Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş: “İktidarımızın ilk haftasında MESEM uygulamasına son vereceğiz”

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, “İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye’de son vereceğiz. Kimsenin çocuğunu öldürtmeyeceğiz” dedi.

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, “İktidara geldiğimizde bir

Haber: Zehra Değirmenci

(BURSA) – CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, “İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye’de son vereceğiz. Kimsenin çocuğunu öldürtmeyeceğiz” dedi.

“Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” başlıklı panel Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 2021 yılında hayata geçirilen MESEM uygulamalarının “mesleki eğitim” adı altında çocukları erken yaşta iş gücüne dahil eden, onları okuldan, sosyal hayattan ve güvenli gelecekten uzaklaştıran bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Yeşiltaş şöyle devam etti:

“Daha da acısı, bu sistemin denetimsizliği sonucundaki çocuk işçi ölümleri ve yaralanmaları, hepimizin vicdanında derin yaralar açmıştır, açmaya da devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’ne göre her yıl ortalama 70 çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetmektedir. Yine ne acıdır ki bu çocuklarımızın önemli bir bölümü eğitim kurumlarında kayıtlı olarak MESEM projesi kapsamında çalıştırılan çocuklarımızdan oluşmaktadır. Bu çocuklarımızın çalıştırıldığı koşullar o kadar ağır ki MESEM’li bir çocuğumuz gün içinde 12 saate varan mesailerde koruyucu ekipman olmadan çalıştıklarını, yetişkinlerin bile yapmakta zorlanacağı işlere koşturulduklarını, iş kazalarının sık yaşandığını ama çoğu kez kayda bile alınmadığını dile getirmektedir.

“Bunlar ülkemizin acı gerçeği”

Belki söyleceklerimi duymak yüreğinizi acıtacak ama ne yazık ki bunlar ülkemizin acı gerçeğidir. Ocak 2024’te staj yaptığı işyerinde başı sac büküm makinesine 16 dakika boyunca sıkışan 14 yaşındaki Arda Tonbul yaşamını yitirdi. Aynı ay 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, üzerine devrilen sunta bloklar nedeniyle öldü. Kasım 2025’te Isparta Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi 15 yaşındaki Umut Eren Gökçen, hafta sonu çalışmaya gönderildiği bir inşaatta asansör boşluğuna düşerek ağır yaralandı; iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı inşaatta firma ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Yine Kasım 2025’te, 16 yaşındaki Alperen Uygun, Mersin Anamur’da çalıştığı asansör firmasıyla gittiği inşaatta üçüncü kattan asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. En son Bursa’da bir çocuğumuz eğitim gördüğü alan dışında çalıştırılırken üzerine transpaletin düşmesi sonucu az kalsın hayatını kaybediyordu. Kolunda ciddi kırık ve hasar ile hastaneye kaldırıldı.

“Mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz”

Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin en önemli adımı olarak başlayan mesleki eğitimlerin ne yazık ki getirildiği acı durum budur… Buradan açıkça ifade ediyoruz, mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz. Eğitim çocuğun üstün yararını esas alır, onu korur ve geleceğe hazırlar. Hiçbir ideolojik gerekçe, bir çocuğun hayatından, güvenliğinden ve eğitim hakkından daha değerli değildir. Çocuklarımızın yeri üretim bandı değil; önce okul sırası, sonra güvenli ve nitelikli istihdamdır.

“Eğitim kamusal bir haktır”

CHP’nin yeni Parti Programı, bu konuda son derece net bir duruş ortaya koymaktadır. Eğitim kamusal bir haktır. Çocuk ve gencin üstün yararı esastır. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine, emek sömürüsüne ve güvencesizliğe asla izin vermeyecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Bu, bizim için bir vaat değil, siyasi sorumluluktur.

Bizim anlayışımızda mesleki eğitim sanayinin günü kurtaran ihtiyaçlarına göre değil, ülkenin uzun vadeli kalkınma hedeflerine göre planlanır. Okul–sanayi iş birlikleri pedagojik denetim altında, güvenli ortamlarda ve eğitimin asli amacını zedelemeyecek biçimde yürütülür. Çocuklar ‘çalışan’ değil, öğrenen bireyler olarak görülür; akademik ve mesleki gelişimleri birlikte desteklenir. İlk seçimde iktidara gelerek, mevcut Parti Programımız doğrultusunda Bursa’da dijitalleşmeyi, yeşil dönüşümü ve teknolojiyi merkeze alan, çağın mesleklerine hazırlayan güçlü meslek liselerini birlikte kuracağız. Emeği değersizleştiren değil, emeği yücelten bir sistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Rehberlik sistemleriyle gençlerin yeteneklerine uygun alanlara yönlendirildiği, öğretmenlerin güçlendirildiği, okulların güvenli ve nitelikli yaşam alanları haline getirildiği bir mesleki eğitim modelini hayata geçireceğiz.

Ve buradan, Bursa’dan, çok net bir irade ortaya koyuyoruz. Bu ülkenin geleceği ucuz iş gücünde değil, nitelikli eğitimde yatmaktadır. Bu ülkenin kalkınması; çocuk emeğinde değil, bilimde, akılda ve Cumhuriyet’in eğitim anlayışında mümkündür. CHP olarak çocuklarımızı koruyan, emeği onurlandıran ve eğitimi kamusal bir hak olarak savunan bu mücadeleden asla geri durmayacağız.”

“Nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelini hayata geçirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Mesleki eğitim bir ülkenin kalkınma noktasında, bir kentin refah düzeyini ve gençlerimizin yarınlara dahil olduğunu doğrudan belirleyen en temel alanlardan birisidir. Biz Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak eğitimi yalnızca bir öğrenme süreci olarak değil, istihdama açılan güçlü bir kapı olarak görüyoruz. Bu anlayışımızın en somut örneklerinden biri hayata geçirdiğimiz Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelidir. Bu modelle gençlerimizi, kadınları ve iş arayan hemşerilerimizi meslek sahibi yapan, doğrudan istihdama katkı sunan eğitim kurallarını yaşama geçiriyoruz. Bursa Kent Akademisi’nde sektörlerin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitimler düzenleyerek nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz. Bugün akademimiz 24, eğitim merkezi, 11 uzmanlık okulu, bini aşkın ücretsiz eğitim programı ve alanında uzman eğitimcilerle Bursamızın tamamına yayılan güçlü bir eğitim ekosistemi sunuyor. Bursa İş Ofisi ise iş dünyasında güçlü bir köprü kurarak eğitim alan bireylerin doğrudan çalışma hayatına katılmasını destekliyor. On binlerce hemşehrimizin yararlandığı bu sistem sayesinde işverenle iş arayanı aynı zeminde buluşturuyor, kariyer danışmanlığı sunuyor, istihdamı planlı ve sürdürebilir hale getiriyoruz. Bugün bu panelde mesleki eğitimin akademi ve sanayiyle ilişkisi, eğitim yaşamının dünden bugüne panoraması, MESEM uygulamasının sorunları ve dünyadaki iyi örnekler ele alınacak. İnanıyoruz ki bu panelden çıkacak ortak akıl, Bursa’mızın ve ülkemizin mesleki eğitim vizyonuna çok güzel katkılar sağlayacak.”

“Mehmet Rüştü Uzel Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur”

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ise Mehmet Rüştü Uzel’in Türkiye’de mesleki ve milli eğitime bugünkü anlamıyla yön veren kişi olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

“Yaptığımız işlerin kurucusudur, genel müdürdür, müsteşardır. Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur. Son derece değerli bir kişidir. Her şeyden önce bir eğitimcidir. Eğitimin üretim çerçevesinde yapılmasına inanmış; mesleki ve teknik eğitimin hem ‘üreterek eğitim’ hem de ‘eğitim için üretim’ boyutuyla gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bir teorisyen olarak dünyadaki birçok örneği incelemiştir. İskoçya’da, Rusya’da, Almanya’da, İtalya’da; o dönemin sanayi hamlesi gelişmiş ülkelerinde hangi ilçe varsa gidip görmüştür. Kitaplar yazmış, eğitim programları oluşturmuş, çok ciddi bir akademisyendir. Aynı zamanda çok iyi bir idarecidir. 1927 yılında ilk görevini aldığında Türkiye’de toplam 17 mesleki ve teknik okul vardır. Bir yıldan biraz fazla sürede dokuz okul daha açar. Daha sonra görevden ayrılır, tekrar döner ve bu okulları Trakya’dan Türkiye’nin dört bir yanına yayar. İlk müsteşar olduğunda bütçenin yetersiz olduğunu görür ve bunun için mücadele eder; bütçeyi yüzde 7’ye çıkarır. Bunun yetmeyeceğini söyler, daha gözde bir alan hâline gelmesi ve daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini vurgular.

“Her şeyi kendimiz üreteceğiz”

Bu amaçla Ankara’da bir teknik öğretim sergisi açar. Lokomotifler, çeşitli makineler, marangoz ürünleri, masalar, sandalyeler… Türkiye’de teknik okullarda üretilen her ne varsa Ankara’da sergiler. Böylece mesleki ve teknik eğitimin yerli üretime katkı sağladığını gösterir. Son derece iddialıdır. ‘Her şeyi kendimiz üreteceğiz’ der. Serginin girişindeki slogan da budur. Bugün sıkça duyduğumuz bu söylemi o, gerçekten hayata geçirmiştir.

Yüzlerce okul açılır. Bursa, Kocaeli ve diğer sanayi şehirlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanlar bu okullarda yetiştirilir. Türkiye endüstrisine yönelik bir gelişme planını bilen insanlar, buna uygun okullar tasarlar. Yetmez; köylere kadar gidilir. Demircilik, tarım aletleri, su değirmenleri yapılır. Askerlik sırasında, savaş ortamında bile iletişim ihtiyacına çözüm üretir. Telefonu icat etmez belki ama cephede, eldeki imkânlarla iletişim kurmayı sağlar.

Yetmez; İstanbul’daki bir liseden başka bir bölgeye müzik konserini radyo yayınıyla canlı olarak ulaştırır. Telgraf makinesini inceler. Bunların her biri, kısıtlı imkânlarla uygulamaya dökülen ilk örneklerdir. Çünkü eğitimi şöyle görür: Türkiye’nin sorunlarından biri, gelişmiş ülkelerin bir makineyi icat etmesini beklemek, hayranlıkla izlemek ve sonra onu satın almaya çalışmaktır. Oysa böyle olmamalıdır. Başta öğretmenler olmak üzere bu teknik aletleri biz geliştirmeliyiz. Belki ilk hâli prototip olur ama öğrenciler buradan ilham alır; bir sonraki kuşak gelişimi sürdürür. Tıpkı Bursa’da sanayinin sürekli kendini geliştirmesi gibi.

“Türkiye bugünlere böyle gelmiştir”

1950’lere gelindiğinde, ülkede mesleki ve teknik eğitimle ilgili bildiğiniz her şeyin temeli atılmıştır. Okul müdürleri, müdür yardımcıları yurt dışına gönderilir. Bugünkü gibi yandaşlara, tarikatlara teslim edilen programlar değildir bunlar. Sahadan gelen bilgiyle, öğretmenlerin ürettiği verilerle bilimsel temelli programlar oluşturulur. Türkiye bugünlere böyle gelmiştir. Bursa bugünlere böyle gelmiştir. Eğer Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim konuşulacaksa, bu Bursa’da konuşulmalıdır. Çünkü Mehmet Rüştü Uzel, belki de Bursa’nın en fazla anılması gereken yurttaşlarından biridir. Ruhu şad olsun. İyi ki Mehmet Rüştü vardı. Bu ülkeye çok büyük katkılar sundu.

Cumhuriyet’in ilk dönem eğitimcilerini; Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç, Nafiye Akın, Tansu, Mehmet Rüştü Uzel gibi isimleri birer Cumhuriyet mimarı olarak görüyoruz.

“Geçmişte meslek liseleri üretimin merkezindeydi”

Mesleki ve teknik eğitimi bugün maalesef olumsuz bir algıyla konuşuyoruz. Bir meslek lisesine giden öğrenci, sanki akademik olarak başarısız olmuş bir öğrenciymiş gibi görülüyor. Oysa geçmişte bu okullar sınavla girilen, mezunlarının mühendislerle yarıştığı, üretimin merkezinde yer alan kurumlardı. AKP döneminde bu okulların sayısı yüzde 26,4 azaldı. Öğrenci sayısı yüzde 5,5 düştü. Yetmedi; bu okullara öğretmen yetiştiren kurumlar kapatıldı. Bu büyük bir kötülüktür.

Dört gün iş, bir gün okul modeliyle çocuklar ucuz iş gücü hâline getirildi. 18 yaşın altındaki çocukların hayatını kaybettiği örnekler yaşandı. Bursa’dan bir çocuğumuzu kaybettik. Böyle bir eğitim olamaz. Eğitim gençleri hayattan koparan değil, hayata hazırlayan bir sistem olmalıdır.

“Mesleki eğitim yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur”

CHP olarak sadece eleştirmekle yetinmiyoruz, bir yıldır 300’ün üzerinde uzmanla çalışıyoruz. Mesleki ve teknik eğitimi erken yaşta bir alana hapseden değil, seçenekleri çoğaltan, nitelikli insan yetiştiren bir sistem olarak yeniden kurmak istiyoruz. Bunu yapabiliriz. Çünkü bunu yüz yıl önce de başardık. Mesleki ve teknik eğitim, bir ülkenin kalkınma iddiasının en güçlü araçlarından biridir. Ancak yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur. Biz buna izin vermeyeceğiz.

“İktidarımızın ilk haftasında MESEM uygulamasına son vereceğiz”

CHP olarak yepyeni bir ufku oluşturmak istiyoruz mesleki ve teknik eğitimde. Çocukları okuldan koparan değil, onları güçlendiren, akademik ve mesleki eğitimi birlikte sunan bir yapı oluşturmak istiyoruz. Çocukları iş gören değil, iş öğrenen haline getirmek istiyoruz. İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye’de son vereceğiz. Kimsenin çocuğunu öldürtmeyeceğiz. Sanayinin ihtiyaç duyduğu her şeyi planlayacağız. Nitelikli ara elemanlar, teknikerler yetiştireceğiz. O yolculuktan birileri mühendis olacaksa onlar da sanayinin içinden gelen mühendisler olacaklar. Dolayısıyla birbiriyle konuşan iki dünya yaratıyor olacağız. Bunu kamusal bir sorumlulukla yapacağız. Bilimsel ve pedagojik ilkelere bağlı olarak yapacağız. İktidarımızda çocuklara yepyeni bir dünya sunacağız. Çünkü biz eğitimin tüm yurttaşların eşit olarak faydalanması gereken anayasal bir hak olduğuna inanıyoruz. Bizi sosyal demokrat yapan şey budur. Biz herhangi bir parti değiliz. Biz bu cumhuriyetin kurucusuyuz. Bizim iktidarımızda 86 milyon yurttaş geleceğe umutla bakacak.”