Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’den Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması… Ali Öztunç: “Yerel medya ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe baskılarla karşılaşmaya devam edecektir”

CHP tarafından Kastamonu’da düzenlenen Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması’nda konuşan Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Yerel medya ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe baskılarla karşılaşmaya devam edecektir. Allahtan CHP’li belediyeler var. CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde medyaya bu tür baskılar yapılmıyor. Ama AK Partili bir belediyenin olduğu yerde belediyeyle ilgili gerçek bir haber yazdığınız zaman otomatik olarak ilan kesmeler, yıpratmalar, ekonomik olarak zora sokmalar ve ellerindeki hakim güçle baskı altına almalar yaşanıyor bunları aşabilmemiz için de ülkede iktidar değişiminin olması gerekiyor” dedi.

CHP tarafından Kastamonu’da düzenlenen Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması’nda konuşan Kahramanmaraş

HABER: GÜLARA SUBAŞI / KAMERA: HAKAN KARADUMAN

(KASTAMONU) – CHP tarafından Kastamonu’da düzenlenen Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması’nda konuşan Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “Yerel medya ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe baskılarla karşılaşmaya devam edecektir. Allahtan CHP’li belediyeler var. CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde medyaya bu tür baskılar yapılmıyor. Ama AK Partili bir belediyenin olduğu yerde belediyeyle ilgili gerçek bir haber yazdığınız zaman otomatik olarak ilan kesmeler, yıpratmalar, ekonomik olarak zora sokmalar ve ellerindeki hakim güçle baskı altına almalar yaşanıyor bunları aşabilmemiz için de ülkede iktidar değişiminin olması gerekiyor” dedi.

CHP İletişim’in Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlediği Yerel Medya Buluşmaları’nın dördüncüsü bugün Kastamonu’da “Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması” başlığında gerçekleştirildi. Buluşma açılış konuşmalarının ardından “Yerelde Gazetecilik” başlıklı panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç yaptı.

Ali Öztunç: “Ulusalda gazetecilik uçak muhabirciliğine ya da arzuhalciliğe dönmüş durumda”

Öztunç, şunları söyledi:

“Gazetecilik çok keyifli bir meslek ama bir o kadar da zor bir meslek. 1990’lı yıllarda bugünden daha iyiydi. Biz Erbakan Başbakanken her soruyu sorabiliyorduk, boncuk boncuk terliyordu ve cevap veriyordu. Hiç arayıp da patrona ‘Bunu işten atın’ demiyordu. O dönemlerde gazetecilere, ‘Bir bahane bulayım da bunları hapse arttırayım’ denmedi. Son 20 yıldır medya, büyük sıkıntı içerisinde. Ulusalda gazetecilik de uçak muhabirciliğine ya da arzuhalciliğe dönmüş durumda. Soruyu veriyor, Erdoğan’ın uçağına biniyorsunuz, cevaplar hazır, o sorunun dışına çıkmak yok. Adı da gazetecilik oluyor. Araştırmacı gazetecilik çok az kaldı, yapan yok. İyi gazeteciler de çok fazla barınamıyorlar; birkaç gazete, birkaç kanal kaldı.

“Yerel medya ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe baskılarla karşılaşmaya devam edecektir”

Ben eski RTÜK üyesiyim, üyeliğim döneminde bir teklifte bulunmuştum. Demiştim ki ‘RTÜK’ün gelirleri çok fazla. Bu gelirlerin bir kısımını yerel medyaya aktarsak nasıl olur?’ Taşlanmıştım o zaman. Belediyelerin hegemonyası olduğu müddetçe yerel medyada da tarafsız yayıncılık yapmak imkansız olur. Yerel medya ekonomik özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe baskılarla karşılaşmaya devam edecektir. Allahtan CHP’li belediyeler var. CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde medyaya bu tür baskılar yapılmıyor. Ama AK Partili bir belediyenin olduğu yerde belediyeyle ilgili gerçek bir haber yazdığınız zaman otomatik olarak ilan kesmeler, yıpratmalar, ekonomik olarak zora sokmalar ve ellerindeki hakim güçle baskı altına almalar yaşanıyor bunları aşabilmemiz için de ülkede iktidar değişiminin olması gerekiyor. Bizim buradaki amacımız propaganda yapmak ya da iktidara gelince yapacaklarımızı size anlatmak değil. Çünkü biz iktidara geleceğimizi biliyoruz zaten, orada bir sıkıntı yok. CHP olarak biz iktidara geliyoruz. Bizim amacımız iktidara geldiğimizde bu konuyu nasıl çözeceğimiz; sizlerle bunu konuşmak.”

Panelde ayrıca Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Yılmaz, Zonguldak Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Ali Ayaroğlu, Karadeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Demirel ve Cumhuriyet gazetesi Amasya Temsilcisi Mehmet Menekşe konuştu.

Verilen aranın ardından program, söyleşiyle devam etti. Söyleşinin moderatörlüğünü CHP Halkla ve Medyayla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut yaptı.

Burhanettin Bulut: “Gazetecilerin örgütsel anlamda bir yapıya ihtiyacı var”

Bulut, şöyle konuştu:

“Bence en kıymetlisi bir konuda uzlaşmak, o da örgütsel anlamda gazetecilerin yapıya ihtiyacı olduğu. Bir örgüt ihtiyacı olduğu, bir denetim mekanizmasının yine kendileri tarafından yapılması gerektiği konuşmacılardan çıkan bir sonuç olarak görüyoruz. Bağımsızlık hem ekonomik hem seçme hakkı, seçilme hakkı olması gerekiyor. Bu mesleğin devamı için gençlerin kalması gerekiyor. Mesleğin devamı ancak orada çalışan insanların mutlu olmasıyla ya da o alanda var olmasıyla mümkün. Sadece ekonomik olarak da söylemiyorum, gazetecilik yapmanın yarattığı sorunları ifade etmek açısından çok kıymetli. Yoksa asıl mesleği öğretmenlik olan bir gazetecinin ekonomik sorunu yokken gazetecilik yapmasıyla sadece işi gazetecilik olan birinin sorunları farklı oluyor elbette.”

Özlem Akarsu: “Basın İlan Kurumu’nun İletişim Başkanlığı’na bağlanmasıyla orası daha da siyasal bir yer haline geldi”

Gazeteci Özlem Akarsu, “Görsel Basında Gazetecilik” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bizim pek çok sorunumuz var ve biz Gazeteciler Cemiyeti çatısı altında bir süredir hem çeşitli illere gidiyoruz, iletişim fakültesi öğrencileriyle, meslektaşlarımızla buluşuyoruz hem de mesleğin sorunlarına çözüm arıyoruz. Gazeteciler Cemiyeti’nin internet sitesinden ulaşabilirsiniz, bir meslek bildirgesi desteklerasyonu da yayınladık. Burada özellikle hem meslek etik sorunları, örgütlenme problemleri, basın kanunun eksikliği, bunu nasıl yapabiliriz meslek örgütleri, hukukçular, barolar ve iletişim fakülteleriyle birlikte hem de malum sosyal medya hepimizin en büyük derdi, dijital tekellere karşı neler yapılabilir, bu sadece Türkiye’deki gazetecilerin değil tüm dünya gazetecilerinin meselesi. Buna ilişkin de çok somut, doğru öneriler bulundu arkadaşlar. Basın İlan Kurumu eski bir kanuna dayanarak tartışmalı bir şekilde kendi yetki alanının ötesine geçerek ilan kesintisi yapabiliyor. Biz de Gazeteciler Cemiyeti’nin 24 Saat Gazetesi adına biz bir başvuruda bulunmuştuk. Yerel mahkemenin kararıyla birlikte birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk ve Anayasa Mahkemesi bizi haklı buldu. Bu emsal karar da 13 Ekim 2025 tarihinde yayınlandı, bu önemli bir karardır. Basın İlan Kurumu’nun İletişim Başkanlığı’na bağlanmasıyla orası daha da siyasal bir yer haline geldi. Bu nedenle bir yasal düzenleme talep etmiştik ama biliyorsunuz artık parlamentoda çoğunluğun dediği oluyor, bir uzlaşma aranmıyor. O yüzden ‘Şu an bir yasa ihtiyacımız var’ dediğimizde, ’Başımıza ne gelecek’ diye düşünüyoruz. Ki en son, ‘İnternet gazetecilerinin de basın kanununa tabi çalışması son derece önemli’ dedik hemen karşımıza sansür yasası çıkarıldı. Biz ne zaman ihtiyacımız var desek iktidar bir sansür ya da cezalandırma yasasıyla karşımıza çıktığı için bunlardan gelecek hiçbir şey beklemiyorum ben artık, gelmeyeceğine ikna oldum.

“Medyada asgari ücret genel ücret haline geldi”

Bu işin çözümü örgütlülük. Dayanışma yaşatır. Tek başımıza ayakta kalmamıza imkan yok. En az bir meslek örgütününe mutlaka üye olun ve mutlaka sendikalı olun. Hiçbir patron sendika istemiyor, olsun istemesin. Biz sendikayı talep etmeye devam edelim. Özlük hakları açısından gerçekten çok kötü bir noktadayız. Bizde pek eşit işe eşit ücret ihlali yakın zamanda olmamakla birlikte buna gerek yok çünkü medyada asgari ücrete neredeyse eşitlendi maaşlar. Medyada artık genel ücret haline geldi asgari ücret. Sadece iktidar yanlısı sermaye gruplarının kontrolünde olan medya kuruluşlarında iyi maaşlara, iyi olanaklara çalışıyor arkadaşlar ama onun dışında muhalif medya olarak tabir edilen yerlerdeki özlük haklar çok sıkıntılı. Son olarak Alican Uludağ adına size bir selam getirdim. Alican iyi, son derece dik duruyor. Alican gerçekten gazetecidir. Alican bu mesleğin en namuslu, yüzakı isimlerinden biridir. Şu an içeride Merdan Yanardağ, Enver Aysever, Alican Uludağ ile birlikte toplam 15 gazeteci ve medya çalışanı bulunuyor. Biz gazeteciliğine kefil olduğumuz bütün arkadaşlarımız için de mesleki mücadeleyi, hukuki mücadele sürdürmeye devam ediyoruz.”

Sertaç Eş: “Cumhuriyet gazetesi çok bedel ödedi”

Söyleşinin ikinci konuşmacı Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, “Yazılı Basında Gazetecilik” başlığında şunları söyledi:

“Basın İlan Kurumu’ndan bahsedildi, canı istediğinde bir gün Evrensel, Birgün, Cumhuriyet gazetesine yasak koyar; siz yeni bir kaynak bulmak ya da özveride bulunmak zorunda kalırsınız ki gazetenin misyonu yerine gelsin, yayınlanmaya devam etsin. Yakınmakla bir şey çözemiyoruz. Bu ülkede özgürlük önündeki bütün engeller hep bu şekilde var olmuştur. Bizim Ankara’da, İstanbul’da yaşadıklarımızın çok çok büyüğünü siz taşrada yaşıyorsunuz. Karar vereceksiniz; bununla mücadele edecek misiniz, etmeyecek misiniz? Cumhuriyet gazetesi bu yolda çok ciddi bedeller ödedi. Uğur Mumcu‘dan Taner Kışlalı’dan, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy‘a varana kadar bu konuda bedel ödedi. Açıkçası korkmak insani bir duygu, herkes korkar ama bu yolda bir mücadele sürdürecekseniz bazı şeyleri göze almanız gerekiyor.”

Ünsal Ünlü: “Bütün meslek örgütleri bir araya gelerek gerçek bir çatı altında birleşmeliyiz”

Gazeteci Ünsal Ünlü, “Dijitalde Gazetecilik” başlığında konuştu. Ünlü, şunları söyledi:

“Benim çalıştığım alanın merkezi ve taşrası yok. Ben aynı zamanda merkezdeyim, aynı zamanda yereldeyim, aynı zamanda bir kanalın CEO’suyum, ofis boyuyum, her şeyim. Son yedi senedir sadece YouTube üzerinden reklam geliri ve vatandaş desteğiyle işleyen bir kanalım var, onun dışında bir gelirim yok. Bizim bir meslek yasamız olamaz çünkü bizim bir meslek tanımımız yok. Gazetecilerin tanımı yok ve gazeteciliğin üzerinde uzlaşılabilecek bir tanımı da yok. Bizim bir meslek adımız, tanımımız olmadığı için bizim bir meslek yasamız olamaz. Bunun yerine dayanışmaya bizim destek vermemiz gerekiyor. Bir kanuna dayanmak demek bütün yetkiyi siyasete devretmek demek. Onun yerine biz bütün meslek örgütleri bir araya gelerek gerçek bir çatı altında birleşmeliyiz. Bizim burada yapmamız gereken mesleki dayanışmayı ele almak. Alican Uludağ’ın bugünkü durumu neden bu kadar çok rüzgâr oldu? Alican’ın farklılığı şu: İlk kez altı bir suç olarak doldurulamıyor, Adalet Bakanı da dolduramıyor, kimse bir şey bilmiyor, nereye uyduracaklarını ve bu Türkiye’de aslında kişisel güvenliğin kalmadığını da bir göstergesi. Bunun siyasetle bir alakası yok, bu hukukun yok edilmesi demek. Böyle demokrasi olmaz. Biz özellikle meslek itibarıyla demokrasi savunucusu olması gereken insanlarız. Bu nedenle bizim bir araya gelerek örgütlenmemiz gerekiyor ve ondan sonrası zaten kendi mesleğimizin çok daha iyi ilerlemesiyle sonuçlanacaktır.”