(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Partili kimi isimler tarafından kendilerine iletilen bazı bilgi ve belgeleri “kirli istihbaratlar” olarak niteledi ve bunları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiklerini ifade etti. Özel, “AK Parti içinde birbirine operasyon çekenler, kendi planlarınca CHP’yi kullanarak bir taht savaşı yapıyorsa ben önce onu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir göndereyim bakalım. Devletin kayıtlarına geçsin. Bunlar önce birbirini yesin. Nasıl olsa o bilgiyi kimin oraya yolladığı tarihiyle, sayısıyla belli. Şu kadarını söyleyeyim. Fındık kadar aklınızla Türkiye’nin kurucu partisini kendi içinizdeki taht savaşlarına, evlatların, mahdumların, bakanların, bakan eskilerinin kendi içinizdeki kirli savaşına alet edemezsiniz. Düştüğünüz çukurda boğulun be” diye konuştu.
“AK Parti tarafından tarafımıza iletilen birtakım kirli istihbaratları, öyle gizli gizli, bazı yerlerde duyuyorum ‘CHP bunu açıklamadı’…” diyen Özel, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gidin bakın bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi kendisine AK Partili kaynaklardan iletilen hangi istihbaratları yollamış? Ama ben hep şöyle yaparım arkadaşlar. Bizim otobüsün üstünden de bu kürsüden de bize gelen ve doğruluğundan emin olduğumuz hiçbir bilgiyi gizlemeyiz. Gereğini yapmıyorlar o ayrı ama bunu AK Parti içinde birbirine operasyon çekenler, kendi planlarınca CHP’yi kullanarak bir taht savaşı yapıyorsa ben önce onu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir göndereyim bakalım. Devletin kayıtlarına geçsin. Bunlar önce birbirini yesin. Nasıl olsa o bilgiyi kimin oraya yolladığı tarihiyle, sayısıyla belli. Fındık kadar aklınızla Türkiye’nin kurucu partisini kendi içiniz taht savaşlarına, evlatların, maktumların, bakanların, bakan eskilerinin kendi içinizdeki kirli savaşına alet edemezsiniz. Düştüğünüz çukurda boğulun be. Düştüğünüz çukurda boğulun” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel, şöyle konuştu:
“Hem bahis hem uyuşturucu ülkenin ana gündemi hâline geldi. Aslında memleketim gündemi çoktan bu. Yıkılan aileler, evlatlarını okula yollarken korkan aileler, her birine bütün milletvekillerimize Gaziantep’inde de, Manisa’sında da, Niğde’sinde de, Ankara’sında da milletvekilinin kolundan tutan okulların önü çete dolu, torbacılar dolu, evlatlarımızı uyuşturucudan koru. Sürekli milletvekillerinin duyduğu yakınma ya da olmadık bahislerde para kaybetmeler, çalıştığı iş yerinin kasasından parayı alıp bahis oynayıp batanlar, intihar edenler, evliliği bozulanlar, kaçanlar korkunç bir yük hâline geldik. Sokağın gündemi nihayet başka vesilelerle ülkenin gündemi hâline geldi. Hakemler, futbolcular yasağa rağmen bahis oynuyor. Bir hakem, düşünün, 18 bin kez yasa dışı bahis oynamış. Hafta sonu maç oynatmış. Hafta içi 18 bin kez yasa dışı bahis oynamış. Bunu yakalayamamışlar. Bunu takip edememişler. 17 bin 999 kere ıskalamışlar. En sonunda 18 binde ortaya çıkmış. Tam anlamıyla bir çürümüşlük var. Ve eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bu kumar sanal.
“Devlet eliyle yapılmayanı, özelleştirerek verdikleri grup kol çektiriyor”
Bu işlere nereden geldik? Bir kere şuradan geldik. Milli Piyango devletin bir kurumuydu. Sen Milli Piyango aldığında kârının nerelere gittiği de belliydi. En önemli Kızılay’ı, Yeşilay’ı, şehit aileleri dediler ki, ‘devlet eliyle kumar olmaz. Biz bunu satacağız.’ Dedik, ‘Yapmayın, altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin. Bu devlet tekelinde olacak bir iş. Hem güveni sarsmayın hem devletin elindeki altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin.’ Hayır, keseceğiz. Kestiler. Gittiler Demirören’e verdiler. Şimdi girin bakalım, girin bakalım sitesine. Geçmişte ‘devlete kumar oynatıyor’ diyordu. Ne? Milli Piyango bileti. 13+1, 13 numarayı tutturacaksın, üçünden birini tutturacaksın. Spor Toto, bilemedin 6/49. Anneanne öyle bir rakam deyip buraya bunu kumardan saydılar. Anadolu irfanında yılbaşında alınan biletin kumardan sayılması yoktur. Kimse kimseyi kandırmasın. Ama bunu babaanne şöyle bir rakam deyip işaretleyen şeyi kumardan saydılar. Şimdi verdikleri şirket 50 milyar lira vergi almışlar. 15 kat kârını artırmış. Girin bir bakın. 150 çeşit oyun. Devlet eliyle yapılmayanı, özelleştirerek verdikleri grup kol çektiriyor. Milli Piyango’nun sitesinde 150 oyun var. Kol çekme var. Her birinin başka başka adı var. Çocuğun Can Balık oyununa meşe, biz Can Balık değil Can Bişine, meşesine bahis oynatıyor adam. 5 dakikada bir Can Balık yarışı var. Milli Piyango’nun sitesinde. Giriyorsun, bilyalardan birini seçiyorsun, parayı basıyorsun. Bilya birinci gelirse parayı alıyorsun. Dokuz gariban da para kaybediyor orada. Bunlar olunca kol çekmeler, onlar, bunlar, yalancı at yarışları başlayınca oraya giren buraya da girer. Eskiden Milli Piyango’yu alıyordun. Bakıyordun. İnternetten bakan internetten bakıyordu. Gazete veriyordu, gazeteye bakıyordu. Şimdi buraya girince, bilgisayardan Milli Piyango’ya girilince çerezler yakalıyor. Önüne dünyanın bütün yasadışı bahis sitelerini yığıyor cep telefonuna çat çat çat. Oradan numaranı öğreniyor, SMS bile atıyor namussuz. Diyor ki: ‘Bu bire bilmem kaç veriyor. Ben önce bonus 2 bin lira beleş veriyorum. Üstüne de daha fazla kâr veriyor.’ Bir giriyor bizimki oraya. İş işten geçti. Peki ne işi var burada?
“Bir samimiyet varsa Demirören grubundan, Milli Piyango’dan, şans oyunlarından, at yarışlarından alınan vergileri Yeşilay’ın bütçesine koyun”
Ne işi var biliyor musun? Hans gibi 15 ay çalışarak araba alamıyor adam. 99 ay yemeden, içmeden bir kuruş harcamadan biriktirse bir araba alacak. Mümkün mü? Bugün bir asgari ücretli, geçtiğim bir devlet memurunun, bir beyaz yakalının babadan miras kalmadıysa, Milli Piyango’dan çıkmayacaksa çıkmadığına inanıyorlar. Gidip bu tarafta oynuyorlar. Ev sahibi olması, araba sahibi olması mümkün mü? Benim de çocuğumun bir arabası neden olmasın? Ben de eşimi hafta sonu arabaya bindirip ‘Neden gezdirmeyeyim?’ diyenin önüne ‘Kak’ diye bunu düşürüyorlar. Bu yoksulluk, bu çaresizlik, hatta bu anlattığım en masumu. Bir de şöyle bir tarafı var. Bu anlattığım en kabul edilmesi. Bir de şöyle daha çok daha masumanesi var. Geçinemiyor. Kredi kartından çekiyor. Geçen haftalarda gösterdim. yüzde 96 faiz yiyor. Çalışarak kapatılmayacak bir borç oluyor. Hadi bakalım şu son bilezikle şu sanal bayiye girelim. Boşuna olmuyor bunlar. Dünyanın hiçbir yerinde bu oranda bir sanal bayi ve böylesine dolandırılan bir ülke yok. 40 milyon kişinin bu işin bir şekilde bir tarafı olduğu, bir kez olsun bir tarafına bulaştığı söyleniyor. Ben mi söylüyorum? Cumhuriyet Halk Partisi’nin araştırma geliştirme birimi mi söylüyor? Yeşilay söylüyor, Yeşilay. Kapı gibi raporu var Yeşilay’ın, ’40 milyon kişi sanal bahis tuzağında’ diyor. Ne yapıyorsun? Özelleştirdiğim, devlete kumar oynatmadığım yerden memleketin yarısını kumar belasına bulaştırıyor. Bir de oradan vergiyi alıyorsun. Genel bütçede değerlendiriyorsun. Bir samimiyet varsa Demirören grubundan, Milli Piyango’dan, şans oyunlarından, at yarışlarından alınan vergileri Yeşilay’ın bütçesine koyun. Yeşilay’ı da doğru düzgün arkasında durulacak, tüm kötü alışkanlıklarla mücadele edilecek bir noktaya getirin.
“AK Parti’ye rahatsızlık verecek tweeti kim attıysa onların saç teline baktılar”
Diğer tarafta uyuşturucu operasyonu. İlkokul önlerine kadar indiğini annelerden, babalardan hepimiz duyduk ama şimdi ülkenin duyması için meşhur isimlere operasyon yapılması lazımmış. Bir yandan da öyle bir görüntü, öyle bir şey yaymaya çalışıyorlar ki bakın bu iş sadece CHP’ye yönelik değil, CHP’ye yolsuzluk operasyonu yaptığımız gibi efendim iktidara yakın bazı isimlere de uyuşturucu operasyonu yapıyoruz. Birincisi, geçen günlerde başlayıp tepki gösterdiğimiz sürecin şu kısmına dikkat çekerim. CHP’li olsun, AK Partili olsun, MHP’li olsun. Bu ülkede bilinen kişilerin, bilinmeyene de aynısı ama bilinenlere yapıldığı için 20 kişiyi alacaksın, iki polis de götüreceksin, gün boyu, üç gün bütün televizyonlarda görüntüsünü döndüreceksin, saçından tel alıp tahlile yollayacaksın. Üçünde çıkacak, 15 gün sonra 17’si temiz çıkacak. O 17 temiz çıkanı CHP’li olsun, AK Partili olsun fark etmez. Evladının, annesinin, babasının, kardeşinin, eşinin o mahallede, o okulda, o iş yerinde hâli nedir arkadaşlar? Bir iş yapıyorsanız, şüpheleniyorsan çağırırsın. Kaçmayan gelir, kaçanı yakalarsın. Yakalasan bile teşhir etmezsin. Alırsın örneğini, çok lazımsa pozitif çıkan konusunda bir bilgilendirme yaparsın. Ama memlekette 15 gün boyunca, hem de tesadüf, o ilk dönemlerde AK Parti’ye rahatsızlık verecek tweeti kim attıysa onların saç teline baktılar. 17’si temiz çıktı. Onlara ‘Pardon’ dediler. Üç tanesi üzerinden algı operasyonu yürütüyorlar. Bu işlere dikkat etmek lazım.
“AK Parti içinde birbirine operasyon çekenler, planlarınca CHP’yi kullanarak bir taht savaşı yapıyorsa önce onu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderirim”
Bu işlerde dün Meclis’teki konuşmada değinildi. Bunun torbacısı yakalanıyor içeride. Kullanıcısı yakalanıyor içeride. Temini kolaylaştıran içeride; bu uyuşturucunun baronu yok mu, baronu? Bu uyuşturucu baronları nerede? Menşe ülke belli. Kolombiya’dan kalkmış. Gelen gemi belli. İstihbarat alınmış. Vardığı liman belli. El konulan uyuşturucu belli çünkü bu operasyonu namuslu gümrükçüler, ihbar alan namuslu narkotikçi polisler yapmış. Peki bunu getiren, o gemilerle, gemiciklerle getiren lanet olası baronu koruyanlar kim? Nerede o baron? Nerede o baron? Küçücük küçücük bitlerle uğraşıyor. Pire torbası olmuş bir hayvan var ortada. Nerede o? Nerede? Nerede? Ve herkesin bildiği bir gerçeği, herkesin üzerinde konuştuğu bir gerçeği şimdi iktidar cephesi güç savaşlarıyla yakar topu birbirlerinin tarafına atmaya başladılar. Şu kadarını söyleyeyim. Böyle işlerin şakası olmadığından, böyle kirli istihbaratların tarafı olmadığımızdan, AK Parti tarafından tarafımıza iletilen birtakım kirli istihbaratları, öyle gizli gizli, bazı yerlerde duyuyorum ‘CHP bunu açıklamadı’… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidin bakın bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi kendisine AK Partili kaynaklardan iletilen hangi istihbaratları yollamış? Ama ben hep şöyle yaparım arkadaşlar. Bizim otobüsün üstünden de bu kürsüden de bize gelen ve doğruluğundan emin olduğumuz hiçbir bilgiyi gizlemeyiz. Gereğini yapmıyorlar ayrı, ama bunu AK Parti içinde birbirine operasyon çekenler, kendi planlarınca CHP’yi kullanarak bir taht savaşı yapıyorsa ben önce onu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir göndereyim bakalım. Devletin kayıtlarına geçsin. Bunlar önce birbirini yesin. Nasıl olsa o bilgiyi kimin oraya yolladığı tarihiyle, sayısıyla belli. Şu kadarını söyleyeyim. Fındık kadar aklınızla Türkiye’nin kurucu partisini kendi içinizdeki taht savaşlarına, evlatların, mahdumların, bakanların, bakan eskilerinin kendi içinizdeki kirli savaşına alet edemezsiniz. Düştüğünüz çukurda boğulun be. Düştüğünüz çukurda boğulun.
“SİHA’lardan utanmıyorlar düşmesine seviniyorlar, düşmeyenleri ne yapacağız?”
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politika beceriksizliği artık Türkiye’de her bir vatandaşı tehdit eder durumda. Şöyle düşünmeyin. Yani yanlış işler yaptı, ülkenin başına der. Yok, başınıza her an bir Rus İHA’sı düşebilir. Düşebilir. Çünkü öyle bir hâle getirdiler ki memleketi, şu anda Ankara’ya, ülkenin başkentine, Elmadağ’a kadar kontrolsüz SİHA geliyor. Gelmesinden utanmıyorlar, ‘düşürdük’ diye övünüyorlar. Balıkesir’e düşüyor, Kocaeli’ne düşüyor. SİHA’lardan utanmıyorlar, düşmesine seviniyorlar. Düşmeyenleri ne yapacağız, düşmeyenleri? Ama esas sorunu bir dile getirmek lazım. Tehdit açıkça ortadayken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hazırlıklarından sorumlu olan yürütme tarafından güvenliğimizi zafiyete düşürecek yanlış politikalar uygulanmış ve uygulanmaya devam ediyor. Hiçbir analiz yapılmadan, teknoloji transferi olmadan S-400 sistemi hepinizin gözü önünde, hepimiz şahidiz ki tek kişinin kararı, tek kişinin inadıyla alındı. O dönemde bölgemizdeki tüm devletler hava kuvvetlerini ve savunma hatlarını genişletirken Türkiye büyük bir sıkıntının içine düştü. 13 yıldır tek bir savaş uçağı alamadık. Neden? S-400 konusundaki pervasızlıkla ortağı olduğumuz F-35 projesinden atıldık. İçeride 1,5 milyar dolar paramız var. Paramızı da vermiyorlar. Altı tane, üzerinde al bayrak işli, dört tanesinin pilotlarımızın eğitimine gittiği F-35’i 8 senedir, 10 senedir tutuyorlar.
Diğer taraftan şimdi uğraşıyoruz, olsun diye Eurofighter alınamamış. F-16 yeni nesil alınamamış. F-16 modernizasyonu yapılamamış. O hâle düşürdüler. Şimdi İsrail kalktı mı? Bizim F-16 kalktı mı? Efendim 6 dakika, 4 dakika o bizi görüyor. Biz onu görmeden uçuyoruz. Yunan’ın yeni nesil F-16’sı ki F-35 onda da var. Bizim F-16 16 ile karşılaşıyor. Bir dakika 50 saniye o bizi görüyor. Biz onu görmeden uçuyoruz. Bu hâle getirdiler memleketi. 2016’da, 2019’da davulla, zurnayla S-400’ler gelirken canlı yayında ya Rusya’dan kalktı. Haritada gösteriyor uçak. Ne var içinde? Takip ediyoruz haritada. S-400’lerimiz geliyor. İniyor. 16 televizyon canlı yayında S-400’ler geldi. Sanki Türkiye kendi yapmış olduğu bir savunma sistemini devreye alıyor. Sanki ondan övün. O zaman, o zaman ben de avucum patlayana kadar alkışlarım. Bir yanlış strateji ile getirdiler. Erdoğan’a soruyorlar. Nerede duruyor? Durması gereken nerede? Nerede biliyor musunuz? Mürted Hava Üssü’nün hangarında duruyor. Çünkü öbür taraftan hesap etmediği birtakım işler olup da ambargoları yiyince kuramıyor. Vur vuramıyor. Yolla, geri yollayamıyor. Gitmiş şimdi Putin’e. Acaba geri alsan, S-400 aldım ya, onu geri alsan… Nereden öğreniyorsun bunu? Bloomberg’den. Var mı yalanlayan? Ömer Çelik. Ömer Çelik. Bizim partinin sözcüsü bir şey söylediğinde, grup başkan vekili bir şey söylediğinde, biz bir şey konuştuğumuzda 7 dakika içinde Twitter’a salınan Ömer Çelik.
“Geçmişte bir Rus savaş uçağı düştü, devrin Başbakanı ilk söylediğimde de alındı”
7 gün 7 saat oldu, Bloomberg yazdı bunu. Yazsana, yok öyle bir şey. Yalvar yakar aldıkları S-400’leri geri vermek için yalvar yakar oldular. Ve F-35’ten atılarak 13 yılımızı kaybettik. S-400 meselesinden, S-400 meselesinden dolayı 8 yılımızı kaybettik. Ve şimdi hava savunma sisteminin şakası yok kimsenin. Hava savunma sistemini Putin’e söz verip şimdi Putin dedi ya, ondan değil, bizden daha pahalıya alacaksın, tamam. Çin’e vergi koyacaksın, tamam. Benim uçakları alacaksın, tamam. S-400’ü yollayacaksın, ne diyor? F-35 programı 6 aya kadar bir şey olur dedikleri bu. 6 aya kadar cesareti toplayıp S-400’leri verebilir, diyor. Putin’e deyince Putin diyor ki buna: ‘Senin hava savunma sistemin çok sağlam anlaşılan.’ Putin tepemizde rutin şekilde İHA uçuruyor arkadaşlar. Putin rutine bağladı İHA’ları. Tabii bu işin bir de ahalinin konuştuğu tarafı var. Kitabın ortasından geçmişte bir Rus savaş uçağı düştü. Devrin başbakanı ilk söylediğimde de alındı. Onun yetkisinde zaten. Yani başbakan söylüyor Genelkurmay Başkanı’na eskiden parlamenter rejimde angajman kurallarını. Ben deyince sanki onu eleştiriyormuşuz gibi alındı Sayın Davutoğlu. Davutoğlu, başbakan yetkisiz, tarafsız cumhurbaşkanı ‘Ben düşürdüm uçağı’ diye Davutoğlu’yla yarışa girdi. Angajman kuralına göre uçak düştü ya.
“Kendisini parmağında oynatan Trump’a teslim olanlara yazıklar olsun.”
Ardından bu millet siz bunu söylemediniz de unuttu mu sanıyorsunuz? 34 tane asker şehit oldu hava bombardımanıyla. O neye karşı yapıldı? Sonra kalkıp da Rusya’ya gidip Rus televizyonunda knockout olmuş boksöre sayar gibi 2 dakika saydırmadılar mı sana kapıda bekledim? Rus resmi televizyonu, ‘Erdoğan’ı Putin kapıya aldı. 2, 1.59, 1.58… Aklı başına gelsin diye döndürüyoruz’ diyor. Bu hallere düşürdü memleketi, bu hallere. Bu milletin aklını, ferasetini çok hafife alıyorsunuz. Sen İngiliz İstihbarat Örgütü’ne MI6 başında şimdi görevi yakında bırakacak olan Türkiye’nin eski Türkiye’deki eski İngiliz büyükelçisi var. Gelecek İstanbul’un orta yerinde İngiltere Başkonsolosluğu’nda İngiliz istihbaratının ‘sessiz kurye’ dediği muhbir hattının lansmanını yapacak. Rusya’ya sınır ülke Türkiye’de Rusya’da rejimden rahatsız olanlara dijital ajanlık teklif eden programı tanıtacak. Putin de diyecek ki sana: ‘İyi yaptın, ev sahipliği yapmışsın. İkiniz de NATO ülkesisiniz’ falan. İngiltere bunu hangi bir başka ülkede yapmaya o ülkenin diplomatlarını, Dışişleri Bakanını, o ülkenin yürütmenin başındaki insanı ikna edebilir. Rusya’nın çevresindeki hiçbir ülkede yapamayacaklarını O ülkeler yaptırmaz. Diplomasi bilen hiçbir ülke yaptırmaz. Birinden müttefiksindir, öbüründen sınır komşusundur, ilişkin vardır. Gidip de sen istihbarat örgütüne ‘Rusya’nın içindeki muhalifler bana başvursun’ deyip o tanıtımı burada yaptırıyorsan Putin tependeki İHA’yı böyle rutine bindirir. Bunu bu ülkeye yaşatmaya o Türkiye hava sahasına giren bir tane bile İHA engel olmayıp, onun gereğini yapamayan, aldığı S400 için alırken yalvar yakar, verirken yalvar yakar olan, kendisine meşruiyet vereceğim diye kendisini parmağında oynatan Trump’a teslim olanlara yazıklar olsun.”

