(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, “Bütün Meclis’in ortak sorumluluğu bu Anayasa’ya uymaktır. Tam da o günlerdeyiz. Ara seçim kararı yasamanın görevi. Sayın Erdoğan hiç onun yetkisinde olmayan şekilde, ‘Böyle bir şey gündemimizde yok’ demek, Meclis’e hakarettir, kendi partisi dahil. Numan Bey buna bir balans ayarı yapmış. Diyor ki ‘İçtüzük ve Anayasa’nın amir hükümleri açık.’ Yani, ‘Bu ara seçimin bir zaruret olduğu, Anayasal zaruret olduğu ortada. Ama ben taraf değilim’ diyor. Ben de diyorum ki ‘Tarafları bir araya getirin. Ya da demokrasiden yana, Anayasa’ya uymaktan yana taraf olun’” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TIP ve EMEP’in ardından İYİ Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ile görüştü. Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan ve Adalet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti.
Özel ve beraberindeki heyeti İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, Seçim İşleri Başkanı Enver Yılmaz ve Hukuk İşleri Başkanı Hakan Şeref Olgun kapıda karşıladı. Saat 11.00 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.
Özel, şunları kaydetti:
“İYİ Parti ile CHP’nin arasındaki ilişki iyi insanların, birbirini seven insanların, ülkesini, vatanını, bayrağını seven insanların birlikte yürüdükleri demokrasi yolculuğunda biriktirdikleri iyi anılarla, dayanışmalarla, birlikte doğru tarafta yer almalarla siyasi tarihimize geçti. Bunu bundan sonra da bu şekilde sürdürmeye kararlıyız.
“Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hzırladığı çalışmayı Genel Başkanımıza arz ettik”
Savaşın kazananı olmaz, kaybedeni çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplardır. İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz ama öyle bir savaş ki petrol fiyatlarını etkilediği için başta akaryakıt, tüm enerji giderlerini etkiliyor. Türkiye bu konuda böylesi bir krize o kadar hazırlıksız ki petrol fiyatlarında yaşanan her yükseliş pazarda sivri biberin, domatesin veya sofraya koyacağımız ekmeğin fiyatını etkiliyor. Bu kriz çıktığında MYK’mızda ve Cumhurbaşkanı Aday Ofisimizde görevli 11 ekonomistin oluşturduğu Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz bir çalışma yapmıştı. Biraz önce Genel Başkanımıza 12 sayfalık raporu arz ettik. Raporun acil önlemler paketine kamuoyu sizler sayesinde hakim. İlk önerimiz olan eşelmobil sistemiyle hiç olmazsa belli bir süre ÖTV’nin karşılayacağı kadar kısımla pompa fiyatlarına yansımaması uygulaması, dörtte üç oranında uygulanarak hükümet tarafından kabul edilmişti. Onun dışında bir dizi önerimiz var bu konuda dünyada çok ciddi örnekler var.
“Emekli maaşlarına ve asgari ücrete bir ara zam yapılmasını son derece önemli buluyoruz”
Dünyadaki ekonomisi doğru yönetilen güçlü ülkeler İran Savaşı’na baktılar, hızlı bir çözümleme yaptılar ve iki önemli adım atıyorlar. Bir, yoksulları bu savaştan korumak. İkincisi, üretimlerini ayakta tutmak için enerji maliyetleri konusunda destek sağlamak. Bizim raporumuzun da en temel acil önlemlerdeki taşıyıcı iki kolonu zaten bu. Ayrıca devamında yeni ticaret yolları, lojistik hub’lar, petrolün taşınması noktasında Türkiye’nin önünde olabilecek fırsatlar duruyor. Bunların hepsi raporumuzda var. Sayın Genel Başkan ile kıymetli heyetiyle hem raporumuzu hem düşüncelerimizi paylaştık. Bugün hükümetin yapması gereken iş; Trump ile arayı iyi tutmak, Trump’tan meşruiyet almak ya da iç siyasette Filistin’e yeteri kadar sahip çıkmadığının, İran’daki katliama ses yükseltmediğinin görünür olmaması için gündeme sis bombaları atmak değildir. Samimi şekilde vatandaşın ekmeğini korumak, emekliyi, emekçiyi korumaktır. Bu konularda büyük zafiyet içinde olunduğunu görüyoruz. Bizim ana muhalefet ve muhalefet partileri olarak ortak kaygımız vatandaşın bu kriz karşısında daha da fazla ezilmemesidir. Bir kez daha başta emekli maaşlarına ve asgari ücrete bir ara zam yapılmasını son derece önemli bulduğumuz ifade etmek isterim.
“Siyasi Etik Yasası olsaydı bu tartışmaların hiçbiri olmayabilirdi”
Siyasi Etik Yasası. Tüm partilerde dile getiriyoruz. Bugün Genel Başkanımız ile siyasetçilerin, genel başkanların, cumhurbaşkanının, başbakanların ve yerel yöneticilerin içinde olduğu şekilde hem kendilerinin mal varlığı ile ilgili, hem siyasetin finansmanıyla ilgili şeffaflığa dayalı Greco kriterlerini kapsayan ve aşan şekilde düzenlemelerin yapılması gerektiği konusunda hemfikiriz. Biz bugüne kadar çiğ yemedik, karnımız ağrımadı. Sekiz senedir bunu söylüyoruz. Sekiz sene önce, beş sene önce, dört sene önce gündeme gelmesini istediğimizde olsaydı şimdi ne bu mal varlığı tartışmaları ne Akın Gürlek’in üzerinde olan 18 tapu… ID numaralarını söylüyoruz, her gün çağrıda bulunuyorum. Sistem Murat Kurum’un elinin altında. Bakıp da ‘Özgür Özel’in ilan ettiği ID numaralarındaki gayrimenkuller hiçbir zaman bakanımızda olmamıştır’ dese tartışma bitecek. Üç haftadır tartışma sürüyor. Diyemez. Çünkü Ağrı Dağı kadar gerçek olduğunu herkes biliyor. Ama bu tartışmaların hiçbirisi olmayabilirdi, Siyasi Etik Yasası çıkmış olsaydı. Bu konuda biz işin hep öneren, hep destekleyen, hep şeffaflığı savunan tarafında olduk.
“Gençler vize sorunlarından dolayı yakınırken sorunun esas sebebi Erdoğan’ın o günkü tutumu”
Bugün Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret edeceğiz. Ahmet Davutoğlu, ‘Siyasi etik yasasını çıkaralım’ dediğinde, o zaman vizesiz Avrupa mümkün olacaktı. Vizesiz Avrupa için son dört şart kalmıştı. Erdoğan dedi ki ‘Türkiye’de siyasi etik yasası çıkarsa AK Parti’de il başkanı, ilçe başkanı bulamayız. Siyasetin finansmanı meselesi ortaya çıkacak olursa, bu işleri sürdüremeyiz’ dedi. Ahmet Davutoğlu’nun bu yasayı çıkarma talebini reddetti. Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki temel ayrılık alanlarından birine, bu dönüşmüştü. Şimdi gençler vize sorunlarından dolayı yakınırken sorunun esas sebebinin Erdoğan’ın o günkü tutumu ve esas siyasilerin mal varlıkları şeffaf olsun, siyasi partiler nereden kaynak destek alıyorlar şeffaf olsun meselesine cesaret edemediği, hatta ‘Bizim olayımız bu kardeşim. Ne karıştırıyorsun’a karşılık gelecek, ‘Bir il başkanı, bir ilçe başkanı bulamayız’ dediğinin altını çizmek isterim.
“Bugün dahi birçok saldırıyı yaşıyor durumdayız”
Partimiz çoklu saldırılar altında. Bugün dahi birçok saldırıyı yaşıyor durumdayız. CHP olarak Erdoğan’a bir şey söylüyoruz, diyoruz ki ‘Siz bir Anayasa getirdiniz ve biz o gün bu Anayasa değişikliğine karşı çıktık.’ Siz diyordunuz ki ‘İleri demokrasi olacak.’ Biz diyorduk ki ‘Meclis’in kolu kanadı kırılacak, demokrasi geriye gidecek.’ Biz dedik ki ‘Sistem şudur: Sen bir kişiyi seç, kenara geç, beş yıl boyunca karışma, her şeye bir kişi karar verecek.’ Siz, ‘Yok güçlü Meclis, yasama tekeli’ diyordunuz. Gün geldi, şimdi o bir kişi seçiliyor, o bir kişinin atadığı bakanlar at koşturuyor. Otellerde 78 kişi yanıyor, hesap soramıyorsun. Yenidoğan bebekler ölüyor, hesap soramıyorsun. Bakan 18 tapu alıyor, satıyor, hesap soramıyorsun. Bir de milletin yüzde 50-60 oylarla seçtiği belediye başkanlarını yalancı şahitlerle, gizli tanıklarla, iftiralarla içeri atıyorsun. O yüzden dedik ki ‘Gelin, bir an önce erken seçime gidelim. Erken seçim istiyoruz. Geçim yoksa seçim var. Kararı millet versin. İki buçuğuncu yılda erken seçim doğrudur. Beş yıl daha yetki alabiliyorsan al. Yoksa millet ne diyorsa o olsun.’ Bundan kaçıyorlar. Biz bu erken seçim talebini dillendirmeye devam ediyoruz.
“Biz bugün Bursa’da aday dahi çıkarmıyoruz. Onları bu rezillikleriyle baş başa bırakıyoruz”
Bunun yanında yerelde saldırdığı alanların her birisinde ‘Hodri meydan’ dedik. ‘Aydın’da, koyalım sandığı Aydınlı karar versin’ dedik. Adana’da, Antalya’da, İstanbul’da ya da İstanbul’da elimizden aldıkları örneğin, Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da. ‘Soralım bakalım millete ne diyor. Millet bize vermiş, sen bin bir oyun yapıyorsun’ dedik. Son örneği Bursa’dır. İşte bugün Bursa’da belediye meclis çoğunluklarına güvenerek yedi buçuk-sekiz yıl öncesine dair 12 yıllık bir vakıf işlemiyle ilgili gözaltı yaptı, tutukladı. Belediye meclis çoğunluğuyla onu almaya çalışıyorlar. Biz bugün aday dahi çıkarmıyoruz. Onları bu rezillikleriyle, bu haramilikleriyle baş başa bırakıyoruz. ‘Millet bize vermiş, siz milletin sandıkta vermediği Bursa’yı hakim tokmağıyla alın bakalım. O tokmağı Bursalılar eline geçirdiğinde kimin ensesine vuracaklar, kime demokrasi dersi verecekler görün bakalım’ diyoruz. Aynı son İstanbul seçimlerinde olduğu gibi.
“Türkiye’nin bütün Anayasacıları ara seçim yapılmamasının Anayasa ihlaline ortak olmak olacağını söylüyorlar”
Bu kapsamda bizim bir sandığa ihtiyacımız var, Türkiye’nin var. Milletin sözünü duymazdan gelene, milletin sesini duyurmaya ihtiyacımız var. Bunun adı, benim üstüme düşüyorsa bütün belediye meclis üyelerini birlikte istifa ettirelim. Bu yerlerde AK Parti ile bir kez daha milletin karşısına çıkalım. Diyorlarsa ‘Erken genel seçim’, zaten bugünden hazırız, dünden razıyız. Diyorlarsa ‘Erken genel seçim. Biz öne alıyoruz, siz de belediyeleri koyun.’ Bütün belediyelerde erken genel seçime razıyım, erken yerel seçimle genel seçimi birlikte yapmaya razıyız. Hodri meydan. Yok. Argümanlardan bir tanesi ara seçimdir. Ara seçim meselesini 31 Mart günü, Bursa darbesi yapıldığında söylemiştim. Bu milletin önüne bir sandık gelmesi lazım. Öyle veya böyle. Ara seçimden bahsettim. Arkadaşlar sordu. Dedim ki ‘Parlamentoya, Numan Bey’e sorumluluklar düşüyor. Önce sorumluluk bir yerine gelsin, sonra bizim de yapacaklarımız olabilir.’ Tabii biraz da özensiz, yani iktidar medyasının her akşam her şeyi çok bilen, tartışan, konu değişse de konuk değişmeyen programlarında ara seçim maddesini hep şöyle yorumladılar: Anayasa diyor ki, ‘İlk 30 ay boyunca ara seçim yapılamaz ancak parlamentonun yüzde 5’i, 30 milletvekili…’ ‘Özgür Özel 22 milletvekili istifa ettirecek.’ Bu ilk 30 ay içerisinde gidilebilecek bir yoldu. Bu vaktiyle de Türkiye’de konuşuldu. 30 ay geçti arkadaşlar. Bunu ilk günden beri söylüyorum. Ki şu tartışmayı istiyorlar: ‘22 milletvekili istifa edecek, biz bunların bazılarını kabul edeceğiz bazılarını etmeyeceğiz. Hem ara seçim yaptırmayacağız hem CHP güç kaybedecek’ deyip bizim kararlılığımızı ve seçmenin bu işe inancını kırmaya çalışıyorlar. Oysaki Anayasa 78, buz gibi ortada, Ağrı Dağı gibi duruyor orada. Diyor ki, ‘30 ay geçtikten sonra boşalan milletvekillikleri için ara seçim yapılır.’ ‘Yapılabilir’ demiyor. Ve biz bu açıklamayı yaptıktan beri siz de takip ediyorsunuz, bir dosya halinde de paylaşacağız. Sayın Genel Başkanımla da bir kısmını paylaştım. Türkiye’nin bütün Anayasacıları hem geçmişte yaptıkları çalışmalarla hem yeni yaptıkları paylaşımlarla, Meclisimizin önceki genel sekreterleri ara seçimi zaruret olduğunu, yapılmamasının Anayasa ihlaline ortak olmak olacağını söylüyorlar.
“2002 yılında parlamento ‘gündemimizde yok’ deseydi Erdoğn milletvekili olamıyordu”
Şimdi geldiğimiz noktada iki şeyi hatırlatalım: ‘Gündemimde ara seçim yok’ dedi ya Erdoğan. Mesela ‘Gündemimizde ara seçim yok’ deseydi 2002 yılında parlamento, Erdoğan milletvekili olamıyordu. Mevcudiyetini, varlığını bir ara seçime borçlu olan Erdoğan’a söylüyorum: Diyor ki ‘Gündemde ara seçim yok, ara seçim istemeyi gündem dayatma’ diyor. Arkadaşlar elimdeki belgeyi ilk kez sizlerle paylaşıyorum. Her gün de bir yenisini paylaşmak, hepsinin birden bazı kıymetli belgelerin ortaya çıkmaması için. 21 Haziran 2002 günü. Sayın Vecdi Gönül, Kocaeli milletvekili AK Parti’nin. AK Parti’nin muhalefette olduğu 10 ayın beşinci-altıncı ayında. Genel gerekçeyi ve madde gerekçelerini uzun uzun anlatıyor. Diyor ki ‘Seçimden 30 ay geçti, ara seçim zorunlu. 11 bölgede milletvekili boşaldı, ara seçim zorunlu. Milletin sesini duyurması, boşlukları doldurması lazım. Bir an önce ara seçime gidilmelidir’ diyor. Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu, AK Parti Kocaeli Milletvekili grubu adına ara seçim talebinde bulunuyor. Benim bir haftadır anlattığım bütün gerekçelerle. ‘Anayasa buz gibi ortada’ diyor. Bu ara seçim niye yapılmıyor? Çünkü Sayın Bahçeli temmuz ayında ‘Hadi bakalım 3 Kasım’da erken seçim’ dedi diye yapılmıyor. Ve işte o erken seçim, bu ara seçimin yapılmasını kesiyor.
“AK Parti büyük erozyonu gördüğü için şu anda Anayasa’yı ihlal pahasına seçmenden kaçmaktadır”
O yüzden ara seçim yapmak, erken seçim talebini ortadan kaldırmaz. Erken seçim yapıldığında ara seçimin takvimi durur, talebi gereksiz hale gelmiş olur. Ama bir iktidar erken seçimden kaçıyorken Anayasa’ya göre mutlak yapılması emredilen ara seçim turnusol kağıdıdır. Yani şunu gösterir: Erken seçimden kaçmanın bahanesi ‘İşimiz var, gücümüz var, millet için çalışıyoruz, millet yetkiyi bize verdi.’ Millet arada bir ara karne verecek sana. Bir ara karar verecek. Korkmuyorsan neden Kocaeli’nden rahmetli Hasan Bitmez yerine bir milletvekili gelmesin? Neden boşalan yerlerden Afyon’dan, Kastamonu’dan milletvekilleri gelip de parlamentoda görev yapmasın? Hani sen Kastamonu’da birinci partiydin son seçimlerde, Afyon’da? İstanbul birinci bölgede birinci partiydin, Kocaeli’nde birinci partiydin. Senin birinci parti olduğun yerlerde ‘Gel millete bir daha soralım’ diyoruz. Neden kaçıyorsun? Gel kazan seçimi. Gel, oyunu koruduğunu göster. AK Parti büyük erozyonu gördüğü için şu anda Anayasa’yı ihlal pahasına seçmenden kaçmaktadır. Bu, bu kadar nettir.
“Demokrasi için ara seçim, millet için ara zam şarttır”
O yüzden yandaş medyada kim tartışacaksa boş durumda olan sekiz, -Hatay’ın durumu tartışmalı; yedi ya da sekiz- milletvekilliği için Erdoğan’ın ara seçimden kaçma gerekçesini bir kılıf bulsunlar da onu duyalım. Biz buradayız ve çok iddialıyız. Gelin, ara seçimleri yapalım ve milletten bir ara karne alalım. Türkiye’de iki zaruret var. Bir: Emekliye ve ücretlilere ara zam zarurettir yaşam için. Demokrasinin nefes alması için de ara seçim zarurettir. Ta o zaman yapılmış bir seçim. 31 Mart’ta millet yüzde 65’ini ana muhalefete vermiş, yüzde 80’ini muhalefete vermiş. Güvensizlik oyunu almışsın. Üstüne de birçok saçmalık yapmışsın. Şimdi de milli iradeye darbe girişiminin bir yılını doldurmuşsun. Demokrasi için ara seçim, millet için ara zam şarttır. Bu iki meşru talebimizi milletimize emanet ediyorum.”
Özel ve Dervişoğlu, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Dervişoğlu’nun sorulan bir soru üzerine, “Seçimin her türlüsü için ‘evet’ oyu kullanırız” şeklinde yanıt vermesi ardından “CNN bunu da böyle kocaman yazar inşallah. Dün çok hoşuna gitmişti. Buna futbolda ‘ters köşe’ diyorlar, Sayın Genel Başkan bunun ustasıdır” dedi.
“‘Önümüzde de bir ara seçim yapma zorunluluğu var. Bunu nasıl yapalım’ masasını kurmak Meclis Başkanı’na düşer”
Özel, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ara seçimle ilgili süreçte kendisinin inisiyatifi olmadığını ve taraf olmayacağı şeklindeki açıklamalarının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Sayın Meclis Başkanı’nın açıklamalarını, biraz önce biz toplantıdayken yaptığı açıklamaları okudum. Tamamını satır satır okumadım ama öne çıkan başlıklarda şunu söylüyor: ‘Anayasa’nın ve İçtüzüğün amir hükümleri açık’ diyor. Yani ara seçimin olması Anayasal bir zorunluluk. ‘Şartlar sağlandığında’ diyor, 30 ay şartı sağlanmış durumda. Bu noktada ‘Ben taraf değilim’ diyor. Benim zaten kendisini dahil etmeyi düşündüğümüz nokta ‘Taraf olunuz ve ara seçimi siz yapınız’ noktası değil. Gerçi her zaman Meclis Başkanlarının bir milletvekili sıfatı olarak öneride bulunma imkanları var. Örneğin Türkiye’nin yararına bir uluslararası anlaşma, Meclis Başkanı’nın bir milletvekili sıfatıyla verdiği önergeyle oluyor. Meclis’in tıkandığı bir noktada, ara seçim Anayasal zorunluluk ama ‘Bunu, kanun teklifini kim teklif etsin?’ denildiğinde Meclis Başkanı bunu yapsa bu demokratik bir aktivizm olur. Hiç de yanlış olmaz. Numan Bey bunu yapabilecek bir müktesebattadır. Ama benim esas kendisini göreve davet edip ve dahil etmek istediğim nokta, Meclis Başkanlarının görevleri arasında partiler arasında diyalog ve zaman zaman arabuluculuk, eşgüdüm sağlama noktası var. Sayın Başkan çağırabilir ve diyebilir ki partilere gerek grup başkanvekilleri düzeyinde gerekse genel başkanlar düzeyinde; ‘Meclisimizin sırtında Anayasa’ya uymak gibi bir yükümlülük, önümüzde de bir ara seçim yapma zorunluluğu var. Bunu 1960’tan beri bütün meclisler yapmış. AK Parti dört yılla kısıtlayınca fiili imkânsızlık çıkmış. Şimdi böyle bir talep var ve muhalefet partilerinin tamamı bir ara seçimin Anayasal gereklilik olduğu noktasında hemfikir, bütün anayasacılar hemfikir. Bunu nasıl yapalım’ masasını kurmak da ona düşer.
“Tarafları bir araya getirin ya da demokrasiden yana, Anayasa’ya uymaktan yana taraf olun”
O noktada Numan Bey’in şimdiye kadarki pratiğine uygun bir iş olur. Çünkü o ne masaları kurmaya niyetlendi ne masalar kuruyor, daha neler konuşuyor. Ama bir demokratik aktivizm noktasında bir milletvekili sıfatıyla ara seçim kanun teklifini verse, kimse ‘Niye Meclis Başkanı yapıyor?’ demez. Çünkü bütün Meclis’in ortak sorumluluğu bu Anayasa’ya uymaktır. Tam da o günlerdeyiz. Ama Numan Bey’in bu konuda bir hukukçu olarak mesela sayın Erdoğan zaten hiç onun yetkisinde olmayan şekilde yürütme, ara seçim kararı yasamanın görevi. ‘Böyle bir şey gündemimizde yok’ demek Meclis’e hakarettir, kendi partisi dahil. Numan Bey buna bir balans ayarı yapmış. Diyor ki ‘İçtüzük ve Anayasa’nın amir hükümleri açık’ diyor. Yani bu arada seçimin bir zaruret olduğu, Anayasal zaruret olduğu ortada. ‘Ama ben taraf değilim’ diyor. Ben de diyorum ki ‘Tarafları bir araya getirin. Ya da demokrasiden yana, Anayasa’ya uymaktan yana taraf olun.’”
“Ümit Başkan’ın ifadesine başvurulduktan sonra kendisinin görevinin başına döneceğini ümit ediyorum”
Özel, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol hakkındaki gözaltı kararlarını ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili seçiminde CHP’lilere yönelik polis müdahalesini şöyle değerlendirdi:
“Yakından takip ettiğimiz iki hukuki süreç var. Bir tanesi Ankara İl Başkanımız, İzmir’deki kooperatif davasında kendisinin bilirkişi raporunda adı geçiyordu. Adının geçtiği husus şu: Kooperatifte bir dönem yöneticilik yapmış. 11 isimle birlikte adı geçiyor. Tahmin ediyoruz, o konuda görüşüne başvurulacak. Kooperatifçilik meselesi biraz önce yukarıda Genel Başkanıma arz ettim. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu döneminde İzmir’de bir kentsel dönüşüm acilen gündeme geldiğinde depremden sonra, partimizin iyi niyetle, o dönemki yöneticilerinin, Genel Başkanımızın talimatlandırmasıyla, yöneticilerimizin inisiyatif alması, İzmir’de birçok partimizin, birçok iş adamının ve Ankara İl Başkanımızın içinde olduğu bu kooperatif meselesinde, bir kooperatif modeliyle kentsel dönüşüm iyi niyetli çabasının eseridir. Oralarda zaten göreceksiniz, ifadede diyor ki ‘Bir kamu zararı oluşup oluşmadığı şüphelidir. Buna bakılsın.’ Bir kamu zararı oluşmadığına yönelik bilirkişi raporları alındı, dosyaya sunuldu. Anılan dosyada tek bir tutuklu da kalmadı. Ben Ümit Başkan’ın ifadesine başvurulduktan sonra kendisinin görevinin başına döneceğini ümit ediyorum.
“Bornova’yı yakından takip ediyoruz”
Bornova Belediye Başkanımızla ilgili de bir başka dosyaya müzahir olarak bir kişinin belediyede üç ay süreyle birkaç gün dışında görevine devam etmeksizin maaş alması gibi hiçbirimizin kabul edemeyeceği bir durum vardı ortada. Belediye başkanımız haberdar olduğunda iç denetim başlatmıştı. Ayrıca da kendisi doğrudan sorumlu olmadığı halde, oluşmuş olan bir kamu zararı varsa -üç aylık maaş- onu kendi cebinden karşılayacağını söyleyip üzüntülerini ifade etmişti. O konuyla ilgili bilgisine başvurulduğu anlaşılıyor. Yakından takip ediyoruz mevzuyu.
“Bursa’nın iradesine çökenlerin agresif tutumları olabilir”
Bursa’da aday çıkarmıyoruz. Bursa’da suçluluk telaşı içinde olanlar, Bursa’nın iradesine çökenler, Bursa’da insanların gözünün içine bakamayacak olanların agresif tutumları olabilir. Onları Bursa’ya şikayet ediyoruz. Aydın ve Bursa’yı, önümüzdeki seçim akşamı siz de burada olacaksınız, biz de burada olacağız; hep birlikte göreceğiz. Nasıl tarihi birer ders verdiğini Aydın seçmeninin ve Bursa seçmeninin hep birlikte izleyeceğiz. O günleri birlikte göreceğiz inşallah.”
Özel, Meclis Başkanı Kurtulmuş ile ne zaman görüşeceğinin sorulması üzerine ise “Siyasi parti genel başkanlarıyla, toplam 13 genel başkan şimdiye kadar planlandı. Sayı daha da artabilir. Ama şu ana kadar planlanmış 13 görüşme, pazartesi akşam üstü bitiyor. Pazar günü dahi görüşmelerim var. Pazartesi günü tamamlanırsa, salı günü için isteyebiliriz ya da birkaç gün sonra ama çok geçe bırakmayı düşünmüyoruz” ifadesini kullandı.

