Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel’den hakkında açılan soruşturmaya ilk yanıt: “Hodri meydan. Liyakatliler mi, liyakatsizler mi? Becerikliler mi, beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Silivri’de yaptığı konuşma nedeniyle resen soruşturma başlatılmasına tepki göstererek, “Sen benim cumhurbaşkanı adayımın, kardeşimin, kardeşlerimin geleceğine karar vermek üzere 1 yıl 8 aylık hakimleri koyup kurayla da o mahkemeye düşürüp haysiyet cellatlığı yapacaksın, ben de çıkacağım dışarıda ‘mahkemeyi takip ettik, adaletin yerini bulmasını bekliyorum’ diyeceğim, öyle mi? Hodri meydan. Liyakatliler mi, liyakatsizler mi? Becerikliler mi, beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel,  dün Silivri'de yaptığı konuşma

 

(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Silivri’de yaptığı konuşma nedeniyle resen soruşturma başlatılmasına tepki göstererek, “Sen benim cumhurbaşkanı adayımın, kardeşimin, kardeşlerimin geleceğine karar vermek üzere 1 yıl 8 aylık hakimleri koyup kurayla da o mahkemeye düşürüp haysiyet cellatlığı yapacaksın, ben de çıkacağım dışarıda ‘mahkemeyi takip ettik, adaletin yerini bulmasını bekliyorum’ diyeceğim, öyle mi? Hodri meydan. Liyakatliler mi, liyakatsizler mi? Becerikliler mi, beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanıklı İBB davasının ikinci gününde, partisinin grup toplantısını Silivri Dayanışma Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Bir yıldır davanın başlamasını beklediklerini belirten Özel, şunları kaydetti:

“Tayyip Bey 1 ayda iddianame bekliyordu. Diyordu ki ‘ey Özgür Efendi 1 aya iddianame çıkar insan içine çıkamayacaksınız. ‘Birbirinizin yüzüne bakamayacaksınız. Bunlar eşlerinin gözüne bakamayacaklar.’ Niye diyordu, niye? İddianameden bunlar çıkacak, önümüze dökülecek ve biz ezileceğiz diyordu. Ben dökülmeyeceğini bildiğim için, iftira olduğunu bildiğim için 1 yıldır dimdik duruyorum. İnsan bugün mahcup olmak, ezilmek, rezil olmak pahasına 11 ay direnmez. Bugün haklı çıkacağını biliyorsa 11 aydır ayakta durur. Ama 11 aydır bir şeyi biliyorduk. 11 aydır Ali Mahir Başarır biliyordu. Gökhan Günaydın biliyordu. Dilek Hanım’a söyleniyordu. Özgür Başkan her yerde duyuyordu. Nuri Aslan ‘böyle konuşuluyor’ diyordu. Bu dava ya 1’e düşer ya 40’a. Tercümesi şu. Kanunumuza göre bir dava aynı ağır ceza mahkemelerinden tesadüfen birine düşüyor. Kurayla tesadüfen 41 Ağır Ceza Mahkemesi var. Önce Aziz İhsan Attaş davası 1’e düştü. Dediler ki ‘bu dava kesin 40’ta’. Bu davada 40’a düştü. 41 Ağır Ceza’dan söylenen ağır cezaya düşme ihtimali yüzde 2,4. Ve bu ihtimal, bir yıldır söylenen bu ihtimal gerçekleşti. Yani savcı Tayyip Erdoğan onu orada görevlendirdi. Tarafsız, bağımsız, tövbeler olsun Türk milleti adına karar veren güya savcı, eğer Akın Gürlek Türk milleti adına iddianame yazıyorsa vallahi ben bundan tövbe ederim. Allah hepimizi böyle bir iftiradan korusun. Böyle bir iftiradan.

Adında Cumhuriyet olan bir savcı bir yıl boyunca bunları yapacak sonra bu mahkeme bir yıldır konuşulan mahkemeye düşecek. Yetmez. 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin başında biri var. Bu dün konuşulan hakim var. Bütün iftiraların atıldığı, örneğin Ekrem İmamoğlu’nun arabalarını söyleyen, cep telefonunu söyleyen, her şeyi yayan, ‘bir uçağı var İmamoğlu’nun’ yalanını atan sonra uçak AK Parti’nin çıkacak. ‘Ekrem İmamoğlu’na kiralamıştı’ diyecek. AK Parti’li diyecek ki ‘Ekrem İmamoğlu’nu hiç sevmem, ben reisçiyim’. ‘Hayatta vermedim’ diyecek. Bunları yazan bir internet sitesi. Bunların operasyon internet sitesi. Son TV. Ağustos ayında kararnameler çıkarken 40’ın hakimini övüyor. Yanındaki ekip arkadaşı çok başarılı, onu da 35’e yolladık diyor. Yere göre sığdıramadığı 40’ın hakimi. O sitenin övdüğü o site bütün arkadaşlarımıza hani Tayyip Bey diyordu da ‘baltayı taşa vurdular ya eşlerinin gözüne bakamayacaklar’. Ne yalan vardı? O hepinizin duyduğu, söyleyenlerin utanmadığı, tamamının iftira ve şantaj ürünü olduğu çıktığı şu kadarından arkadaşlarımızın, Ekrem Başkan’ın ilgisinin olmadığı o işleri o siteye yazdırıyorlardı. İşte o sitenin övdüğü hakimin yerine denk geliyor.

O hakim tek değil. Orada heyet var. O heyettekilere güvenemiyorlar. Dışarıdan 2 arkadaş daha atıyorlar. Dün 3 kişi yargılamaya başlayacak. Düşünün ya, yargılama Türkiye siyasi tarihinin en zor 3 davasından biri. En karmaşık iddianamesidir. Ne beklersin? Çok tecrübeli bir hakim, çok tecrübeli bir heyet. Eskiden bir kere 1’inci sınıf olmak için 10 yıl olacak falan. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne hakim olabilmek, ona başkan olabilmek için Anadolu’da destanlar yazacaksın. Her kararın onanacak. En iyi şekilde terfilerle başka şehre, büyükşehre, en son İstanbul’a. İstanbul’a, en tepeye. En tepeye İstanbul’a millet adına adalet dağıtmaya. Koydukları hakim, 1’inci sınıf olmak için avukatlık yaptığı sürenin 3’te 2’si eklenerek 10 yılı geçip 1’inci sınıf oluyor. Hakimlikteki süresi değil. Akın Gürlek’le kararlar kurmuş, yıllarca yan yana. Bütün kurduğu kararlar Anayasa Mahkemesi’nden oy birliğiyle ‘hak ihlali’ diye söyleniyor, önemli kararlar. Örneğin Allah rahmet eylesin Sırrı Süreyya Önder, Akın Gürlek’in aldığı 15’te 15 bozulan karar. 15’te 15. Birinci sınıfa ayrılma şartı, Anayasa Mahkemesi kararını bozmayacak. Berbat kararlar, AİHM kararları, hepsi bozulmuş, hep birlikte takılmışlar. Bu beyefendi orada bütün acziyetiyle dururken yanında da 2 üye var. 2 sene önce bugün mahkemedeki o 2 üyeye demin dedik ya ‘çok tecrübeli olmalı, başarılı olmalı’. İstanbul’a nasıl geldi? O 2 üye 2 sene önce bugün ‘ne yapıyorsun’ diyenlere ‘hakimlik savcılık sınavına hazırlanıyorum’ ya da ‘sınavı kazandım, kurayı bekliyorum’ falan diyorlar.

1 yıl 9 aydır hakim olan, kurayla 1 yıl 9 aydır görevde olan 2 tane arkadaş normalde onların Anadolu’nun bir yerlerinde başarılı kararlar için çalışıyor olmaları lazımken Türkiye’nin en önemli davasındalar. Dün 3’ü orada. Toplam kıdem 11 yıl, 11 yıl. Kürsüdeki kıdem 11 yıl. Hele o ikisi birden doğru karar verse örneğin ‘bu iddianame saçma’ dese, ‘ben buna ikna olmadım’ dese 2’ye 1 değişir. Ona göre bulundu, o ikisi geldi. 40’ın başına ve dava verildi o 40’ıncı mahkemeye. Ve işte bu arkadaşlar, işte bu arkadaşlar dün yargılama yapmak üzere geldiler.

“Bunu Adnan Menderes’e diyorlardı, ‘sanık Adnan otur yerine’ diye”

Ne yapıyor biliyor musunuz? Adnan Menderes’e Yassıada’da ne yapılıyorsa aklınca, bakın iddianameye ‘tuğla gibi’ demekten tutun da gizli tanığa yalan konuşturmaya kadar FETÖ’nün bütün kumpaslarını yapanlar mahkemeye şöyle başlıyor, Ekrem İmamoğlu’na, 15,5 milyon kişinin Cumhurbaşkanı adaylığı için oy attığı, 25,5 milyon kişinin ‘tutuksuz yargılansın’ diye imza attığı, İstanbullunun 3 kez üst üste seçimde büyükşehir belediye başkanı seçtiği, Tayyip Bey’in bugüne kadar hiç yenemediği, milletin gönlünün en tepesinde olan kişiye ‘sanık Ekrem otur yerine’ diyor. Bunu Adnan Menderes’e diyorlardı, ‘sanık Adnan otur yerine’ diye. Ben söz vermezsem konuşamazsın’ diyor. Söz isteyince de kafasını başka yerlere çeviriyor. Uğraşıyor ki kavga çıksın. Ama karşısında dimdik bir iradeyi görünce de ne yapacağını şaşırıyor. Dün içeride yaptığı bütün hataları söyledik. Bugün tamamını telafi ederek başlıyor. Bakın bu mahkemeye verdiğin hakimde böyle, bırak soru işareti, soru işaretinin ucundaki noktadaki bir zerre mürekkep kadar eksiklik olmayacak ki diyeceğiz ki ‘adil yargılanıyoruz’. Dün böyle geliyordu. Geliyor, efeleniyor salona. Ceket çıkarıyor. Atıyor, cübbeyi orada giyiyor. Ekrem Başkan’a ‘sanık Ekrem’ diyor. Söz isteyince ‘ben düşündüm, Nisan ayının ortasında konuşursun’ diyor. ‘106’ncı sırada konuşursun’ diyor. ‘Yahu’ diyor ‘usule yönelik sözüm var’. ‘O gün anlat’ diyor. ‘Yahu ilk benim konuşmam lazım, son değil’. ‘Dinlemeyeceğim seni’ diyor. Sonra reddi hakim talebini sulandırıyor falan. Bugün cübbeyi içeride giymiş beyefendi. 4 kere de bakmış ‘oldu mu’ diye. Kürsüye cübbeyle çıkıyor bugün. Geliyor oraya. Ekrem Başkan ‘konuşacağım’ deyince önce yine ‘konuşturmam, burayı ben yönetiyorum’ diyor. Bugün kapanmadan önce dün isteyip de vermediği bugünkü gazetelerin, canım benim Türkiye, ‘Şov yapacaktı, hakim izin vermedi’. Şov yapmadı ama tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Bal gibi de izin verdi. Takvim. Kuyruğunu tramvay kesmişten kahraman yaratan Takvim. ‘Ekrem İmamoğlu şov yapacakmış, hakim izin vermemiş, konuşturmamış’. ‘Ben deyince’ demiş. Bugün Ekrem İmamoğlu sözü söke söke almış. Tarihe geçecek bir ifade yapmış.

“Devleti karşımıza dikenlere milletin gücünü göstere göstere konuşuyoruz”

Devletin gücüyle, Tayyip Erdoğan’ın gücüyle, elinde haksız yere bulundurulan kamu gücünün kötü kullanılmasıyla bize efelik yapanlara, bize kabaranlara şunu söylüyoruz: Kimsenin değil, milletin gücüyle, ahlaki üstünlükle, psikolojik üstünlükle, çoğunluğun enerjisiyle devleti karşımıza dikenlere milletin gücünü göstere göstere konuşuyoruz, göstere göstere. Onlarca milletvekilinin bulunduğu salonu zorla boşalttırmaya çalışacak kadar şuursuzca ve sonunda da yapamayacağı bir işe kalkışan da milletin bir sonraki cumhurbaşkanlığına 25,5 milyon imza attığı Ekrem Başkan’a ‘otur’ deyince oturacaksın, ‘kalk’ deyince kalkacaksın, ‘sen 45 gün sonra konuşacaksın’ diyen şimdi bugün ayağa suya ermiş görünüyor. Devam edeceğiz. Orada olacağız. Hakkımızı savunacağız.

“Mahkemede ispatlamayan ne olsun! Hodri meydan”

Ha dün ben bu açıklamanın bir benzerini yaptım. Daha kalacağım yere varmadan hakkımda soruşturma açmış. Neden? Söylediğim söz: ‘etkisiz, kifayetsiz, liyakatsiz’ demişim diye. Madde diyor ki; hakaretten soruşturma açtım. Öbür maddesi ‘alenen yaptı’, 1 bölü 6 arttırış isterim. 3’üncü maddesi ‘kamu görevlisine yaptı’. Efendim 1 yıl alt sınırı 1 yıla çekerim. Bilmem ne oldu, şunu yaparım. Bir fıkrayı atlamış. Fıkrada ne yazıyor biliyor musunuz? ‘İspat hakkı.’ Suçlanan kişi bunları ispat ederse ceza veremezsin diyor. Hodri meydan. Liyakatliler mi, liyakatsizler mi? Becerikliler mi, beceriksizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun. Hodri meydan. Sen benim cumhurbaşkanı adayımın, kardeşimin, kardeşlerimin geleceğine karar vermek üzere 1 yıl 8 aylık hakimleri koyup kurayla da o mahkemeye düşürüp haysiyet cellatlığı yapacaksın; ben de çıkacağım dışarıda ‘mahkemeyi takip ettik, adaletin yerini bulmasını bekliyorum’ diyeceğim, öyle mi? Bir de diyorlar ki ‘efendim hakime karşı böyle, küfür mü ettik? Liyakatsiz dedik, beceriksiz dedik.’ Dur, dur. Bak bunu yapılmazmış. Bakın bu yapılmazmış. Kim diyor bunu? Recep Tayyip Erdoğan’ın medyası. Köşe yazarları, bilmem nesi.

Bakın. Yıl 1989. Beyoğlu İlçe Belediye Başkanlığı seçimi. Yüzde 23 oy almış Recep Tayyip Erdoğan. Yüzde 29 oyla seçimi kazanmış rakibi. Recep Tayyip Erdoğan ilçe seçim kurulunu basar. Hakime dünya kadar hakaret eder. Kravatından tutar, tokat atar. Bu hakim şikayetçi olur. Emniyet Müdürlüğü’ne gidilir. Emniyet Müdürlüğü’nden o dönem avukat olarak yanında olan, sonra 3 dönem milletvekilliği yapacak Zeyit Aslan oradan kaçırır. Sonra alınır getirilir. Bir hafta hakime tokat atma suçundan 7 gün hapishanede yatar. 500 bin TL kefaletle serbest kalır. Mahkeme sonucunda mahkum olur. 6 ay hapis cezası alır. Cezası para cezasına çevrilir. Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin hakimine kravatından tutup küfür edip tokat attığı kesinleşmiş mahkeme kararıyla, kefalet ve para cezasından uzlaşıp bu suçu kabul edip ödeyip hapisten çıkan, hakkında kesinleşmiş karar var hakime tokat atma suçundan; karşıma getirdiği hakime şöyle 2 kelimeyle uzaktan böyle yapmışım, bana ceza verecekmiş. Hadi be oradan. Hadi be oradan.

“İddianamelerine güvenmiyorlar”

İddianamelerine güvenmiyorlar. Doğru yargılama olsa kimseyi tutamayacaklarını biliyorlar. O yüzden kendilerince gerilimi arttırmaya, çirkin tartışmalar çıkarmaya çalışıyorlar. O yüzden burada olağanüstü hal tedbirleri aldılar. Biz bunlara karşı elbette dimdik ayakta olacağız ama müteyakkiz, dikkatli olacağız. Sakinliğimizi koruyacağız. Provokasyona gelmeyeceğiz. Millet bakıyor karşıdan. Jandarmanın eri var. Bir de orada bizden biri var. Millet bilir ki biz de, jandarma eri de milletin evladıdır. İçerideki infaz koruma memuru da biz de milletin evladıyız. Milletin kursağından lokmasını çalan da, o jandarmayı perişan şartlarda çalıştıran da, infaz koruma memuruna kiranın 25 bin lira olduğu şehirde 50 bin lira maaş veren de hep aynı AK Parti’nin kara düzenidir. Bunlardan jandarmasıyla, infaz koruma memuruyla, Cumhurbaşkanı adayıyla kol kola hep birlikte kurtulacağız. Hep birlikte.

Biz milletin safındayız. Millet bizimle beraberdir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bir kez daha sesleniyorum. 1 yıldır ‘hırsız’ dedin, ‘yolsuz’ dedin, her iftiraya ön açtın. Biz arkadaşımızın masumiyetini anlattık. Millet bizimle beraber ve millet evinde buradan haber bekle. Sen kendine, savcına, iddianameye, o iftiralara güveniyorsan biz buradayız. Hep beraber talebimiz ortaktır: ‘Canlı yayın istiyoruz.’ Milletimizden hiçbir şeyi kaçıramazsın. Canlı yayınları isteyecek özgüvendeyiz, siz bunu yapamayacak kadar korkaksınız. Siz ailelerin olduğu salonu boşaltmak isteyecek kadar özgüvensiz ve vicdansızsınız. Ama biz onları yalnız bırakmayacak kadar kendimizi onların ailesi olarak görüyoruz.