Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP İzmir Milletvekili Kılıç: “Halkı açlığa mahkum ederken halkın yanında olan yerel yönetimlerden korkuyorlar”

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, partisinin belediyelerindeki sosyal belediyecilik çalışmalarından örnekler vererek, “Emeklinin çayı, öğrencinin yurdu, çocuğun kreşi, kadının emeği, yoksulun sofrası yerel yönetimlerimiz sayesinde var. İşte korktukları da aslında tam da bu. Halkı açlığa mahkum ederken halkın yanında olan yerel yönetimlerden korkuyorlar” dedi. 

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, partisinin belediyelerindeki sosyal belediyecilik

(ESKİŞEHİR) – CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, partisinin belediyelerindeki sosyal belediyecilik çalışmalarından örnekler vererek, “Emeklinin çayı, öğrencinin yurdu, çocuğun kreşi, kadının emeği, yoksulun sofrası yerel yönetimlerimiz sayesinde var. İşte korktukları da aslında tam da bu. Halkı açlığa mahkum ederken halkın yanında olan yerel yönetimlerden korkuyorlar” dedi.

CHP milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri saha çalışmalarını sürdürüyor.

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, PM Üyeleri Burcu Mazıcıoğlu, Berkay Gezgin ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Deniz Çakır da Eskişehir’de esnaf ve sivil toplum örgütlerini ziyaret etti, ardından CHP Eskişehir İl Başkanlığında basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da hazır bulundu.

“10 canımızın yanarak ölmesi de küresel ısınma mı?”

Aslen Eskişehirli olan İzmir Milletvekili Kılıç, burada yaptığı açıklamada, daha önce Eskişehir’e sayısız kez geldiklerini ama bugün biraz daha acılı olduklarını ifade ederek, “Çünkü geçtiğimiz ay yaşadığımız büyük yangında ciğerlerimiz, ormanlarımız yandı. Binlerce canımızı yitirdik. En acısı ormanlarımızı savunmak için mücadele eden 10 emekçiyi de kaybettik. Hepsine baş sağlığı diliyoruz” dedi.

Hayatını kaybeden işçilerin gerekli önlemler alınmadan olay yerine gönderildiklerinin söylendiğini anlatan Kılıç, “10 kişi diri diri yandı. Bir tek sorumlu bulunmadı. Bir terk yetkili hala istifa etmedi. Aradan bir ay geçti ortada hala iddianame gözükmüyor. Sonra çıkıp bunun adına küresel ısınma diyorlar. 10 canımızın yanarak ölmesi de küresel ısınma mı? Ya da Eskişehir topaklarının yüzde 81’inden fazlasının madenlere peşkeş çekilmesi de küresel ısınma mı? Biz biliyoruz ki bu ölümler kader değil. Liyakatsiz atamaların, partizan kadrolaşmaların ve kamu yönetimindeki çürümenin de rant hırsının sonucudur” diye konuştu.

“Halkın yanında olan yerel yönetimlerden korkuyorlar”

Kılıç, “bugün Türkiye’de devletin boş bıraktığı alanı yıllardır yerel yönetimlerin doldurduğunu” ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eskişehir’de başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere ilçe belediyelerimizle gerçekleştirilen sosyal belediyecilik anlayışı bunun en güzel örnekleri. Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya örnek oluyor. Kadın odaklı politikalar, sivil katılım, atık yönetimi, raylı sistemler saysak burada herhalde saatler yetmez sosyal belediyecilik örneklerine. En önemlisi emeklinin çayı, öğrencinin yurdu, çocuğun kreşi, kadının emeği, yoksulun sofrası yerel yönetimlerimiz sayesinde var. İşte korktukları da aslında tam da bu. Halkı açlığa mahkum ederken halkın yanında olan yerel yönetimlerden korkuyorlar. Eğitimi cemaat ve tarikatlara terk ederken çocukları koruyan yerel yönetimlerden korkuyorlar. Emekliyi sefalet ücretine mahkum ederken sofraları büyüten yerel yönetimlerden korkuyorlar. Kadını yok sayarken kadının emeğini ayağa kaldıran yerel yönetimlerden ve belediye başkanlarımızdan korkuyorlar. O yüzden 19 Mart darbesi yapıldı. O yüzden darbe hız kesmeden devam ediyor.

“Halkın talepleri için mücadele edeceğiz”

Ama biz yılmayacağız. Çiftçinin ürününün değerinde satılması için, ormanı yanan köylünün hakkı için, gençlerin barınma sorunu çözülene kadar, kadınların özgürlüğü, emekçilerin hakkı için, Eskişehir’in ölüm yolları Seyitgazi ve Alpu’da canlar yitirilmesin diye, kentsel dönüşümde halkın talepleri duyulsun diye mücadele etmeye hem Eskişehir’de hem de Türkiye’nin her yerinde devam edeceğiz.”

“100 bin öğrenci gelen şehirde yurt kapasitesi 16 bin”

Kılıç, bugün üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklandığını anımsattı. Yaklaşık 100 bin yeni öğrencinin geleceği Eskişehir’deki yurt kapasitesinin sadece 16 bin olduğunu ifade eden Kılıç, şunları kaydetti:

“Öğrenciler yıllardır nasıl barınıyorlar? Eskişehirlilerin onlara açtığı imkanlar sayesinde. Yani on binlerce öğrencimiz daha eğitim hayatına barınma kaygısıyla başlayacak. Aileler kara kara düşünüyor; gençler daha üniversiteye adım atmadan umutsuzlukla karşı karşıya bırakılıyor. Bir üniversite kentinde gençleri barınma sorunuyla baş başa bırakmak, yalnızca bir ihmal değil; aynı zamanda gençliğe karşı bir haksızlıktır. Biz diyoruz ki, öğrencilerin geleceği tarikat yurtlarına teslim edilemez. Devlet, gençlere güvenli, sağlıklı ve ücretsiz barınma imkânı sunmak zorundadır. Gençler bu ülkenin umududur. Biz onların yanında, haklarının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Ve son olarak, Eskişehir’in gururu Eskişehirspor’a da selam olsun. Eskişehirspor’a sahip çıkmak bu kentin kültürüne, hafızasına, gençlerine sahip çıkmaktır.”

“Pazar yerlerinde, mahalle aralarında buluyoruz”

CHP Eskişehir İl Başkanı Yalaz da 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuksuz şekilde gözaltına alınmasıyla başlayan baskı sürecinin yalnızca bir kişiye değil, doğrudan halkın iradesine, demokrasiye ve Cumhuriyete yönelmiş bir darbe girişimi olduğunu ifade etti.

Bu baskıcı zihniyetin sandıkta kazanamadığını hukuksuzlukla elde etmeye çalıştığını söyleyen Yalaz, “CHP olarak biz, bu karanlık ve antidemokratik düzene asla boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Partimiz gece gündüz, yağmur çamur demeden sokaktadır; yurttaşlarımızla yan yana, omuz omuzadır. Fabrika önlerinde, köy meydanlarında, kampüslerde, pazar yerlerinde, mahalle aralarında halkımızla buluşuyor, onların dertlerini dinliyor, umutlarını ve mücadelelerini büyütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkenin gerçek sahibi halktır, bu ülkenin geleceği örgütlü halkın ellerindedir” dedi.

“CHP çalışmalarını masa başında değil, halkın kalbinde sürdürüyor”

Yalaz, TBMM’nin tatile girmesiyle birlikte partisinin milletvekillerinin ve genel merkez yöneticilerinin çalışmalarını masa başında değil, halkın tam kalbinde sürdürdüğünü belirterek, “Yurdun dört bir yanında, köyden kente, fabrikadan üniversiteye, pazar yerinden mahalle arasına kadar her noktada halkımızla buluşmakta, yurttaşlarımızla aynı sofraya oturmakta, aynı meydanda ses yükseltmektedir. Bugün örgütlerimizle birlikte, milletvekillerimiz ve genel merkez yöneticilerimiz her gün sokaktadır, her gün halkımızın yanındadır. Bu buluşmalarda yurttaşlarımızın sesi tek bir cümlede birleşmektedir: Geçim yok, demokrasi yok, seçim var” diye konuştu.

“CHP hiçbir tehdide boyun eğmeyecek”

Yalaz konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bugün milyonlarca yurttaşımız ağır ekonomik krizle, hayat pahalılığıyla, işsizlikle, umutsuzlukla mücadele ederken iktidar halkın bu sorunlarını çözmek yerine baskıyı, tehdidi ve sindirmeyi tercih etmektedir. Ama unutulmasın ki CHP hiçbir baskıya, hiçbir tehdide boyun eğmeyecek, halkın iradesini savunmaktan bir an olsun geri adım atmayacaktır. Bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesini iliklerimize kadar hissederek yol yürüyoruz. Cumhuriyetimizi, demokrasimizi, emeğimizi, özgürlüğümüzü savunmak için mücadeleyi büyütüyoruz. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Ne karanlığa teslim olacağız ne de hukuksuzluğa susacağız. Halkın iradesi gasbedilemez. CHP dimdik ayaktadır, halkıyla omuz omuzadır.”