(İZMİR) – CHP İzmir İl Başkanlığı İl Danışma Kurulu’nun açılışında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Bökçen, belediyeler üzerindeki mali baskılara tepki göstererek, “Bir taraftan da yargı sopası olmaksızın bakanlıklar aracılığıyla işletilen bir darbe ve baskı rejimi var. Bütün belediye başkanlarımız yaşadıkları engellemelere karşı kısıtlı bütçelerle, çok büyük baskılara karşı bakanlıklarda bekleyen projelerle halka hizmet etmeye çalışıyorlar” dedi.
CHP İzmir İl Başkanlığı İl Danışma Kurulu, Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya, Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Yankı Bağcıoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, partinin İzmir milletvekilleri, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ilçe başkanları ile ilçe belediye başkanları, önceki dönem milletvekilleri, meclis üyeleri ve il ile ilçe yönetim kurulu üyeleri katıldı. Açılış konuşmasını yapan Çağatay Güç, şunları söyledi:
“Bizim meselemiz sadece siyaset yapmak değil, halkımıza umut olmaktır. Elimizdeki CHP programı masa başında yazılmadı. emekli kahvesinde geçim derdini anlatan büyüğümüzün, iş arayan gencimizin, alın teriyle üretmeye çalışan çiftçimizin hayatından süzülmüş bir toplumsal sözleşmedir. Bu programın özü çok nettir. Hak, özgürlük, eşitlik ve güven. Bu programla sadece iktidar hedefi koymuyoruz. Yeniden adaletin, umurun ve refahın inşasını hedefliyoruz. Demokrasi sadece sandık değildir, hayatın tamamıdır. Güçlü bir hukuk devleti, bağımsız yargı ve hesap veren yönetim anlayışı kurulmadan bu ülkede hiçbir şey düzelmez. Biz talimatla değil vicdanla karar veren yargı istiyoruz. Bu sadece siyasi mücadele değildir, haysiyet mücadelesidir. Bugün Türkiye’nin dünyadaki itibarı zedelenmiş durumda. İçeride adalet yoksa dışarıda itibar olmaz. Biz Türkiye’yi saygın bir ülke haline getireceğiz, Türkiye’yi yeniden dünya sahnesinde hak ettiği itibara taşıyacağız.
“Sosyal devlet bir tercih değil, bir zorunluluktur”
Ülkemizin en büyük sorunu geçimdir. Parti programımız diyor ki; kalkınma sadece büyüme değildir, kalkınma adil bölüşümdür. Bizim anlayışımızda çok kazanan çok verecek, az kazanan korunacak, emek hak ettiği değeri alacak. Biz; emekliyi enflasyona ezdirmeyen, asgari ücretliyi ay sonu korkusu yaşatmayacağız, çiftçiyi borç batağından çıkaran bir ekonomik düzen kuracağız. Çünkü biz rantın değil, üretimin tarafıyız. Biz bir avuç ayrıcalıklının değil, halkın iktidarını kurmaya geliyoruz. Biz sosyal yardımı bir lütuf olarak görmeyiz, sosyal politikayı bir hak olarak görürüz. Bizim hedefimiz; insanların devlete minnet ettiği değil, devletin yurttaşına karşı sorumluluğunu yerine getirdiği bir düzen kurmaktır. Bu nedenle sosyal devlet bir tercih değil, bir zorunluluktur.
“Ülkemizi uçuruma sürükleyen bir iktidar var”
Bugün ülkemizde adaletsiz bir hukuk sistemi, baskıcı bir yönetim anlayışı, istişare kültürünü kaybetmiş, karar alma yetisini yitirmiş, dağılmış ve düzensiz bir hükümet anlayışıyla ülkemizi uçuruma sürükleyen bir iktidar var. Ama biz yılmayacağız. Çünkü biz bu mücadeleyi kendi menfaatlerimiz için değil, bu ülkenin geleceği için veriyoruz. Bu mücadeleyi mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Bizim korkumuz ve saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Biz bu siyaseti; şeffaflıkla, samimiyetle ve halkın vicdanıyla yapıyoruz. Talebimiz çok açık: Hak, hukuk ve adalet. Biz sadece bir siyasi parti değiliz. Biz bu ülkenin tek umuduyuz. Bu umut, ancak birlikte yürürsek büyür, birlikte mücadele edersek kazanır.”
“Halkın tercihlerine karşı çıkan bir iktidar var”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in tutuklanmasına tepki gösteren Genel Başkan Yardımcısı Gökçen, şöyle konuştu:
“Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey hakkına tutuklama kararı verildi. Bundan 2 yıl önce bir seçim geçirdik ve o seçim akşamında ben İzmir’den Bursa’ya gittim. Mustafa Başkanımızla görev yaptık. Türkiye’de büyük bir değişime nasıl imza attığımıza tanıklık ediyorduk. Biz bu zafer değil, yeni bir başlangıçtır dedik. Ben Mustafa Bozbey’i halkın ne kadar çok sevdiğini, halkın sosyal belediyeciliğe ne kadar hasret olduğunu gördüm. Bursa’da Meclis’te AK Parti çoğunlukta diye tutukladılar onu. Aylardır ‘AK Parti’ye geçti geçecek’ diye iftira attılar. Böyle çirkin bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Halkın tercihlerine karşı çıkan bir iktidar var. Bu da iktidarın tükenmişliğinden kaynaklanıyor. İktidar halkın sorunlarının çözümü için vaat veremez durumdalar. Karşısındaki gücü kötüleyerek, yargı kolları aracılığıyla karşısındakini yarışın dışına atmaya çalışan bir yöntem belirliyorlar.
“Hala içeride olan arkadaşlarımız var”
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu belediye başkanlarımızı, yol arkadaşlarımızı aldıklarında bir algı operasyonuna hazırlanıyorlardı. ‘560 milyarlık hırsızlık var’ dediler bunu iddianameye bile yazamadılar. Gazetecilere soruşturmalar açılırken ‘siyasette arada yalan söylenir’ diyen gazeteciye soruşturma bile açmadılar. Hiç utanmadan Mustafa Kemal Atatürk’ün partisni kapatmaya çalıştılar. ‘Yargılanacaklar, suçlu olduklarını göreceksiniz’ dediler. Duruşmaların TRT’de canlı yayınlanmasını istedik. AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Geçtiğimiz günlerde ilk tahliye kararları çıktı. Özürlüğüne kavuşan arkadaşlarımız için mutluyuz ama yatarı bile olmayan iftira suçlar nedeniyle hala içeride olan arkadaşlarımız var. Kooperatiflerde ev sahiplerine anahtar telsim edildi. Ama önceki dönem Büyükşehir Belediye Bşaknaımız Tunç Soyer, önceki dönem İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya tutuklu yargılanıyorlar. Yedek tutuklama işletiliyor onlar için. Bir taraftan da kooperatifleri kötü gösteriyorlar. Üçü için tutukluluk incelemeleri bile savunma hakları ihlal edilerek yapıldı. Bir de tutuklu gazeteciler var. İşini doğru yapan, halkı doğru bilgilendiren bazı gazeteciler iktidarda ayrı bir huzursuzluk yaratıyor.”
“Bakanlıklar aracılığıyla işletilen bir darbe ve baskı rejimi var”
Belediyeler üzerindeki “mali” baskılara da Meryem Ana otoparkı örneğini vererek tepki gösteren Gökçen, şöyle devam etti:
“Bir taraftan tarihte hiç görülmemi bir darbe rejimiyle karşı karşıyayız. Bu darbe, yargı darbesiyle işletiliyor. Bir taraftan da yargı sopası olmaksızın bakanlıklar aracılığıyla işletilen bir darbe ve baskı rejimi var. Belediye başkanlarımız ve meclis üyelerimiz bu darbe ve baskılarla mücadele ederek işlerini yapmaya çalışıyorlar. Bütün belediye başkanlarımız yaşadıkları engellemelere karşı kısıtlı bütçelerle, çok büyük baskılara karşı bakanlıklarda bekleyen projelerle halka hizmet etmeye çalışıyorlar. Bu kadar büyük baskılara rağmen bir taraftan da bu ülkedeki insanlarının yüzünün gülebilmesi için canla başla çalışanlar var. Omuz omuza mücadele edenler var. Bu mücadele sırasında bir taraftan da hukuk mücadelesi, siyasi mücadele veriyoruz.
Parti programımızı oluştururken örgütümüzden gelen fikirler doğrultusunda siyasi taslak geliştirmiştik. Ayrıca STK’lar ve sorunların öznelerinden görüşler alınmıştı, diğer taraftan akademisyenlerden görüş almıştık. Parti programımız böyle ortaya çıktı. Bu doğrultuda şimdi de hükümet programımızın hazırlıklarını sürdürüyoruz. Türkiye’nin temel sorunlarını çözmek için iktidarın bir niyeti yok, sadece kendi iktidarlarını yürütme niyeti var. Ama bizler sorunları çözmek için çalışıyoruz.”

