. Toplumun ikinci en çok izlediği kanal bir hafta kapatılabiliyor. RTÜK olarak toplumun daha kolay haber almasına, ahlaki etik konulara bakmanız gerekir. Sadece sarayın hoşuna gitmeyenleri engelleme kurumu haline gelmiş durumda. RTÜK yayınları kapatan kurum haline gelmiş durumda. İletişim Başkanlığı’nın tanımında der ki; ‘ülkenin görünürlüğünü artırmak, itibarını artırmak.’ Halbuki medya alanında en büyük itibarsızlığı yaratan gazetecilik mesleğini öldüren İletişim Başkanlığıdır. Ve son dönemde bunu en açık bir şekilde yapıyorlar. Bir gazeteye bakıyorsunuz atılan manşeteye bakıyorsunuz. Sonra diğer gazeteye bakıyorsunuz. Öbür gazeteyi açıyorsunuz. O da aynı. Aynı cümleler. Aynı içerik, aynı fotoğraf. Bu nedir? Bu bildiğimiz toplumu yönlendirme hareketidir. Haliyle kamunun bu kadar yoğun müdahale ettiği ve bizim paramızla yapılan bu müdahalelerin yapıldığı yerde yerel basın çok daha kıymetli hale geliyor. Bu sansürü yerel medyada yapma ihtimali yok. Şehrin hafızasını, şehrin sesini ancak yerel medya sayesinde sağlayabiliriz. Çiftçinin tarlasındaki ürünü, gencin geleceğini, alın terinin karşılığını yine buralardan göreceğiz.

TRT’ye de bir vurgu yapmak isterim. Türkiye’de siyasetin partiler var. Herkesin kendi fikrini ifade edebileceği bir yer var. Sosyal medya alanları var. Yargı var, 2018’de partili Cumhurbaşkanlığı sistemini konuşurken biz ‘Bu en büyük kötülüktür, bizi 20 yıl sonra çok fena bir ülke haline getirecek. Tipik bir Orta Doğu ülkesi haline geleceğiz. Çünkü bu bir padişahlık sisteminin, bir krallık sisteminin bir benzeridir diye ifade ettiğimizde, ‘Hayır, burada yasama kaliteli olacak, yargı bağımsız olacak, iktidar güçlü olacak’ diye ifade edenler, aksine hepsini tektipleştirdiler ve bunu da TRT’yi de içine alarak yaptılar.

TRT’nin geliri, hepimizin kaynaklarıyla sağlanıyor. Yapması gereken haber. Saray’ı destekliyor. Tamam ona da alıştık. Ona da bir şey demiyoruz artık. A Haber neyse TRT de aynı şekilde, hatta TRT’ye yöneticiler hep oralardan geliyor. Şimdi yeni bir sayfaya geçti. Sanki Adalet Bakanı yokmuş gibi, sanki Akın Gürlek gitmiş de yerine başka bir arkadaş gelmiş gibi, ikinci Akın Gürlek, üçüncü Akın Gürlek yokmuş gibi. Sanki havuz medyasında gazeteler, televizyonlar yokmuş gibi. Bu havuz medyasının televizyonların, gazetelerin sahipleri belli değil. Hiç siz Demirören’den Hürriyet’e ilişkili açıklama duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü parasını niye vermiyor? O kadar büyük bir şirket her türlü ticareti yapıyor ama Hürriyet’in kredisi ödemiyor.

Bulut’tan TRT’ye tepki

Bunlar varken TRT ne yapıyor? TRT savcılığa soyundu. TRT havuz medyasından daha fena bir şekilde mahkemede istedikleri görüntüyü, istedikleri algı yönetimini başaramayınca resmen aynı bizim partilerin yaptığı gibi sosyal medyada görüntüler hazırladılar. İşte efendim, ‘İBB soruşturmasında şu evrak eksik’, ‘hayır vardır’ diye ifade ediyorlar. Yazık, mahkemenin ilk üç gününde vardım, orada yürekler burkulur vicdan ağlar, çocuklarından ayrı olanlar hala iddianamesinde adı olmayıp ama cezaevinde olanlar… 5 belediye başkanımızın iddianamesi yok ama cezaevindeler. Niçin içeride olduklarını bilmeyenler var. TRT olarak bunların temsilcisi oldunuz. Yönlendirmenin çok ötesinde bu yapılan. TRT’nin bu yaptığı ne anayasal olarak ne hukuk ne vicdan açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Bir an önce TRT’nin yöneticilerini bu yaptıkları suçlardan geriye dönmelerini öneriyorum. Çünkü öyle ya da böyle tarih göstermiştir. Bu kimsenin yanına kalmaz. Kalmamıştır. İlla ki bu bir cezaevi illa ki bir mahkeme değil toplumsal vicdan açısındandır. Adnan Menderes asıldı ama bugün Adnan Menderes’i asanlar lanetle anılıyor ama Adnan Menderes saygıyla anılıyor. O gün ‘sanık Adnan’ diyenler bugün ‘sanık Ekrem’ diyen zihniyettir. O günün Türkiye’ye verdiği zarar ortadadır. Bugün toplumsal olarak geldiğimiz durum da ortadadır. Herkes kendisini kamunun gücüyle kamunun, vatandaşın ona verdiği maaşla, ona verdiği güçle davransın. Sarayın etkisiyle davranmasın.”